Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Yatarak Para Kazanmak ve Yenge İnsanı...

Yok mu şöyle geniş geniş takılırken para kazanmanın yolu?

Hatta hiç evden çıkmadan, yattığın yerden kazanacaksın...

Hayır, ibne yada orospu olamam. Bu tarz işlerden bahsetmiyorum!

El işi falan öğrenip, millete el işi mi yapsam? Hatunlara çeyizlik, gel vatandaş! İster televizyonunun üstüne koy, ister telefonunun! Bu arada geçen gün dayımlara gittim, bilgisayarlarında sorun varmış. Yengeciğim, garip ama güzel insan, o mini mini LCD monitörün üstüne dantel koymuş. Oracıkta kopu kopuverdim, kasıldım, masanın altına saklandım kahkahalarım ağzımdan çıktığı gibi gitmesin milletin kulağına deyi deyi. Çok brutal kahkahalar atabilirim. Atayım mı bi?

Önceden şeyler vardı.. :s Neydi onlar, isimlerini bilmiyorum ama elektrik malzemesi tarzı bir şeylerdi. Evlere iş olarak verirlerdi bunları. Bi ara teyzeciğimler almışlardı eve, haldır haldır onlardan yapıyorlardı. Her yaptıklarının karşılığında para kazanıyorlardı. Güzel bir iş. Bu arada geçen gün dayımlara gittim, bilgisayarlarında sorun varmış. Yengeciğim, garip ama güzel insan, naber dedi bana. (Böyle patlatırım adamı)

Web tasarımı öğrenmek zevkli olabilir. Evde takılırsın, yaya yaya, süper antisosyal bir kişilik olarak para kazanabilirsin. Muhteşem bir haz olur o parayı yiyememek. Çünkü artık anti-sosyal bir kişiliksin. Dışarı çıkıp para harcamak gerekmeyecek artık. Sevdiceğin (:H) kollarından sürükleyecek seni ama sen kitlenmişsin monitöre, garip sesler çıkartıyorsun. "Yauuğğ otur da film izleyelim ben şu kodları yazarkene" replikleri, ilişkinizin sonunu hazırlayacak en önemli sözler olacaktır muhtemelen. Güzel parası olabilir ama geriye bıraktığı, koca bir göt-göbek kombinasyonu ve anti-sosyal bir kişilik olacak. Tehlikeli olabilir. Bu arada geçen gün dayımlara gittim, bilgisayarlarında sorun varmış. Yengeciğim, garip ama güzel insan, bilgisayarı çocuklar için aldı ama açmıyor. Bir sorun çıkarsa bilgisayarda çocukları dövüyor. Karşı koydum, bozmadan öğrenilmez! dedim! Ama siz tabi yine de bilgisayarın anasını s.kmeyin dedim. Ben uğraşıyorum sonra amk! dedim. Yengemden kurtardım, ben döverim bu sefer! dedim. Korktular benden.

Başka nasıl olur başka, başka bir yol olmalı...

Bir birikim yapıp, sonra o birikimle sanal bahis sitelerinde geniş ve kapsamlı araştırmalar sonunda güzel bahisler yakalayarak geçimini sağlama, hatta zengin olma modeli olabilir. Bunun sakıncaları da var tabi. Batabilirsin, ki en büyük sorun bu zaten. Çok güzel çıkabilirsin de. Ama bunun da sakıncaları var tabi. Halk arasında para hırsı dediğimiz, o 8 kafalı ejdarha, bu gibi durumlarda kendini çok iyi gösterebiliyor. Gösterebilir yani. Henüz çok para kazanamadım ben bahislerden. Ama gazetelerde okumuyor değiliz! "Bu kez son" diyerekten 1 TİRİLYOR parayı yalan eden, sonra da kendini yalan eden, diğer tarafa şutlayan insanlar yok değil. Bu iş bizi bozar. Benim daha hayallerim var. Bu arada geçen gün dayımlara gittim, bilgisayarlarında sorun varmış. Yengeciğim, garip ama güzel insan, arka arkaya seri aduketler çektikten sonra, birde üstüne horyuket çekerek rakibinin tüm enerjisini bitirdi. Ekranda "Yenge Win!" yazana kadar yerlerde süründürdü adamı. Gözünün yaşına bakmadı şerefsizim.

Aslında başta itiraz ettiğim ibnelik olayı fena fikir değil. Taksim'de ne zaman bir ibne görsem, hayır, arka sokaklarda dolananlardan bahsetmiyorum, meydan da takılanlar, hah onlar işte, hepsinin altında üstü açık araba var yahu. Olduğun zaman kaliteli ibne olacaksın. Sanırım bunun da bir kalite standartı var.

İnsan insanı s.ker mi kardeşim?! diye kızan, sinirlenen ve bunun üstüne tezler yazan bir insan olarak, erkek erkeği s.ker mi ulan! diyesim geliyor. Sinirlerim bozuldu. Bu arada geçen gün dayımlara gittim, bilgisayarlarında sorun varmış. Yengeciğim, garip ama güzel insan, kafa sallıyordu. Hayır, metalci değil ama sallıyordu. Merak etmiş nasıl bir his olduğunu. Verdim arkadan Krabathor gazını, pogo yaptık çoluk çocuk. Yengem stagedive olayına girmeye kalktığında eve gitmem gerektiğini hatırladım.

Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Peki bir şey soracağım... The can me but the see can me war? ( iğrencim lan şerefsizim iğrencim, çok sıkılmışım belli ki, sırtımı kaşıyın, boynuma masaj yapın, şefkat gösterin lan biraz bana :s )

Bitti.

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 4 Comments

Kısa Bir Film...

2004 Avrupa Film Festivali en iyi kısa film ödülü alan bir kısa film.

Hüzünlü biraz, biraz komik, biraz şerefsiz, biraz puşt.

Kısa ama sağlam bir yapıt olmuş. Takdirlerimi sunaraktan; izleyiniz.

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 11 Comments

Gore'sal Tepişmeler...

Bilenler bilirler, daha önceden www.karga.net adresinde bulunan radyo karga'da, kendi çapımızda dj lik olayına girmiştik. Baya bir dinleyici sayısına ulaşıyorduk valla. Geyiksel Bir Girişim olarak, hatrı sayılır programlar yaptık. Baya zamandır programı bıraktım. Ama gelen yoğun istekler üzerine, yeniden bir program tasarlıyorum.

Yeni programın adı Gore'sal Tepişmeler olacak. Konseptimiz yine Death Metal ile süslendirilmiş, bildiğiniz Cem geyikleri. Burada yazdığım şeylerden bahsederim, yeni yeni sallamacalar yaparım. Sürprizlerle doluyum, bilirsin! Cuma geceleri 22:00 ile 00:00 aralarında, belki daha kısa, belki daha uzun, burada okuduğun geyikleri ve daha fazlasını benim edepsiz kişiliğimi oluşturan çenemden dinleyebilirsin. Bekleriz yani.

Gerekli linkleri veriyorum. Ne zamanlar olacağı ve radyonun nasıl dinleneceği hakkında gerekli açıklamalar şu linklerden bulunabilir.

Yayın hakkında;

http://forum.karga.net/viewtopic.php?t=1327

Nasıl dinleyeceğiniz hakkında;

http://forum.karga.net/viewtopic.php?t=1325

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 4 Comments

Makarna ve Hayın Dostlarım...

Efendime söyliyim!

Biri de çıksa dese ben şunu söylerken, "efendiler götürsün" diye. Çokta pis göt olurum bence. Neyse. Bunu şimdi dediğim için, bu göt olma tehlikesinin önüne geçmiş oldum sanırım. Ayıptır zaten, neden göt etmek isteyeceksiniz ki? Bende ki de hüsnü kuruntu işte. Bu hüsnü kuruntu ne garip bir şey bu arada. Bence çok saçma. Hüsnü Kuruntu diye bir adam mı varmış? Nedir bunun olayı, bilen, hatırlayan, anımsayan varsa; yada sırf geyik yapmak isteyenlerde olabilir, bana bi mesaj atsın, iğmeyil atsın, anlatsın bana nedir şu hüsnü abinin olayı :s

Neyse saçmalamaktan ne yazacağımı unuttum. Gerçi unutamam ben bunu. Bunu unutursam, şu an gözümün önünden geçen sinek yavrusunun kafasını ezeceğim gibi ezilsin bünyem. Az kaldı yakalarım, siz bana bakmayın.

Çok sinirlendim bugün. Aldatılmış, gururuyla oynanmış (sinek is dead), bir paçavra gibi kullanılıp bir kenar atılmış, üstünde çin işkenceleri denenmiş bir amerikan askeri, labirent içersinde peynir arayan bir fare, deney için aids bulaştırılmış bir maymun gibi hissettim kendimi. Evet.

Bakmayın etrafınıza düşünen gözlerle. Bunu bana yapan sizlersiniz. Yani en azından bir kısmınız. Başkaları da var tabi ama onlar buraya girip okumazlar, onlara sözel olarak vereceğim dersimi.

En baştan başlayalım isterseniz... Bu ihanetin kaynağından, çıban başından, bebek katili şerefsiz aposundan.

Son zamanlarda bildiğiniz üzere, çılgınlar gibi makarna yapmayı öğrenmek isteyen bir bünyem vardı. İnsanlara sordum, nasıl yapılır diye taktikler aldım. Herkes çok kolay olduğundan bahsetti ilk cümlede. Evet... Bunu yıllardır duyuyordum. Makarna yapmak kolay! Evet... Bekar evinde yaşayan öğrencilerin bir numaralı yemeğidir... Evet... Çünkü kolay evet biliyorum. Çok basit...

Ama daha önce hiç yapmadım anlıyor musunuz? Bi kere bile yanımda makarna yapmadı bi insan evladı çeyrek asırlık ömrü geride bıraktığımız şu yıllara kadar. O yüzden çok kolay diye gelenlere içten bi küfür ettim her zaman. Kolay değil. Olsaydı ben zaten bilirdim. Eğer bir gün, bunun için çok dua ediyorum, bir gün bu makarnayı yapmasını öğrenirsem, ki umutluyum, çok sağlam teknikler öğrendim, oraya gelicez, bir gün bana birisi, minik bir kardeşim, adeta sevgi kelebeği olan bir insan, nasıl makarna yapılacağını sorarsa, O'na asla "çok kolay" demeyeceğim. Gururuyla oynamayacağım! "Oha lan nasıl yapacaksın, çok zor bir şey, eben z.kilecek olum" diyerek gözünü korkutacağım bilakis. Çünkü bu basit (aslında değil) eylemi gerçekleştirdikten sonra, arkasına yaslanıp makarnasının, o ilk göz ağrısının, canından bi parçasının, o yemeğe kıyamadığının üstünden tüten dumanları izlerken, bir yandan da aklından, bir kısmını ketçapsız, bir kısmını ketçaplı, bir kısmını da ketçaplı mayonezli yerim, böylece makarnamın doyumuna süper bi şekilde kavuşurum diye geçiren, o mükemmel insan, bu zor işi başarmanın gururunu yaşayacak! Zor oldu ama başardım diyecek, geleceğe daha inançlı bakacak, her sorunun altından kalkabileceğini düşünecek!

İşte içimde yanan ateşin nedenini biraz olsun anladınız değil mi a benim dostlarım. Devam edelim.

Herkes çok kolay dedi. Bende o gazla gidip iki paket makarna aldım fiyonglulardan. Nasıl yapıcaz bu kolay şeyi diye sordum ben, suyun içine koy, 15 dakika kaynat dediler benim can dostlarım. Benim canıma kast eden can dostlarım, hayın dostlarım.

Bugün ablama gaz verdim de, makarna yaptırdım kendime. Çok güzel yapar şerefsiz. Neyse. Yapıyor musun makarna dedim. Su kaynıyor dedi. Mutfağa geçtim. Acaba hangi makarnadan yapıyor acaba diyerekten kapağı kaldırınca beynimden vurulmuşa döndüm! Heyhat! Ben kendimi hangi dağlara vurayım amk! 15 dakika kaynat diyen süper tarifçi insanlar! Sizlere sesleniyorum! Allah tepenizden baksın emi! Ağzınıza sıçayım, harbi çok sinirlendim yahu! Kapağı kaldırdım içerde makarna yok! Kaynamış suya atılıp, 15 dakika kaynat diyebilen bir tane arkadaş çıkmadı aranızdan, yazıklar olsun size! Kendimi paraladım ben makarna yapmayı öğrenicem diye. Hepiniz "ooo çok kolay, 15 dakika kaynat oh mis" dediniz. Utanmadan bana sos tarifleri verdiniz lan ne terbiyesiz insanlarsınız böyle! Of... Sinirlendim.

Ne yani bana vahiy mi gelecekti. "ey Ceeem, sen böyle attın suyun içine makarnaları, kaynamasını bekliyorsun ama öyle yaparsan olmaz, önce suyu kaynaaaağğt" diye bir ses mi duymalıydım sevgili arkadaşlarım! Teşekkür ediyorum size.

Bugün makarna yapılması hakkında gereken herşeyi öğrendim. 15 dakika kaynak bitsin dimi? Tey tey... Duygularımla oynadığınız, duygu dengemi sarstınız zaten sarsık olan şu dönemde.

Alın size makarna. Suyla beraber kaynamış makarna bu. Ben yaptım. Suyla beraber kaynadılar. Sonra 15 dakika da öyle kaynadı. Sonra süzdüm bi 5 dakika da öyle kaldı tencerede. Alın size makarna. Kalbim kırık. Boynum bükük. Arkadaşlık sitesi. Alın size makarna....

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 17 Comments

Misery Index!

Taşşaklarından yediğimin hasta grubu Misery Index'in son albümünden Conquistadores isimli parçaya bir video çekilmiş. Hal böyleyken bizde yayınlayalım, canımız, ciğerimiz, last efemimiz sayesinde.

Misery Index, death metal dinleyen herkes tarafından sevilebilecek kalitede bir grup bence. Ben dinlerken inanılmaz bir doyum yaşıyorum. Canlı canlı izleme şansına sahip olduğum, hastalıklı adamlara saygı sevgi.

Grup ve duruşları hakkında yazılabilecek çok şey var aslında ama klip yeterince açıklayıcı olacaktır. Seviyor ve herkeslere tavsiye ediyoruz.

Güle güle gaza gelin!

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN , ,
DISCUSSION 1 Comment

Efsane Geri Döner!

Evet, memleketimizin çok sevgili taş death metal gruplarından False In Truth sonunda beklenen albümü çıkartıyor. Çok yakın zamanda raflarda ki eskime ömrüne başlayacak bu albüm için geri sayıma başlandı.

Ve albüm olacaksa, tabiki birde albüm galası olacaktır!

28 Ekimde herkesleri Studio Live'da False In Truth ile yardırmaya bekliyoruz. Giriş beleş, ek grupta Catafalque... Çok taş olması beklenen bir konser. Güvenliğinizi sağlama alın ve gelin! Tabi götünüz yiyorsa? 65

False In Truth için bu önemli günde, grubun ve death metalin destekçilerini aramızda görmekten kıvanç duyacağız, bağrımıza basacağız onları... :s


POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 1 Comment

Hayatın Anlamı Olan Timler...

Hepimizin normal hayatta gördüğü ve karşılaştığı, ancak hiç bir zaman yapanı tam olarak göremediği bazı durumlar vardır. Bence bunların hepsini birileri düzenli olarak insanlık için yapıyorlar. Bunu görev edinmişler, her sabah yada her gece evden işe gidiyorum diyerek çıkıyorlar ve bu görüntüleri bizler için hazırlıyorlar. Bireysel olarak yapılmış şeyler olmadıklarına eminim.

* Misal denizde yüzen prezervatifler. Ne zaman Üsküdar, Kadıköy, Eminönü yada Karaköy'den motora binsem, şöyle bir deniz havası alayım diyerekten motorun arkasına geçsem, hazır geçmişken de denize bakayım desem, mutlaka beni ekmek parçaları, deniz anaları, pet şişeler ve sigara izmaritleri arasından karşılar prezervatif. Buna mantıklı bir açıklama bulamıyorum. İstanbul boğazında, denizde sevişen insanlar görmedim henüz, yada deniz kıyısında sevişende görmedim. Oynaşan gördüm ama! Neyse.

Bence birileri kasıtlı olarak atıyor buralara bu prezervatifleri. Abinin misyonu bu olmuş. Geceleri evinden çıkıyor ve bilimum motor iskeleleri civarına prezervatifler atıyor. Dikkat edin, sadece motor ve vapur iskeleleri civarında vardır bunlar. Her yerde olmazlar. Çalışma mekanları iskelelerle sınırlı bu adamların bence. Amaçları ne çözemedim onu. Ama sistemli olarak çalışan insanlar olduklarını düşünüyorum. İnsanlara prezervatif kullanma alışkanlığı sağlamaya çalışan ve bu yolla daha fazla para kazanmayı düşleyen eczaneciler olduklarını bile düşünüyorum. Mantıklı aslında. Ne bileyim...

* Alışkanlık yaratmak dedik ya. Birde otobüslerde, vapurlarda yada kısaca toplu taşıma araçlarında gazete bırakan timler var. Bu insanlarda okuma alışkanlığını yaymaya çalışan gazeteciler yada altılı ganyan bayilerinden başkası değiller bence. Bir günde, bir toplu taşıma aracına bindiğimde, koltuğun kenarına sıkıştırılmış bir altılı ganyan gazetesi çarpmasın gözüme! Kesin var. Birileri bu işlerden çok iyi para yiyor, ben size diyim. Hele iddaa olayı çıktıktan sonra daha bir artış oldu bu sağda solda gazete yada ek bırakmada... İnsanları kumara teşvik eden bir çetenin ellerindeyiz, haberiniz olsun. O gazeteye ne zaman bakarsam bi kupon oluştururum çünkü. Kendimden biliyorum.

* Kral Devre timi var birde. Her askerlik dönemi geldiğinde, her tarafta, her durakta, heeer duvarda, her delikte mutlaka bir bilmem kaça / bilmem kaç kral devre yazar. Her devre kral devredir. En büyük askerde onlardır. Sorun değil. Olabilirler.

Bu yazıları yazanlarda hep aynı kişiler bence. Askerleri yollarken motivasyon amaçlı bir eylem olduğunu düşünüyorum. Çok hummalı bir çalışma içerisine giriyorlar asker yollama dönemlerinde... "Aslansınız, kaplansınız, kralsınız, kesseler acımaz" tadında bir gaz veriş, gittiklerinde göte girecek olan kazığın acısını azaltması için, dübür kenarına sürülmüş yumuşatıcı kremdir bu kral devre muhabbeti. İyilik sever bir tim bu diğerlerine göre.

* En nefret ettiğim tim ise, özellikle okullarda çalışan bir tim. Sıra altına sümük süren tim! Bunların amacının ne olduğunu da bilmiyorum. Bunlar geyikçi gençlerden oluşuyor bence.

Toplu taşıma araçlarında, oturduğunuz tahta koltukların altlarında falanda olur genelde bu sümükler. Birilerinin görevide bu, yapabileceğimiz bir şey yok.

Bir gün her hangi bir sınav için bir okula gittiğinizde, oturduğunuz sıranın altına, sağına soluna iyice bir bakın. Mutlaka orada bir sümük göreceksiniz. Olmazsa olmaz bir şey. Bu tim aralıksız çalışıyor, okulların içlerine kadar sızmış örgütlenmeleri. Takdir etmiyorda değilim hani.

* Bundan sonrası yok. Boş yere okumayın. İllede okumak istiyorsanız yaşadığım bir sinir harbini yazayım. Yazmıyorum vazgeçtim. Mal ederim adamı, aklını alırım. Ok?Bye!

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

Facebook


Seyhancığımla, bir facebook muhabbeti... Kenardan kenardan, okudukça kopuyorum. Offf allahım çarp beni!


Dreamtime:

oha
Dreamtime:
facebookda ilkokul 3.sınıfa kadar beraber okduuğum arkadaşımı buldum :s
deathrow | holy shit!:
hayırlı olsun çıkmam gerek şimdi sonra konşuruz bunu :p
Dreamtime:
ok
deathrow | holy shit!:
bak sen demek facebook ta buldun
deathrow | holy shit!:
face book ne amk dsfsadşofjsdafds
Dreamtime:
:D
Dreamtime:
ya eski arkadaşlarını buluyorsun
Dreamtime:
ilkokul ortaokul lise
Dreamtime:
isim ve soyisim aratarak :D
deathrow | holy shit!:
illa bulunuyo mu yani
Dreamtime:
benim de aklımda o kalmış
Dreamtime:
buldum kızı :D
Dreamtime:
ee üye ise bulunuor
deathrow | holy shit!:
ya sokarım ilk okul arkadaşıma
deathrow | holy shit!:
sdmfaoşamsdofşsdafs
Dreamtime:
:D
Dreamtime:
sok iyi
deathrow | holy shit!:
hiç birini hatırlamıyorum valla
deathrow | holy shit!:
skimde bile deiller
deathrow | holy shit!:
ben bizim barzolar anlamaz öyle facebook falan
deathrow | holy shit!:
klavye görse taparlar
deathrow | holy shit!:
allah derler
Dreamtime:
:D
Dreamtime:
ben şansımı denedim oldu
deathrow | holy shit!:
ne kadar şanslısın
deathrow | holy shit!:
şimdi mutlu mesut zamanlar geçirirsin ilk okul üçüncü sınıfa kadar beraber olduğun kızla
Dreamtime:
evet :D
deathrow | holy shit!:
kendine ne de şanslı hissediyor olmalısın
Dreamtime:
ama yok çok severdim
Dreamtime:
hep onlara giderdm
Dreamtime:
annemlerde tnışırdı
Dreamtime:
annesi beni çok severdi
deathrow | holy shit!:
dsafoşımasdfımsadfs
deathrow | holy shit!:
güzel mi bari 65
deathrow | holy shit!:
güzelleşmiş mi
deathrow | holy shit!:
taş olmuş mu
deathrow | holy shit!:
hala çirkin mi
Dreamtime:
ya
Dreamtime:
çocukken tatlıydı
Dreamtime:
şimdi değişmiş
Dreamtime:
güzle gelmedi pek banad
deathrow | holy shit!:
siktiret o zaman ben olsam direk görmemezlikten gelirdim
deathrow | holy shit!:
hem ilkokul arkadaşım hemde çirkin
deathrow | holy shit!:
kusura bakmasın hiç işim olmaz
Dreamtime:
:D
Dreamtime:
manyak mısın
Dreamtime:
sende çirkinsin ama arkadaşımsın :p
deathrow | holy shit!:
ahehaha kendin bile inanmıyorsun kendine ewq
deathrow | holy shit!:
manyağım ben valla
deathrow | holy shit!:
hiç işim olmaz ilkokulu beraber okudum diye
deathrow | holy shit!:
bi hataymış olmuş
deathrow | holy shit!:
elimden gelen bişey değilmiş
deathrow | holy shit!:
şimdi tam 18 yıl sonra karşısına çıkıp "hey meraba ilkokulu beraber okumuştuk 3e kadar" diyemem
deathrow | holy shit!:
biri bana böle bişey dersede siktir lan dedim
deathrow | holy shit!:
derim
Dreamtime:
:D
Dreamtime:
yuh ya
deathrow | holy shit!:
sdmoşfsd
Dreamtime:
duygusuz insan
deathrow | holy shit!:
ya yemişim duygusunu
deathrow | holy shit!:
18 yıldır nerdeydin lan derim adama
deathrow | holy shit!:
şerefsiz derim
deathrow | holy shit!:
bunca yıldır hepte çirkin kalmışsın zaten derim
Dreamtime:
hahahD
deathrow | holy shit!:
sen hem 18 yıl sonra karşıma çık, hemde çirkin çık. olmaz olsun öyle arkadaş
Dreamtime:
kes sesini ya :D
Dreamtime:
güzelliğini götümemi sokacam
deathrow | holy shit!:
hayır da arkadaşların nasiplenebilirdi belki neden öyle düşünüyorsun. ne duygusuzsun!
Dreamtime:
itülü
Dreamtime:
itü deymiş
deathrow | holy shit!:
itüde olması beni tahrik etmiyor
deathrow | holy shit!:
dspkaifsdfasd
Dreamtime:
off
deathrow | holy shit!:
ilgimi çekmiyo ilkokul arkadaşlarım ve bundan pişmanlık duymuyorum
deathrow | holy shit!:
ortaokul arkadaşlarımda ilgimi çekmiyor
deathrow | holy shit!:
lise arkadaşlarımda
deathrow | holy shit!:
hiç biri umurumda değil
deathrow | holy shit!:
onların ne kadar umurundaysam o kadar umurumda onlarda
deathrow | holy shit!:
when satan rules the world
Dreamtime:
:D
Dreamtime:
tamam aladık
Dreamtime:
anladık*
deathrow | holy shit!:
alamana sevindim
deathrow | holy shit!:
*anlamana
deathrow | holy shit!:
sdmfşosdmıfşosdmfsda
Dreamtime:
dersaneden arkadı buldum
Dreamtime:
metalci olmuş aahsfhuguGUjzkghuıdg
deathrow | holy shit!:
aferim süpersin
Dreamtime:
söyle bi isim bulalım :P
deathrow | holy shit!:
çanakkale :(
deathrow | holy shit!:
adını hatırlamıyorum
deathrow | holy shit!:
lakabı çanakkaleydi
deathrow | holy shit!:
çok iyi arkadaşımdı
deathrow | holy shit!:
bul onu bana
Dreamtime:
lakapla bulunmuyo
Dreamtime:
ç.ok iyi arkadaşında
Dreamtime:
ismini nasıl hatırlamıyosun
deathrow | holy shit!:
sikik arayıp sorsaydı hatırlardım. ben çok aradım ama unuttum artık napıyım yarrak şerefsiz göt aramadı işte. sikeyim arkadaşlarımı ya. istemiyorum arama. ararsan bulursanda iki çift lafım var ona ilet; cem götüne koyuyomuş,sikinde bile değilmişsin
deathrow | holy shit!:
aha bunu de
deathrow | holy shit!:
*hıh
Dreamtime:
alalhım ya
deathrow | holy shit!:
ne işte
deathrow | holy shit!:
yalan mı
deathrow | holy shit!:
şerefsiz arasaymış
deathrow | holy shit!:
ona çanakkale lakabını ben takmıştım :/
deathrow | holy shit!:
sonradan gelmişti sınıfa
deathrow | holy shit!:
ilk arkadaş ben olmuştum onunla
deathrow | holy shit!:
hatta tek arkadaşı ben olmuştum
deathrow | holy shit!:
ben olmasam kimse sikine takmazdı onu
deathrow | holy shit!:
çanakkaleydi o çünkü
deathrow | holy shit!:
ben sahip çıktım kolladım, kankam ettim
deathrow | holy shit!:
ama o naaptı
deathrow | holy shit!:
ha o naaptı
deathrow | holy shit!:
facebooklarda sürtsün o şerefsiz
Dreamtime:
http://www.youtube.com/watch?v=wYBI_0qGwXg
Dreamtime:
:D
deathrow | holy shit!:
adınıda hatırlayamadım yalnız cidden
Dreamtime:
ben ilkokuldan 3 kişiy hatırlıyorum am soyisimlerini hatırlamıyorum
Dreamtime:
bi tek beril i bilirim onu da buldum :D
deathrow | holy shit!:
buldunda başın göğe mi erdi
deathrow | holy shit!:
götün tavana mı vurdu
deathrow | holy shit!:
sayısal sana mı çıktı
deathrow | holy shit!:
hay allaam ya
deathrow | holy shit!:
ne gereksiz işler
deathrow | holy shit!:
sinirleniyorum iyice
Dreamtime:
kes sesini ya
Dreamtime:
alla alla
Dreamtime:
sanane
Dreamtime:
ben bulmak istiyorum arkadaşalrımıı
Dreamtime:
görüşmek istiyorum
Dreamtime:
sen istemeyebilrisin
Dreamtime:
tamam kapıyorum konuyu da
deathrow | holy shit!:
hah görüş görüş. bi gün sana cafede hesabı takarlar işallahta kendine gelirsin
deathrow | holy shit!:
yağlarım erir benimde
deathrow | holy shit!:
nasıl gülerim sana varya
deathrow | holy shit!:
ohhhffff milyorlarca yıl gülerim buna
deathrow | holy shit!:
işallah kazıklarlar seni
Dreamtime:
inş
Dreamtime:
http://www.youtube.com/watch?v=h863nXDqCM0&NR=1
Dreamtime:
izle
Dreamtime:
kendine gelirsin
deathrow | holy shit!:
izleyenin amk *hıh
deathrow | holy shit!:
sen git ilkokul arkadaşlarına izlet onları *hıh
Dreamtime:
izleticem
deathrow | holy shit!:
inşallah hiç beğenmezler, ıyyy iğrençsin derler *hıh
deathrow | holy shit!:
iyi ki ilk okuldan sonra görüşmemişiz derler
deathrow | holy shit!:
aradan yıllar geçmiş. insanlar kurtulmuş senden. hala peşlerindesin. ne utanmaz arlanmaz bi ırz düşmanısın sen böyle yahu. insanları rahat bırak, kendi hayatlarını kursunlar. ne istiyosun garip insanlardan
Dreamtime:
kes sesiini
Dreamtime:
sanane lan
Dreamtime:
rahatsız edicem işte hepsini
Dreamtime:
sana mı sorucam
Dreamtime:
utanmazım arlanmazım ırz düşmanıyım belkş
Dreamtime:
san mı danışacam
Dreamtime:
bişiler yapmak için
deathrow | holy shit!:
tamam kızma. özür dilerim. kıskanıyorum seni ondan böyle yapıyorum :/
deathrow | holy shit!:
hiç birini hatırlayamıyorum canım arkadaşlarımın :(
Dreamtime:
hatırlasaymışsız
deathrow | holy shit!:
sikimde değiller ki neden hatırlıyım
Dreamtime:
ay tamma anladık :D
deathrow | holy shit!:
tam blogluk bi konuşma yaşadık yahu 65
Dreamtime:
öyle mi yahu

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 5 Comments

Yıllardır Kayıp Olan Kardeşleri...

Bazı ünlü şahsı muhteremlerin gizli kimliklerini ve yıllardır kayıp olan kardeşlerini bulmuşlar, resimlemişler, bende size sunayım pek değerli blog insanları. İşte, bloğumuzdan büyük bir hizmet daha, gerçekleri tüm çıplaklığıyla açıklıyorum!

Öncelikle Turgay Şeren.. Eminim ki, aslında hepiniz bunun farkındaydınız ama söylemeye cesaret edemediniz. İçinizden bir ses he
p söylüyordu; bu adamı bir yerlerden çıkarıyorum, diye ama ne olduğuna tam emin olamadınız yada söyleyemediniz. İşte cevap burada...



İşte Hakan Şükür ve kardeşi...


Ve biliyordum! Gerçekten biliyordum. İsmail Unakıtan'ın (aslında Kemal ama İsmail'de yakışıyor bence) normalde bir çizgi film kahramanı olduğunu biliyordum. Normal bir insan yapamaz onun yaptıklarını çünkü. "Gerçek olamaz bu adam, şaka gibi yahu" diyenler şimdi ne kadar haklı olduklarını anlayacaklar...


Valla yıllar yılı bu adamda bir gariplik var diyordum. Spor programlarının değişilmez ismi Osman Tamburacı... Ve gerçek kimliği... Cemil İpekçi... Osman Tamburacı alemlere akmadan önce bıyıklarını boyayıp, gözlerine kalem çekiyor ve yeni kimliğine, Cemil İpekçi'ye kavuşuyor. İçinde ki bastırılamamış duyguları ekranlarda çok iyi yansıtamadığını düşünüyordum bende zaten. Bu fotoğrafla görmüş olduk ki, bastırılamamış duygular insana çok kötü şeyler yaptırabiliyor...


Yüzüne baktığımızda, ulen ne orspu çocuudur bu dediğimiz ve yine yüzüne baktığımızda, ulen ne efendi adam yahu dediğimiz iki karakter... Birisinden dünya nefret ediyor, diğerinin milyonlarca hayranı var. İkisi aynı kişi diyeceğim ama yok, ayrı ayrı yerlerde aynı anda görüldüklerini hepimiz biliyoruz. Bunlar bence kardeş. Aynı kıtanın çocukları zaten. Kesin Zico'nun babası bir Amerika ziyareti sırasında beyaz saraya uğradı. Yoksa olamaz bu kadar benzerlik. Yada büyük Washi sömürdüğü diğer Amerikan ülkelerini sömürü sırasında bir kaçamak yaptı Brezilya'da.. Bilemiyorum ama bu Busth ile Zico kesin kardeşler bence.

Ehaha Bunlar Gollum ve Kibariye'nin annesi. Biliyorsunuz hepiniz zaten. Bunlar aynı kişiler. Gollum karakteri için daha iyi bir oyuncu bulunamazdı zaten. Yıllar önce LOTR yönetmeni, Türkiye ziyareti sırasında televizyonda Kibariye'nin annesini "şöfeeer" diye bağırırken görür ve o zaman karar verir LOTR filmini çekmeye. Aslında hep hayallerindedir ama Gollum karakterini hakkıyla oynayacak birini bulamayacağını düşünüyordur. Gel gelelim Kibariye'nin annesi yetişmiştir imdadına ve bu güzel filmin çekilmesi için ön ayak olmuştur. LOTR filminin oyuncularına bakın göreceksiniz Gollum'u kim oynamış. Hadi bakın hadi.


Yani bu kadar olur. Gerçekten bunu yakalamaları benim için bir sürpriz oldu. Gargamel aslında Devlet Bahçeli. Yada Devlet Bahçeli aslında Gargamel. Şu an Devlet Bahçeli görünümünde ama aslında Gargamel. İlk işiydi bu onun. Şirinler bitince siyasette daha aktif rol almaya başladı. Gargamel iken daha bir iyiydi sanki...



POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 1 Comment

Tribünlere Oynarım!

Öncelikle selamlarım, hatta samimiyete dayanarak, naaber lan diye enseye bir tokat bile atabilirim. Çok kızarsan özür dilerim, kızma be ooolum, şaka yaptık işte yahu, derim. Gönlünü almaya çalışırım. Kıyamazsın bana, iki dakika sonra hemen unutursun, başlarsın yine güzel güzel muhabbetine. Beni sevdiğini biliyorum çünkü, bende seni seviyorum elbet.

Çaycıya çay söylerim. Her seferinde 2 şeker atmama rağmen 4 şeker getirir. Bende o ikisini biriktiririm. Bir sürü şekerim var şimdi. Seninle paylaşabilirim. Şeker dediğin nedir ki? Köpeğin olsun.

Arkadaşlık sitelerine girerim. Yonja'nın hastasıyım, Netlog'dan 33 tane manitam var. Yonja'dan 842 kişiyle beraber oldum. Sosyomattan henüz 67 tane kız arkadaşım oldu. Etiketliyorum, hemen düşüyorlar. Aslında nasıl etiketlediğimi kendileride biliyorlar. Yaşasın sosyal sikiş platformları. Memleketimizde bir sürü alternatif tip ürüyor, mutluyum bundan. En çok emoları seviyorum ama. Kendi hallerinde bir saflıkları var. Punk arkadaşlara gülüyorum ama elimde değil. Onları da seviyorum ama. Toplumsal sorunlarla birebir alakalı arkadaşlar. Sokaklarda ellerinde şarap yada marmara birası şişeleriyle yatarak, yada bir köşede oturup her geçenden "abla bir milyon" diyerek, aslında sistemi eleştiriyorlar. Tarzları hoşuma gidiyor. Emolar kadar samimi değiller ama. Emoların ayrı bir güzelliği var. Kucağına oturtup sevesin geliyor onları. Arkadaşlık sitesi. Metalcilerden korkarım. Çok sert bakıyorlar. Satorist midir nedir bunlar ayol? Kedi de kesiyorlarmış duyduğuma göre. Söylicem hepsini Reha Muhtar'a. Gerçekten, bir ara Reha Muhtar vardı, ne oldu ona?

Porno sitelere bayılırım. Her gün girerim. Günümün 2 saatini mutlaka porno sitelere bakarak geçiririm. Bakınca huzur doluyorum. Mutlu insanlar görmek sevindiriyor beni. Her videoda en az iki tane mutlu insan var. Hele bazıları var ki; bir çok mutlu insan bir arada. Hepsinin yüzlerinde huzurlu bir ifade var. Müthiş mutlular. Grup çalışmasının vermiş olduğu muhteşem doyumu yaşıyorlar. Bu mutluluklarını izlemeyi seviyorum, bana huzur veriyor.

Yürürken kızların kalçalarına bakmayı severim. Tatmin oluyorum ben böyle. Herkes bakıyor, demek ki güzel bir duygu. Bende bakıyorum. Güzel bir duygu evet, hissediyorum. Arkadaşlık sitesi.

Google'ın kafasını karıştırdım ben. Hayırlı bir iş için naçizane bloğuma Google reklamları koydum. Bloğumun içeriği ile alakalı bir reklam bulamadığı için reklamlar yayınlanamıyor. Kafası karıştı Google'ın. Kimde kafa kalmış ki? Bu aslında bir intikamdır Google'dan. İşe adam alırken (bayanda alabiliyorlarmış) sordukları soruları görünce sinirlenmiştim. Dalga mı geçiyorlar demiştim. İntikam işte bu. Arkadaşlık sitesi, teknik servis, yazici, monitör, asansör tamiri, alışveriş, bilgisayar, cep telefonu, arkadaşlık sitesi. Bunlarda Google için anahtar kelimeler olsun artık. Arkadaşlık sitesi.

Saygılar efendim, emolara sevgi saygı.

Bir de; reklamlarıma tıklayın, tek tek söyletmeyin adama! İlle yüzsüzlük mü yapalım yani burada? Son kez uyarıyorum. Tıklayın!... İşinize yarayacak bir şeyler çıkacak oradan biliyorum. Ben tıklıyorum çok mutluyum. Tüm işlerimi hallediyorum orada reklamlarına tıkladığım siteler sayesinde. :roll: Asabım bozuldu ama unuturum, birazdan geçer.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

Düğünde Metal \m/


Takdir ettim çocukları, bayada güzel çalmışlar.

Memleketim insanları "nereden çıktı bu?" dercesine bakıyorlar. En güzel yanı ön sıralarda bir teyzenin kulaklarını kapatması. Diğer halk anlamasa da anlıyormuş gibi dinliyor ve de alkışlıyorlar yalandan. Sürü psikolojisinin basit bir örneği aslında bu video. Halkımızın önüne ne atarsan yiyorlar. Keşke hep böylesini atsalar...

Video baya eski, sanırım 90'lı yılların başı olabilir. Elemanların oraya çıkmada ki cesaretine şapka çıkartmadan geçemeyeceğim.

Long Live Death Metal! \m/


POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 8 Comments

Hislenirim!

Boğaz köprüsüne çıkıpta, atlayamayan insanlara üzülürüm. Hani şov yapmak için çıkanlardan bahsetmiyorum. Gerçekten atlamak için çıkmış oraya adam. Hayattan bu kadar bıkmış, ama aynı zamanda bi o kadar hayata bağlı. Arada kalmış, atlayamamış. İçinde bulunduğu kaossal durum üzücü. Atlasa üzülmem ama, s.kimde bile olmaz. Atlamaması çok derinden yaralıyor beni sadece...

Bazen sokaklarda görürüz, dünyanın en alımlı hatunuymuşcasına yürüyen hatunlar vardır. Dünya onların ekseni etrafında dönermiş gibi minicik popolarıyla övünerek yürürler. Kendilerini bu kadar yukarılarda görürlerken, benim ve benim gibi bir çok insan için bir bok ifade etmediklerini düşünür, üzülürüm. En güzelleriniz porno filmlerde oynarken, kime bu cakan güzelim.
Şahin K. filmleri hariç tabi. Küçük ve güzel bir popon olabilir ama kocaman bir burnun var, derim içimden...

Bazen görüyoruz ya; ağaçta kalmış kediler oluyor. Onlara acaip gülerim. Ne salaklardır onlar, çıkarlar inemezler. Gerizekalılar. Yok madem inemeyeceksin neden çıkıyorsun! Ki hepimiz biliriz kediler bu konuda üstün yaratıklardır normalde. Ataların, akrabaların vahşi kediler falan deliler gibi ağaçlarda dolaşırlar, utanmazlar ağaçlarda yatarlar, ama bir tane salak kedi, sen git ağaçta mahsur kal, ineme. Böyle saçmalık görmedim. Utanç duymalı.

Yazıcıların en çok bozulan parçalarının, ta anasının .mına koyulmasına acaip sinirlenirim. Bok mu var ebesinin şeyine sokmuşsunuz parçayı?! Tüm yazıcıyı komple sökmem gerekiyor ve söküyorum. İş bilincinden (ewq) öncelikle parçayı onarmak istiyorsun, onarıyorsun -yada onardığını sanıyorsun- yerine takıyorsun parçayı.. Ama bu şerefsiz yazıcı üreticileri öyle bir sistem yapıyor ki, kapakları açık bir şekilde denemen mümkün değil. İlla sağdan soldan bir sensör açık kalıyor ve yazıcının aktif hale gelmesini engelliyor. Küfrederek tüm yazıcıyı topluyorsun tekrardan. Bu sırada yazıcının sahibi müşterinde aramaya devam ediyor "yazıcım noooldu, ceeeğm çok zor durumdayız, lütfeeeğn acil yaağğğ" mk 64 diyorum... İçimden tabi. Neyse kapakları kapatıyorum, test çıktısı alacağım. İlk sayfa süper. Oh diyorum ya, başardım! Başarmanın dayanılmaz hazzı iliklerimde ilerlerken, seri test moduna giriyorum. 20 sayfa birden yazdır kooçççç diyorum yüreğimde ki heyecana kapılarak basıyorum tuşuna tuşuna... Ama o götveren yazıcı yazmıyor biraz önce onardığımı sandığım parça yüzünden. Değişmesi gerekecek... Neyse diyorum; parçayı araştırmaya başlıyorum. Parça yok :s Yer yarılmış içine girmiş, mağma da bulunan bilgiişlem departmanı stoklamış hepsini! Müşteri aramaya devam ediyor... Stres... Tekrar açıyorsun 42 tane vidayı, özenle söküyorsun parçaları, bir umut; belki bu sefer çalışır... Yeni bir yöntem gelmiş aklına onu deneyeceksin. Açıyorsun ve parçayı çıkartıyorsun. Süper. Düzeltmek için aklından geçen tilkileri salıyorsun meydana çalışsınlar diye, minik minik koyunlar parçalıyorsun... Elinle test ediyorsun, olmuştur lan diyip, yeniden başlıyorsun 42 vidayı montaja... Bir tane bile sağlam test çıktısı alamadığında, arkana baktığında 5 kere sökülüp takılmış yazıcıya dönüp ne diyeceğini şaşırıyorsun. İnsan insana yapar mı bunu diyorsun. Çok sinirleniyorum bu durumdan çok. Müşteri hala arıyor. Açmıyorum mına koyim telefonu açmıyorum arayın durun kaçtım yurtdışına hadeğ... Sinirlenmemek elde değil. Çok sinirleniyorum.

Hepsi grubunun kızlarını sevmiyorum.

Akbil bence EGO yu döver. EGO çok tırt bir şey. Bariz bir israf bence. Okut at çöpe. Akbili bas bas kullan, mis gibi. Aktarma bile yapabiliyorsun. Akbil var ya EGO nun .mına bile kor.

Hiç kimsenin bilmediği bir telefon hattım var. Kimseyede vermek istemiyorum. Ara sıra açıp kendime çağrı yapıyorum. Bu çok sevindiriyor beni. Kendi çapımda eğleniyorum ciddi ciddi. Birde kendine zaman ayırmıyorsun derler...

Kalemle yazı yazmak çok zor bir şeymiş, bunu anladım. Uzun uzun bir şeyler yazmam gerekti son bir kaç günde.. Yok arkadaş, sikertti resmen kalem beni. Koydu bir kalemtraş içersine, sonuma kadar öğüttü beni orada resmen. Bilgisayarımı seviyorum. Arada bir ona kızıyorum, kitleniyor, reset atıyor, yavaşlıyor falan diye ama yok yok, kıyamam canım o benim. Buradan herkesin önünde özür diliyorum bilgisayarımdan.. Canım bilgisayarım. Senin değerini bilemeyen şu parmaklarıma yazıklar olsun. Sonsuza kadar mutlu yaşayalım olur mu? Hiç eskime, hiç terk etme beni, sene 2048 olunca, insanlar gözlüklerinde ki yada lenslerinde ki bilgisayarları kullanırken bile benim yanımda ol. Varsın onlar yeni oyunları oynasın, ben biliyorum ki sen need for speed bile kaldırabiliyorsun. O zamana kadar ben senin ramini yükseltir, bir de ekran kartı alırım, kendi halimizde takılırız o kozmik bilgisayarlara ve kağıda kaleme ihtiyacımız olmadan. Bir ömür boyu mutlu olalım canım P4 3.06 'ım...

Acaba kağıt alma makarasının etrafına değişik fantaziler mi uygulasam?

Görüşürüz. ve arkada bir göt çatalı var.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 5 Comments
Bu gadget'ta bir hata oluştu