Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Bir Metalciğin Uzun Yol Macerası / Bölüm 6

Evet, azıcık gezmiş, biramızı içmiş, yengeçimizi yemiş ve bol bol yellenmiş bir şekilde huzura ermiştik. Artık Silifke'ye geliş nedenimiz olan düğüne hazırlanma vakti yaklaşmıştı. Kenan'la birlikte odamıza döndük, klimamızı açtık, hiçte hızlı olmayan hareketlerle cicilerimizi giyindik ve geride kalan eşyalarımızı çantalarımıza tıkıştırmaya başladık. Zira orada kalmayacak, aynen düğünden sonra geri dönecektik. Gerçi Silifke'den İstanbul'a en son otobüs düğün başladıktan sonra yarım saat sonra kalkıyordu euaha. Ama biz bu düğünde olmalıydık! Bunun için aştık o dağları, tepeleri, hiç bilmediğimiz köyleri! Ve bu düğünde olmalıydık! Neyse gaz yapmayalım. Biz de Ankara'ya biletimizi alıp, Ankara'dan da İstanbul'a geçmeye karar verdik.

Takım elbiselerimizi giyinmiş ve hemen arka sokağımızda olan belediye düğün salonunun yolunu tutmuştuk sırtımızdaki çantalarla birlikte. Uzun süre bekledik ve sonunda gelin damat teşrif ettiler ve içeri doluştuk.

Silifke insanı kapı gıcırtısına oynarmış, öyle derler ve içeriye girdiğiniz anda bunun ne kadar doğru olduğunu görebiliyorsunuz. Hayır, içeri girdiğimizde kimse oynamıyordu henüz ama öyle bir sahne dizaynı yapılmış ki, sadece oynamalık. Ne masa var, ne başka bir şey. Sadece gelin - damat ikilisinin oturması ve ailelerin oturması için birkaç masa koyulmuş, geri kalan herkes tribün şeklinde dizilmiş sandalyelere oturuyor. Ortada geniş bir boşluk bırakılmış ve evet, burası oynamak için... Geri kalanlar izliyor. Tam bir kabus. Bunu birazdan anlayacaksınız...

(Kameram çok uyuzluk yaptı lan, her resim böyle flu çıkmış :/)

Düğün klasik olarak bir dans parçasıyla başladı ve gelinimiz damadımız ortada birbirlerinin ayaklarına basarken biz de kenardan köşeden olanı biteni izlemeyle meşguldük. Derken sıkıcı dans parçaları geçti ve bir anda peşinden atlıların koşturduğunu ya da ocakta yemeğini altını açık bıraktığı için evine acele dönmesi gerektiğini düşündüğüm bir abi aldı eline mikrofonu ve koştura koştura şarkılar söylemeye başladı. İnsanlar oynadığı için şarkının ritmi kimse için önemli değil tabi ama ben acaip rahatsız oldum. Adam YARDIRIYOR RESMEN! Koşa koşa söylüyor. Bariz bir repçi potansiyeli vardı abide. Olamaz birşey yani...


İnsanlar oynamak için birbirleriyle yarışıyorlar ve sahnede boş yer bulan oynamaya başlıyordu. Hatta sahne kenarında bekleyenler bile kendilerini zor tuttukları için reflekssel (kelimeye gel) olarak omuzlarını oynatıyorlardı bilinçsizce. Şunu da belirtmeliyim ki, orada bayanlardan çok erkekler oynuyor..

(Tribün şekline dikiz! Silifke'nin yerel, oyunlarından biri)

Herşey o talihsiz ana kadar gayet iyi ilerliyordu...

Burada yazıyı sonlandırıp büyük bir götlük yapmak istedim ama yapmayacağım ehua.

Bir anda o koşturarak şarkı söyleyen abi müziği kesti ve bir anons yaptı. Dedi "damadın iş yerinden arkadaşları ve şehir dışından gelen arkadaşları lütfen sahneye". Kenan'a baktım, bunlar biziz galiba, dedim. Evlenen arkadaşın kuzeni yanımızdaydı ve çıkmazsanız çok ayıp olur hede hödö deyince biz de çıkmak zorunda kaldık, orada adet böyleymiş. Neyse efendim. Bu dert değil, çıkar kenarda el şaklatırız ama bilinmeyen yönler bizi tarumar etti, yerle bir ihsan eyledi resmen.

Zaten oynamayı bilen bir adam değilim.. Ortamda tek küpeli ve uzun saçlı insan olarak yeterince ilgiyi çekiyorum, genç, yaşlı, erkek, bayan.. Her kafa bana dönüp gözleriyle soruyor "kim bu amk?" Kesinlikle alışık olmadıkları bir görüntü değildim onlar için ama o anda tek örnek olduğum ve tanınmadığım için baya meraklı gözler hissettim üzerimde..


(Kenan - Kemal ikilisi)

Sahneye çıktık ve etrafıma baktım, bütün oynayanlar gitmişti. Sahnede sadece Kenan, ben ve bir kaç kişi kalmıştı. 5-6 kişiydik yani. (ETİKETİN ALLAHI LAN) Başladı müzik çalmaya, herkeste bir çekingenlik var ama bende ultrabrutal bu çekingenlik. "hadi bakalım görelim istanbul çocuunu" baskısını hissediyorum arkamda durup, kafa kafaya vermiş beni dikizleyen 3-4 kızdan. El şaklatma style başlıyorum mevzuya ama olacak gibi değil. Taktiği kesin belirlemişler. KİMSE BU MEYDANDAN OYNAMADAN KAÇAMAZ! Herkesle tek tek oynuyor, diğerleri alkışlıyor ve TÜM SALON SENİ İZLİYOR LAN! Off kabus gibi. Ben bu kadar insan önüne çıkabilsem zaten stand-up yapardım, tiyatrocu olurdum, death metal grubuna solist olurdum olm. SAHNE KORKUM VAR LAN BENİM!! Aralardan sıvıştım, 5-6 kişi arasında dönüp durdum her sıra değiştiğinde ama en sonunda yakalandım. G*te giren şemsiye açılmaz deyip, ben açtım kollarımı. Çok anlıyormuş gibi verdim kamburu dışarı, açtım ağzımı tey tey yaptım. Kenan ve evlenen arkadaşım Kemal çok şerefsizce sırıtıyorlardı bu durum karşısında. Kafamı kaldırıp etrafa baktığımda ellerini birbirinin kulağına vermiş beni dikizleyen yüzlerce göz gördüm. Çok lanet olası bir durumdu, nasıl bitti o kabus bilmiyorum artık. (Sevdiceğim şimdi bunları okurken yerlere yatıyordur gülmekten. İyi biliyor benim triplerimi vesselam *übü)

(Cem yardırıyor *übü)

Oynama faslı bitince ayaküstü takılarımızı taktık, çünkü otobüsümüz 22.30 da kalkacaktı. Düğün tahminimizce gece 01'e kadar sürer gibi ilerliyordu ahaha.. Öptük vedalaştık, ömür boyu mutluluklar diledik, hayırlı geceler dileyip 65 şeklinde çıktık salondan yine meraklı gözlere gülümseyerek..

Şu an (o an yazmışım, ne duygusal birşey, o anı yaşadım şimdi hobaa) Ankara yollarındayız, oradan İstanbul'a aktarma yapacağız ve ayağım inanılmaz acıyo amk! Boktan bir film dönüyor televizyonda. Allah belasını versin böyle filmlerin ve derken Mut'a geldik, mola veriyoruz. Çıkmıyorum dışarı, uyuklayalım, ayak fena...

Devam eder...

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN ,
DISCUSSION 7 Comments

7 Responses to : Bir Metalciğin Uzun Yol Macerası / Bölüm 6

  1. Darkohl says:

    Blogunu takip eden okuyucularin %70inin hatun oldugunu dusunursek o gelinin gelinligini cok mu gordun bize ulan?
    dag tepe cekmis, herkesi cekmis, ustune gobek te atmis fakat bir yakin plan gelinlik cekmemis adam.
    Bunca yazi dizisi boyunca bekledim o bolum gelse de gorsek gelinligi diye.
    Fekat yas oldu.

    Evet! tek derdimdi.

  2. Darkohl says:

    ayrica tarihte hatunlarin oyun oynamayi dans etmeyi erkeklerden(hatun gibi gorunmek durumunda olan) ogrendigini tum dunya alem bilir sadece zaman icerisinde yer degistirmis o kadar.
    hem benim bildigim kadariyla mersin ve o civarlarinda oynamayani dovuyorlar.adama kiz vermezler billah.
    iyi koptum ama pek iyi geldi aksam aksam, teyzelere de iyi guldum.
    tiyatro

  3. Darkohl says:

    hayir baska yorum yazmicam.

  4. Dreamtime says:

    Ben yazim senin yerine :D
    Lan cem seni kostak yeri yeri oynarken görsem yarılırdım looo.Ama ben de eşlik ederdim lan.Bi güzel kurtlarımız dökerdik.Seneler oldu ben ne mezdeke oynadım,ne halay çektim :D

  5. Ugo says:

    zuhaha cem usta mikrofonu alıp güzel yöremizin türkülerini brutal cover'la süsleseydin accayip kral olurdu vesselam:D "brutal cem ve saz arkadaşları" çok güzel oldu

  6. Ehehe valla fotoğraflar gayet şevkle oynadığını ve keyif aldığını gösteriyor, yazıdaki yakınma ifadelerine uymuyor Sayın Cem, yeme bizii. İtiraf et sen de sevdin :D

  7. Darkohl says:

    ve metalci bambaşka bir yolculuktan geri döner :D

Bu gadget'ta bir hata oluştu