Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Şahane Cumartesiler!


Cumartesi günü fena bir gündü hacitsular. Ama önce bloğumun klişesini yapmalıyım, hemen olaya giremem. Eğer girersem sizler affetseniz bile, tarih beni affetmez!.. :s

Efendim selamlar! Nasılsınız?

(oh)

Efendim, cumartesi günü gerçekten inanılmaz bir gündü! Garip bir gündü, güzel bir gündü, sürprizlerle doluydu, yaşamın anlamını soguladığımız, şaşırdığımız, eğlencenin ve alkolün dibine vurduğumuz, afalladığımız, aptallaştığımız bir gündü dün. Çoğul kullandım ama bendim hepsi. Bildiğin şizofrene bağladım hacı.

Sabah 10.30 gibi arkadaşımın telefonuyla uyandım. Açmamayı düşündüm ve ilk iki aramasında bu düşüncemi eyleme soktum. Başarılı bir şekilde düşüncelerimi eylemlerimle destekliyordum ama üçüncü çalışta dayanamadım, telefona baktım. Yabancı bir sabit numaradan arandığımı görünce, cumartesi olduğunu çözemeyen bünyemle "belki iş başvurularından dönüyorlardır lan!" dedim içimden. Ve hemen fırladım yataktan. Sesimin miskin gelmemesi için biraz bağırdım, gerindim, yürüdüm ve telefonu açtım. Arkadaşımın olduğunu anlayınca kendimi yatağa bıraktım tekrar "sabahın köründe noldu amk" diye fırçalarken.. Bilgisayarları bozukmuş, geliver, hallet, dedi. Dedim, tamam!

Duş aldım, hazırlandım, saçları cillooop gibi dalga dalga sallayaraktan indim durağa falan sonra otobüse indim.

Yanımda kuzenim vardı, ben vıdı vıdılarımla onun kafasını ütülerken yaşlı bir amca bindi otobüse. Baktım ineceğimiz durağa kalmış birkaç durak, dedim, o halde ben bu amcaya yer vermeliyim! Yoksa, s.kimde olmayabilirdi gerçekten. Bazen oluyor, bazen olamıyor. Belim ağrıyor, bahanem var! Neyse. Amca geldi, gel amca otur, dedim. Amca baktı bana: "Yok kızım otur sen.." ULAN?! dedim ama içimden. Bu gibi durum(dumur)lar çok kere geldiği için başıma hazırlıklıydım. Amcanın kulağına yaklaştım, sakince; "Kız değil o, erkek." dedim. Amca, bir kaç adım geriledi, yakını göremeyen insanlar gibi başını geri atıp, gözlerini kısarak baktı bi daha. "Vay evladım kusura bakma, yaşlılık hede hödö" derken, "tamam", dedim, siktiret, otur. Adam yanlış görmesinin utancıyla bana orada bi sarıldı falan. Sonra oturdu, kendisini affettirmek için muhabbete girmeye falan çalıştı. Nereli olduğumu falan sordu, kibar bir insan olduğum için cevapladım ama fazla uzatmak istemediğimi belirtmek için de bi süre sonra yavaştan kapıya doğru yöneldim. Dakika bir, gol bir oldu otobüs amcası.

Zaten benim otobüs kankalarım meşhurdur. Canı sıkkın olan ve gülmek isteyen insanlar, özel olarak gelip benimle yolculuk yapmak isterler. Yanımda değil, karşımda falan otururlar hep. Mutlaka bir amca, teyze, kırık, manyak, rapık ruhlu acaip insan bulur beni ve muhabbet etmeye çalışır. Hep olmuştur bu. Bu yüzden alışığım ben böyle "kızım" muhabbetlerine. Yadırgamadım.

Otobüsten indim, arkadaşımın şirketine doğru koşturmak suretiyle yürümeye başladım. Gayet kısa bir süre sonra mevzu bahis olan yerdeydim. Hemen kendime poğaça (bknz: poğça, poça, poaça, pohça, pohaça, vb.) ısmarlatıp, çay istedim. Yemeğimi yerken, internete bağlanamayan bir bilgisayarın sorununu çözdüm. Sonra asıl dertli olan bilgisayarın başına geçtim. Baya bir uğraştırdı aslında ama kafanızı bu salak saçma bilgisayar hastalıklarıyla s.kecek değilim. O yüzden bu kısmı hızlı geçeceğim derken aslında bu salak saçma bilgisayar hastalıklarını anlatmamak için ne kadar fazla salak saçma ve bitemeyen bir cümle kurduğumu farkettim. Özellikle virgül falanda koymadım ki runtime error verirken zorlanmayın! sdfsdfsk Neyse. Bilgisayar kıllık yaptığı için birkaç yer dolaştık ve yeni bir harddisk aldık. Bu arada Cevahir alışveriş merkezinde tren falan, koca acaip şey varmış, ilk kez gördüm. Görünce bizim ortaokul zamanlarımızda açılan Capitol alışveriş merkezinin en üst katında bulunan eğlence zırvasında saatlerce dolandığımızı hatırladım. Paramız olmadığı için sadece dolanırdık. Bi ara ufak yüzbinliraların atari salonunda geçtiğini keşfedinde çok eğlendik. Bir sürü para biriktirip akşama kadar atari oynuyorduk. Sonra değiştirdiler tabi jetonları. Olsun.

Neyse, harddiski taktık ama sorunlar bitmek bilmiyordu. Bilgisayarın driveri yoktu, bulamıyorduk. Diğer bilgisayarlardan indirelim dedim, internet kağnı gibi.. Bir dosyayı indirmek insanı bu kadar sinirlendirebilirdi ancak!.. İşlerimi bitirdiğimde (Normal) Özkan'ın Beşiktaş'ta beni beklediği saat sayısı iki'yi bulmuştu. İki saattir adamı bekletiyordum çıkan saçma salak sorunlar yüzünden. İşleri bitirip, hemen kendimi Beşiktaş'a bıraktırdım ve Özkan'la buluştum. İki şımardım, gönlünü aldım. Yalakalık olsun diye içtiği çayın parasını ben ödedim.
Sonra dolmuşa binip Taksim'e geldik. Dedik, nostaljik ve ucuz olsun, o halde gidip Tünel'de kaldırıma oturup içelim. Yoldan biralarımızı aldık, oturduk ve muhabbet etmeye başladık. Pek şahane geyikler çevirdik, hayatı sorguladık, sevdiceklerden, eski hatunlardan, onlardan bunlardan bir çok şeylerden bahsettik. Bu sırada 3 tane minik p.ç bir anda gelip, yere paralarını dizip, parayla misket oynamaya başladılar. Lan ne oluyor .mısına koyim, şeklinde bir heyecan dalgası sardı bedenlerimizi! (O nasıl lan?!) Baktık, çocuklar misket olayını aşmışlar, parayla oynuyorlar. Biz onların yaşlarındayken akşam ezanından önce evde olabilmek için kıçımızı yırtardık dayak yemeyelim diye, ama veletler İstiklal caddesi gibi bir yerde, sokak ortasında kumar oynuyorlar. Sonra bunların aileleri de, "çocuklarımız adam olmadı, oysa ne güzel okula falan da yolladık biz, neden böyle oldu ki?" falan deyip, suçu çocuklarına atar. Koyim. Neyse.
Bi tanesi tam p.çti ama. Güzel bir vuruş yaptı, yerdeki tüm parayı topladı, vaay lan helal olsun, dedim, çak abi!, dedi, tam çaktım, elini çekti puşt. G.t gibi kaldım. T.şak oğlanı oldum resmen. Üste çıkmam lazımdı. Lan i.neler dedim, biz sizin yaşınzıdayken misket oynardık, bu ne lan! dedim. Siz işi bilmiyormuşsunuz abi, dedi o p.ç olanı. Vay .mısına koyim Özkan kalk gidelim dedim en sonunda. Herifler aşmışlar, koca adam olmuşlar.

Sonra biralar bitti. Sikko tuvalete 1lira ödedim. Bir dahaki çişimi merdivenlere yaptım. Hayır, dışarı işemek hoşuma gitmiyor tabi ama bir hizmet satacaksanız, bunun içine etmeden yapın. Bira içen adam saatte 5 kere işer, ben oraya 5 lira veremem, kusura bakmasınlar. 50 kuruş olsaydı düşünürdüm, ama 1lirayı düşünmem hacı. Giderim işerim duvara mis gibi.
Kalktık ve İstiklal caddesinin en başına kadar yürüdük. O gün, orada olmamızın nedeni bir konsere gelmemizdi ve herşey olması gerektiği gibi, eskisi gibi devam ediyordu. Kemancı'ya geldik, daha açılmamıştı kapı. Birer bira daha aldık ve içip, bekleşen metalci aleminin yanında, onları gözlemleyerek muhabbet ettik. Ben çoğunu görsel olarak tanıyordum zaten. Şu şöyledir, bu böyledir diye dedikodunun dibine vurdum, Özkan'da dinledi. Bu arada, orada ne işi varsa anlayamadığım bir şekilde Fenerbahçe tribünlerinin eski amigosu Arap İbrahim'i gördük o kalabalığın arasında. Hayır, konsere gelmemişti, etrafa küfür ediyordu, kafası güzeldi sanırım. Metalcilerin arasında, metalcilere doğru dönüp "ne var laan, gelin laaan" şeklinde salyalar saçıyordu. Herkes kendi aleminde muhabbette olduğu için kimse farketmedi bunun kendilerine küfrettiğini. Biz gözlemci insanlar olarak uzaktan izleyip güldük. Olaysızca uzaklaştı sonra.

Biralar bitti ve tekrar Kemancı'nın kapısına yöneldik. Benim yine çişim gelmişti ve yavaşça içeri almaya başlamışlardı artık. Napalm Death konserindeydik. İstanbul'da bir sürrealist'ten sonra, İstanbul'da bir Anti-Faşist! olayına gelmiştik. Konser başlamadan önce klişeleşmiş death metal fanı hayvanlığımı yapıp güzelce bir böğürdüm dosta düşmana karşı. Arkasından böğüren brutal hayvandan tırsıp dönen güzel insanla tanıştık, İzmir'den Napalm Death konseri için gelmiş iki arkadaş olduklarını gördük. Muhabbet ettik konser bitene kadar. Güzelcene tepindik. Ağrıyan belime rağmen dayanamayıp ara ara pogolara daldım, kafa göz insanlara girip, düşenleri yerden kaldırdım. Arkaya dönüp bira içtim, bağırdım, çağırdım, kafa salladım!
Çok evvelden Cem insanı böyleydi. Memleketin muhtelif yerlerinde olan konserlere gider, yeni insanlar tanır, hiç bilmediği insanların evlerinde kalır, içer, zıplar, hoplar ve evine dönerdi. Güzel zamanlardı ve bu konser benim için yine öyle bir tad bıraktı. Öncesi, sonrası, yaşattıklarıyla çok eğlendiğim ve uzun zamandır hasretini çektiğim günlerden bir tanesiydi...

Konserden çıktık, karşıya geçtik ve uzunca yolu muhabbet ederekten yürüdük. Yolda sevdiceğim aradı, biraz onunla konuştuk, daha mutlu olduk... Saat 3 gibi evdeydik. Boynum, g.tüm, başım, belim, her yerim ağrıyordu ama bu tadı yaşadığım için huzurluydum...

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 6 Comments

6 Responses to : Şahane Cumartesiler!

  1. Pelin says:

    Aman da ozlermis te o gunleri de ic gecirirmiis. Daha cok death metal konseri olsun umarim da daha cok gidiniz. beraberce gidelim emi.
    ozkos o ne bicim tip la gf

  2. ozkan says:

    ne var tipimde pelincik gayet ortama adapte olmuş bir insana bakıyorsun şu an.benim için zor olmadı her ortama adapte olabiliyorum öyle bir yetiye sahibim. bakınız burhan çaçan konseri www.burhancacanfunclup.org (tabi yok böle bişi) o günde öyle oldu hemen siyahlarımı çıkardım zaten iki bira içince kafa çakır oldu. keza soğuk altımdan girip üstümden çıktığı için biranın etkisi ancak 15 dak. sürebildi. fakat içimdeki normal özkan çoktan gaza gelmişti. giymeye hiç kıyamadığım yeni ayakkabılarımla cemle beraber yolda yürürken çamurlara basmıyor ıslak yerlerin üstünden atlıyordum.konserde pogo yapan insanların ayaklarımın üzerinde dans ediceğini bilmeyerek. eski çadır kamplarında olurdu azizim hani etkinlik adı altında yarışmalar. onlardan birisi şöyle ;kadın eşinin ayaklarına basar böyle dans ederler. en uzun dans eden alır kupayı!. onlar pogo görmemişler. bide benim ayak bebek mezarı vb. palet gibi. her dağılmış insan için yumuşak iniş sahası.neyse... birdahaki konsere eski ayakkabıları ayırdım bile. yürüyüpde kemancının önüne geldiğimizde sokak arasında tribün yapmış kardeşlerimizi gördük sevindik oturduk cemin anlattığı gibi onları izledik. bi ara o karanlık ve dar sokaktaki onca uzun saçlı siyah giysili aykırı insanların arasından gelen amca ve teyze gördüm. bildiğin eski istanbul beyefendisi diyebileceğimiz bir bey ve eşi (anlatırken bile nazikleşme ihtiyacı duyuyorum)okadar şirinler yani amca aralarından birine yaklaşarak şu dialoğu yarattı

    -evladım bu ne etkinliği
    -konser amca
    napalm death konseri !!
    - hee iyi yavrum iyi eğlenceler
    amca ve eşi yola devam eder

    "esen kal amca demek istiyorum kal yoksa neslin tükeniyor. ne günah işledimde bu ülkenin cehaletini omuzlarıma yükledin tanrım da diyorum içimden ama elimdeki bira bu dialoğu başka zamana bırakmam gerektiğini söylüyor " içimden bunlar geçerken birden birini görüyorum bir kot mont ve üzerinde parça parça fotografa benzeyen bişiler. ne iğrenç ne özenti. (bu kişiyle içeride daha sonra kanka oluyoruz) ama o geldi tanıştı valla muhattab olmam normalde.elimdeki foto makinesini gördü bendede vardı güvenemedim getirmedim dedi normalde kızarkadaşımı çekmek için aldım dedi. dışarıdaki düşüncemde ne haklıymışım tanrım.sonra uzadı zaten beni cemle sarmaş dolaş görünce gf.

    konser bitip eve yol almaya başladığımızda eski günler geldi aklıma yürümek yollarda bir ömür boyu.bir kuş kadar hür ve nefes almak sanki istanbul olmayan bu şehirde.

  3. Beyoğlu'nu sevmiyorum hani ne bileyim, garip ya herkes oranın yerlisi gibi ama hepsi yabancı, yüzlerine bakıp "ne iş abi olay ne" falan diyesim geliyor, konser vs dışında uğranacak yer değil, haklısın.

    Bi de üsteki yorumun sahibi arkadaşın blog aderesi var mı la?

  4. Pelinciğim: sen de geleceksen giderim bak :p

    Özkoş: olm sana tiyatro izlemeye gidicez diyen olmadı zaten :p bu gibi konserlere olabildiğince eski giyinip geleceksin. zaten trend bu :p

    Mimi: Beyoğlu'nu kendi başına yaşayınca tad alıyorsun. barlarda falan sürtmek pek bi cezbetmiyor beni de. ama böyle kişisel atraksyonlar her daim keyiflendirici oluyor mekan neresi olursa olsun. ha, işte beyoğlu olunca malzeme çıkıyor sadece :D üstteki normal özkoş'un bir bloğu yok ama ısrar edersek açar belki :p

    ulan özkoş! müşterilerimi çalıyorsun bak! sdfhushufsd

  5. ozkan says:

    benki (süper) cemin fotocusu olarak yazarlık konusunda müşterini çalmak bir yana dursun eline bile su dökemem. tarzım hukukum belli foto çeker,senin tabirinle fotoları resim yaparım.onun dışında reklamlara tıklar gelecek biranın hayalini kurarım. sanada ayrıca tesekkürler mimi. okadar uzun yorumu okuduğun için.

  6. Pelin says:

    blog yorumu okumakta ayri bir zevk be yahu :D

National Geographic POD