Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Belediyecilik Üzerine Kişisel Zırvalar...

İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, olarak geçiyor belediye TDK sözlüğünde.

Yani buradan çıkartacağımız sonuç nedir?

Belediye, halkın ihtiyaçlarını karşılamak için, halk tarafından seçilen örgüttür. Belediyelerin amacı hizmettir. En iyi hizmeti vermekle yükümlüdürler. Bunun için göreve gelir, bunun için maaş alırlar.

Ancak günümüzde belediyecilik kavramı çok değişti. Bildiğiniz ticarethanelere döndü belediyeler. Belediyeler, kar amaçlı şirketler mantalitesinde yönetiliyor artık. Toplu taşıma uçuk fiyatlarda mesela? İstanbul gibi büyük bir şehirde bir merkezden, diğer bir merkeze gidebilmek için en az iki otobüs değiştirmeniz gerekiyor. Hele benim gibi İstanbul'un dağ başında oturuyorsanız, bir Taksim'e gidebilmek için 3 tane vasıta değiştirmeniz gerekiyor. Akbil kullanmayan, standart bir vatandaş olduğumuzu varsayarsak; bu yolculuk bize 4.5 Liraya, akbil kullanan bir vatandaş olduğumuzu varsayarsak; 2.6 Liraya geliyor. Dönüş yolunu eklersek bir vatandaşın günlük ortalama yol parasının 7 Lira civarına tekabül ettiğini görebiliyoruz.

Milyonlarca kişinin yaşadığı bir metropol olan İstanbul'u düşünürsek, belediyelere bağlı olan İ.E.T.T. otobüslerinin bir günde aslında ne kadar büyük paralar kazandığını görebiliriz. 13 milyon nüfusu olan bir şehirin, 3 milyon TAM aylık abonesi olsun. İ.E.T.T.'nin 315.000.000.Lira sadece tam bilet kullanan aylık mavi kart kullanıcılarından kazandığını görebiliriz. Öğrenci aylık abonmanını ve günlük kullanıcıları hiç hesaba katmasak bile, ortaya çıkan paranın ne kadar büyük olduğunu görebiliyorsunuz. Onları da hesaba katarsak bir 315.000.000. Lira daha ekleyebiliriz bu toplam tutara.

Şimdi bu hizmetin kalitesini sorgulayalım. Genel olarak belediye otobüsleri son yıllarda yenilendi. Her yanı süsleyen afişlerimiz var seçim dönemine yaklaştığımız şu günlerde. Evet, konfor açısından gözle görülür bir hizmet kalitesi var. Ancak o otobüslerde oturabilirseniz... İnsanların işe giderken ve işten dönerken olmak üzere, otobüsleri yoğun olarak kullandığı iki sabit zaman var. Diğer zamanlar otobüsleri biraz daha rahat kullanabiliyor ve hatta oturabiliyorsunuz bile. Ancak bu sabah ve akşam iş dönüşleri zamanları, değil oturabilmek, otobüse binebilmek bile bir mucize. Üst üste yığılmış et yığını gibi yolculuk yapmaya zorlanıyoruz.

Yani siz insan taşıyorsanız, biz neyiz?

Belediyelerimizin mükemmel organizasyonları ile yaptıkları, o müthiş asfalt yollar sayesinde tangır tungur gittiğimiz yollarda, yine belediyelerimizin mükemmel organizasyonları ile süren yol yapım çalışmaları yüzünden oluşan trafik karmaşası günümüzün en büyük sorunu. O et yığını olarak bindiğimiz otobüslerde bir çok kişiyle ağız ağıza yolculuk yapıyor, bol bol osuruk ve ter kokusu çekiyoruz ciğerlerimize.

Trafik sorunu neden çözülemiyor?

Verilebilecek en basit cevap altyapı sorunu diyebiliriz. Evet, genel olarak altyapımız nerden baksanız bir Arap ülkesi kalitesinde dizayn edilmiş. Kocaman bir şehir söz konusuyken, daracık yollar yapılmış, toplu taşıma sadece otobüslere teslim edilmiş ve çok pahalı. Aslında trafik sorununun, altyapı bozukluğundan öte, toplu taşımanın pahalılığından kaynaklandığını düşünüyorum. Eğer belediyelerimiz, hizmet olayını ticaret mantığıyla sürdürmeselerdi belki bu trafik olmayabilirdi. Alınacak yüzlerce otobüs, her hat için 10'ar dakika ara ile yollara düşer ve ücreti gayet cüz'i bir miktar olsaydı; kodaman amcalar hariç, kaç kişi arabasıyla giderdi işine?

Yukarıda bahsettiğim gibi; hem et yığını gibi gideceğim, hem ter koklayacağım, hem osuruk koklayacağım, hem götüme sürtünecek amcanın biri, hem trafik çekeceğim, hemde işe gidip gelmek için 10 lira harcayacağım? Arabam olsa 20 lira harcamayı bende göze alırdım şahsen. Trafik sorununu çözmek toplu taşımadan geçiyor ama bu ücretlerle yada metrobüsle falan değil. Metrobüs insanları çok çabuk bir şekilde bir yerden bir yere ulaştırabiliyor ancak, arabasını kullanmak zorunda olan insanları katlediyor.

Metrobüs yaptık diye meydana çıkıp oy isteyen zihniyet! Senin görevin neydi ki? Görevin bu zaten senin. Sanki bir de cebinden verdiği parayla yapmış tüm o yolları. Seçim zamanı diye geceli gündüzlü vardiya yapıyorlar şimdi metrobüsü karşıya geçirebilmek için. Sonra da diyecek ki; bakın! yetiştirdim! Gece-gündüz vardiyayla çalışan abiler, o mesaileri senin kara kaşın, kara gözün için mi veriyorlardı? Madem parayı bastırınca bu kadar çabuk bitebiliyordu bu işler, 4.5 yıldır aklınız neredeydi? Hepsi oy için mi bu hizmetlerin? Bir tanesi bile gerçekten hizmet için olsa bari yahu! İşinize geleni çok çabuk bitirebiliyorsunuz. Cami falan olsa zaten şimdiye kadar çoktan bitmişti. Ama 7-8 yıldır Üsküdar'ın anasını belleyen şu Marmaray dalgasını bitiremediniz. Hadi bitmesin, o dert değil, o da bir dahaki seçimlere ama, bari insanların yürüyüp, arabalarıyla rahatça geçebileceği bir şekilde bırakın ortalığı! Yıllardır Üsküdar aklıma gelince, şantiye canlanıyor gözümde. Haftasonu arabayla oradan geçmek ölümcül bir hata zaten.

Neyse işte. Şimdilik bu kadar. Motivasyonum gitti yazarken.

Yalnızca belediyeciliğin "kar amaçlı şirket yönetimi" şekline bürünmesinden inanılmaz rahatsızım. Sevabına hizmet verin demiyoruz elbet, ancak insaflı olun. Vatandaşı mutlu etmek çok zor değil aslında. Sadece inandırıcı olun. AKP, CHP demem, veririm oyumu!

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 4 Comments

4 Responses to : Belediyecilik Üzerine Kişisel Zırvalar...

  1. link says:

    isimdeki linke bakmak lazım

  2. The Dude says:

    altyapi olmamasi tamamen kar amacli. millet de koyun olunca fikiyorlar vatandasi muntazam.
    dusunsek tokyo metrosu gibi bi altyapi olsa istanbul'da (http://urbanrail.net/as/toky/tokyo.htm), o zaman onca otobus ve dolmus firmalari ve sofor ipneleri ayaklanir; zaten de yonetim ile de el eleler.
    turkiyede istense yapilir hersey, ama millet koyun olup duzulmeye razi oldukca cok zor.
    sadece istanbul'da da degil. misal Corlu'da toplu tasima (a.k.a only dolmus) sanirsam kisa mesafeler icin istanbuldan cok daha pahali. birisi belediylerin hepsini komple havaya ucurmali! (burdan da anarsik icerikli mesajimi verdim, mutluyum)

  3. ozkan says:

    cocukken başladı aslında bütün kargaşa. ozmanki itişmelerin birinde kaptırmıştı annem cüzdanını.(tabi ona sorarsak kayboldu kim kabul ederki zaten çaldırdığını)bense bir çoçuk mantalitesiyle bakardım olaya hayatımda en sosyal olduğum andı ve bir okadar daraldığım. yol kenarında bize bakan köpekle konuşurdum. bana manyakmısınız beyninizi ziktiminin insanları şeklinde bakardı, gücenirdim. haksızda değildi oysa. bukadar çok insanın bir kutunun içine girmek için harcadığı enerjiyle ben olsam tekerini kovalardım derdi yeminlen. siktir lan derdimde ufaktım,"nahımı ye sen beyim" demekle yetinirdim."şeyefsiz köpek insan ırkıyla dalga geçiyor bide".
    neyse o nahımı yiye dursun ben bu kargaşanın içinde iyice dumur olurdum arkadaki boş dedikleri yeri annemin kucağında dahi göremediğimde.(hala bulamadım ama azimliyim bulacağım durmak yok yola devam)birde otobüslerin bulamadığım üst katları vardı.çok dolduğunda şöförün yolcuları oraya alması gerektiği mırıldanırdı. bense yüzümde mutlu ve huzur dolu bir tebessüm bindiğim çevre dostu yeşil otobüsün doğayı kirletmediği bilinciyle, bilinçli kullanıcı olmanın hazzını yaşar ve yeşil otobüs gelene kadar yağan yağmurdan değilde geçen arabaların sularından ıslansamda otobüs durağında bekler, gelecek otobüsün sosyalleşmemi sağlıyacak kadar dolu olmasını ümit ederdim.

  4. Dreamtime says:

    Hello ben geldim!
    Şimdi benim bu konuda baya bir çirkefliğim olacak cem bey!
    Hayatta bu araçlarla? en fazla yol kat etmiş, haşır neşir olmuş, mal mal sohbetlerin ortasına düşmüş kişi benimdir herhalde.Ev dünyanın bir ucu.Bazı arkadaşlar vize ile geçiş var sizin oraya değil mi ihhihi hahaha uhuhuh diye dalga geçiyorlar.
    Analarının ...... diyeceğim analarının ne suçu var bu zihniyete sahip olan adamlarda.Şimdi bir kere kimseyi kandıramazsınız kardeşim.Trafiğe çare buluyorlarmış.Siz yol yaptıkça, toplu taşıma araçlarına alternatif geliştirdikçe, ben nedense kitlenin daha da bir büyüdüğünü gözlemlemekteyim.Yarım saatte bir araba kalkar mı yahu? Millet tıkış pıkış 1 saat yolu çekmeye mecbur mu? Kendi paramızla rezil oluyoruz şerefsizim.Oturayım diye kasıyorum.Araab zaten yarım saatte bir onu bi bekliyorum ben yarım saat bir de ayakta kalmayayım diye 2.yi bekliyorum bi yarım saate öyle al sana 1 saat.hadi oturdum yerime.oh mis rahatt rahat evime gidicem diemiyorum.Otobüs her saat tıklım tıklım.Bir gün boş oluğunu görmedim(tamam gördüm ama baya nadirdi)Piçin biri geliyor yanında abanıyor.Teyzenni bir igeliyor annem pozisyonunda takılıyor.Amcanın biri geliyor ''lan yer ver de oturayım şu yaşımda ayakta gidiyorum, utanın'' bakışıyla yanımda dikiliveriyor.Bir gün çok pis dalacağım birilerine ama bilmiyorum ne zaman olacak.
    Belediye bu kafa ile giderse daha çok sıçış yapar.Aslında protesto ediceksin ve belli bir süre toplu taşıma kullanmayacaksın ama işte mümkün değil bu olay.Bu pahalılıkta arabası olan arabasını da kullanmıyor.Belediye zam yapma telaşında ama.
    Zor kardeşim zor düzelir bu memleket.

Bu gadget'ta bir hata oluştu