Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Hepsi Yaşar Kurt'un Suçu...

Sabahtan beri temizlik ve toparlama işlerini halletmeye çalışıyorum okuyucu ama daha bir arpa boyu ilerleme katedebilmiş değilim. Bunun nedenleri nelerdir diye düşünmeye çalışıyorum ama o kadar tembelim ki, düşünmeye bile üşeniyorum. Bakıyorum uzaktan uzaktan, 'şunu şuraya koysam, bunu böyle yapsam' diyorum, sonra başka şekiller veriyorum kafamda. Bir türlü olmuyor ama. Sabahtan beri yapamadım dizaynı, toparlamayı falan.. Zor iş oda toparlamak.

Bugün duş alırken yine saçlarımın yarısını kanalizasyona doğru olan son yolculuklarına uğurladım. Hayır, ağlamıyorum, gözüme birşey kaçtı.. Sülalemde saçı olan tek erkek benim ama insanlar arkamdan "karı gibi saç uzatmış godoşa bak" diyorlar. Tezata gel. Saçımın olmasını kıskananların gözüne dizine dursun.. Benden küçük olan amca çocuklarından başlayın, sülalenin en yaşlı erkeğine kadar gidin, hepsi kel.. Aralarında saçlarına inatla ve inançla sarılan bir tek ben varım ve artık bu oyunun sonuna geliyoruz sanırım.. Üzgünüm, çok üzgünüm ama saçlarım dökülüyor. Adeta bir kedi kuyruğu kadar kaldı, toka tutmuyor amk lan :(

Bu arada kedi kuyruğu deyince aklıma geldi.. Bizim kedinin kakasını sıvı olarak çıkartma gibi bir hastalığı vardı. Halk arasında ishal denir buna. Ortalığı bok götürüyordu afedersin, affetmezsende umurumda değil.. Neyse, veterinere götürdük, bir hafta civarı orada kıç tedavisi gördü. Katı sıçamama olayının bir müddet daha süreceğinden ötürü tüylerini kesip, kıçını başını vıcık vıcık kaka olmaktan kurtarmayı öneren doktora, büyük bir içtenlikle evet demiş ablam. Tüylü bir iran kedisinin (bakınız: garfield falan işte) dımdızlak kalması muhteşem komik birşey. O koskocaman, domuz kadar olan hayvan, ki domuz gibi yiyordu, daha önce çok bahsettim, bildiğin domuz gibi yiyordu, minnacık kaldı lan. Çok güldüm, çok eğlendim. Ama üşüyor şimdi. Yazıkmış adeta. Annemler geldi köyden, kediye sardı hırkasını, pis pis uyuyor şimdi. Paso uyuyor zaten. Uyanınca da halıyı yakalamaya çalışıyor. Adeta domuz gibi yemeye devam ediyor. Bildiğin kedi işte..

Ayrıca bugün Umut insanıyla konuşurken aklıma geldi, yumiyum istedi canım. Ne güzel birşeydi o öyle lan?! Ayrıca bizim köydeki bakkalın dolabında "soda, gazoz, tonik" yazardı. Hep merak ederdik tonik ne diye, her gün tonik geldi mi diye sorardık.. O değil de, önceden tsubasa izleyip ertesi gün birbirimize anlatıyorduk lan.. Hey gidi günler. Altıma bile işerdim. Ne acayip.


Nedendir bilinmez, Yaşar Kurt'ta acaip bişiyler var. Önceden nefret ederdim kendisinden. Dinlemeye tahammül edemezdim, uyuz olurdum. Sonra birşeyler oldu, sevdim onu. Hep dinledim, tüm albümlerini buldum, saatlerce dinledim. Ama bu aralar yine içimdeki nefret tohumları filizleniyor nedense. Tahammül edemiyorum. Karışık çalan listemde bir anda Yaşar Kurt çıkıyor, Fırt Emin dahi çıksa, o en sevdiğim yer olan yatağımda uzanmış, huzurla sevdiceğimi düşünüyor falan bile olsam, yani o kadar soyutlanmış bile olsam, yuh artık dercesine yanımda çalan davulu bile duyamayacak kadar hemde; fırlıyorum bir an da yataktan, şarkıyı değiştirip hayatıma devam ediyorum. Zerre tahammülüm yok Yaşar Kurt'a nedense. Bu aralar oldu ama yakın zaman öncesinde böyle değildi. Uzak zaman öncesinde daha beterdi, bismillah çekerdiniz o gözümden çıkan nefreti görünce. Bence bu Yaşar Kurt'la alakalı bir sorun. Bu kadar değişken olamaz ki bir insan, bi anda sev-nefret et-sev-nefret et.. İnsanın aklı karışır. Saçmalık bence benim yaptığım ama yemin ederim tek sorumlusu Yaşar Kurt'tur bence.

Adsense dalgamotorlarından baktımda bi istatistiklere, mevzuyu çok boşlamışız lan okuyucu. Önceden günde 100 kere girermişsiniz, şimdi günde 50 ancak. Tamam, bu benim yüzümden elbette. Hatta acınası bir gün var ki, koskoca gün boyunca sadece bir kişi bakmış lan bloğuma. Yani google'dan önemli bir şey aratıp, bulurum umuduyla buraya dalan kimse bile olmamış resmen. Çok ayıp lan. 26 Ekim 2008 Pazar günü bloğuma giren kişiyi arıyorum. Belki de ben girmişimdir hea. Kendimi çok yalnız hissettim bariz. Gidip bitter çikolata falan yiyip, saçlarımı keseyim bari.

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 5 Comments

5 Responses to : Hepsi Yaşar Kurt'un Suçu...

  1. ozkan says:

    şimdi okuyunca bir anda efkarlandım be yazıcı sanırım yaşlanıyoruz. hani sendeki saç dökülüyor diye kel kalma endişesi sarmışya düşlerinin afakını söyle ben napayım. kes at diyorsun dimi kafayı bi işe yaramıyor zaten. yazıcı yaşlandıkça çok kindarlaşıyorsun.eskide okulda bi kola bi simit diye bağıra bağıra sıradan elimizi uzatırdık uzatırdıkda alınca ne heyecanlanırdık sanki bedava verirlerdi bazen paralı olunca anlaşılıyor bazı şeylerin değeri oyüzden git yasar kurtun albümüne bikerede para verip al bak nasıl dinleyecek ve seveceksin sayın ulan.ama kedi konusunda ilginç fikirlerim var bi yerde kediye bişi yedirip bokundan içki yapıyorlarmış bak sizin kedi hazır içilmeye musait şekilde çıkarıyor. bence şu kediye verdikleri neyse bulalım sonra elimizde bardak kedinin kıçından koşalım.

  2. Adsız says:

    "Uyanınca da halıyı yakalamaya çalışıyor." lol

  3. Yalçın says:

    ulan özkan nettin sen ilkokul anılarım depreşti ah neydi o kantinden simit kola aldığımız günler ah ulan efkârlandım şimdi rakı getirin bana

  4. harbiden ya, neydi o kola / simit kombinasyonunun güzelliği.. gazoz kapağıyla maç yapardık la.. hey gidi günler dedim resmen. ayrıca bana git para verip albüm al diyen adamın evinde kaç tane orijinal albüm varmış duymak isterim? hahaha

  5. ozkan says:

    burhan cacan ın the best ılhan şeşen hay come huy go kahtalı mıçı word of the kıngs ankaralı turgut yes ıts notbook pencil case daha sayıyıyımmı orjınal albüm :p

National Geographic POD