Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Ortaya Karışık...

Okuyucu, huzurluyum bugün. İçimde neşe pınarları akıyor. Sabah sabah yine telefon çalışıyla uyandım ama bu sefer kızmadım bu çalışa. Gayet hoş, gayet güzel bir telefondu. Sevdim bu telefonu. Dün yaptığım iş görüşmesinden aradılar, bazı ufak ayrıntıları (tamamen duygusal ayrıntılar) netleştirdiler, tekrar arayacağız dediler. Hayırlısı olsun be okuyucu.

Birde dün hotmail hesabımı açtığımda, bilgi işlem desteği veren bir firma bana reklam maili atmış. Baktım, okudum, hakkını verdim, güzel bi reklam tarzı dedim. Sonra utanmaz, arlanmaz bir girişimci moduyla "reply" dedim maile. Gayet güzel bir reklam kampanyası olduğunu belirttikten sonra, bende aynen böyle bir iş arıyorum dedim. Bana uygun bir açığınız varsa hemen geleyim, görüşelim dedim. Adam maile cevap vermiş, biz küfür bile bekliyorduk aslında. Ücret konusunda beklentimin ne olduğunu soruyor. Tamamiyle duygusal bir şekilde ona da cevabımı vereceğim birazdan.

Ancak yüzsüzlüğü, utanmaz ve arlanmazlığı girişimci ruhla birleştirmek hayırlı sonuçlara vesile olabiliyor bazen. Ha, tamamen olmadı tabi şu aşamada ama yinede bir şans kapısı açılmış oldu. O yüzden saldırın amokaçiler!

Teyzemlere gidip güzelde bir kahvaltı yaptık, devleti yöneten fırça bıyıklıyı çekiştirdik, kahrolsun yobazlar dedim ben. Hiç bir müslüman ülkenin 2. sınıf dünya ülkesi statüsüne bile ulaşamamış olmasına dikkat çektim. Bu bir rastlantı mı acaba? eheh.

Eve geldim şimdi. Karalama isteği içersindeyim ama şimdilik buraya karalayacağım. Sonra buluruz karalanacak başka yerler. Karalamak güzeldir ama gerçek anlamda resim çizmeyi hiç beceremem. Bariz karalarım yani. Tek yapabildiğim çöp adamlardır. Bir gün bizim eve gelipte, klozete oturduğunuzda, tam tepenizde asılı duran dolabımsı şeyin altına bakarsanız anlayacaksınız ne demek istediğimi.

Küçükken bir çekyatımız vardı. Dolaplı çekyatlardan. Yatak moduna getirdiğin zaman dolabın altı açıkta kalırdı ve ablam oraya resimler çizerdi. Güzel çiziyordu şerefsiz. Bende kıskanırdım, onun yaptıklarını yapmaya çalışırdım hep. Kedi, ağaçlar ve bir ev denemem var orada, ablamın yaptıklarıyla birlikte. Ablamın yaptıklarına baktığınızda "eheh..." derseniz, benim yaptıklarıma baktığınızda kesinlikle klozetin içine düşersiniz, demedi demeyin.

Chemical Breath'in en sevdiğim parçalarından biri çalmakta, gaza gelip kafa bile sallayabilirim! Long Live OLD SCHOOL DEATH METAL!!! Chemical Breath - Mutilation

Arkadaşım yurtdışına gideceğinden elektro gitarını bana verdi ama zerre çalamıyorum. Ne sikko bi metalseverim. Neden bu metalcilerin alayında olan "birşeyler çalma" isteği bende hiç olmadı? Yada becerisi? Ben solist olacak adamdım çünkü, o yüzden sanırım. Tam bir frontmen yahu! Beni gaza getirip "gel melodik death metal grubu kuralım, sen vokali yap" diyen arkadaşlarım olmadı değil... Ama yapacaksam old school yaparım ben bu death metali! Sanatıma saygılıyım, taviz vermem. O yüzden ancak koşu bandında koşarken böğürüyorum çılgınlar gibi. Gitarda da akdeniz akşamları çalsam yeter zaten. ahuıdusahdas

Efendim Messiah - Living With A Confidence parçasını öğürmekteyken ben sesi azıcık daha kökler, alt katta oturan teyzemlere brutal bir demet sunarım 90 lı yılların taşaklı death metalinden. Sevgiler teyze, sevgiler insanlık, sevgiler okuyucu!

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 4 Comments

4 Responses to : Ortaya Karışık...

  1. Eheheuhehehe aynı ben, kıymetimizi bilemedi bu rock-metal camiası Cem bey, onların kaybı valla. İş olayı da olmuş gibi gibi.. Hayırlısı olsun be sayın yumurtlayan...

  2. Darkohl says:

    sagax\hdfsah;kz
    sen hala ona kedi diyosun ya helal olsun Cem dsajk
    cok guldum lan ohy

  3. Dreamtime says:

    Bir gün senle çok gaz bir death metal parçası eşliğinde çoşmak istiyorum cem.O günleri türkiye de görebilecek miyiz bakalım. :D

  4. Canselmo says:

    Bi' solukta okudum resmen, tam yardırmaca.. :D

Bu gadget'ta bir hata oluştu