Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Karanlık Bir Gündü O Gün..

Çook öncelerden yazmıştım bunu da.. Belki buraya atmışımdır bile.. Baya baktım ama bulamadım. Daha önce yazılmışsa affola ehu.. Ama Sayın Alässe hanımın bloğuna yorum yaparken geldi aklıma, yollamadan edemedim. Neyse işte. Çok eski, pek çok eski..


Karanlık bir gündü o gün. Evde oturup iki bira içmiştim ve kapaklarını umarsızca içindeki selpakları bitirmiş olduğum boş selpak poşetine atmıştım. Bir yandan boş selpak poşetine, bir yandan da bitirmiş olduğum biralara bakıyordum. Dışarıdan gelen sesler önemsizdi benim için. Gülüşmeler yada eylenen konuşmalar. Ben kararımı vermiştim bu olayı bitirecektim.

Yavaşça doğruldum kucağımdaki klavyeyi bir kenara bırakarak. Aslında korkuyordum bunu yapmaya.. Aklıma geldiği anda bir heyecan sardı bedenimi. Bacaklarım titredi falan. Ben böyle olmazdım, hiç bu hisleri yaşamazdım.. Ne olmuştu bana böyle.. Tekrar kendimi oturur buldum kıçımı tahtaya çeviren sandalyede.. Ve ayaklarım tekrar uzanmıştı yattığımın yatağın baş koyma bölümüne.. O an tiskindim kendimden. Ayaklarımı çekiverdim bi hamlede. Pis değil ki diye kendimi avutmaya çalıştım ama kokusu geliyordu buram buram. Biraz daha kandırdım kendimi. Zaten şu anda da kandırmıyor muydum? Kararımı vermiştim ama hala burada oturmuş ne yapacağımı düşünüyordum. Yapabilecek miydim bunu? Aklıma gençliğim geldi. Nede güzel yapardım istediğim şeyleri umarsızca.. Annem geldi aklıma sonra.. Terlik atmıştı arkamdan bi keresinde, zor kurtulmuştum. Bi kerede mahallede duyduğum küfürlerin anlamını sormuştum ona.. "anneaağ, it ne demek?", "köpek demek", peki anneaağ ibne ne demek?", duraksamıştı... Sonra kendinden emin olarak "oda köpek demek" dedi. Sonra ben hala bilmediğim kelimeleri sormaya devam ediyordum, "peki naaah ne demeeeğk?", "oda köpek demek".. Sorduğum herşey köpek demekti. O yüzden alıştım ben küfretmeye zaten. Herşey köpek demekti ne de olsa..

Küçükkene yoldan geçen arabaların camlarından içeri çöp atardık. Manyak mıydık bilmiyorum. Belkide manyaktık evet. Camdan içeri girerdi çöp. Adam şaşırırdı, mal olurdu. Biz eylenirdik, noolur noolmaz diyede kaçardık. Sonra bi keresinde bi adam bizi fena kovalamıştı. Ayaklarım götüme çarparak kaçmıştım. Çok korkmuştum hem. Sonra bi daha çöp atmadım arabalara. Yakalasaydı boku yemiştik çünkü. Ben bok yemem. Bok köpek demek, köpekler yenmez.

Ayaklarımın terlemiş olduğunu fark ettim.. İçimde bastıramadığım bir istek vardı. Ellerimle yüzümü ovuşturup, bu ıstırabın bitmesini diledim. Alnımdan ter damlaları akmaya başlamıştı.. Bir gayretle tekrar ayağa kalkmayı denedim ama içimdeki bir el freni durduruyordu beni. Neler oluyordu böyle.. Neden yapamıyordum içimde yanarak çoğalan bu isteği.. Neden birşeyler engelliyordu beni.. Engellenmişmiydim bunca zaman ben? Hayır! Kesinlikle hayır... İş günlerimi hatırladım o an.. Askere gitmeden önceki iş günlerimi.. Yine o zamanda istediğim gibi başıma buyruktum. İşe şortla giderdim, ne derler ona, banana mıydı, neydi? hah! Bermuda.. Hep karıştırırım zaten bunun adını.. Neyse.. Saçım omuzlarımda, sakal bi karış.. O şekilde en taşaklı holdinglere servise giderdim.. Patron bişey diyemezdi bana. Bu benim özgür irademle yaptığım birşeydi.. Ama şimdi... Şimdi neler oluyordu bana...

Telefonuma baktım. Ne mesaj vardı, ne çağrı. Yine herkesin beni unutmuş olduğunu düşündüm. Kimler unutmuştu acaba beni, onu hatırlamaya çalıştım. Aklıma kimse gelmedi. Şu an yaşadığım garip halin şokundandı sanırım. Kıçımın uyuştuğunu hissettim. Bu kötüye işaretti. Burada uyuşup felç geçirecektim ve uzaylılar kaçıracaktı beni! Sonra hayalarımı kesip testler uygulayacaklardı üstüme. Sonum beyninde çip yerleştirilmiş bitkisel hayatta bi Cem'di.. İnatla ve çoğunluklada göt korkusuyla -taşak korkusuda denebilir- fırladım ayağa. Bir direnç gelmişti vücuduma. Kapıya doğru yöneldim. Adımlarımı çok zor kontrol edebilsemde yapabiliyordum. Korkunun ve paniğin etkisiyle terden ıslanmış elim kapının tokmağını tuttu ama onu çevirecek gücü bulamıyordum kendimde. Son bir gayretle çevirdim ve odamın kapısında dikilerek baktım salonun o ürkütücü karanlığına.. Ortada duran misafir masası ve üzerindeki çiçek sanki üzerime atılcak bir şeytanmış gibi bakıyordu bana. Kendimi yüreklendirdim, tırsmadığımı göstermek için başka şeyler düşündüm. Yavaşça yanlarından geçerek mutfağa girdim.. Ayaklarımdaki titreme artmıştı.. Mutfağın balkon penceresi açıktı ve esen rüzgar önce perdeyi sonra bedenimi yalıyarak geçiyordu.. Tüylerimden diken diken olarak perdenin arkasına baktım.. Sanki birşey çıkıp üstüme atlıyacaktı. Zaten balkonun dibinde incir ağaçları vardı...

Çocukluğumuzu incir ağaçlarından korkarak geçirmedik mi zaten.. Psikolojimize işletmediler mi cinler incir ağaçları dibinde olurlar yada incir ağacından düşen çarpılır, mal olur diye.. Hep bunun korkusu ile incir yemekten nefret eder hale gelmedik mi? Şimdi bu boklara inanmadığımızı söylesek bile içten içten tırsmadık mı o yamuk yumuk ağaçtan.. Ben tırstım.. Kaşıntı basıyor hatta her yanımı düşündükçe o ağacın iğrenç yaprağını falan.. Bunları yaşayarak attım adımımı balkona doğru.. Her adımda tansiyonum biraz daha fırlıyor, biraz daha kendimden geçecek gibi oluyordum.. İnatla bir adım daha attım.. Sonra bir ses geldi...

Beynimden vurulmuştum sanki.. O an orada bayılabilirdim ve uzaylılar kaçırabilirdi beni. Çok korkardım bundan hep, uzaylılara inanmasamda. İnanmıyorum ama ya varsa diyede tırsıyorum inceden. Ya varsalar..

Topladım kendimi ses tekrar etmeyince. Dikkatimi yoğunlaştırınca bunun rüzgardan olduğuna karar verdim. Bir adım daha atıp buzdolabının kapısına ulaştım. O an yere yığılacaktım neredeyse ama dolabın kapısında tuttuğum kulba asılarak ayakta durabildim. Yavaşça dolabın kapısını araladım.. Soğuk bir hava dalgası çarpmıştı yüzüme.. Sersemleyerek bir-iki adım geriledim. Kapı kendiliğinden açılıverdi.. İşte oradaydı.. Bunca zaman ulaşmakta zorluk çektiğim şey.. Heyecandan bacaklarımı titreten, ellerime almayı istediğim kadar korktuğum şey...

Hipnotize olmuş gibi ilerledim ve onu aldım elime. Üzerine baktım.. Bu anın mutluluğunu yaşamalıydım. Ama mutfağın balkon kapısı arkamdaydı ve açıktı. Ya cinler beni yakalarsa diye korktum ve koşaraktan odama gittim onunla beraber.. Kıçımı düzleme görevini kabullenmiş sandalyeye oturdum ve onun güzelliğine baktım.. Ne de güzel bakıyordu bana.. Hayrandım ona.. Onun o tadı, o güzel kokusu, insana verdiği hisler.. Değişilmezdi.. Onun için yanıp tutuşuyordum ama onu tüketmeye korkuyordum aynı zamanda.. Sindirim sistemim çalışacak ve onu memleketin kanalizasyon deliğine yollayacaktım. Bu ona haksızlıktı ama vücudum onu istiyordu.. Dayanamadım ve açtım kapağını.. Boğazımdan aşağı süzülen hayat sıvısı beni ayrı dünyalara götürüyordu.. Sütaş ayran ne büyüksün lan!

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 6 Comments

Kilobekçim Olur musun?...

* Günde ortalama 10 tane karınca öldürüyorum. Bundan zerre pişmanlık duymuyorum. Sanırım bugün 4 tane oldu bile.. Hayvanları severim eyvallah ama masamın üzerinde dolaşmalarına göz yummayacağım!

* Harbiden bak aklıma geldi. Bu hayvan hakları savunucuları gece yatarken kendisini rahatsız eden sivri sineği öldürmüyorlar mı acaba? Öldürüyorsa çok pis kızarım. O da hayvan ulan! Onun da canı yok mu? Bu nasıl tezat..

* Haftasonu halısahada yağmur altında süper maç yaptık. Aslında süper bir maç değildi ama olsun. Yağmurda süper değildi zaten. Sağanak şeklinde yağıyordu, gözümüzü bile açamıyorduk, o derece. Süperlik birşey yok yani.. Neyse.. Islanan ayakkabılarım o günden beri radyatörün üzerinde duruyor ama hala kurumadı. Öyle ıslanmış adam öyle..

* Fenerbahçem sen çok yaşa, canım feda olsun sana, avrupa arenasına havluyu attı dün akşam oynadığı süper oyundan sonra. Yanlış nerede? Ruh nerede? Geçen sene oynayanlar bu adamlar değiller mi? KİM SATIYOR BU TAKIMI?.. O değilde, iddaayıda yatırdı pezevenkler!

* Uzun zaman sonra sabahı kahve ile karşıladım. Çay yerine kahve içtim ve diyorum ki; çay, kahvenin hanuna kor abicim. Canım çay istedi resmen.

* Kilobekçisi diye bir ilan gördüm geçenlerde.. Ahanda, kaydetmiştim. N'accaayip işler var hanuna..
* Kalecilere file bekçisi diyorlar ya, çok komik birşey bence bu dsfsadmf

* Gerçi yabancıların ki daha komik. Goalkeeper. Gol bekçisi. sdmafsd

* Meşin yuvarlak.


* Sinirleniyorum. Bu puzzle bokunu yapmışsın arkadaş eyvallah ama neden tüm parçaları birbirine uyuyor hanuna! Hem tek renk, hem tüm parçalar birbirine uyuyor. Yapıp bozmaktan anam ağladı resmen. Protesto edeceğim mevzuyu ama toplasan 50 tane parça kaldı, yerleştiremiyorum haftalardır. Hepsini tek tek deniyorum yine olmuyor amk. Kesin yanlış oldu kesin. Mk.

* Sonradan eklenen not olarak şunu belirtmeliyim. Cafer için söz veremeyeceğim ama Seyfi Abi yakında yeniden sizlerle beraber olacak. Cafer'i hepimiz çok seviyoruz ama benim hikaye sistemimin gidişhatına uygun bir hikaye daha çıkartabilirmiyim bilmiyorum. Kendi sistemimi bozarsam olmaz ehuah. Seyfi abi yakında, az sonra, geliyor geliyor :dsamoıfds

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 5 Comments

Hepsi Yaşar Kurt'un Suçu...

Sabahtan beri temizlik ve toparlama işlerini halletmeye çalışıyorum okuyucu ama daha bir arpa boyu ilerleme katedebilmiş değilim. Bunun nedenleri nelerdir diye düşünmeye çalışıyorum ama o kadar tembelim ki, düşünmeye bile üşeniyorum. Bakıyorum uzaktan uzaktan, 'şunu şuraya koysam, bunu böyle yapsam' diyorum, sonra başka şekiller veriyorum kafamda. Bir türlü olmuyor ama. Sabahtan beri yapamadım dizaynı, toparlamayı falan.. Zor iş oda toparlamak.

Bugün duş alırken yine saçlarımın yarısını kanalizasyona doğru olan son yolculuklarına uğurladım. Hayır, ağlamıyorum, gözüme birşey kaçtı.. Sülalemde saçı olan tek erkek benim ama insanlar arkamdan "karı gibi saç uzatmış godoşa bak" diyorlar. Tezata gel. Saçımın olmasını kıskananların gözüne dizine dursun.. Benden küçük olan amca çocuklarından başlayın, sülalenin en yaşlı erkeğine kadar gidin, hepsi kel.. Aralarında saçlarına inatla ve inançla sarılan bir tek ben varım ve artık bu oyunun sonuna geliyoruz sanırım.. Üzgünüm, çok üzgünüm ama saçlarım dökülüyor. Adeta bir kedi kuyruğu kadar kaldı, toka tutmuyor amk lan :(

Bu arada kedi kuyruğu deyince aklıma geldi.. Bizim kedinin kakasını sıvı olarak çıkartma gibi bir hastalığı vardı. Halk arasında ishal denir buna. Ortalığı bok götürüyordu afedersin, affetmezsende umurumda değil.. Neyse, veterinere götürdük, bir hafta civarı orada kıç tedavisi gördü. Katı sıçamama olayının bir müddet daha süreceğinden ötürü tüylerini kesip, kıçını başını vıcık vıcık kaka olmaktan kurtarmayı öneren doktora, büyük bir içtenlikle evet demiş ablam. Tüylü bir iran kedisinin (bakınız: garfield falan işte) dımdızlak kalması muhteşem komik birşey. O koskocaman, domuz kadar olan hayvan, ki domuz gibi yiyordu, daha önce çok bahsettim, bildiğin domuz gibi yiyordu, minnacık kaldı lan. Çok güldüm, çok eğlendim. Ama üşüyor şimdi. Yazıkmış adeta. Annemler geldi köyden, kediye sardı hırkasını, pis pis uyuyor şimdi. Paso uyuyor zaten. Uyanınca da halıyı yakalamaya çalışıyor. Adeta domuz gibi yemeye devam ediyor. Bildiğin kedi işte..

Ayrıca bugün Umut insanıyla konuşurken aklıma geldi, yumiyum istedi canım. Ne güzel birşeydi o öyle lan?! Ayrıca bizim köydeki bakkalın dolabında "soda, gazoz, tonik" yazardı. Hep merak ederdik tonik ne diye, her gün tonik geldi mi diye sorardık.. O değil de, önceden tsubasa izleyip ertesi gün birbirimize anlatıyorduk lan.. Hey gidi günler. Altıma bile işerdim. Ne acayip.


Nedendir bilinmez, Yaşar Kurt'ta acaip bişiyler var. Önceden nefret ederdim kendisinden. Dinlemeye tahammül edemezdim, uyuz olurdum. Sonra birşeyler oldu, sevdim onu. Hep dinledim, tüm albümlerini buldum, saatlerce dinledim. Ama bu aralar yine içimdeki nefret tohumları filizleniyor nedense. Tahammül edemiyorum. Karışık çalan listemde bir anda Yaşar Kurt çıkıyor, Fırt Emin dahi çıksa, o en sevdiğim yer olan yatağımda uzanmış, huzurla sevdiceğimi düşünüyor falan bile olsam, yani o kadar soyutlanmış bile olsam, yuh artık dercesine yanımda çalan davulu bile duyamayacak kadar hemde; fırlıyorum bir an da yataktan, şarkıyı değiştirip hayatıma devam ediyorum. Zerre tahammülüm yok Yaşar Kurt'a nedense. Bu aralar oldu ama yakın zaman öncesinde böyle değildi. Uzak zaman öncesinde daha beterdi, bismillah çekerdiniz o gözümden çıkan nefreti görünce. Bence bu Yaşar Kurt'la alakalı bir sorun. Bu kadar değişken olamaz ki bir insan, bi anda sev-nefret et-sev-nefret et.. İnsanın aklı karışır. Saçmalık bence benim yaptığım ama yemin ederim tek sorumlusu Yaşar Kurt'tur bence.

Adsense dalgamotorlarından baktımda bi istatistiklere, mevzuyu çok boşlamışız lan okuyucu. Önceden günde 100 kere girermişsiniz, şimdi günde 50 ancak. Tamam, bu benim yüzümden elbette. Hatta acınası bir gün var ki, koskoca gün boyunca sadece bir kişi bakmış lan bloğuma. Yani google'dan önemli bir şey aratıp, bulurum umuduyla buraya dalan kimse bile olmamış resmen. Çok ayıp lan. 26 Ekim 2008 Pazar günü bloğuma giren kişiyi arıyorum. Belki de ben girmişimdir hea. Kendimi çok yalnız hissettim bariz. Gidip bitter çikolata falan yiyip, saçlarımı keseyim bari.

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 5 Comments

(Normal)Özkan ve Onun Normal Olmayan Esprileri... v.2

ҳ̸Ҳ̸ҳChopartypical®ҳ̸Ҳ̸ҳ:
selamın aleykum argadas ben cemın bılgısayarı vealeykum esselam bende cemın avantadan gelen prınterı eee nasıl gıdıyor hayat yav sorma cemın fılım ıslerıyle ugrasıyoruz paso download hayatmı bu senın nasıl pekı eh bızde yazdır yazdır nereye kadar ole takılıyoruz abı o nereye kadar oldugunu solıyım ben sana murekkebın bıtene kadar hashahas hıım pardon bıraz ıgrenc bı espırı oldu kusura bakma
ҳ̸Ҳ̸ҳChopartypical®ҳ̸Ҳ̸ҳ:
yazıcı kardes
ҳ̸Ҳ̸ҳChopartypical®ҳ̸Ҳ̸ҳ:
fakat bu cemın bı arkadası var ozkan denen zir zop ondan ogrendım bunları hep
ҳ̸Ҳ̸ҳChopartypical®ҳ̸Ҳ̸ҳ:
asjdahdas

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 3 Comments

Çüş Kadar...

deathrow | holy shit!:
derin nefes almaktan kilo alıyorum ben

deathrow | holy shit!:
midem büyüyo çünkü

Böjüğb':
ksjfdhlaskfsa

Böjüğb':
ya yuh sana

deathrow | holy shit!:
2345 kilo hava giriyor içime derin nefes alınca

Böjüğb':
o kadar kocaman misin ki simdik

Böjüğb':
:|

deathrow | holy shit!:
çüş kadarım

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 1 Comment

Osuruktan Anketler v.1

Efendim Osuruktan Anketler bölümümüzü uzun zamandır planlıyor ve düşünüyordum ama ilk defa bugün bunu yapma gücüne eriştim. Zor bir anket oldu, gelen cevaplar şaşırtıcı ve bir o kadar düşündürücüydü. İnsanlar genel olarak anket sorumuza şaşırmayı tercih ettiler ama hemen cevaplamaktan çekinmediler. Bazıları çok politik çıktı, bazılarıysa çok orspu.

Evet, anket sorumuz şuydu?

"oynaya oynaya gelen çocuklar nasıl gider sence?"

Gayet basit, açık ve net bir soruydu, şimdi cevaplara ve yorumlamalara geçelim.


oynaya oynaya gelen çocuklar nasıl gider sence?

Chopartypical®

oynaya oynaya gıder


dmndrtms:

aglaya aglaya

B ig N!!!:

oynaya oynayaa gider çocuklar

exilia

kosarak ;]

...timeout expired...:

ağlaya ağlaya giderler bence

Dreamtime:

aynı şekilde

Betacom Bilg.Orhan:

gider bi şekilde

ALLAHIM SEN VATANIMIZI KORU...TÜRKİYEM RABBİM SENİN YANINDA.:

ağlaya ağlaya


µmµt:

neye abi

deadnight:

valla bilmiyorumd el ele el ele verirler

Günün kuul göründüğünü sanan ve öyle olmaya çalışan yörükaleyhüsselam cevabı;

" efesgrup ~ Kenan ":

ya$ami$liklarina bagli

deathrow | holy shit!:

günün en orospu cevabı için sizi tebrik ediyorum

Günün en politikacı cevabı;

deathrow | holy shit!:

oynaya oynaya gelen çocuklar nasıl gider sence?

Semini:

nee?

deathrow | holy shit!:

deathrow | holy shit!:

oynaya oynaya gelen çocuklar nasıl gider sence?

deathrow | holy shit!:

soru gayet açık ve basit

Semini:

oynaya oynaya gelen cocuk hiç görmedim ben

Semini:

genelde zırlayan

deathrow | holy shit!:

keritwertwe

Semini:

bagıran

Semini:

sümükleri akan cocuk gördüm

deathrow | holy shit!:

bak şimdi bana kelime oyunu yapma

Semini:

bi de sabah yolda babasının elini tutarak oKula giderken ayakta uyuyan cocuk gördüm bu sabah

Semini:

nassı?

deathrow | holy shit!:

bana oynaya oynaya gelen çocuğun nasıl gideceğinden bahset

Semini:

bence sen de anana babana göre bi cocuk olduguna göre

Semini:

sen bi dene oynaya oynaya gelmeyi

Semini:

nassı gittigini de çözersin

Semini:

;)

Semini:

ahah

Semini:

:D

deathrow | holy shit!:

çok siyasetçi gördüm lan seni

deathrow | holy shit!:

:D

Semini:

sorma iş hayatı beni hale getirdi

Semini:

hemen üste çıkma politikası

Semini:

haksızken haklı çıkma politikası

deathrow | holy shit!:

bunu uzun olsa bile eklicem hacı



Evet, kayda değer cevaplarımız genel bağlamda bu şekildeydi.

"oynaya oynaya giderler" cevabı 3 kişi tarafından seçildi.

3 kişi "ağlaya ağlaya giderler" dedi. Bunun mantığını çözemedim ben şahsen. Neden ağlasın abi adamlar? Yeteri kadar oynayamadılar mı? Misketlerini mi çalmışlar adamların? Niye ağlıyorlar amk?! Adamlar oynamış, eğlenmiş, misler gibi, süt gibi olmuşlar. Mutlu olmaları gerekirken neden ağlasın bu adamlar? Amacınız nedir? Güleryüzlü insanlar görmek sizi rahatsız mı ediyor? Neden ağlasın abi bu adamlar? sdmaıofsad Neyse ya, sinirleniyordum neredeyse...

Bence anket sonucunda eşit oy alarak liderliği paylaşanlar aralarında kavga etsin, hangi taraf kazanırsa o kazanmış olsun.

Yeni anket sorusu, "oynaya oynaya giderler" diyenler mi döver, yoksa "ağlaya ağlaya giderler" diyenler mi?!

Şakaydı, soru değil bu.

Evet efendim, bir anketin sonuna geldik, gelecek anketlerde görüşmek üzere. Anketimize katılan herkese sevgiler sunuyorum ve bir dahaki anket sorusunu fark ettiklerinde kendileriymiş gibi cevap vermelerini salık veriyorum. Tribünlere oynamayın, çükerim.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 7 Comments

Muppets Show

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 4 Comments

Güneş girmeyen eve kafam girsin!

Of sabah camları açarken aklıma geldi, koptum kendi kendime ahıdfasds
Of. Sanırım deliriyorum..

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 2 Comments

Digital Manipulation by (Normal)Özkan


(Normal)Özkan'ın diğer çalışmaları için tıklayınız.

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN ,
DISCUSSION 5 Comments

Dürümtaym...

Of of.. Bilgisayarda yıllardır duran ve kırk yılda bir açılan klasörlerin açılma yıldönümüydü sanırım bu gece. Eski belgelerimin, eski kayıtları arasında birkaç şey buldum, gece gece koparttı beni.. Başrolde Facebook olayının kahramanı olan Seyhan var yine :D Stres topu mubarek mıosdaf




deathrow | holy shit!:
dürümtaym
Dreamtime[röörhhh time!]:
ne varr ya ne vaarr
deathrow | holy shit!:
kıyamam ya nasılda sinirlenmiş
Dreamtime[röörhhh time!]:
üstüme gelme
deathrow | holy shit!:
gelmiyorum ki
Dreamtime[röörhhh time!]:
geliyosun
deathrow | holy shit!:
naaptım yahu
Dreamtime[röörhhh time!]:
ne yapmadınki
Dreamtime[röörhhh time!]:
hayallerimle oynadın
deathrow | holy shit!:
oynamam ben öyle şeylerle
Dreamtime[röörhhh time!]:
tabi yap yap sonra ben masumum de
deathrow | holy shit!:
naptım ulan
Dreamtime[röörhhh time!]:
duygularımın ırzına geçtin!!!
Dreamtime[röörhhh time!]:
dürümtaym diyerek beni yemek yemeye teşvik ettin
Dreamtime[röörhhh time!]:
har daim aç hissi yaşattırtın bana
Dreamtime[röörhhh time!]:
dalga geçtin
deathrow | holy shit!:
geçmedim
Dreamtime[röörhhh time!]:
kullandın sömürdün beni
deathrow | holy shit!:
sömürmedim
Dreamtime[röörhhh time!]:
önmrümü yedin
deathrow | holy shit!:
yemedim

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 1 Comment

onbin...


Bloğa 10bininci ziyareti ben gerçekleştirmişim. Çok mutluyum. Çünkü sürpriz ödülü ben kazandım.

Hayır, söyleyemem, sürpriz.

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 4 Comments

Vista'ya Kafam Girsin...

Selamlar efendim!

Bugün otururken cep telefonlarına şeffaf kılıfların takıldığı dönemler geldi aklıma. Ne iğrenç bir dönemdi o lan?! Cep telefonlarına şeffaf kılıfların takıldığı o lanetli dönemden kurtulduğumuz için milli bayram falan ilan etmeliyiz bence. Ne de lanet olasıydı gerçekten! Sadece şeffaf olanları değil, deri olanları da rezaletti, kılıflar arasında ayrım yapmıyorum. Ve sonunda telefon üreticileri Türk milletinin kılıf rezaletine daha fazla dayanamayıp, kocaman ekran ve minicik tuşlardan oluşan telefonlar ürettiler. Ki sanmıyorum başka bir milletin şeffaf telefon kılıfı sektöründen deli gibi paralar kazandığını ahaha.. Neyse işte, bu büyük hamle sayesinde telefonlar o lanetli dönemden kurtuldular. Kabus gibiydi harbiden. Bele takılan kılıflar hala duruyor gerçi ama onlar emekli amcaların değişilmezi. Yapacak bir şey yok ona. Babamda da var adfksad

--- 0 --- 0 --- 0 ---

Eskiden Windows işletim sistemleri daha mertti! Windows 95'in mavi ekran hatası verdiğini bilmem, hatırlamam mesela.. Tamam, pek fonksiyonel ve de hızlı değildi ama en azından abidik hatalarla uğraşmıyorduk.

Windows 98 çok hata verirdi ama delikanlıydı. Durduk yere vermezdi. En basitinden Ram değiştirirdin düzelirdi. Mertti, adam gibi adam, işletim sistemi gibi işletim sistemiydi! Milenium ya da 2000'i hiç kullanmadım Windows 98 e ihanet etmemek için. Aramızda güçlü bir bağ oluşmuştu. Haftada 20 - 50 arası bilgisayara Windows 98 kuruyordum. Dünyanın tüm bilgisayarlarını Windows 98 yapmak gibi sapıkça planlarımız vardı, plan bile yapıyorduk, düşünüyordum 98'imle beraber, çalışıyorduk... 25 haneli Cd Key'i hala aklımda lan. Hey gidi günler.. Hüzünlendim terbiyesizim..


Şimdi XP var. Bu da fena sayılmaz tabi, işimizi görüyor. Klasik stilde takılınca Windows98 gibi görünüyor hatta. Mutlu oluyorum, seviyorum bu yüzden XP'yi. Ama Windows 98 gibi olamıyor. Hataları insanı krize sokabilecek kadar kapsamlı ve ağır oluyor çünkü. Windows 98'de mavi ekran verirdi, Ram değiştirip sorunu çözerdin. Ama XP'de Ram değiştirirsen mavi ekran vermeye devam eder, yeni ram ya da yeni donanımla tekrar XP kurulumu yapman gerekir. Uğraştırır adamı. Özelliği çok, kullanılabilirliği kolay, o yüzden katlanıyoruz işte. Windows 98'in yerini tutamaz ama.


Vista'yı sevmiyoruz. O bizden biri değil. O burjuva, kaprisli ve gerizekalı çocuk. Bir programı kurmaya çalışırken en az 3 kere "evet, eminim ve bu programa güveniyorum ve artık kurmak istiyorum, lütfen, artık bizi yalnız bırak, evet, eminim" gibisinden kutucukları işaretlemek ve onaylamak zorunda kalıyorsunuz. Kendisini başbakan koruması sanıyor adeta. Sanane ulan! Bozmak istiyorum ben belki bilgisayarımı, sanane! Piç!


Sinirlendim.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 3 Comments

(Normal)Özkan ve Onun Normal Olmayan Esprileri... v.1

?????Chopartypical®?????:
nerdesın olm
deathrow | holy shit!:
içerdeydim ya
deathrow | holy shit!:
neşet geldi de
deathrow | holy shit!:
yemek falan hazırlıyor işte
?????Chopartypical®?????:
ertaç mı
?????Chopartypical®?????:
neşet ertaç
deathrow | holy shit!:
of bunu kopyalayıp saklıcam amk

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 3 Comments

He tabii bir de şu var ki;

6 Kasım'da orada, o ambiyansı yaşamış birisi olarak, bu güzide günü anımsatmak istedim..

SüperCem damarlarım kabardı vesselam! (iyi bakın lan resme, Normal Özkan o kadar uğraşmış..)

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN ,
DISCUSSION 4 Comments

Yok Canım, Daha Neler!..

Evet efendim. Bir anda yatmış olduğum yataktan fırlayıp, tekrardan yazmayı istedi canım. Yok canım, daha neler?! Biz öyle yasakçı zihniyete boyun eğebilecek kadar aciz bir insan gibi mi görünüyoruz oradan? Yok yok, siz beni tanıyamamışsınız. gf

Şimdi bu kapatma olayına azıcık uğrarsak göreceğiz ki, yine Türk yasalarının acizliği ile karşı karşıyayız. Pire için yorgan yakma deyimini, bilişim suçları adı altında her gün yüzümüze yüzümüze vuruyorlar. Komik olmayın beyler?! Boktan dijitürk yayını yapan bir blog için, tüm insanların emeklerini nasıl gasp edebilirsiniz?

Olaya şu pencereden bakarsak bu tamamen anayasal bir suç haline bile gelebilir. Bu bloglardan para kazanan insanlar var (reklamlara tıklıyor musunuz hala lan dasnflşsd bence tıklayın ihu), kendisine portfolyo sitesi hazırlayıp bir gelir kazanan, kendisinin ve yaptığı işin reklamını yapan, araştırmalarını yazan ve bizim gibi yazıp çizerek kendini deşarj eden, eğlenen insanlar var. Dava açsalar kazanırlar vesselam.

Burada blogger'ın da ihmalini göz ardı etmemek gerekir tabi..

Her neyse, yılmadan yazmaya devam edeceğizdir.

Bu aralar kayıptım çünkü isteğimi kaybetmiştim. Yine kaybedebilirim, yine aklıma gelmeyebilir yazmak. Yazacağım şey konusunda sıkışacağımı sanmıyorum zira yazacak şey çok memlekette euhauh. İlla bir "çamlıca kanatlı hayvan katliamı" beklemeyin canım sizde her zaman?! Tamam, ben de özlüyorum Seyfi Abiyi ama onunda bir özel yaşamı olsun, bırakın dolaşsın dağlarda, aşkını yaşasın falan?..

Neyse işte, bu aralar hala iş arama sürecindeyim ve bu biraz boğdu beni, isteksizleştirdi. Yakın zamanda yine boktan bir iş bularak yazılarıma bu doğrultuda yön vermeyi hedefliyorum ahuashd

Birazdan çıkmam gerekiyor o yüzden aklımdakileri tam olarak yazıya dökme zamanım olmayacak. Daha duş alıcaz, tertemiz, mis gibi bir adam olucaz. Son olarak; hükümete koyim, Fener'in Arsenal'den aldığı 1 puan tamamen şanstı, öyle sosyal güvenlik yasası mı olur amk!, yuh lan allahsızlar, o kadar zam yapılır mı lan!, lan Mustafa'dan örnek alacaksanız fikirlerini örnek alın, ne sikik Türk gençliğisiniz işiniz gücünüz karı-kız-sigara-alem!, 2006 yapımı olan Bug filmi ne rahatsız bi filmmiş mk, yarıda bıraktım resmen kasıldım!, özlemişim sizi lan blog, sevdiceğim sen çok yaşa, canım feda olsun sana, laylaylalayalalayllaaya! diyerek bitireyim. Aslında çok yazasım var bunları ama şimdi "genel" bir görüşme yapmam gerekiyor. Boş yere yol parası masrafı yaptıracaklar bana bu "genel" görüşme için ama olsun, bana seninle geçen yıllarım yeter! Zeki Müren olsa da dinlesek hanuna. Bakayım... Yokmuş. O zaman Cannibal Corpse dinleyek. Farkettiyseniz özlemişim, bi türlü bitiremiyorum. Hanuna. Öptüm lan ;)

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 0 Comments

National Geographic POD