Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Fason Milliyetçilik

Efendim selamlar yeniden.

Yemek sonrası çay yudumlamaca style takılıyorum ve arkadan Sigur Rós çalıyor. İyiymiş la bu adamlar. Çok fantastik acaip bir müzik, yatarken iyi gidiyor ama şu an yatmıyorum. Yata yata yazmak isterdim ama hala ve hala o yemek masasının sandalyesinden kurtarabilmiş değilim şu garip kıçımı. Resmen işkence ediyorum kıçıma. Yayıla yayıla oturmak varmış şu bilgisayar karşısında hey gidi.. Sanırım başaramayacağım hiç bir zaman bunu.. Kıçım ve sırtım benden nefret ederek tamamlayacaklar şu gençlik çağımı.. Çok pis küfür ediyorlar hissediyorum.

Az önce haberlerin son kısmını izledim. Uğur Dündar abi noter huzurunda anket yapmış. Cumhurumuzun başkanı milli maç için Ermenistan'a gitsin mi, gitmesin mi? deyü. İçimden çok pis dualar ettim ama yine yanıldı insaniyet duygusu. %13'e karşılık %87'lik bir oranla milliyetçilik kazandı bu maçı. Resmi olarak tanımadığımız bir ülke söz konusu burada ve biz resmi olarak tanımadığımız bir ülkeye gidip dünya şampiyonası için onlarla maç yapacağız. Bu nasıl bir perhiz, bu nasıl bir lahana turşusu ey ahali diye sormak istiyorum öncelikle.

Ve sonralıkla şu aralar okumuş olduğum kitabın Ermeniler hakkında olması dolayısıyla biraz daha düşünceli olarak yaklaşıyorum "soykırım" hikayerlerine ve görülmemeye çalışılan bir millete. Okumakta olduğum kitap Ece Temelkuran'ın yazmış olduğu Ağrı'nın Derinliği isminde bir kitap. Yazar, Türkiye, Ermenistan, Fransa ve Amerika'da yaşayan Ermenilerle konuşarak neler yaptıklarını, neler hissettiklerini, neler yaşadıklarını dinliyor.

Evet, gördüğüm üzere Ermeniler gayet milliyetçiler, bizden daha milliyetçiler. Ancak onların geçmişlerini hatırlamaları lazım, çünkü bir vatanları yok, tanınan bir vatanları yok.. "Soykırım"la ya da tehcirle, bir şekilde binlerce Ermeni o yollarda ölmüşler ve Ermeniler bununla yaşıyorlar hala. Bunun kabul edilmesini istiyorlar, acılarının görmezden gelinmesini hazmedemiyorlar.

Kimi ülke diasporası sadece özür istiyor, kimisi tazminat, kimisi toprak. Bunların hiç birisi onlara ölenlerini getirmeyecek ancak hayata tutunabilmeleri için bir amaç olarak bağlılar buna. En sert onlanları Amerika diasporası ve orada konuştuğu insanlardan bir tanesi "özür dilense Ermenilerin %60'ı toprak istemekten vazgeçer" diyor..

Biz ülke olarak hep inkarcı politikaları savunduk, sütten çıkmış ak kaşığı oynadık her zaman. 1915'te bazı Ermenilerin yaptıkları zulümler olabilir, köyleri basmış ve insanları öldürmüş olabilirler. Bu bize öğretilen tarih. Ama bize milyonlarca insanın yollara atıldığı ve yüzbinlercesinin öldüğü neden öğretilmiyor? Bu o zamanın hükümetlerinin yanlış politikalarının ve sürmekte olan savaş sürecinden dolayı oluşan bir asayiş eksikliğinin nedenidir diyebiliriz. Ancak bunu komple bir halka mal edip, topluca ülkeden kovmak, vatanlarından kovmak ne derece doğrudur, ne derece insanidir bunu herkes kendi vicdanında sorgulamalı..

Ve Cumhurbaşkanının oraya gitmesi bir diyalog kapısıdır. Ne olduğundan haberi olmayan çocukların Ermeni düşmanlığıyla büyümesi normal mi bu ülkede? Onlarda bizim gibiler, onlar aynı bizim gibi, ne olduğunu bilmeden büyüyorlar, bir nefretle. 1915 yılında yapılmış sürgünde ölen insanları için, ondan 100 yıl sonra yaşayan insanlardan nefret ediyorlar. Yeni bir hükümet, yeni bir devlet kurulmuş, yüzler değişmiş, yıllar geçmiş.. Ama nefretlerimiz hiç bitmemiş. Bu böyle mi gitmeli? Böyle mi devam etmeli asırlar boyunca? Neden bir diyaloğa açık değiliz hala? İnsaniyet duyguları hep mi yenilsin milliyetçiliğe? Hem de bizim ülkemizde olan gibi FASON bir milliyetçiliğe...

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN , ,
DISCUSSION 8 Comments

8 Responses to : Fason Milliyetçilik

  1. ozkan says:

    savasin sürgünün dili dini ırkı olmaz kanısındayım dün osmanlı viyanaya kadar gitmiş sonra haçlı seferleri kavimler göçü bosna hersek... ermenistan. sorun insanin içindeki canavarda eminimki ermeniler o yıllarda güçlü olsaydı bugun soykırımı kabul ettirmek isteyen biz olacaktık..

  2. Anlatmak istediğim o değil işte. Aynı durumda biz olsaydık biz dayatacaktık tüm dünyaya bunu kabul etmeleri için. Ben daha insani yönden, "yok o öyle yapmış, bu böyle olmuş" gibi bunca yıldır hiç bir yararı olmayan, saçma videolar ve gereksiz maillerden öteye gitmeyen tartışmaların yerine daha insancıl, daha sosyal, daha gerekli adımlar atılamaz mı diye sorguluyorum.

    Bize anlatılan tarihin ve onlara anlatılan tarihin birbirinden çok çok çok çok farklı olduğu aşikar. Keza bizim çok övündüğümüz Osmanlı İmparatorluğu İngiltere'de ders kitaplarında bile yok (bknz: sevdiceğin yararları ahaha) Hal böyleyken, o çok övündüğümüz Osmanlı İmparatorluğunun hali bile bugün dünyada böyle iken tarihe, en azından bize anlatılan tarihe çok fazla güvenmemek gerekir diye düşünmekteyim. Ben bunların, olmuşların, ölmüşlerin, göçmüşlerin haricinde, daha insancıl bir yol neden çizilmiyor, neden halkların barışı için adım atılmıyor diye sorguluyorum.

    Bu tarz konularda fikirler kesindir ve insanlar genelde ikna olmazlar. Bu yüzden düşünülenlerden ziyade, olması gerekenlerden bahsetmeliyiz. Hangi insan savaşla ve yüz yıldır süren bir kavgayla yaşamak ister? Sen, hayatı boyunca kimseyi incitmemiş bir insan olarak neden bir Ermeninin gözünde aşağılık biri olasın veya o Ermeni neden senin gözünde öyle? İşte bunların aşılması için gerekli adımların atılması gerekliliğini düşünüyorum ben son okumuş olduğum kitap sayesinde...

    Bi blog daha oldu bariz hehe..

  3. Genel olarak katılıyorum anlattıklarına,reisicumhurcuğumuzun ziyaretinin gerekli olduğuna bende inanıyorum. Fekat bu "sözde ermeni soykırımı" olayını çok farklı kavradığının da şu an farkına vardım. Hatta bunca zamanlık blogger hatrımız var bak, açık açık söyleyeyim yani, bazı yazdıklarına sinirlendim, geçti sonra ama =D Neyse, çok yazasım var idare etcen artık uzunluğuyla...

    Mesela çok sevgili ingilizlerin ders kitaplarında Osmanlı hanedanlığından bahsetmemesini, sanki Osmanlı'nın anlatılan tarihe sahip olmadığına veya sanıldığı kadar önem verilmesi gerekmediğine bağlamışsın. Tarih belki yalan söylüyordur diyorsun yani açık açık, dehşete düşürdün beni azizim. Avrupada Osmanlı'nın anlatılmamasının, çok basit nedenlerin olduğunu düşünmen lazım, sömürdükleri halkları aslında sömürmeden de idare edebileceklerinin örneği veya devletleşme ve yapılaşmada ne kadar geri kaldıkları veya nazik popolarını yıkamayı bile Osmanlılardan öğrenmiş oldukları gerçeği vs vs... Yani bırak şimdinin haçlı zihniyeti avrupa birliğini, düşünüyorum da hiç kimse kendinden iyi olan ve boyun eğmek zorunda kaldığı güçleri tarihinde anlatmak istemez, ikili ilişkilerin kayıtlarındaki o kadar anektoddan anlaşılıyor, ingilizlerin sanayi devrimine kadar Osmanlı karşısındaki el pençe divan hali... Ya bir de bizde de vardır bu, hani Timur'un Türk kanından olduğu bilinmese, sanmıyorum Bayezid'in esirliği öğretiliridi bize... Neyse ermeni sorunu diyorduk...

    Tamamen "insancıl" bir bakış açısıyla yaklaşmışın, anlıyorum ve destekliyorum tabi ama "bir özür dileseler" şeklinde yumuşatılıp önüne sunulan bir cümleye de kanma derim, bugün "evet pardon atalarımız öyle bir şey yapmış olabilir belki, onlar adına özür dileriz" desek yarın verin bize doğuyu diye kapımıza gelecek olan kürtlerin farkında değilsin sanki. Bak bu da Süper Avrupalı zekasının başka bir kurgusu işte...

    O değil de hacı, sen sanıyor musun ki Ermenilerin bu anlatılan soy kırımdan haberi vardı, başlattıkları isyanlarda ölenlerin "soykırıma" tabi tutulabileceğini daha yeni öğrendiler sayılır. Avrupalı misyonerlerin gazına gelip Anadolu'dan başlayıp İstanbul'a kadar bir dizi isyan çıkarıp onca türkün ve ermenin ölmesine neden olan yine kendileri değil mi yani? Hani hala tartışma konusu olan "devlet arşivleri" var ya, ne oldu onlara dersin, ermeni devleti e-posta falan mı attı bize de biz mi görmedik acaba? Benim gibi bir ukalanın bile espri yapabileceği kadar uzayan ve bir çokları tarafından gereksizleşen bu meseleyi hala canlı tutmaya çalışanlara da selam söylemek lazım aslında...

    Ermenilere bir düşmanlığım yok, hiç de olmadı zaten, sanmıyorum ki Ermenilere düşmanlık duyan çook sayıda türk olsun. "Bir türk görsem gözümü kırpmadan oracıkta öldürürüm" diyebilen bir zihniyeti aşılayan ermeni devletidir asıl düşmanca davranan. (ki bu cümlenin ispatıda vardır)Ne diyelim ki onlarda bir güzel kullanılıyorlar avrupa lobileri tarafından, farkındalar ama işlerine geliyor işte, sonuçta tam da Türki milletlerinin arasından , hiç yoktan toprak sahibi, DEVLET sahibi oldular... Bak azizim aylar önce bir muhabbette, bu konula ilgili anlattıkalrımdan sonra biri bana şöyle birşey sormuştu; "Eee o kadar ölen insan ne olacak peki?" bende şey demiştim ; "Bizden ölenler şehit sayılıyor, Ermenilerden ölenler ise ırkına en iyi iyiliği yapmış insanlar olarak yüceltilmeyi hak ediyor."

    Yani millet-i sadıka'ya ne oldu bitti bir bak derim en başından, tarih de yalan söylemez mirim, birileri tarafından çarpıtılır belki ama hiç bir zaman değiştirilemez, devlet arşivi denilen şey o kadar basit belgelerin bulunduğu sanılan bir yer değil yani. O yüzden herşeyi iyi ölçüp biçmek lazım geliyor...

    Çok derin ve güzel konular aslında bunlar, kimseler araya girmeden konuşup anlaşabileceğimiz basit bir konu hatta. Ama "ahh be kardeşlik ne yaptılar bize" deyip gülümsemek lazım, pek sağcı rahmetli dayım çok sevdiği ermeni arkadaşına böyle dermiş çünkü =D

  4. eheheh devlet arşivleri ile ilgili söylenenler de var ancak bunlar gerçekten yazdırılmış tarihe bir ışık tutmayacak. Özür dilensin demiyorum, yapılanın yanlış olduğu kabul edilsin diyorum. Zamanın hükümeti yanlış yapmıştır, suçsuz olan insanlar o yollarda ölmüştür.. Bu kadar.

    Şu an PKK'nin yüzünden Kürt asıllı vatandaşları ülkeden kovmakla hiç bir farkı yok bu durumun. Yaşlı Kürt teyzeler, bebekler ve amcalar dağlarda asker avında değillerse bugün, o zaman o amcalar, teyzelerde değillerdi. Şimdi bunları kovamıyorsak, onları da kovmamamız gerekirdi.

    Orada, o tarihte hiç birşey olmamış gibi davranıyoruz ülke olarak. Bu bence çok üzücü bir durum. Aynı durumun bizim başımıza gelmesi, yıllarca bağırış - çağırışlarımız ve sesimizin muhataba alınmaması acı verirdi bize. Hiç birşey olmamış gibi davranılmamalı. ve bence tarih işine geleni yazar...

    Irkım şu ana kadar hiç bir zaman işe yaramadı ama insanlığım çok işime yaramıştır. Bu yüzden sonuna kadar insancıl düşüneceğime eminim..

    Seni ve senin gibi düşünenleri de anlayabiliyorum. Milliyetçilik milliyetçiliği körükler. Kitapta da bir karakter vardı, sosyalist bir milliyetçiyim diyordu ehehehe Köklerine bağlı anarşist bir ermeni vardı bi de ehehe..

  5. Sen böyle her okuduğun kitaptan nem kapacaksan işin iş Cem efendi. Bunu söyler, daha da gıcıklaşmam giderim.

  6. Ben öyle her okuduğum kitaptan nem kapmam santa roja hanımefendi. Yarın Avrupa tarihi okuyup haçlı seferleri düzenlemeye kalkmam mesela. Ya da Osmanlı tarihi okuyup Viyana kapısına dayanmam. Sosyalist geçinip militarist ve milliyetçi takılmakta bizim coğrafyamıza özgü bir hal zaten. Derin insaniyetinizle bizi aydınlatma çabanız için teşekkür ederiz. Siz iyisi mi daha da gıcıklaşmadan davulculara terlik atmaya devam ediniz.

  7. Milliyetçilik ve sosyalizm belirttiğin kadar uzak kavramlar olmayıp birleştikleri nokta faşizmdir. Bizim coğrafyadan ziyade en ünlü uygulama yeri de Nazi Almanyası'dır. Üstüme alındım mı, ne münasebet. Davulcular Yahudi olsa hadi neyse...

  8. Pelin says:

    Bize öğretilen "kavram"ların hepsini, bizim coğrafyamız içerisinde oluşturan,yaşayan,yaşatan (her ne denilebilirse) M.Kemal ATATÜRK yine herzamanki gibi işini bildiğini kanıtladı, demek istedim. Fakat eğitim sistemindeki yanlışlık bazen sekebiliyor, sektirebiliyor işte.

Bu gadget'ta bir hata oluştu