Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Easy Rider (1969)


Acukta film şeysi yapalım.

Bilmiyorum kaçınız izledi bu filmi. Çok mükemmel bir filmmiydi? Eh, güzeldi anlatmaya çalıştıklarıyla, en azından fena değildi diyebiliriz. Özgürlükler ülkesi olarak tanıdığımız bildiğimiz Amerika'nın iki farklı yüzünü izliyoruz bu filmde. Fazla spoiler olayına girmeden accuk bahsedeyim filmden.

Filmin yönetmeni, senaristi ve başrol oyuncuları Peter Fonda ve Dennis Hopper.

İki motorsikletli arkadaş Mardi Gras partisine katılmak için motorlarıyla Amerika'yı bir uçtan bir uca katederler. Yolda karşılaştıkları insanlar, yaşadıkları olayların anlatıldığı bir film.

Özgürlükler ülkesi Amerika'nın, bir tarafı zincirlerini kıramamış ve hoş görüsüzlük içinde yani kısaca yobaz olarak adlandırabileceğimiz türde yaşamaktayken, diğer tarafı ise uyuşturucu ve alkolün etkisinde, dünyadan ilişiğini kesmiş bir halde, yaşadıklarını sanarak vakitlerini öldürmektedir.

Filmde bir süre Jack Nicholson'da rol almakta. İki motorlu arkadaş bir kasabadan geçerken düzenlenen bir bando gösterisinin arasına katılırlar ve eğlenmeye başlarlar. Bunun üzerine izinsiz gösteri yaptıkları gerekçesiyle tutuklanırlar ve nezarete atılırlar. Nezarette alkol problemi olan bir avukatla tanışırlar (Jack Nicholson). Avukat bunları nezaretten çıkartır ve beraber yola çıkarlar. Yol üzerinde yemek yemek için bir kafeye girerler ve girdikleri anda tüm bakışlar üzerlerine çevrilmiştir. Genç kızların arzular bakışlarının yanı sıra, kasaba insanlarının nefret dolu bakışlarını ve küfürlerini duyan elemanlar yemek yemeden kalkmaya karar verirler. Geceyi geçirmek için başvurdukları tüm moteller boş oda yok bahanesiyle motorcuları geri çevirdiğinden, ormanlık bir alanda kamp kurarlar. Ve oradan bir diyolog;

J.Nicholson: Bu ülke eskiden çok güzeldi. Şimdi ne olduğunu bir türlü anlamıyorum.
D.Hopper: Şimdi herkes tavuk sahibi oldu. İkinci sınıf bir otele bile almazlar, bizi. Yani, ikinci sınıf bir motele, anla işte? Boğazlarını keseceğimizi sandılar. Korktular.
J.N. : Onlar senden korkmadı. İfade ettiğin şeyden korktular.
D.H. : Onlara ifade ettiğimiz şey saç traşı olmamız gerektiği.
J.N. : Oh, hayır. Onlara ifade ettiğin şey özgürlük...
D.H. : Bütün bunlar özgürlük demek.
J.N. : Oh evet, doğru. Hepsi bu. İyi de konuşmak ve olmak bunlar farklı şeyler. Pazarda alınıp, satılırken insanın özgür olması zordur. Sakın kimseye özgür olmadığını söylemeye kalkma... öldürerek ya da sakat bırakarak aksini ispatlamaya kalkacaktır. Soluk almadan sana kişisel özgürlük hakkında saatlerce vaaz verecektir. Ama karşısına özgür bir birey çıkınca, bundan rahatsızlık duyar.
D.H. : Korkup kaçmıyor da.
J.N. : Tehlikeli hale geliyor. Kabız oluyor.

Ve bu konuşmanın sonrasında uykuya dalan elemanlarımıza taşlı sopalı bir saldırı düzenlenir...

İzleyiniz, mutlu olunuz. Kolay gelsinler.

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 2 Comments

2 Responses to : Easy Rider (1969)

  1. İzlemedim, izlemek lazım!!!

  2. şeritler şeritler ve şeritler... güzel filmdi beah!

National Geographic POD