Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Bir Metalciğin Uzun Yol Macerası / Bölüm 2

Çığırtkanların çenelerine küfürler savuraraktan bekledik Özkaymak'ımızı... Kılıflarına yerleştirilmiş kıyafetlerimizi koyacak yer konusunda kasıldık, bu sırada yağan yağmurla bir güzel sudan çıkmış balık taklidi yaptık. Özellikle Kenan çok benzedi. Ben benzemedim pek. İstesem benzerdim ama, taklit yeteneğim iyidir. Çocukken her gerizekalı çocuk gibi ben de Erbakan, Erdal İnönü ve Süleyman Demirel taklitleri yapardım. Herkesler süper oluyor der, paso aynı şeyleri yaptırırlardı. Ben de bir gerizekalı gibi yapardım. Ama herşeye rağmen ben en çok Kakılmış ve Sürahi Nine taklitlerini severdim. Onlar için özel olarak hazırlanırdım ehua. Okulda tahtaya çıkartıp zorla yaptırtırlardı hanuna.. O bakımdan sudan çıkmış balık olmak çantada keklikti yani.. Çantada keklik olayım mı bi de? o_O

Neyse. Otobüse bindik. Lanet olası manyaklar nereden akıl etmişlerse (gerçi belki hepsinde vardır, cehalet işte) uydu cihazı koymuşlar ve TV izletiyorlar bize.. TV'de Asi diye bir dizi vardı ve yağmur yüzünden LCD ekran ve uydu reciever'da Asi'lik edip 'sinyal yok' şeklinde bir isyan gerçekleştiriyordu umarsızca her fırsatta. Bi reciever bi ben bekledim şu lanet TV'yi kapatmalarını. Hem TV izliyorsun zorla, çünkü gözün takılıyor, hem de izleyemiyorsun yağmur yüzünden. Müthiş bir işkence yöntemi valla.


En sonunda "hanuna g.tüne koyarın hulen, kapayın şunu" diye cerlememe ramaktan bile az kala onlarda umudu kesip kapattılar. Takılacak birşey bulamayan gözlerim rahatlamış, kahvemi yudumlarken yanıma almış olduğum Ahmet Ümit - Kavim kitabını okumaya başlamıştı. Kahvemi yudumluyordum ve adını sonradan öğrenmiş olduğum Yiğit'in ağlamalarını duymamak için kulağıma Pinhani'nin son albümünü takmıştım.

Kenan uyumak için kıçını en uygun pozisyona getirmeye çalışıyordu o sıralarda. Tokatlayasım geldi huzursuz kıçını. İbnemsi gibi bi o yana bi bu yana yerleştiremedi kıçını. Zira ıslandığı için gömleğini çıkartmış, benim gibi az göbekli olan bir adam için bile badi izlenimi veren tişörtümsüyü o kocaman göbekli bedenine geçirmişti. Çok fena bir görüntü, evet.

Bolu dağı civarlarında mola verdik. İşedik ve yine memleketimden bir süper manzara daha...

Tok olan karnımıza güvenip, aç olan gözlerimizi gözlemelerden çektik burnumuza takılan o tahrik edici kokularına rağmen. Bir dahaki molada affetmem, yerim ben o gözlemelerden. Süper kokuyorlar hanuna!

Bunları yazarken kulağımızda Sebastian Bach efendimizin karışık bir senfoni albümü dönmekteydi. Biraz önce bitti ve şimdi burnumu karıştırdıktan sonra yazmayı bırakacağım, kitaba dönmeden önce bir death metal albümü koyacağım diskmanime. Sinister olması kuvvetle muhtemel. Bir dahaki moladan sonra devam ederim dicem ama bu kadar şeyi ben bloğa nasıl yazıcam ve en önemlisi kim okucak? Bölüm bölüm yaparık artık ehua. Ama o zaman bu muhtemelen ikinci bölümün sonu olur.

Buna daha yeni karar vermiş olmamı şimdi okumak nasıl bir duygu lan okuyucu? Hadi öptüm. Sonra yazarım yine :P

Aslında herşey yaşandı ve bitti, ne acı değil mi? Benim için yaşanmış ve bitmiş olan birşeyi merak ediyorsun. Tıpkı sonu belli olan bir diziyi izlemek gibi. Neyse, uzattım yine. Yağmur yağıyor, çok kamyon var ve 30 saniye önce şöförler değişti Kenan yanımda horlarken. Artık Sinister zamanı!

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN ,
DISCUSSION 3 Comments

3 Responses to : Bir Metalciğin Uzun Yol Macerası / Bölüm 2

  1. Ugo says:

    Cihaz olayına bittim hastayım yurdum insanına:D
    Aslında başta "pirevisli on bir metalciğin uzun yol macerası" 1. bölüm özeti şeklinde bir giriş olsaydı daha kımıl kımıl olurdu:P
    3. bölüm sinister ile başlıyomuş ver gazı ver gazı oooyeea

    Bu arada blogun accayip okunası bişey olmuş cem abi artık gece gündüz burdayım, hail death selametle:D

  2. bu "arkası yarın öbür gün az sonra" mantığı okuyucuyu cezbediyor azizim, böyle garip bir şey anlatamam yani :p merakla bekliyorum yau heycanlı bir yol hikayesi izler gibi...

Bu gadget'ta bir hata oluştu