Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Turkcell "Süper" Lig

Can sıkan mevzulara biraz daha parmak sokalım değil mi canımın için güzeller güzeli blog okuyucuları...

Şimdi yıllardır takip ettiğimiz, her maçta ayrı heyecanlandığımız, öncesinden skor tahminleri yapıp, sonuçlar için iddialara girdiğimiz Türkiye Ligi, artık monoton bir lig olma yolunda ilerliyor. Bilmiyorum, sadece benim için mi böyle ama, yıllardır tek maçını kaçırmadığım Fenerbahçe'min maçlarını bile izleyesim gelmiyor. Bu Fenerbahçe'min kötü oyunundan değil, bu Fenerbahçe'm karşısında oynanan oyunlardan dolayı böyle. Türkiye Ligi, Turkcell "Süper" Ligi olduktan sonra ve ortaya "iddaa" karıştıktan sonra, bu memleketin futbolu artık size de pek sikko gelmeye başlamadı mı? Artık kulüpler futbolu güzelleştirmekten çok uzaklar. 8 kişilik defanslarla, golsüz yada çok az gollü biten maçlar izlemekten bıkmadık mı?

Kulüpler sahaya 1 puan için çıkamaz, ben bunu anlamlandıramam kendi kafamda. Fenerbahçe'nin yada Galatasaray'ın karşısında açık oynarsan 5 yersin diye bir şey yok futbol literatüründe. Eğer adam gibi topunu oynarsan Fenerbahçe'ye de, Galatasaray'a da 5 atabilirsin. Bunun örnekleri mevcut, Bursa Galatasaray'a, Vestel Manisa Fener'e daha geçtiğimiz senelerde 5'er tane sallamışlardı. Oynamak isteyen oynuyor yani.

Baktığımız zaman lige genel anlamda, muazzam bir gol sıkıntısı var maçlarda. Ve genelde berabere biten sonuçlar... Komplo teorisi kurarsak; iddaanın beraberlik maçlarına iyi para verdiğini de göz önüne alırsak, pek garip bir komplo teorisi olmaz bence. Kulüpler artık kesin olarak bu işlerin içindeler ve bu futbolumuzu inanılmaz derecede olumsuz etkiliyor.

Federasyona gelecek olursak, tamamen rezalet. Ne yasa var, ne yaptırım var. Birbirinden tutarsız kararlarla, biz taraftarları futboldan iyice soğutuyorlar.

Avrupa futboluna baktığımız zaman hızlı oyun görüyoruz. Takımlar her zaman kazanmak için oynuyorlar çünkü. Ligin en dibinde ki takım bile lider takıma kafa tutabiliyor, yenilse bile oyunuyla ezilmiyor. Bu maçları izlerken tüylerim diken diken oluyor, sonra kim s.ker turkcell "süper" ligini diyorum. Bitsin bu işkence bence. Artık kirli bir futbol ligimiz var. 16-17 dakika uzayan maçlarla belirlenen şampiyonluklarımız var, hiç bitmeyen teşvik primi iddialarımız var, her hafta eleştirilen bir hakemler grubumuz var, var oğlu var. 3 büyükler dışında futbolu güzelleştirmek adına bir şeyler yapan kulübümüz yok. Anadolu takımlarının kendi aralarında yaptıkları maçlarda ne gibi anlaşmalar dönüyor, bunu Allah bilir.. Ama ben ve diğer futbolsever %90, bu ligin kirli bir lig olduğuna inanıyoruz. Adında süper var, ama oynanan futbol rezalet denebilecek kadar kötü.

Umarım düzelir diyeceğim ama düzeleceğinden umudum yok.

Bu konuya girdim ve çok beğendiğim bir yazar abim var antu.com'dan.. Mehmet Doğan... Objektif ve zeka dolu yazılarıyla her zaman beğenimi toplamıştır. Bu hafta yazdığı yazı da, bu konuyla ilgili, bunu da paylaşmak isterim...

REKİRLAM

Mesleğim değil bilmiyorum. Ne yalan söyleyeyim hiç de merak etmedim reklâmların nasıl tasarladığını ve hayata geçirildiğini…

Ama tahmin edebiliyorum.

Herhalde reklâm vermek isteyen şirket bir reklâm ajansı ile anlaşıyor. Reklâm Ajansındaki kişiler önce alternatifli senaryolar hazırlıyor, bir odada kendi aralarında tartışıp, çalıştıktan sonra müşteriye sunum yapıyorlar ve Şirkette bu sunumu kabul ediyor, akabinde de reklâm televizyonlarda oynama başlıyor.

Herhalde böyle oluyordur, dedim ya bilmiyorum.

Şirketin hedefinin, reklâmını yapmak istediği ürünün, belirli özelliklerini ön plana çıkartmak olduğunu tahmin ediyorum. Örnek vermek gerekirse deterjanın üreten bir Şirket ürettiği deterjanın reklâmı yapılıyorsa, muhtemelen reklâmda o deterjanın bütün çamaşırları ak pak yaptığını anlatacaktır. En azından biz bugüne kadar ekranlarda bunu gördük.

Bugüne kadar "Kapsama alanı en yüksek deterjan bizim deterjanımızdır" diye bir reklâm gördüğümü hatırlamıyorum.

Seyretmişsinizdir, son günlerde "İyi ki varsın Turkcell Super Lig" diye bir reklâm oynuyor televizyonlarda, seyretmediyseniz aşağıda verdiğim linkten seyredebilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=oalVYTMWBR8

Reklâmda, belirli olaylar peşi sıra gösterilip, ardından "Gol" sevinci ahali ile paylaşılıyor… Olaylardaki sevinç golle eş tutuluyor…

Olaylara bir göz atalım.

Birincisi olay nikâh salonun da geçiyor. Salonda bekleyen misafirler merakla kim kimin ayağına basacak merakıyla yanıp tutuşmakta. Sonuçta gelin hanım damadın ayağına basıyor ve gelin tarafı, "Gooool" diye bağırıyor. Damat tarafı gol yemiş kadar üzgün…

"Nikâhta gelin ve damadın birbirlerinin ayaklarına basmaları bir adettir, ama iki tarafın birbirine attıkları gol değildir artı evlilikte benim sözüm geçer mantığı da doğru değildir, sağlıklı bir evlilik için çiftlerin karşılıklı olarak birbirlerine saygı göstermeleri gerekir."

İkinci olay park yerinde geçiyor, arabalarına park yeri arayan iki genç otoparkta buldukları bir yere tam park edecekken, bir başka araba gayet saygısızca hızla önlerine geçerek, park ediyor. Park eden arabadakiler "Goooool" diye bağırıyorlar. Olay devam etmiyor. Gerçek hayatta bu olay olsa, muhtemelen bu saygısızlığı yapan kişi ya dayak yer, ya da muhtemelen "ayıp değil mi yaptığınız" diye serzenişte bulunan diğer arabanın şoförünü döver. Reklâmda yapılan saygısızlık gol diye adlandırılıyor.

Üçüncü olay vapur iskelesinde, elinde paketler olan topuklu ayakkabı giymiş bir kadın, iskeleden ayrılmış neredeyse iskeleyle arasında 1.5-2 metre olan vapura atlıyor. Kadın atlamayı başarınca, vapurdakiler Gooool diye bağırıyor. Medeni ülkelerde vapur ayrıldıktan sonra vapura değil atlamak, o alana bile giremezsiniz. Geçiniz bu durumu bugüne kadar acaba İstanbul`da kaç kişinin vapura atlamak isterken suya düşüp ölüm tehlikesi atlattığından acaba reklâmı hazırlayanların haberi var mı?

Dördüncü olay sokakta geçiyor. Sokakta top oynayan çocuklardan biri topa sağlam şekilde vurup bir evin camını çerçevesini indiriyor. Camcı dükkânında çalışan elemanlar "Goooool" diye seviniyorlar. Garipsiyor ve soruyorum…

Acaba bir onkoloji doktoru hastasının kanser olduğunu öğrenince aynı mantıkla

Goooooool diye bağırmalı mı?

Bilemedim.

Reklâmda bütün kirlilikler ve yanlışlar gol diye tanıtılıyor…
Gol futbolun baş kahramanı…

Biz futbol kirli deyince inanmıyorlar,

Sundukları ürünün en önemli özelliği kirliliği olsa gerek
Kirliliğin reklâmını yapıyorlar…

Temiz Kalın

Mehmet Doğan

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 0 Comments
Bu gadget'ta bir hata oluştu