Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Bir Metalciğin Tren Macerası / Bölüm 1

Efendim, yine düştük yollara ancak bu sefer sıkıntıdan yazasım geldi. Eskisi gibi şevk yok la bariz..

Yolculuk öncesi şirketten çıkıp Kadıköy'de bir arkadaşla buluştuk (Buket insanı), önceden ayırtmış olduğum tren biletini aldık, yemek yedik, ben bira, Buket meyve suyu içti. Sonra mubarek ramazan ayının şerefine Moda'da icra edilen Alkole Destek eylemine gittik.


Geçen hafta gözaltı falan olmuş dediler, beni bi heyecan sardı. İşin içinde bir de alkole destek olayı falan var, e haliyle tayybide sevmiyoruz. Dedik o halde orada olmalıyız!
Netekim arkadaşım Buket insanıyla beraber olay yerine intikal ettik.

20 civarı polis, 50-60 kişi civarı amcalı - teyzeli bir grup bekleşme içersindeydi. Ellerde mumlar, biralar, alkolik gençler tarafından hazırlanmış dövizler eşliğinde yüzünü göremediğim bi abi basına açıklama yaptı. Yanılmıyorsam iki ya da üç kamera falan vardı. Eh sanıyorum birkaç hafta daha gelirler ve sonrasında alkole destekçiler kendi hallerinde takılmaya devam ederler böyle cansız eylemler olursa...
Eylem söz konusu olduğunda ses çıkartması, ses geritmesi gerekliliğini savunmuşumdur her zaman. Ve engin tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki; ortamda bulunan insanların yaş ortalamaları teyzemsi ve amcamsıysa ya da o potansiyele yaklaşmışsa o eylemden bi cacık olmaz! Yapabileceğiniz en büyük atraksyon el şaklatmak olur, keza öyle oldu. Tek slogan bile atamadan takıldık öylece.. (eski patronum sologon diyordu sdafoıads aklıma geldi birden..)

Trenim kalkacak diye zaten fazla durma şansım yoktu ama orada ne idüğü (ne acaip bişiy oldu bunu yazıya dökünce "ne idüğü") belirsiz bir grup insanın yılların eskitemediği klasik olan "Arkadaş" (ortak olmak her sevince, her derde kedere... bla bla..)'ı söylemesi kanımca bardağı taşıran son damla oldu. Olay yerinde görmüş olduğum bir diğer arkadaş olan Barış insanına hızlıca bi evleda ve iyi alkışlamalar dileği ile olay yerini tek ettik..

Bu arada Barış insanı derdi çıkartma gayretinde, ilgileniniz, destek veriniz! Ayrıntıları yazarım başka bir yazıda..


Ayrıldık, hızlı adımlarla otoparka ve oradan tren garına ulaştık. Trenin kalkmasına 3 dakika kala yerimi alarak ne kadar büyük bir ekşınmen olduğumu yine kanıtladım dosta düşmana :P Ki bu tren, otobüs hede hödö kaçırma konusunda ultra brutal tribim vardır... Düşman başına yarebbim! Bu arada Buket insanının treni yakalamam için yardımlarını es geçemeyeceğim, teşekkürler buradan kendisine..

Tren kalktı, sevdiceğim, canımın içiyle konuştum telefonumun müsaade ettiği ölçüde. Sonra uyudum, uyandım. Tekrar uyudum ve tekrar uyandım Eskişehir'de. Tren görevlisi deli skmiş gibi bağıra bağıra Eskişehir'e geldiğimizi anlatmaya çalışıyordu insanlara. Benim gibi hiç suçu olmayan, yolculukta uyuyamama sorunları olan ve bunu zorda olsa başarmış olan birine yapılabilecek en kötü bişiydi bu gerçekten.. Netekim tren Eskişehir'de bi on dakika civarı durdu sanırım ve Eskişehir'in o lanet olası bok donduran gece soğuğunu yazdan kalma narin bedenlerimiz bir çırpıda çekti tüm hücrelerine kadar.

Eskişehir şu yazıyı yazdığım anlarda artık çok gerilerde bir silüet, ancak bıraktığı üşüme hissi uzun kollu bir giysi giymiş olsam bile terk etmedi benliğimi...
Hal kıçı donmuş bir bünye olunca ne kadar uykun olursa olsun uyuyamıyorsun malesef... Uyuyamadığım için trende dolaşan acaip insanlarla muhatap olmak zorunda kaldım biraz. Trenin soğuk olduğunda hem fikir olduk, ön vagonların biraz daha sıcak olduğunu öğrendim falan... Uyanık gören sarıyo amk.

Tren anketörü geldi, bu da bi cins mk. Kırmadım, doldurdum anketi. Ama uyuz bi anketti. Şıkları doldur mantalitesiyle hazırlanmış anketlerden haz almıyorum arkadaş. Tamam eyvallah, eğitim - kültür seviyemiz ülke olarak boşluk doldurmaya müsait olmayabilir ama benim daha söyleyeceklerim vardı yahu!


Havalandırma ve restorant fiyatları ile alakalı bölümlere "ÇOK KÖTÜ"yü bastım direk, zerre acımadım. Affedeceğimi düşünenler karar vermeden önce bir kez daha düşünmeleri gerektiğinin farkındalardır artık kehkeh.. Bir daha olsun, bir daha yaparım! Restorant ücretleri düşük olsaydı ben şu anda burada soğuk havaya aldırmadan, restorantta içmiş olduğum biraların etkisiyle, soğuk falan zerre s.kime takmadan mışıl mışıl uyuyor olacaktım. Şimdi hem üşüyorum, hem uyuyamıyorum. O ÇOK KÖTÜ'yü haketmişlerdi dostum!...

Hepsi pahalı bira yüzünden.. 1 şişe biranın fiyatı 6 YTL olurmu mına koyim!

Bunca kere trene bindim ve ilk defa çalışan bir prize denk geliyorum! Tayyip falan olsaydım bu günü milli bayram ilan ederdim şerefsizim. Ne mutluyum bilemezsiniz, çocuklar gibi şenim adeta. Şener Şen'im.. :S

Telefonumu şarj edebiliyorum, az önce işedim ve akşamdan beri hayatımı karartan gazı çıkarttım uzun bir senfoni eşliğinde. hehe.


Saatin 05:45'i gösterdiği şu saatlerde kulağıma Brutality taktım ki görün ne derece bir ruh hastasıyla muhatap olduğunuzu.. Gel gelelim bundan önce Massive Attack, ondan önce The Mayan Factor ve ondan da önce Suffocation dinlemiştim. Sert yımşak, yımşak ve yine sert şeklinde bir periyotlama söz konusu.. (Ben periyotlama gördüm)

Netekim inmek üzere olanların şaşkın bakışları arasında yarın sabah olmasını ve sarma sultana sarılmayı dileyerekten son veriyorum yazıma. Vermeyebilirim ama.

Belli olmaz.


Yazmadım hehe


Dönüş yolu yakında...

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

2 Responses to : Bir Metalciğin Tren Macerası / Bölüm 1

  1. The Dude says:

    yalniz prizin trende olmasi bile ne kaddar guzel bir lutuf, degil mi? :p

  2. Canselmo says:

    Ben de trenle yolculuk yapmak istiyorum lan! :(
    Öyle..

National Geographic POD