Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Mustafa Abi...

Diyeceğim şudur ki, uzun zamandır koşu moşu bıraktım okuyucu. Akşamları mekik bile çekmiyorum. Göbeğimin üzerine çay bardağını koyup sehpa kullanmadan yaşayacağım günler çok yakın artık! Bunu deme nedenim tabiiki ilk göz ağrım, ilk gerçek aşkım, hayatıma anlamlar ve güzellikler katan Efes'in hayatımdan bir süreliğine çektiği elini eteğini geri koyması. Bu aralar iyi kaynaşıyoruz kendisiyle, keyifli zamanlar geçiriyoruz. Aslında keyifsiz zamanlarımıza keyif katmaya çalışıyoruz. Bu memlekette keyif mi olur birader?!

Ama bak kondisyonum süperdir! Hepinizle yarışırım, hepinizi geçerim okuyucu! Kısa mesafede üzerime tanımıyorum zaten ama uzun mesafe olayına girerseniz alayınızla bayrak koşusu style bile kapışabilirim. haha. (Nasıl gaza gelmiş eleman)

Çantamı toplayıp yatmam lazım. Yarın yolculuk var okuyucu. Ankara yolları yine bir tren vagonunda göründü bize. Önceden çok güzeldi bu yemekli vagonlar. Süpsüper biraları süpsüper fiyatlara içerdik ama şimdi eşşeğin şeyine suyu kaçırmışlar. Bir şişe birayı 6 yeni Türk lirasına satan zihniyeti kınıyorum gerçektende.

Bir gün, evvel zaman içinde ama sanırım bundan 2 yıl öncesi falan. Bir arkadaşıma yol arkadaşı olmak, hem de o zamanlar sadece arkadaşım olan canımdan çok sevdiğim insanı ve diğer arkadaşları görmek için Ankara yollarına düşmüştük. Tey tey, dur şimdi araya parantez koyayım. Ne kadar çok şey değişmiş hayatımızda. Ne beraber gittiğimiz adam şimdi arkadaşım, ne de görmeye gittiği kız onun sevgilisi. O zamanlar arkadaşım olan insanda şimdi sevdiceğim. Çok şey değişmiş breh breh. Neyse. Trene bindik ve ben tren yolculuğunun değişilmez müdavimi olarak yol gösterici abi rolünü üstlendim. Koltuklarımıza yerleştikten ve tren kalktıktan yaklaşık 30 saniye sonra elinden tuttuğum eski arkadaşımı yemekli vagona götürdüm ve biralarımızı tokuşturmak için kaldırdığımızda tren kalkalı 3 dakika olmuştu.

Karşımıza bir mülayim (bildiğin mülayim bi adam işte!) bir de deli kominist oturdu. Mülayim elleri dizinde, suratında salakça bir gülümseme ile etrafı kesiyordu ve kominist trenlerde yaşadığı anıları eleştirel yönden anlatıyordu. Şikayet ettiğini, kavga ettiğini, protesto ettiğini falan anlatıyordu ve ben eski arkadaşımla beraber gülümseyip kafa sallıyorduk "he he" diye. Bir süre sonra kominist birden garipleşti, siz Hrant Dink'in cenazesine gittiniz mi diye sordu, dedik gitmedik. Gitmezsiniz tabi, ben zaten biliyordum hedehödö baya bi fırçaladı bizi. Ağzımıza sıçtı resmen ahaha Abi dedim, pardon ama ben Hrant Dink'i ölmeden önce tanımıyordum? Öldükten sonra kolpacılar gibi cenazesine gitmek ne kadar samimi olur dedim, anlamadı. Yardırmaya devam etti, .mına koyim dedim içimden ama sesli söylersem aynı zamanda dövmek zorunda kalacaktım. Sustum, o konuştu. Bi süre sonra susunca biz de kendi halimizde devam ettik konuşmamıza. Netekim bunlar kalktı gitti. Aslında daha garip ve absürd olaylar oldu ama anlatınca bi s.ke benzemezler. Eğer bir gün karşılaşırsak anlatırım olur mu? sadkjfsd

Bu iki manyak gidince karşımıza karı koca iki güzel insan geldi. Oturduk, güzelce muhabbet ettik, karşılıklı yudumladık biralarımızı. Derken arkadan gelen seslerle kendimize geldik. Arkası tavernaya dönmüş yarebbim! Hemen toplandık, arka tarafa geçtik. Ortam cümbüş! Toplucana türküler, şarkılar gırla gidiyor. Aralara sıvıştık, bildiğimiz yerlere eşlik ettik, bilmediğimiz yerlerde söylermiş gibi yaptık ve bazen şarkılara ön ayak bile olduk!sdakjfasd

Burada yine bir parantez açayım. Hala Bere diye bir parça var Metin ve Kemal Kahraman kardeşlerin. Zazaca olan bu parçayı o gün ben trende yanımda olan eski arkadaşıma vermiş olduğum gazla söylettim. Şu an için sizin için okuyup geçtiğiniz sikkodan bir ayrıntı gibi duruyor belki ama o adama o şarkıyı bırak onlarca yabancı karşısında söyletmeyi, normalde bile söyletemezsiniz sadfoşsdfsd Öyle bir gaz vermişim ki adama, tek başına başladı, ve kimse bilmediği için -normal olarak- tek başına söyledi tüm şarkıyı asduıfsdnfsdua Tüm tren bunu dinledi falan sdafmaısdomfsda Benim gülmekten karnıma ağrılar girdi tabi bu adama bu kadar süper bir gaz verebildiğim için ama o, o sırada gözlerini kapatmış, şarkıya konsantre olmuştu sadfhıadfsd Of şimdi bile gülüyorum yahu.

Derken, söylediğimiz güzel türkülerin ardından, arka masalardan devamlı istek yapan Mustafa abi (aslında adı Mustafa değil, biz öyle taktık ismini) geldi yanımıza oturdu. Az biraz muhabbet ettik, sonra garsonu çağırdı ve tüm masanın hesabını ödedi dsafndsfsd Biz yapma etme falan dedik ama adam dinlemedi. Hayvanlar gibi içmiştik ve hepsi berbat sesimize rağmen beleşe geldi dsaıfsd Millet üstüne para istese verebilecek durumdaydık oysa asdnfds

Neyse işte. Süpsüper bir tren yolculuğuydu, bir daha da öylesine rastlamak mümkün değil zaten. Ne o arkadaş var, ne bir biraya 6 lira verebilecek bütçem, ne de Mustafa abi.

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 1 Comment

One Response to : Mustafa Abi...

  1. Rüyamda efes görüyordum, efes'e fosters la ihanet ettiğim zamanlar geride kaldı iyi ki. Göbek falan türk kası diye geçiyor bizim memlekette, ayrıca göbek kullanışlı bişi bence erkekte, sehpa olayını geç biz hatunlar için süper yastık oluyor, heybetli gösteriyor birde, haha süper salladım yine türk kası falan yalan iş abicim, mekik çek yatmadan önce en iyisi.

    Trene hiç binmemiş biri olarak en yakın zamandaki uzun yolculuğumu, eğer imkanlar müsaitse bu yazınında etkisiyle tren kullanarak yapacağımdır. Anladığım kadarıyla yanımıza kafa bir yaren almadan olmaz, onu da ayarlamak lazım.

    Son olarak; SüperCem ha? Yakışır Deathrow beyciğim =D

Bu gadget'ta bir hata oluştu