Aslında Yapabilirdim Ben...


Efendim selamlar? Nasılsın?

Şinanayda şinanay hopa şinanay! diye öfkeyle bağırarak çıktım evden! Bana yönelen anlamsız bakışları önemsemedim çünkü sabahın köründe bakanların hepsi kediydi. Sabah sabah kedilerle muhatap olmak istemedim, zira bir PİST'lik işleri var. Neyse!

Aslında yapabilirdim ben! Bu yüzdendi içimdeki bu heyecansız şinanay! diye haykırma arzusu. Hep bana "yapamazsın", "çok zor olm lan", "yarraa yedin olm" şeklinde cümleler kuranlar yüzünden dağıldı benim motivasyonum. Oysa "I don't know tomorrow" gibi komplike bir cümleyi kurabilen bir insanım. Daha neler başarabilirim sen düşün! Bu ve bunun gibi karmaşık cümleleri kurabilmeme rağmen sırf yukarıda bahsettiğim "korkutucu" insanlar yüzünden kazanamadım TOEFL sınavını.

Ne de güzel hazırlanmıştım lan aslında! Death metal tarihi, futbol, Fenerbahçe, seks, yazıcı tamiri gibi konulardan çıksa, oracıkta fahri doktora verirlerdi bana. Tayyip'ten neyim eksik hem!...

Aşina olduğum ama ayrıntıları ve teknik terimleri hakkında Yıldız Tilbe'nin dans etmeye olduğu kadar bi haber olduğum bir konu çıkmıştı. Faşizm, yobazlık, devlet nasıl yönetilmez, 10 adımda arabesk gibi konulardan çıksa, bildiğim konulardan daha tecrübeliydim misal. Her gün bunların örneklerini yaşıyorum zaten. Din bile olurdu lan!

Ama dediğim gibi aşinalığımın bulundupu, yani teorik olarak yalayıp yuttuğum, ancak teknik terimler konusunda birazcık zorlandığım "eklem bacaklılar" konusu denk geldi.

Aslına bakarsanız çocukluğumda bir biyolog olmaya çok yakındım. Arkadaşlarım beni doktor olarak çağırırlardı hatta! Lisede biyoloji dersinde bir öküz gözüne bile ellemişliğim var yani. O basitti ama kendi çalışmalarımdam umutluydum.

Yakalayıp kibrit kutusuna doldurduğum sineklerin buzdolabında ne kadar sürede donduklarını test edip, ne kadar sürede çözülebileceklerini gözlemlemem belki bir çığır açabilecek nitelikte çalışmalardı.

Kanatlarını koparttığımız sinekleri yarıştırmamız diğer çocuklar arasında sıradan bir at yarışı heyecanı yaşatsa bile ben sineklerin tepkimesini ölçüyordum. Sanki yeniden kanatları çıkacakmış gibi, öyle sakin yarışıyorlardı ki... "İLGİNÇ." diye not düşmüştüm ajandama.

Arıların ateşe dayanıklılığı, karafatmaların ne kadarlık basınca dayanabildikleri, gergedan böceklerinin kuma kaç metre gömüşürse tekrar yüzeye çıkabileceği, tırtılların en az kaç bacakla yürüyebilecekleri gibi araştırmalarım vardı. Akademik başarılara gidebilirdim. Eklem bacaklılarla alakası olmasa bile, en sevdiğim deneyim solucanları uçan balona bağlayıp uzaya yollamaktı. Maymun yollamaktan daha yaratıcı değil mi?

Yine insanların tepkileri yüzünden bıraktım, vazgeçtim. Benim hayvanlara işkence yaptığımı iddia edenler bile oldu ama bilimin kolay birşey olmadığını bilmeli insanlar.. Neyse!

Konsept olarak aşina olduğum ancak teknik terimlerini bilmediğim için kaybettim TOEFL sınavını. Arthropoda ne yani şimdi? Pantopoda misal? Bana ne yani. Ne skime yarar ki bunun latincesini bilmek? Okuyamıyorum bile. Ayıp bence. Ben alt tarafı bir yazıcı tamircisiyim. Neyse. Toplam 11 puan aldım. 10 puanı katılan herkese veriyorlarmış zaten. 1 puanıda adımı doğru söylediğim için vermişler.

Ama "siksen geçemezsin lan" diye gözümü korkutmasalar en azından soyadımı doğru söyleyebilirdim. En az bi 20 puan alırdım yani. Bir de death metal falan sorsalar en kötü 30 puanım vardı.

Sınavdan çıkınca gebeş gülüşlü bir suratım vardı. Yenilgiyi kabul etmemiş görünme arzusu içinde olduğum için Deniz Baykal gülüşü vermiştim dudaklarıma.

Aslında başarabilirdim lan! Azıcık gaz verseydiler, bence olurdu belkide. Hem neredeyse oluyordu. Sadece çalışmadığım yerden çıktı. Tamamen talihsizlik.

Whatever! I'm going to pencil and i love animals. But i don't like some animals. Yes this notebook pencil case!

Bence olabilirdi. Aslında yapabilirdim ben...
Devamını Oku!

Hastalıklı Tespitler... v2


Uzun zaman olmuş hastalıklı tespitler başlığı altında birşeyler yazmayalı. Tespitlerimiz sürüyor...

Bir arkadaşımız şirkette klima açıldığı zaman üşüdüğünü, ancak erkek insanların üşümediğini söylemiş. Kadın insanlarının neden üşüdüğünü merak etmiş. Açıklıyoruz!

Seks yüzünden!

Evet, şaşırmayın, hepsi seks, cinsellik, sevişmek, eşeyli çoğalma yada günümüz ismiyle sikiş-sokuş nedeniyle.

Seks olayı zaten kadının üşümesinden dolayı çıkmıştır kesinlikle. Yoksa erkek insanı sırf insaniyet namına kadınları sarıp sarmalamaz ve ısıtmaya çalışmaz. Peşinden gelecek seksi bekler, onun için sarılır. Hep bir menfaat style. Yoksa gebeş ve göbekli bir erkek insanı da üşüyordu zamanında emin ol! Sırf hatun kısmına yakın olabilmek için evrimini tamamladı ve artık üşümüyor. Üşüyen hatunları sarıyor ve sonuçtan seks çıkmasını bekliyor. Durum budur.

Hatun kısmıda sarılmaktan ve seksten hoşlandığı için bu evrimi gerçekleştirememiş ve üşümeye devam etmiştir.

Ve bu yüzden yüzyıllar sonra erkek insanı daha az üşür, kadın insanı daha çok üşür. Bunun nedeni sekstir, cinselliktir, sevişme isteğidir. Yada günümüz ismiyle; sikiş-sokuş'tur. Evet.
Devamını Oku!

Çok Teşekkür Ediyorum Ben.

Efendim selamlar? Nasılsınız!

Bizi soracak olursanız, harikayız. Muhteşemiz, süperiz. Şimdi girdim şirkete ve vıcık vıcığım. Kronikleşmiş İstanbul trafiğinin kronikleşmiş İstanbul nemi ile birleşmesinin muazzam doyumunu yaşıyorum. Klimalı süsü verilmiş ve hatta bu süsü pekiştirsin diye klima çalışıyor görüntüsü verilmiş metroçüklere bayılıyorum. Hiç bir şey çalışmıyor ama kendini çalıştığı konusunda ikna ediyorsun. Öyle bir izlenim veriyor insana. Ve bu arada kaşından gözüne doğru akma konusunda bir keçi kadar inatçı olan ter damlasını ellerini kullanmadan ikna etmeye çalışıyorsun gözüne girmeme konusunda. Ama en sevdiğim bölümü ise ter koklamak. Bayılıyorum ter koklamaya. Hele göğsü açık gömlek giyen kıllı abilere bayılıyorum. Üç gün yıkanmamış sanki, öylesine güzel kokuyor, öylesine içten, sıcak, samimi... Metroçükler hep ağzına kadar dolu oldukları için ayrılmıyorum diplerinden, kana kana çekiyorum içime ter kokularını. Cennet kokusu, aşk iksiri resmen. Sonra, sonra o ter kokulu kıllı abiler, kıllarını serinletmek için, sabahtan beri bir paketi bitirmiş o sigara kokulu ağızlarıyla, açık olan gömlek yakasından içeri yolluyorlar ya o mubarek nefeslerini?... İşte bittiğim, nirvanaya erdiğim, orgazm olduğum ve bunun gibi duyguları belirten cümlelerin hepsini birden olduğum an oluyor o anlar. Bayılıyorum sigara kokulu ağızların yüzüme üflemesine. Öyle seviniyorum, öyle mutlu oluyorum ki!... Teşekkür ediyorum bize bu anları, bu muhteşem dakikaları yaşatan yetkililere. İyi ki var onlar, iyi ki bizi yönetiyorlar. Belediye başkanımıza, o kıllı abiye, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenime, otobüsün şöförüne, başbakanımıza, devlet büyüklerimizin hepsine, bi de akbilci amcaya. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Mutlu ediyorlar bizi, Allah'ta onları mutlu etsin.

Ayrıca polis abilere ayrıca teşekkür ediyorum. Onlarda beni aşırı mutlu ediyorlar. Hani bazen, yukarıda saydığım devlet büyüklerimiz falan geçiyorlar ya yanımızdan? Yolları kapatıp, o büyük insanlarla anlık bile olsa aynı havayı solumamızı sağlıyorlar ya, bayılıyorum bu iyimserliklerine. Onlar olmasa, o yollar kapanmasa biz nasıl aynı havayı soluyabilirdik ki o büyük insanlarla? Yanımızdan eskortlarıyla birlikte vızzz diye geçiyorlar ve o an hayatımıza renk geliyor, başka bir insan oluyoruz kısa bir süre için bile olsa. Muasır medeniyetler seviyesine ulaşıyoruz. AB üyesi oluyoruz. Çok seviniyorum ben o yollar kapatıldığı zaman. Keşke hep kapatılsa, keşke hep yanımızdan geçse devlet büyüklerimiz. Ne güzel yönetiyorlar bizi! Allah razı olsun hepsinden! Çok teşekkür ediyorum ben.
Devamını Oku!

Kara Koyun... v.8

Efendim selamlar! Gündem geniş billah.

Şeyh Sait'in Cenazesi Ailesine Teslim Edilsin
...

Evet, elbette. 1925'ten bu yana bu tür işleri gayet iyi yapabilecek bir devlet teşkilatına sahibiz zaten. Onun haricinde, neden ki? Kaldığınız yerden devam ediyorsunuz zaten, illaki bir simge mi lazım size?


Şeyh Sait'in cenazesi teslim edilsin!

Hitler, dünya barış elçisi ilan edilsin!
Berlusconi peder ilan edilsin!

Tayyip anasını alsın, bize gelsin!

Öcalan Türkiye Kültür Bakanı olsun, fahri doktora alsın, MHP'nin başkanı olsun!

Hasan Tahsin ilk kurşunu sıktığı için vatan haini ilan edilsin, mezarı kaybedilsin, İzmir'den denize dökülsün!

Sibel Can'ın çingene olduğu unutulsun!

"Fatih Ürek delikanlıdır" densin!

Paris Türkiye'ye bağlansın! (bu da feci sallama oldu lan sdıofsd)


Türkiye'de Mizah Yapmayı Kolay mı Sandın?

Gereksiz insanlar var. Gereksiz işler var. Adını, sanını, herşeyini değiştirerek sanal alemden sistemin en büyük çarkı olduğu halde eleştiri yapanlar var. Bende oldum onlardan kısa bir süre. Onlar da haklı gibi aslında diyorum bazen ama kendini ezmiş olmuyor musun olmayan bir hüvviyetle yaşadığın sistemi eleştirerek?

İngiliz abi 2007 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ‘Bush’un köpeği’ olarak tasvir ettiği için ‘Devlet büyüklerine hakaretten’ tutuklanmış ve ardından beraat etmiş. Sonra bizim muhteşem yargı sistemimizin inceliklerini gören Michael Dickinson’ın, Yargıtay’ın beraat kararını bozduğunu televizyondan öğrenince, hemen İngiltere’ye kaçmış. Dickinson, Yargıtay’ın üç gün önce mahkemenin aldığı kararını bozduğunu öğrenince, yeniden tutuklanma korkusuyla 23 yıldan bu yana oturduğu İstanbul’u önceki gün terk etmek zorunda kalmış. Sen misin başbakanı köpek olarak çizen? Sen misin bu ülkede mizah yapan? Ya adını sanını saklayıp kaçak dövüşeceksin körebe oynayan çocuklar gibi, BİR BOKTAN HABERİN OLMAYARAK, yada siktir olup gideceksin bu ülkeden, içinden gelen gerçekleri yardırarak...

Madımak Katliamı ve 'Gülerek Yaktın, Donarak Öldün!" Pankartı...


Kim ne derse desin, -ki şirketimde çalışan insanlar büyük küfürler etti bu pankartı taşıyan kişiye- müthiş bir takdir-i ilahi örneğidir bu pankart. Daha beter ölümlere imza atmış bir şahsiyetin kulakları çınlamış, iyi olmuş. Kendisi ve gaza getirdiği köpekleri yüzünden kimbilir kaç insan hayatını verdi bu ülkede, kaç Madımak yaşandı bu ülkede karanlık perdeler arkasında...

Bu tarihin yüzümüze vurduğu büyük bir tokat var ki, o da faşistlerden daha büyük tehlikenin dinciler olduğudur. Şeriat yanlısı dinciler bütün ülkelerin ve insanlığın can damarını kemiren kurtçuklardır. Kanlı Pazar ve Madımak dincilerin organize edip katliamlarla sonuçlanan iki önemli olaydır. Tarihte yerini almıştır ama Türk milleti bunu ve bunlar gibi olayları görmemekte ısrarcıdır. Göremezler yoksa cehenneme giderler. Allah koministe ve halkçıya vuranın yanındadır çünkü. Bu ülkede kimileri 6.Filoyu cephe alıp namaz kılar, kimileri tekme tokat denize atar. Ve sonra amerikan uşaklarının g.tlerini yalayanlar cemaat lideri olur, devlet başkanı olur, zengin! olur, denize dökenler vatan haini olur, katli vacip olur... Ne zaman uyanacak bu insanlık lan? Gerçekten bu kadar bariz gerçekler varken neden bu aciz pısış?



İstanbul Büyük Şehir Belediyesinde Eylemler Sürüyor!


Geçen gün otobüse bindiğimde şöförün kolunda "ben hala maaşımı alamadım" yazan bir yazı asılıydı. Gidip konuşayım istedim, durumu sormak istedim ama kalabalık yüzünden beceremedim. O günden önce ve o günden sonra bir daha hiç görmedim o yazı asılı şöförlerden ama genel bir eylem olduğu doğru. Bunun yanında işten çıkartılacak temizlik görevlileri de eylem yapmak istemişler ama pek muvaffak olamamışlar. Bu ülkede eylem yapmaya bile çekinir insanlar. Bir umut var çünkü içlerinde. "Belki çıkartmazlar lan bizi işimizden, kötü görünmeyelim adamlara?" şeklinde bir umur, bir avuntu var. 300 kişi toplanıp, 3 kişinin önlerini kesmesiyle dağılıyorlar. Bastırılmış, ezilmiş, sesi soluğu kesilmiş, ümüğüne sıkılmış bir halk... Koyun halk...

Fahri Doktora Alayım, Keyifime Bakayım! Hazır Gelmişken Birkaç Komünüzü de Dövdüreyim!



İstanbul Üniversitesi başbakanlarına fahri doktora vermiş. Neden lan? Ekonomiden çok anladığı için mi? Devleti çok iyi idare edebildiği için mi? Sonradan baktım ki dünya barışına katkı sağladıkları içinmiş. Ne yapmışlar? Irak'ın, Afganistan'ın yıllardır tepesinde olan Amerika'ya üsleri açmışlar. Ha, pardon, teskere çıkartmamışlardı değil mi? Öyle bir şey vardı. "Yok biz vurmayalım, biz beceremiyoruz, bakın 40 yıldır bir avuç çapulcuyu indiremedik dağdan, biz size üs açalım, siz vurun" diyerek barışa katkı mı sağlamış oluyorlar? Korkularından protestolara bile katlanamayan, üç beş protestocunun üzerine yüzlerce polis salan, çimlerde oturmuş öğrencilerden korkan bu adamlar mı alıyor bu ödülü? Komik ülkeyiz billah.
Devamını Oku!

Süper Cem'in Halısaha Maçlarında Sakatlanması V.43295432958923453

(Reha)

Efendim selamlar! Nasılsınız lan? Beni özlediniz mi? LÖL

Şimdi efendim, acaip sıcak lan! diyerek girersem sanırım ayıp etmiş olmam. Zira paso ayıp eden bir insanım. Özellikle hiç utanmadan, arlanmadan devamlı olarak ağzımdan saçtığım tükürükler eşliğinde ettiğim küfürleri bilen insanlar bunu ayıp olarak algılamayacaklar ve beni mazur göreceklerdir. Aslında hep mazur görülmek isterim. Paso küfredeyim ve insanlar beni mazur görsün. "Süperliğine verin" falan desin, desteklesinler beni, "afferim len! mazur gördüm seni" desin insanlar. Öyle mutlu olurumki o zaman. Çocuklar gibi şen olup, çıkarım açık alınla on yılda, on blogdan!

Neyse! Burnumun sızısı çeneme vurdu!

Efendim ben bir futbol manyağı olaraktan yine bir yerimi sakatladım. Malum, bloğu uzun zamandan beri takip edenler bilir, bir kol kırığı, birkaç bilek dönmesi, birkaç güzel tekme falan derken baya bir muhatap oldular benim hastanelik olma durumlarımla euhah. Geçtiğimiz hafta ise neredeyse burnumu kırıyordum kih

Öncelikle güzel bir maç oluyordu, 4 - 2 öndeydik ve iki golü ben atmıştım. İki golümde güzeldi bana kalırsa. İkinci golü atarken bileğim döndü, sinyalleri oradan vermeye başlamıştı zaten. İlahi bir güç "oynama, siktiret, bak iki gol attın, yeter!" diyordu. Zira bu sesin sonradan Özkan olduğunu anladım ben. Çünkü toplamda 10 dakika falan oynayabildik. Maç benim bileğimin dönmesi yüzünden önce bir kaç dakika durdu, sonra benim burnuma okkalı bir dirsek gelmesi yüzünden iptal oldu. 10 dakikada iki gol atıp zevkimi aldım ben. Ama Özkan hiç birşey yapamadığı için baya gergindi maçtan sonra :P O ilahi sese, yani Özkan'ın sesine kulak verseydim muhtemelen sağlam bir burun, morarmamış göz altları ve ağrıyan bir bilekle burada oturuyor olurdum. Neyse! Olayı anlatamadım sd:fsfs

Şimdi ben, bizzat kendim, muhteşem bir futbol üstadı olduğumu sandığım için seken topu sol yanıma çekip, sol ayağımla gelişine şut çekmeyi düşünüyordum. Topun sekeceğini sanan rakip arkasını dönmüştü ve topun sekmediğini görünce aniden dönmek istedi. Kütle olarak biraz ağır olan bu arkadaş, dönme hareketini tamamlamak isterken kolları, ağır olan vücudundan birazcık daha erken dönünce, arkadaşın kendisinden önce kollarıyla karşılaştım. O sırada tüm dikkatini yerde seken ve sol ayağının hizasına gelmesini beklediği topa diken Süper Cem insanı, dirseği yemek için gerekli olan tüm şartları yerine getirmişti. Bu şartlar nelerdi?

1- Şişman birisinin arkasına top atmak
2- Kafası yerde olmak
3- Hızlı olmak
4- Şişman insanı kontripiyede bırakmak

Tüm bu dört maddenin gerçekleştiği anda büyük bir ÇTONK sesi duydum. "ahan burnum kırıldı" dedim yere doğru yönelirken. Yere benden önce varmıştı kırmızı boyalarım. Ellerim hep boya oldu. "Hay .mına koyim ya, burnum kırıldı ya" dedim, çünkü elimi burnuma götürdüğümde yamukluğu hissedebiliyordum. "Yok lan" dedi, dirseği çarpan, "kırılmamıştır". Başıma toplanan meraklı halısaha futbolcularının gözlerini okuyordum. Kimisi yüzünü ekşitiyor, kimisi akşama yazacağı grind parçasına söz ararmışçasına dikkatle bakıyordu. Sahadan çıktık, pamuğu taktık, yüzümüzü yıkadık, düştük yine hastane yollarına.

Şükür paso değişiyor hastane personelleri. Adamlar artık tanıyacak beni. Kapıdan girerken "hayrola bu hafta ne oldu?" diyen olacak diye tırsmadım değil. Neyseki tanımadılar. Burnumda kandan kıpkırmızı olmuş iki pamuk ve şişmiş gözlerle danışma masasına vardım. Kayıt açan hatun "neyiniz vardı?" dedi. "Sence?" diyecektim, siktiret dedim, zaten tanımamışlar, hiç kimliğini ele verme... Kaydımızı açtırdık, kan verdik, röntgen çektirdik, saatlerce bekledik tüm takım. Ben bi yandan o dirsek burnuma gelmese süper şut çekebileceğimi düşünerek üzülüyordum, bir yandan maçın kritiğini yapıyorduk ve bir yandan can çekişen insanları izliyorduk. Acil servis ne acaip lan! Yani burnumun kırık olmasından şüpheleniyoruz, canım yanıyor, kanamalıyım ama oraya gidince bir anda iyileşiyorum! Garip birşey. "Ne işim var lan benim burada çük kadar yarayla?" diyorum, kendime kızıyorum, doktor "neyin var" dediğinde utanıyorum adeta. İnsanlar çatır çatır ölüyor, bıçaklananlar, ağaçtan düşenler, trafik kazaları, kalp krizleri ve ben. "Burnuma dirsek geldi de?.." Tribal bir durum. Neyse, kimse düşmesin oralara, amin, bismillah.

Neticede kırık çıkmadı. Doktor bey, başparmaklarını kullanmak suretiyle burnumu düzeltti. Şu an burnum düzgün ama göz altlarım hala mor. Olsun. Bu bana ayrı bir hava katmış meğersem? Pek sevmem ama artık güneş gözlüğü takıyorum işte :P

Sonra o gece eve döndük, toparlandık ve Ben, Pelinciğim, Özkan, Sevdiceği Duygu ve Kirli Yalçın olarak Şile'ye gittik. Gider gitmez Özkan yine sidikli çocuklar gibi ateşle oynamaya başladı, sevdicekler şişme yatakları şişirdi, ufaktan yemekler yenildi, votkalar, şaraplar, biralar içildi, muhabbetler edildi derken güneş denizin ardından kendini belli etme çabalarına girişmişti. Topluca yattık açık havada üzerimize aldığımız pikelerle, uyku tulumlarıyla...

(Camışlar gibi eğlendik billah. Bakınız: Havalı kamp yatağını deniz yatağı olarak kullanan tipler)

Kah güldük, kah eğlendik, kah denize girdik ve ben yine bileğimi burktum! Maçta burktuğum o kadar sert olmamıştı ama üstüne bu gelince inanılmaz kötü oldu bilek. O gün bugün sararak ve silikon destekli bileklik takarak gidiyorum işe. Sakatlanmak kaderim olmuş o iki gün, yapacak birşey yok artık.

Neyse!

Bizim kedi doğurdu lan! İki tane erkek kedi var şimdi. Birinin adını Reha koydum. Gerçekten bir Reha Muhtar şekli var adamda. Onu çok sevdim. Benimsedim hayvanı. Onu ben büyüteceğim! Bir köpek gibi yetiştireceğim onu! Hep şikayet ettiğim kedi profilinden çok uzaklarda olacak, pısırık ve sadece oyun isteyen bir mahluk olmayıp, istediğimde terliklerimi getirebilecek! (yavaş! (olsun lan, belki?)) Şimdi gözleri kapalı ama gözleri açıldığı anda onu gerçek bir komando gibi yetiştireceğim!

(Reha ve Ben ve mor gözlerim)

Diğer kedinin adı Nuri Alço. Ondan ilk görüşte nefret ettim. Hiç sevmedim. Adeta bir kedi. Öyle aç gözlü, öyle sapık. Anasının memişlerini kopartacak neredeyse. Öyle azman, öyle maldonado! Bizim Reha'yı memelerin içine atıyorum, 8 tane memeden bir tanesini denk getiremiyor, o Nuri şerefsizini 30 santim uzağa koy, gözleri açılmamış hayvan aşka geliyor, huuup diye yapışıyor memeye. Ne karaktersiz, ne sapık bir pisliksin sen Nuri! Nuri domuz gibi oldu, aynı anası. Domuz gibi yiyor. Reha çük kadar kaldı, Nuri domuz kadar oldu. Yanyana durduklarında aradaki farkı bariz anlıyorsunuz. O derece domuz bu Nuri. Süt bırakmıyor Reha'ma...

(Yamuk yatan Reha, diğeri Nuri Alço. Hedefe kitlenmiş sapık. Hiç sevmiyorum onu)

Reha bizde kalacak, Nuri'yi yollayacağız. Artık bir değil iki kedi olacak normal şartlarda ama ben Reha'yı bir köpek gibi yetiştireceğim için bunu kendime dert etmiyorum. Onu o domuz anası düşünsün. Reha bir kedidir ama köpek olacaktır!


İşte böyle geçti birkaç gün... Yarın gece yine Şile efendim...
Devamını Oku!

taximde eşcinsel yürüyüşü +18 +bol küfür

''Buradayız alışın'', ''Biseksüeliz'' yazılı dövizler taşıyan grup, ''Susma haykır, eşcinseller vardır'' şeklinde slogan attı.
Bu yıl 17'inci kez düzenlenen ve Taksim Meydanı'ndan başlayan yürüyüş, Galatasaray Meydanı'nda sona erdi. (AA)


----------------------------------------------


Tam bu saatte Tekirdağ'dan gelmiştik ben ve piyanist arkadaşım.. Hatta polis bu gruba panzerle müdahele etmeye çalıştığında sağ elimde valiz, sol elimde piyanist arkadaşım (gözleri görmüyor) onun elinde de benim gitarım beraber yürüyorduk.


- oo bu ne ? farklı bir eylem gibi

- ne var orada dostum?

- eşcinsellerin yürüyüşü sanırım.. wouw şu kıza bak çok güzel! elinde de çok güzel bi pankart var

- ne yazıyor?

- devrimden önce cinsel devrim! hmm güzel pankartmış

- gidelim dostum biber gazı yemeyelim mk.

- heh okey..


Görünürde herşey normal gibi, hatta diyorum ki lan ne güzel mk farklı eylemler de yapılabiliyor ve devrimden, cinsel devrimden fln bahsediliyor; bu süper bi gelişme! Aklıma nazi Almanyasından sonra bir grup gencin Almanya'da devrim mücadelesini anlatan bir filmdeki küçük bir replik geldi o an. Size de söyliyim: Filistinli gerillalara katılan bu Alman gençleri eğitim arasında binanın en üst katında çırıl çıplak güneşlenirler ve Filistinli gerillalar dürbünlerle bunlara bakarlar. Bir gerilla komutanı derhal gidip bitirin bu pisliği!der gibi..hey napıyorsunuz üstünüzü giyinin!.Alman gençlerden biride ona şöyle bi cevap verir : Dostum cinsel özgürleştirmeyle emperyalizme karşı savaşmak aynı şeydir! (hüff ne harika bir söz ne harika bir tespit) aynı gencin sevgiliside şunu der filistinliye : düzüşmekle silah sıkmak aynı şeydir! (bu insanları seviyorum)Bura da 3. dünya ülkesi devrimcileriyle gelişmiş avrupa ülkesi devrimcilerinin evrim farkı çıkıyor ortaya.Bunun bi sürü değişken dinamikleri olabilir ama bu gerçeği örtemez.Tam bu anda bunu yazarken taximde cem,pelin,özkan ve onun sevgilisi (adını unuttum üzgünüm:( ) bide benim buluşup bu sohbeti yaptığımız dakikalar geldi aklıma o gün ayrıca mükemmeldi eheh.


Konumuza dönecek olursak..Nihayetinde biz eve geldik..üstümü değiştirdim,duş aldım..Meymenetsiz suratıma bir kaç dakika bakabildim,bebeklerin götündeki tüyler gibi olan saçlarımı (saç denirse) sekillendirmeye çalıştım..nedense bu çabam?


Her pazar düzenli olarak classic ve standart jazz eserlerinden oluşan repertuarımızı çalmaya gittik taximdeki mekana.İçeride kimsecikler yok..Kafamız boş..Votka içmeli,rahatlamalı..

İlk bölümü çaldık ara verdik ve içeri bi yığın insan girdi..Eşcinseller,erkek ve kızlar..bi sürü et parçası.Anladık ki gündüz yürüyüşe giden gruptan bu insanlar ve akşam eğlenmeye gelmişler..

Eğlenmeye dediğimde sanki skilmiş gibi hissediyorum lan bu toplum neden müziğe eğlence olarak bakıyor ve göbek atmanın,saçmalamanın,anlamsız çığlıklar atmanın aracı olarak bakıyorlar ki ?skik götverenler.


Bir kaç classic eser çalmaya başladık ki ohoo..ne dinleyen var ne susan..ortalık fahişe kahkalarından,am ve sik seslerinden geçilmiyor.Beynimiz durdu..ve sonra tahmin edin noldu ?


-hey bizi eğlendirin yoksa olay çıkar (espri yapıyor eşcinselin biri sırıtarak)

-Oynatın bizi? (bir diğeri)

-Sanat müziği yokmu? (bir diğeri)


ve bu saçmalıklar uzadı da uzadı..içimde binbir küfür..sanat müziğinizi skim,oyunlarınızı skim,beyninizi skim,eşcinselleri skim,eşcinsellere destek verenleri skim,insanları skim!!


Siz bir kaç saat önce insanları bilinçlendirmeye çağırdınız..farklılıkları kabul etmeleri için sloganlar attınız..cinsel devrimden bahsettiniz,devrimden bahsettiniz,özgürlük gibi kavramlardan bahsettiniz.Eğer kavramların içini dolu dolu yaşamıyorsanız ve yaşam pratiğinizde attığınız sloganların,söylediğiniz düşüncelerin gerekli alt yapısı yoksa işte bu angutlar gibi yarrak kürrek insanlar olur çıkarsınız.Her biri fahişe piçlerdi neden mi ? eşcinsel oldukları için değil beyinlerini hiç geliştiremedikleri için.


Classic ve jazz müzik çalınıyor evrensel birşey ve ben burada bu müziklerin oyun havalarıyla ve skik türk sanat müziğiyle olan farkını anlatmiyim şimdi iki saat.Siz bu müziği dinleme medeniyetini bile gösteremiyorsunuz,müziğe tahammülünüz yok,eşcinsel olduğunuz için sizi öldüren,bıçaklayan,döven insanların müzik kültürünü paylaşıyorsunuz..barbarların eğlencesi sizinde eğlenceniz,beyni gelişmemişlerin müzik kültürü sizinde müzik kültürünüz.Biz o evrensel müzikten de vaz geçip sizin anlayabileceğiniz türkçe şarkılar da söyledik ama onları da dinlemediniz sürekli konuştunuz ve gerçekten ses tonlarınız,kahkahalarınız mide bulandırıcı orospu çocukları.Sizler mi bu topluma,onların beyinlerine etki yapmak istiyorsunuz ? Sizler mi mesaj veriyorsunuz? devrimden,cinsel özgürlükten bahsediyorsunuz?Gerçekten sizler ölmesi gereken,yok olması gereken et parçalarısınız!Ve sizinle beraber gelen şuursuz destekçileriniz hepinizin amına koyim.Orospu çocukları..bu toplumun böyle olmasının sebebi sizler olabilirmisiniz?Sizin beyinsizliğiniz,küçücüklüğünüz,anlamsızlığınız ve var olmanız olabilir mi ?Toplum bireyden oluşuyor,bu skik toplumun her katmanı her kesimi deli ve deliler dışarıda yaşıyor,düşünen zeki insanlar ise içeride ve ölüyorlar.Hepinizin kanını skiyim.


ve bende slogan atıyorum şimdi!


-Devrimden,cinsel devrimden ve herşeyden önce bireysel gelişim!


-Bir toplumun kültürünü,bilinç düzeyini ve bireylerin gelişimini tahlil etmek istiyorsanız o toplumun müziğine bakın!


-Bu toplumun mk!
Devamını Oku!

Hala Bere...






Hele gelin; gelin görün ey insanlar
Köye gittim ki, ah dövünmeler, ağıtlar
Çocukların cesetleri güneşin altında
yatırıp öldürmüşler kadınları
hay le.. le.. le.. gelin görün..
ey zalimler..

Başımıza yıktıkları darlık
Hiç unutulmuyor
Ölüm artık zevk-safadur insana
Duvar önlerinde kalakaldık, kardeşler
Dağıldık.. yağmalandık yollarda
hay le.. le.. le.. gelin görün
zalimler..

söz: kemal kahraman
müzik: metin kahraman
Devamını Oku!

Kazım Koyuncu Unutmadık

Ölümünün yıl dönümünde seni anmak ne kadar yeterli olmasa da, Dünyaya seni unutturmamak adına küçük bir adım da olsa yapmak gerek. Umarım öbür tarafta yine sen sadece sensindir.
Devamını Oku!
 

Bu Hafta Bunları Dinledik!

İzle, Eğlen!

National Geographic POD

Death Side Story Copyright © 2009 FreshBrown is Designed by Simran