Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Gelmiş, Geçmiş, Gelecek.

Efendime söyliyim! (efendime gıdı gıdı)

Nasılsın okuyucu! Tüm gün ebeme defalarca tecavüz edilmesine rağmen gayet bomba gibiyim ben. Enerji burnumdan çıkıp bacaklarıma kadar vuruyor. (Nasıl bi tanımlama oldu bu böyle.. :s) Kahvemi yudumlayıp enerjimi emmesini beklemek gibi bi isteğim yok, o yüzden bu gazı tamamlayacak bir müzik açtım, çok muhteşem kafa bile sallayabiliyorum yazmaktan arta kalan vakitlerimde :s (long live ex-Sepultura!!!)

Tam yazmaya başlamışken msn'den gelen kudurmuşçasına saldırmalar neden canımın yazmak istediği zamanları bulur?

Evet, cevap vermenize gerek yok..

Neyse efendim. Bugün yine kapak yıkama style ile geçen bir gün oldu genellikle. İade gelen onlarca yazıcıyı yepisyeni yapma görevini üstlendim bugün. Önce özenle kapaklarını söktüm, sonra aşağı indirip bir güzel yıkayıp kurumaya bıraktım. Tabi bu arada yıkayamadığım parçaları sildim, süpürdüm. Görseniz sıfır yazıcı sanarsınız, o derece cillopsal bi çalışma oldu. Ama tabi hepsi bitmedi.

Çünkü şirkette çömezlere özel muamele olarak her dakika bi iş kitliyorlar ahahah. "Cem, Gökhan, Uğur hede hödö gelin şu makinaya bi el atında taşıyalım" Şu makina dediği cihazı 4 kişi zor kaldırıyor yalnız. Kocaman, hayvani makinalar. Adamlar bi fotokopi makinası yapmış, sayfaları bilgisayardan yolluyorsun sana kitap olarak çıkartıyor yolladığın şeyi. Vaammısına koyim dedim ya, caponlar neler yapıyor böyle... Adam deliyor, zımbalıyor, katlıyor.. Okuyup özet çıkart desen onu bile yapar şerefsizim.

Neyse, sonuç olarak ağırlığımızı hissettiremiyoruz çünkü kocaman adamlar bile yapıyorlar bu işi. Sen ben yapmam diyemiyorsun haliyle. Kaç yıllık işin orospusu teknisyen bile kapak yıkıyorken senin yapmaman olmuyor. Eh, ilk başlarda zor geliyordu. Evvelden kapak yıkatan adamdık, şimdi yıkatılan adam olduk auh. Ama alışıyor bünye her şeye. Bu sene aldığım radikal kararlar için bunlara katlanmak durumundayım. 1-2 senelik bir periyodum var önümde, sonrası aydınlık olacak. Akılsız başın cezasını çekiyorum ben açıkçası. Okulu bırak, kendini sözde geliştir(etiketin yoksa bilginde yokmuş arkadaş, basit gerçeklik), yabancı dilini geliştirme falan filan. Ancak böyle bi iş bulabilirsin işte AKP'li falan değilsen..

Neyse, artık hedeflerim kesin. Güzel olacak. Hayat öyle garip bir mevzu, ne tarafa doğru meyil almışsa hiç durmaksızın o tarafa doğru gidiyor. Bi iyi - bi kötü diye birşey yok aslında. Arada olan olumlu yada olumsuz gelişmeler sadece yanılsama. Kötüye gidiyorsa kötüdür, iyiye gidiyorsa iyidir. Aksi olmaz. Alabildiğim radikal kararlar 6 aylık iyiye giden bir sürecin sonucu bence. İyiye gitmeye devam edecek arada yanılsamalar olsa bile. Neyse, iyiye gitmemizi sağlayan etkenimize şükranlarımızı sunarız.

Bugün kapakları yıkarken yine "işimiz almanya'dan iyi valla" diyen eleman geldi. Ne çene varmış herifte valla, kafamı s.kertti resmen. Abi bi sus mına koyim! dedim en sonunda. Bu sefer, cezasahasına giren bir oyuncunun sırtına uçan tekme atılmasına hakemin, 'kendini yere attın' diyerek düşen oyuncuya sarı kart göstermesi ve buna tribünlerden gelen çılgın ıslıklar kadar çılgın bi şekilde ıslık çalmaya başladı... Hani armoni falan yok, direk çılgın gibi ıslık çalıyor. Delirdim resmen. Koyacaktım kafayı kafasına. Yine köyüne gitmekten bahsetti. Her paspası yıkadığında deli s.kmiş gibi "baak bak bak bak ne oluyor burada" diye bağırdı.. En az 10 kere yıkamaya gelmiştir paspası ve her seferinde yaptı bunu, abartmıyorum. Bugün sarmış olduğu bir diğer cümle "bu dünyada işin iş, bakalım diğer tarafta ne yapıcan"... Çıldırdım resmen hanuna. Ulan bu dünyada neyim iş lan neyim iş? Görmüyormusun allahın adamı kapak yıkıyorum burada?! Günümüzü kurtaramadık, bu dünyada yaşayacağımız geleceği kurtaramadık, bi de öbür dünyayı düşünücez şimdi. Tey tey.

"işimiz almanyadan iyi" ve "almanyadan iyiyiz valla" cümlelerinin nereden geldiğini öğrenince daha bi uyuz oldum adama aslında. Babası 13 yıl almanyada yaşamış.

- E neden kalmamış orada, dedim.
* Anneme gel seni de alayım buraya demiş, anam gitmemiş, dedi.
- Alla alla neden acaba...
* Köyünden ayrılmak istememiş.
- 13 sene çok be abi ayrı gayrı..
* O adam şimdi orada dost tutsa, dostu olsa haklı olmuyor mu sence? diye sorunca afalladım ben.

Sadece baban tarafından düşünmemek lazım bunu diyesim geldi ama demedim. ehh ühh dedim, kapattım mevzuyu.

almanyadan iyiyiz valla.. Ulan kahvem buz gibi olmuş şu deli herifi yazıcaz diye. Yine yaptı yapacağını g.t adam. 64


Günün şarkısı; Hypnos - Lovesong (Pek eğlenceli bir şarkıdır. Şuh sesli, şiirsel ve duygulu sözlerle başlayıp, birden bi death metal parçası olduğunu hatırlayan ve hatırlatan gidişhatla biten, süper melodili bir parça. Çek Cumhuriyetinin en büyük death metal insanı Bruno amcamızın (bknz: ex-Krabathor) grubudur. Saygılar sunarım Bruno amcaya. Ama şaka maka Bruno'da acaip bi amca ismi imajı var. Bruno isen amcasındır kesin. Bence öyle yani. Neyse.. Seveceksiniz. Hail to death metal legion!)

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 2 Comments

2 Responses to : Gelmiş, Geçmiş, Gelecek.

  1. "almanyadan iyiyiz valla" diyen bayın kafasını fotokopi makinasının arasında eziceksin böcek ezer gibi. ben bile sinir oldum huleyn!

  2. kapak yıkatmaktan kapak yıkamaya. bozulmasın moralin yahu, attan inip eşeğe de binicen ki sonunda tahtırevana çıkabilesin :D

National Geographic POD