Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Şair...

(Uzuuuuun zamanlar önce böyle abidik gubidik hikayeler yazmayı pek severdim. Seyfi abi'de bunlardan bir tanesi olarak doğmuştu eheh. Bu da öyle bir şey işte, çok önceden yazılmış ve düzeltilmeden yayınlanıyor. Günümüzle alakalı konsept style ehehe)

Vay anasını demişti şair.. Yazdığı şiire baktı uzuncuna.. Bir edebiyat parçalamıştı.

Uzun uzun tekrar baktı.. Kısaydı ama özdü. Yıllar boyunca dillerden düşmeyecek bir eserdi.. Adı tarihe altın harflerle kazınacaktı, öyle hissediyordu. Duyduğu sevinç yüzünde gözyaşları olarak belirmişti..

Duyduğu heyecanla yerinden zıpladı. Telaşı yüzünden okunuyordu. Bu müthiş eser, bu nadide çiçek, bu nesilden nesile aktarılacak şiir onu sandığından daha çok heyecanlandırmıştı. Yazdığı şiiri alıp gizli kasasına yerleştirdi, kapalı ve kilitli bir kutuya koyduktan sonra…

Bir çok şiir yazmıştı ama hiç birinin bu kadar tutacağına inanmamıştı. Hiç biri bunun kadar duygulu, bunun kadar estetik ve çekici olamamıştı. Hayatının şiiriydi bu. şiiri nasıl ve ne zaman ortaya çıkaracağını çok iyi biliyordu.

Aradan bir süre geçti ve beklediği zaman gelmişti. Üstüne geçirdiği simokinine baktı aynanın karşısında.. Papyonunu düzeltti.. Kepine baktı ve gerçekten yakışıklı ve karizmatik olduğunu düşündü. Aslında çirkin bir insandı ve şu ana kadar sadece bir tane kız arkadaşı olmuştu. O hatunda zaten görme özürlüydü..

Eline aldığı baston misyonu tamamlayan unsur olmuştu. Herşey mükemmeldi. Halkın karşısına çıkacak ve bu şiiri, yıllar boyu dilden dile anlatılacak bu eseri okuyacaktı. Duyduğu heyecan yüzünden bacakları titriyor ve 15 dakikada bir çişi geliyordu. Heyecanını bekletmeliydi, şimdi sırası değildi.. Şiiri yazdığı kenarları gül resmi motifli çizgili kağıdı katlayarak cebine koydu.. Son bir kez daha aynaya bakarak evden çıktı..

Herşeyin değiştiği anı canlandırdı gözünde, ayağa kalkıp alkışlayan elleri ve patlayan fotoğraf makinelerinin flaşlarının yüzüne çarpışını canlandırdı..

Ve o anda kendini yere uzanmış buldu! Heyecan ile yola atlamıştı ve ona çarpan arabanın farları fotoğraf makinesinin flaşı gibi patlamıştı belinde..

Yerde uzanıyordu. Çevreden meraklı bakışlar ve sesler geldiğini duyuyordu. Gözleri sabitlenmiş tek noktaya bakıyordu. O sırada çarpan arabadan çıkanlar onu hastaneye götürmek için karga tulumba -yaka paça- arabaya bindirmek için yerden kaldırdılar. O sırada ceketinin cebindeki, o geleceğini kurtaracak şiir düşüyordu. Düşüşünü gördü ama müdahale edemedi, insanlara söylemek istedi ama sesi çıkamadı...

--- o --- o --- o --- o --- o ---

Mahallenin piç insanlarından Ali yolda arabanın çarptığı adamın etrafında oluşan kalabalıktan yararlanmak niyetindeydi. El çabukluğuyla birkaç cüzdanı indirdi cebine.. Yerde duran bir kağıt parçası çarptı gözüne. Eline aldı, gül desenlerine bakıp küfretti sahibine zevksizliğinden dolayı. İçinde sikkodan ilk okul çocukları ayarında bir şiir yazıyordu. Muhtemelen arabanın çarptığı şu palyaçodan düşmüştü..

Kardeşine götürdü şiirin yazdığı kağıdı. Senin yaşındakiler için uygun birşey diyerek dalga geçti üstelik.

Ertesi gün stadyumda ki tören için bir şiir hazırlanması istenmişti Ömer'den. Bu şiir ne kadar iğrenç dursa da bunu okuyacaktı.. Kararını vermişti. İğrenerek okudu şiiri her defasında ezberlemek için..

--- o --- o --- o --- o --- o ---

Ertesi gün şair hastanede ki yatağında uzanmış televizyonu izliyordu.

Kutlamalar nedeniyle inönü stadyumundan canlı yayın vardı.

Şair ellerini kıpırdatamıyor, konuşamıyordu. Felç geçirdiğini tahmin ediyordu ama doktorlardan bir açıklama gelmemişti henüz.

Sahneye 10 yaşlarında Ömer isimli bir çocuk çıktı ve şiirini okumaya başladı..

Bugün 23 Nisan
Neşe doluyor insan
...
...
...

Şiir bitip ayağa fırlamış seyircilerin çılgın alkışları arasında Ömer'in şaşkın yüzünde flaşlar patlarken, hastane odasında hareketsiz yatan şairden sadece anlaşılmaz sesler yükseliyordu...

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

2 Responses to : Şair...

  1. Sevmedim ben bunu hocam, "Seyfi Abi ve Onun Fantastik Düşleri" serinin bir hayranı olarak, bu hikayeyi çok ciddi buldum. Gerdin beni okurken ehuhehe...

    Kendi karalamalarımı okuyup beğenmediğim zaman kendime söylediğim şeyi sana da söyleyeyim burdan, blogger muhabbetimizin samimiyetine sığınaraktan, şöyle ki;

    Olmamış,otur,sıfır!

    Seyfi, sen gel yavrucuğum... :G

  2. Uff Mimi çok pis eleştirmiş :p
    Bu hikayeyi Seyfi'ye giden yolda bir basamak olarak düşünmek gerek kanaatindeyim. Bakınız çok da ciddiyim.

National Geographic POD