Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Penguen VS Uykusuz

Otobüsteyim yine. Birkaç servisi hallettim, şirkete dönüyorum.

Uygun bir kenara oturdum ve daha önceden katlayarak cebime koymuş olduğum Penguen dergisini çıkartıp okumaya başladım.

2 koltuk yanımda oturan eleman nazire yaparcasına cebinden Uykusuz dergisini çıkarttı.
O an aramızda bir rekabet başladığını hissetmiştim.

Okuduğu her espriye sırıtıyor ve yan gözle bana bakıyordu. Bunun altında kalamazdım! Okuduğum her espriden sonra ufak sesler çıkartarak -ehi ehi- diye gülmeye başladım. Hamlemi görmüştü! O da ufak sesler çıkartarak gülmeye başladı ama arada bir kahkaha da atıyordu. Yan gözle bakmayı ihmal etmiyordu tabi..


Açık açık savaş baltalarımızı çıkartmıştık birbirimize. Çevredekilerin anlamsız bakışları umurumuzda değildi. Bu bir savaştı ve zafere giden yolda akıtılan kan kutsaldı, giden karizma çerezdi ve en önemlisi; savaşta her yol mübahtı!

Artık dergiyi okumayı bırakmıştım, anlamsızca deliler gibi, karnımı tuta tuta kahkaha atıyordum. Anlık bakışla çevremde bulunan diğer insanların tepkisini ölçmek için kafamı kaldırdığımda, hepsinin bir yöne doğru baktığını gördüm..

Uykusuz okuyan eleman karnını tutarak otobüsün zemininde yuvarlanıyordu.
Yuh artık dedim. Açık açık o kazanmıştı, çünkü daha fazla abartacak zamanım yoktu. İneceğim durağa gelmiştim. Ayağa kalkıp düğmeye bastım. Hemen ayaklandı ve sırıtarak yanıma geldi. O da inecekti. Uykusuz dergisini katlayarak cebine koyarken sanki zaferinin tadını çıkartmak istiyormuşcasına sırıtıyordu..

Kafamı çevirdim.


Aynı durakta indik.
Perpa'ya girmek için karşıdan karşıya geçmemiz gerekiyordu. Otobüsten inen herkes koşturarak karşı kaldırıma yöneldi ama ben bekledim. O da bekledi.

Yüzünde hala o anlamsız ve sinirimi bozan sırıtış vardı. Uykusuzun maskotu olan pijamalı adam kadar iticiydi.


Yola doğru iki adım attım, yolun ortasında bekledim. O da aynısını yaptı. Geçebilirdi oysa ki. Bende geçebilirdim ama onun geçmesini istedim. Orspu çocukluğunu abartmıştı.

Adımlarımı hızlandırıp Perpa'dan içeri girdim. Üst kata çıkan yürüyen merdivenlere doğru yöneldim, bu sırada yavaşladım. Tam yanıma geldi..
Yavaş yavaş, aynı hızda yürüyorduk.. Tam merdivene çıkacağımız anda ben kenara kaydım, merdivene binmedim. Ama o bindi.

Pis pis sırıtarak "Nasıl koydum dermiş" gibi baktım ve el hareketi yaptım.
Son dakika golünü tam çatala takmış bir futbolcu edasıyla, kollarımı açarak koşturmaya başladım. Dönüp baktığımda, başını ellerinin arasına koymuş ağlıyordu.

Dayanamadım.

KOYDUM MU LAN KOYDUM MU diye bağırdım ve koşa koşa uzaklaştım oradan. ehi.

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 4 Comments

4 Responses to : Penguen VS Uykusuz

  1. Darkohl says:

    penguen>uykusuz
    sonracima
    penguen uykusuz'u yerde doverde
    evet!

  2. Canselmo says:

    Abi Penguen'i de severim ama Uykusuz'da Yiğit Özgür, Ersin, UĞUR GÜRSOY, Umut Sarıkaya varken Penguen Selçuk Erdem ve Erdil Yaşaroğlu'yla mücadele etmeye çalışıyor ancak. Bi' de Özercik iyidir belki. Uykusuz her türlü derim..

  3. Canselmo says:

    Ha bi' de Serkan Altuniğne tabi.. Bu adamın soyadını yanlış mı yazdım diye de hep paranoya yaparım. Bu sefer yapmayacağım, yanlışsa yanlış bana ne..

  4. Cem says:

    dsauıfds
    Bence Penguen her türlü sikertir. Yeni gelen elemanlar gayet iyiler, baya gülüyorum ben şahsen. Aynı zamanda Uykusuz'da bulunan şahsı muhteremlerden Uğur Gürsoy ve Ersin insanı (sevmiyorum lan bu adamı! yada kıskanıyorum.. yok yok sevmiyorum. kıs.. sevmiyorum. evet. evet. :s) haricinde pek bi komik adam göremiyorum.

    Ve hiç birşey olmasa bile, Penguen'den Erdil ve Selçuk abiler bile ayrılsa, orada tek başına Alpay Erdem babayaro yazsın, tek onun için alırım o dergiyi, okur okur gülerim, başka da hiiiiç bişeyciği takmam pipime... ALPAY ERDEM RULAZ LAN! GERÇEK!

National Geographic POD