Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Bir Metalciğin Uzun Yol Macerası / Bölüm 1

Efendim, uzun bir yazı olacağı için bölüm bölüm yapacağım bu yazıyı. Yolculuk sırasında karaladığım bir yolculuk belgeseli style :p Ahanda bu ilk bölüm olsun. Hepsini yazarsam ne siz okursunuz o kadar uzun yazıyı, ne de ben yazabilirim ehu.. Güzel ve eğlenceli bir yazı olacağını garanti ediyorum (h) Haydin yarın görüşürüz ehua

Eh, evet, hiçte güzel başlamadı yola çıkış hikayesinin giriş bölümü.. Karmaşayla sabitti görüntü, pekte sinir bozucu ayrıntılar gizliydi şeytanda..


Öhm. Işıkların kapanmasını bekledim tekrar yazabilmek için. Çünkü bunları tüm Türkiye okuyacak bile olsa zerre s.kimde olmaz ama bunları yazarken kimsenin görmesini istemem. Böyle garip bir saplantım var. Dokunmayın keleşime yetimdir Mode: ON

Neyse! Eve vardım, ütüsüz pantolon, ütüsüz gömlek ve onları ütülesem bile 15 saatlik yolculukta onları yanımda taşıyacak olmanın verdiği lanet olasıcalığıyla ekşidi yüzcağızım. Hemen ablamı aradım ve çabucak eve gelip bana yardım etmesini istedim. 20 dakika sonra ütü olayları bitmek üzereydi. Titizlikle çantamı hazırladım bende bu arada. Hiç birşey unutmak istemiyordum, zira yolculuk öncelerinde inanılmaz pimpirikli bir göt olurum. Sanki normal hayatta takılan o vurdumduymaz lavuk ben değilim! Evet, benim! Ama yolculuk olayı başlı başına bir kaos benim için. Gerçekten sağlam takıntılarım vardır uzun yol söz konusuysa. Birşey unutmak, otobüsü kaçırmak, hele ki ineceğin yeri kaçırmak!! Kabus gibi hanuna! Kesinlikle katlanamayacağım, dayanamayacağım ve yaşamak istemeyeceğim bir his bu :s Bu yüzden 15 saatlik bir yolculukta bile gözümü kırpmadan giderim. Evet, gerçek bir ruh hastasıyım söz konusu durum uzun yol seyahatiyse...

Hazırlıkları yaptım, duşumu aldım, traş oldum, donumu değiştirdim. Yanıma yolculuk için çeşitli tarzlardan CD'ler, kitap, şort, tişört ve fotoğraf makinasını aldım. Ütülenmiş takım elbiseyi Pierre Cardin - Paris etiketli elbise kılıfına geçirdim ama içindeki tabiki Pierre Cardin değildi. Üstelik Paris gibi bir yerden haberi bile olmadığına eminim.

Yüklendim ve seyahati birlikte geçireceğim arkadaşım olan Kenan insanının evine nasıl gideceğimi düşünerekten durağa doğru inmeye başladım. Taksiye binmeye karar vermiştim ancak daha durağa birkaç adım kala bir taksinin basıp gittiği görmem karşılaşacağım boktanlıkların habericisi gibiydi. Yılmak yok, yola devam parolasıyla indim durağa ve başka bir taksi olmadığını görmem pek tabiki hiç şaşırtmadı beni. Bekledim. Bu arada ablama mesaj atıp duraktan taksi yollamasını istedim. Ses çıkmadı. Boş geçen bir taksiyi duraktan gelecek taksiyi beklediğim için gözümün içine baktığı halde durdurmadım. 10 dakika bekledim ve duraktan gelecek taksiden umudu keserek ilk gelen boş taksiyi durdurmaya çalıştım, içi boştu ama "alamam" dedi, kenara çekti.. Tabiki sinirlendim. Gittim yanına gürledim biraz, birini beklediğini söyledi, yalanlarına koyim derken başka bir taksi geldi. Güzergahı uymuyormuş efendinin, dedim, s.kime kadar yolun var! Sinirlenmiştim artık. Sonra az önce birini bekliyorum diyen lavuk döndü, yakınsa götüreyim geleyim hemen dedi. Dedim yakın, 10 dakikanı almaz. Bastık gidiyoruz, yaktı sigarasını yasalara ve yasacılara küfürler savurarak her nefeste. Afiyet olsun derken telefonu çaldı. Beklediği lavuk gelmiş, özürler dileyerek yarı yolda sattı beni amcık. Zaten taksiciye güvenende kabahat. Bi atasözü söylücem ama olayların devamında daha bi anlam kazanacak, o yüzden azıcık sabredin.

Başka boş taksi bulamayınca bende yürümeye başladım. Bir tane minibüs geldi, Soyak sitesinin oradan geçer mi? diye sordum, geçer, dedi. Bindim. Soyaklara 100 metre kadar kala sağa saptı, milyonlarca km gittikten ve bana yarım saat kaybettirdikten sonra Soyaklara yakın bi yerde kapıyı açtı, geldik, dedi. Yürüsem 10 dakikada giderdim hanuna! Ona da içten bir küfür yapıştırdım. Bütün .mcıkların beni bulduğunu düşünüp küfürler savurdum tükürükler saçarak. Tamam, abartıyorum, o kadar da değil. Neyse atasözüne gelelim. Bazılarını ayıraraktan bir genelleme atasözü yapalım. "Orspunun iki çocuğu olmuş, biri taksici, biri minibüsçü olmuş" derler bizim İstanbul'da, bilen bilir. Ahanda iki çocuğuna birden rastladım 10 dakika arayla..

Arkadaşın apartmana geldim, ieçri girdim, kapıyı çaldım. Kapı duvar olmuş, açan yok! Hanuna? o.O şeklinde, acaba otogara mı gitti diye düşünürken telefon çaldı, arayan arkadaştı. Karşı apartmanda, ablasındaymış. Oraya gittim, yemek yedik, geyik yaptık, atladık arabaya ve Harem'e geldik...

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN ,
DISCUSSION 5 Comments

5 Responses to : Bir Metalciğin Uzun Yol Macerası / Bölüm 1

  1. Ehuhehe öyle bir atasözünü senden öğrenmiş oldum sevgili blogger sağolasın:D

    Yolculuklar her zaman için eğlencelidir yau, ne aksilik olursa olsun yanında kafa bir arkadaş varsa ve yolculuğun sonu eğlenceye varıyorsa yol boyu çekilen tüm sıkıntı bir anda uçar gider falan.

    Devamını bekliyorum...

  2. Ugo says:

    Harbiden taksiciler çok lavuk oluyo. geçen çağırmıştım okula geç kaldım diye, adam ters ters bakıp "çağırana kadar okula giderdin" dedi. okula geç kalmasam inip "işin ne mısıne koyam!" dicektimde son anda fikrimden döndüm..

    Yazı ve yazının anafikir atasözü çok güzeldi dayı çekirdek çıtlayarak severek izliyoruz..devamını sabırsızlıkla bekliyoruz:D

  3. Eski evde bellemişlerdi duraktan bizi, taksi çağırdığımızda yakına gideceğiz diye direk araç yok diyorlardı. Ben de kaç kere "Aa havaalanına gidecektim tüh" diye yem attım da hepsini yediler. Sonra da "Gerek kalmadı." deyip kapattım çok zevkliydi, tabii bizi daha da bellediler iyice battık vs vs. De sen nereye gittin bu kadar 15 saat?

  4. Cem says:

    ahaha azıcık sabırlı olmak lazım, uzun bir seri söz konusu burada :P

  5. The Dude says:

    taksici & dolmuscular hakkinda yapilan tespit 100% dogru. hmpfsss, sinir sinirrr

National Geographic POD