Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Hayatın Anlamı Olan Timler...

Hepimizin normal hayatta gördüğü ve karşılaştığı, ancak hiç bir zaman yapanı tam olarak göremediği bazı durumlar vardır. Bence bunların hepsini birileri düzenli olarak insanlık için yapıyorlar. Bunu görev edinmişler, her sabah yada her gece evden işe gidiyorum diyerek çıkıyorlar ve bu görüntüleri bizler için hazırlıyorlar. Bireysel olarak yapılmış şeyler olmadıklarına eminim.

* Misal denizde yüzen prezervatifler. Ne zaman Üsküdar, Kadıköy, Eminönü yada Karaköy'den motora binsem, şöyle bir deniz havası alayım diyerekten motorun arkasına geçsem, hazır geçmişken de denize bakayım desem, mutlaka beni ekmek parçaları, deniz anaları, pet şişeler ve sigara izmaritleri arasından karşılar prezervatif. Buna mantıklı bir açıklama bulamıyorum. İstanbul boğazında, denizde sevişen insanlar görmedim henüz, yada deniz kıyısında sevişende görmedim. Oynaşan gördüm ama! Neyse.

Bence birileri kasıtlı olarak atıyor buralara bu prezervatifleri. Abinin misyonu bu olmuş. Geceleri evinden çıkıyor ve bilimum motor iskeleleri civarına prezervatifler atıyor. Dikkat edin, sadece motor ve vapur iskeleleri civarında vardır bunlar. Her yerde olmazlar. Çalışma mekanları iskelelerle sınırlı bu adamların bence. Amaçları ne çözemedim onu. Ama sistemli olarak çalışan insanlar olduklarını düşünüyorum. İnsanlara prezervatif kullanma alışkanlığı sağlamaya çalışan ve bu yolla daha fazla para kazanmayı düşleyen eczaneciler olduklarını bile düşünüyorum. Mantıklı aslında. Ne bileyim...

* Alışkanlık yaratmak dedik ya. Birde otobüslerde, vapurlarda yada kısaca toplu taşıma araçlarında gazete bırakan timler var. Bu insanlarda okuma alışkanlığını yaymaya çalışan gazeteciler yada altılı ganyan bayilerinden başkası değiller bence. Bir günde, bir toplu taşıma aracına bindiğimde, koltuğun kenarına sıkıştırılmış bir altılı ganyan gazetesi çarpmasın gözüme! Kesin var. Birileri bu işlerden çok iyi para yiyor, ben size diyim. Hele iddaa olayı çıktıktan sonra daha bir artış oldu bu sağda solda gazete yada ek bırakmada... İnsanları kumara teşvik eden bir çetenin ellerindeyiz, haberiniz olsun. O gazeteye ne zaman bakarsam bi kupon oluştururum çünkü. Kendimden biliyorum.

* Kral Devre timi var birde. Her askerlik dönemi geldiğinde, her tarafta, her durakta, heeer duvarda, her delikte mutlaka bir bilmem kaça / bilmem kaç kral devre yazar. Her devre kral devredir. En büyük askerde onlardır. Sorun değil. Olabilirler.

Bu yazıları yazanlarda hep aynı kişiler bence. Askerleri yollarken motivasyon amaçlı bir eylem olduğunu düşünüyorum. Çok hummalı bir çalışma içerisine giriyorlar asker yollama dönemlerinde... "Aslansınız, kaplansınız, kralsınız, kesseler acımaz" tadında bir gaz veriş, gittiklerinde göte girecek olan kazığın acısını azaltması için, dübür kenarına sürülmüş yumuşatıcı kremdir bu kral devre muhabbeti. İyilik sever bir tim bu diğerlerine göre.

* En nefret ettiğim tim ise, özellikle okullarda çalışan bir tim. Sıra altına sümük süren tim! Bunların amacının ne olduğunu da bilmiyorum. Bunlar geyikçi gençlerden oluşuyor bence.

Toplu taşıma araçlarında, oturduğunuz tahta koltukların altlarında falanda olur genelde bu sümükler. Birilerinin görevide bu, yapabileceğimiz bir şey yok.

Bir gün her hangi bir sınav için bir okula gittiğinizde, oturduğunuz sıranın altına, sağına soluna iyice bir bakın. Mutlaka orada bir sümük göreceksiniz. Olmazsa olmaz bir şey. Bu tim aralıksız çalışıyor, okulların içlerine kadar sızmış örgütlenmeleri. Takdir etmiyorda değilim hani.

* Bundan sonrası yok. Boş yere okumayın. İllede okumak istiyorsanız yaşadığım bir sinir harbini yazayım. Yazmıyorum vazgeçtim. Mal ederim adamı, aklını alırım. Ok?Bye!

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

2 Responses to : Hayatın Anlamı Olan Timler...

  1. Adsız says:

    hiç tanımadığın adamın bloglarını okuyup ya yok artık la ben daha dün düşündümdü bunları dediğin olur mu gökteki yıldız..denizdeki balık de bana, söyle bana..tamam belki dün düşünmemişsindir
    dün düşünmeye fırsatın kalmadan sızmışsındır da ondan..e ondan önceki gün düşünmüştün ya unutmasana hemen..ofhh..çok az balık yiyiyosun hep ondan oluyo:@
    herşeyi bırakıcam gidip ıssız bi kasabada potansiyel filozof+psikolog olgun dingin balıkçı olucam, tanımadığım aşık gençler gelecek yanıma geceleri ya da aşk acısı çeken seymen tadında adamlar (he izledim nolmuş..) ve bütün gün anamı ağlatmak yoluyla tuttuğum balıkları yiyicekler.. paylaşıcam onlarla yemeemi alkolümü.. sonra de mal mal sırıtıcam rakımı biramı elma votkamı bu veletlerle paylaşırken.. o olucak..neden?
    (bana bana means bana doğru) el uzatanım yok deeeyye..
    beni çok özlersiniz ama sonra :'(
    size diyom heyyğğğ!!

  2. isimli says:

    beni de yazar yap bloguna
    istemem numarası yapıp ona uuraşıyorum :P :)))

    bana fatoş de sinem de hilal de çok canın istediyde emre de.. isim ne önemli di mi..
    tanımadığın adama ne dersen fark eyler mi? hıa?

National Geographic POD