Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Akbil.

Selamlarım okuyucu!

Daha önce de söylediğim gibi, hakkını vermek lazım, iyi kahve yapıyorum. Yaptığım özel birşey yok gerçi. Ama çok güzel oluyor. Ben böyle kahve içmedim hayatımda. İşte onlardan bir tanesini daha içiyorum. Bi bu kadar mutluyum yani bana huzur veren tatlılar tatlısı falan işte ehu

Neticesinde, ben böyle memleket insanlarının içine edeyim okuyucu. Yani çok pis küfürler edesim var ama etmiyorum. Etmek istemiyorum, zira bugün yeterince küfrettim zaten.

Geçen gün mahallemizin her zaman olduğu gibi ağzına kadar dolu olup, utanmadan hatta bunun yanında arlanmadan oraya astıkları "biz insan taşıyoruz" yazısıyla süsledikleri otobüsüne binmeye çalıştım. Ancak insanlar orta kapıya kadar olan bölümde camdan taştıkları için ön kapıdan binemedim. Şöför arka kapıyı açtı ve 4 kişi rahat rahat bindik otobüse. Otobüslerin orta kapısından ötesinde gözle görülemeyen bir ışın kapısı var bence. İnsanlar geçemiyor. Oraya gelen takılıyor orada. Garip birşey. Ben denedim, aslında geçilebiliyor. Ama diğer insanlar geçemiyor. Anlayamıyorum, anlamlandıramıyorum. Çünkü denedim. Geçilebiliyor. Neyse.

Arka kapıdan bindik ve 4 kişi akbil ve mavi kartlarımızı toparlayıp, elden ele olmak suretiyle ön kapıya doğru yolladık. O minik sevimli akbilim daha giderken başına birşeyler gelecekmişcesine benden ayrılmak istemedi, hissettim onun bana yalvaran bakışlarını. Gözleri falan yoktu aslında ama hissedebiliyorsun işte okuyucu. Senin eşyan o! Yakalayabiliyorsun bir yerden onunda hislerini...

Giderken gördüm hüzünlü bakışlarını... Arkasından ben de baktım hüzünlü hüzünlü. Netekim bir kaç dakika sonra yolladığımız akbiller geldiğinde aralarında benim akbilim yoktu... Şaşırdım ve anlam veremedim bu vedasız ayrılışa. Kesin henüz basılamadı benim yavrucağıma diye düşündüm. Birkaç saniye bekledim, kafamda tarttım olayı. Nasıl oluyor dedim, hepsi geldi benim akbilim yok?

Dikeldim (dikelmek -ben dikelmek gördüm-) bulunduğum yerde, ön tarafa doğru gayet sevimli bir ses tonuyla "arkadaşlar, akbilin bir tanesi gelmedi, ufak, sevimli, minicik, sarı bir akbil olacaktı..." diye bağırdım. Ön tarafta bulunan arkadaşların s.klemez bakışları beni tedirgin etmeye yetmişti. Bir dakika daha bekleyip, aldığım derin nefeslerle sinirlerimi kontrol altına almaya çalıştım. Başarabilirdim!...

Başardım. Tekrar bağırdım. "Arkadaşlar! Bir akbil gelmedi, etrafınıza bakar mısınız lütfen!"

Ön tarafta bulunan arkadaşlardan yine anlamsız ve s.klemez bakışlar gördüm.

Artık sinirlenebilir ve dengemi kaybedebilirdim. Haketmiştim bu ayrıcalığı.

Geçen bir dakika sonrasında, olanca ses gücümle, tüm otobüs insanlarının duyduğuna emin olarak, "beyler! kim bastı bu akbilleri, akbilim gelmedi!!!" diye bağırdım. Artık nevrim dönmüştü. İlk durakta inip ön kapıdan bindim otobüse. Kim bastı bu akbilleri dedim, o basan indi dediler.

Hah, dedim, ben böyle insanlığın kanının rengini s.keyim.

Bir akbil çalabilecek kadar düşmüş bir insanlığız. Ki bu insanlar bırakın Barış Gelini olarak yola çıkan bir yabancı sanatçıyı tecavüz ederek öldürsünler. Bir akbil çalabilecek kapasitedeyiz... Bir akbil.

İnsanlar soruyorlar bana, "içinde çok varmıydı?"...

"Ne kadar olduğunun .mına koyim dayı, bir akbili bile çalabilecek kadar düştük mü biz?"

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 7 Comments

7 Responses to : Akbil.

  1. Dreamtime says:

    Oharaaaaa yuh diyorum ::S :S
    İnsanlık denen şey artık cidden yok.Şaştım kaldım bu olaya da :S

  2. Boba says:

    insanlara, hayır hayır o bildiğin "isanlara" insan olmayan bakışlarla bakmayı öğretiyor bize bu gibi durumlar ne güzel işte tadını çıkarın mutlu olun derim

  3. Ben hayatta yollamam akbilimi, daha önce tanıdığım kimsenin başına gelmemiş olsa da, hatta böyle bir olayı duymamış olsam da çalınır diye korkardım. Demek oluyormuş, içi boş olsa da bildiğim kadarıyla 6 YTL kaporası var daş gibi. Geçmiş olsun çok.

  4. Akbiline zincir, anahtarlık, bilmem ne taksana blogger, ne öyle sap gibi vermişsin akbili! Adam cep eder tabi, nerde yaşıyorsun sen. Burası bizim köy, etrafta gördüklerinde konuşan ayı, öküz vs vs...

    Çok skindirik bir olay hacı, sinirden kudurur insan "insanlığın" bu durumuna.

  5. Cem says:

    ya anahtarlığa takılıydı ama birkaç gün öncesi süper içmiştim, anahtarlığım kopmuştu. netekim yalan olduk böhün..

  6. Dreamtime says:

    Ben sana alırım akbil :D

  7. Canselmo says:

    Ben size söylüyorum, millet olarak kafayı yedik biz.
    Türk milleti çalışkandır, zekidir, şereflidir falan hepsi yalan. Ne olaylar vardır hepimizin başına gelen ya da arkadaşlarımızın bize anlattığı.. Ülkemden tiksinir oldum bu ayılar yüzünden be!
    Eaaah!

National Geographic POD