Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Ortaya Karışık...v5 = Sosyal Devlet Bizi Diskoya Götür!

Efendim selamlar! Naber lan!

Düşünüyorum da, düşündüğümle kalıyorum. Kafamım güzel olmasıyla alakası olduğunu savunanlarla hiç muhatap olamam, kusura bakmasınlar. Onlar benim naçizane pipimi yesinler.

Böyle bel altı konuşuyoruz ama aslında konuşmamak gerek. Herkes okuyor lan. Gerçektende sapık sapık insanlar okuyor bloğumu. Aynı zamanda bi o kadar mütevazi, güzel insanlar okuyor. Böyle bir ikilem içersindeyim. Bazı sapıklar var. "Dik memeli sikişken hatunlar" diye aratmış google'dan ve benim bloğuma girmiş. Ben böyle içeriklere ait bir insanım. Beni artık böyle değerlendirebilirsiniz. Sapık ruhlu insanlara ait bir içerik sağlıyorum world wide web insanlarına. Sapığım çünkü ben. Ama canımdan çok daha fazla sevdiğim sevdiceğimin annesi bile okuyor lan bu bloğu. Gelde tribe girme. Kendim olmaktan çıkıyorum adeta bazen.

Ama dayanamam.

İnsanın en kötü anı, yada şöyle söyliyim, insanın özgüveninin en dibe vurduğu anı kesinlikle tuvalete girdiği andır bence. Tuvaletinizi yaparken, daha dün afiyetle yediğiniz yemeklerin, kaba etleriniz arasında bulunan arıtım tesislerinden ayrılıp, suya düştüğü anda çıkarttığı sesi duymak insanı acaip hüzünlendiriyor bence. Yani en azından ben hüzünleniyorum. O an tüm özgüvenim kayboluyor. Ben, ben olmaktan çıkıyorum. Bambaşka bir insan oluyorum. Tüm benliğimle haykırıyorum kendime "bunu nasıl yapabildin!" diye. Cevap bile veremeyecek halde oluyorum. O derece utanç verici. CUP! ÖFF, bittiğim andır...

Bu arada gecenin yarısında başladığım bu boka, sabah devam ediyorum. Elektrikler gitti gece. Bilgisayar kapandı. Ve 30 saniye sonra yeniden geldi. Çıldırmamak elde değil. Üşendiğim için açmadım tekrar. Bu elektrik idarelerini anlamak mümkün değil gerçektende. Arkadaş, 30 saniye bile sürmeden elektriği geri açacaksan neden kapatıyorsun ki? Sapık mısın? Ego mu tatmin ediyorsun anlamıyorumki...

Kendime bir kahve yapmışım var ya, of diyorum. Bir kahve ancak bu kadar güzel olabilir. Sanırım muhteşem bir kahve bu. Gerçektende yeryüzünde yapılmış en güzel kahve. İlk beşe kesin girer. Diğer dört kahveyi yine ben yapmıştım. Sanırım yerküredeki en iyi kahveleri ben yapabiliyorum. Sanırım muhteşemim. Süperliğimden kaynaklanıyor sanırım. Size birkaç tane (Süper)Cem videosu yayınlayacağım. Az kaldı. Herkes görsün, birbirine anlatsın. Süperliği uzaklarda aramayın ©
Death Project

Kayseri gibi bir memleketten çıkmış bir death metal grubu var. Bundan 13 yıl önce albüm bile yapabilmiş bu yürekli arkadaşlar. Death Oath grubuna buradan sevgilerimi sunuyorum. Sözleride oldukça sert ve satorik kehkeh. Aynı zamanda Death Project var, Bursa'dan. Türkiye'nin ilk demo yapabilen death metal grubu olarak kendilerini tarihe yazdırmışlardır. Bir tane de albümleri var 95 yılından kalma. Çok güzel bir albümdür billah.
Death Oath

İstanbulda bir grup vardı çok öncelerden. Ben bu death metal olayının büyüleyici kollarında aşiftelik yapmaya başlamadan evvel dağılmışlardı. Benim bildiğim kadarıyla, bu bilmediğimden de kaynaklanıyor olabilir, tek Türkçe death / thrash yapan gruptu kendileri. Giyotin pek güzel bir gruptu. Issız Bucaksız ve Yüzün Çarpsın Kurşuna gibi klasikleri arşivime katmış olmaktan pek mutluyum. Keşke bir tanecik albüm yapabilselerdi, mutlu olurdum. Bugün kazayla bu saydığım grupların kaset çalarım olmamasına rağmen, kasedini bile görsem alırım en orijinalinden. Seviyorum bu sapıkça arşivcilik zihniyetimi. Zilyonlarca yıl önce demo yapıp ortadan kaybolmuş o isimsiz grupların, o kirli kayıtlardan oluşan demolarını buluyorum ya, aman yarebbim, o zaman benden daha mutlusu olmuyor gerçektende. Türk yada gavır (gavır) olması farketmez, tüm demolara, eski albümlere açığım, her zaman aşığım onlara. Ne güzeller bir bilseniz, bir anlayabilseniz. Gözlerim doldu ayol.
Giyotin

Ayrıyeten çok eski bir grup olmasına ve de gerçekten MUHTEŞEM bir grup olmasına rağmen tek bir albüm yapmış olan SUICIDE grubu var, Ankara'lı. Allaam o ne güzel bir grup. Çok sinirli ve agresif abiler, müzikleri şiir gibi, cayır cayır death metal. Konserine denk gelsek yine, konseri çarpsa yüzümüze. Yeni albüm çıksa da alsak artık bence.
Suicide

Ankara death metal grupları konusunda gerçekten iyi işler yapıyor. Güzel grupları var. Canımdan çok sevdiğim sevdiceğimin minik ama kocaman olan kardeşinin grubu var bi tane DECIMATION. Aman yarebbi. Çok sertler ama. Ben bir old school death metal fanatiği olaraktan her parçalarını özümseyebildiğimi söyleyemem. Aşıyor beni ama dinlemeyi seviyorum. Hele yeni bir promo kayıtları var, ÖFFF tadından yenmez adeta. Gir dinle last.fm den bak, pişman olmazsın.
Decimation

Eskiden beri yerli grupların takipçisi olmayı pek sevmişimdir. Ama death metal gruplarının. Bazı thrash grupları da var tabi Crossfire gibi. ÖF! Ne albümdü lan o Agression Treaty... Blaster diye hayvan bir grup vardı geçmişten kalan. Aslında çok geçmiş değil, 2003 yılında çıkartmışlardı bi albüm. Daha sonra çıkarttılar mı bilmiyorum. Bu son zamanlarda pek koptum yerli piyasadan. Gerçi yabancı piyasadan da koptum. Cannibal Corpse yeni albüm çıkartmış, benim daha dün haberim oldu. Ne ayıp.

Her neyse. En çok sevdiğim ve her zaman seveceğim yerli grup tabiki FALSE IN TRUTH olacaktır. Pek seviyorum kendilerini. Kendileriyle uzun zamandır görüşememiş olmanın üzüntüsü var içimde. Kendilerini izlemek için İzmir ve Ankara gibi iller dolaşmış bir sapığım. Death Side Story onların bir parçasının adıdır, orijinal değilim. Konserlerde o parçayı çalmadan önce "şimdi Cem'in parçası" derdi Toygar abi ehe Gerçektende çok pis gaz bi parça lan. Hey gidi.

False In Truth

Arşivimde belki çok klişeleşmiş death metal gruplarını bulamayabilirsiniz. Death metal deyince aklınıza gelecek gruplar belki bende olmayabilirler. Ancak adını hiç duymadığınız samimi grupların, samimi albümlerini bulabilirsiniz. 320 tane grup var şu an. Hepsini dinliyorum ara ara. Hiç bıkmıyorum, vazgeçmiyorum.

Blaster

Sosyal devlet benim bir tanecik doğalgaz faturamı ödeyebilir mi acaba lütfen? İki aydır ödeyemiyoruz çünkü "kol gibi" modunu çoktan aştı. Bacak gibi ama öyle bildiğiniz bacaklardan değil bu. Roberto Carlos bacağı gibi. Kapkalın. Adeta betondan bir kütle. Adamın bacağını evinizde ya da yapacağınız gökdelende kriş olarak kullanabilirsiniz ve merkez ağırlığın tamamını üzerine yıkabilirsiniz. O derecede bi bacak bu. İşte sosyal devlet, gör ne haldeyiz.

Sosyal devlet bana bir tanecik eldiven alabilir mi acaba lütfen? Ellerim üşüdü birazcık.

Sosyal devlet bana bir ÖSS başvuru formu alabilir mi acaba lütfen? Bu sosyal devlet ben ne zaman ÖSS'ye girecek olsam sınav sistemini değiştiriyor. Öğrencilik zamanlarımda bile anlamazdım bu sistemlerden zaten. Ama her sınava gireceğim sene sistem değişti. Bu sene de değişti değil mi? Değişecek falan diyorlardı. Neyse. Eğer değişmişse gerçekten çok özür diliyorum bu sene sınava girecek olanlardan. Ben girmeye karar verdim diye oldu biliyorum. Hepsi benim yüzümden. Sosyal devlet ne çektiyse benim yüzümden çekti zaten. Özür diliyorum ey halkım!

Sosyal devlet sırtımı kaşıyabilir mi acaba? Bunca zamandır g.tümüzü kaşıyorsun, azıcık yukarılara çık yahu!

Sosyal devlet annesini de alıp gidebilir mi acaba lütfen?

Ankara - Eskişehir arasında hizmete girecek olan hızlı trene ne ad verileceği konuşuluyormuş. "Davos Kralı" falan gibi zürrrükten isimler gündemdeymiş. Yani zihniyetimizin ta amına koyim afedersiniz. İvedik bile var tavsiye edilen isimler arasında. Yani ne diyim, daha nasıl küfrediyim bilmiyorum. Ne sikimden bi acaipleriz yahu. Kendimi ayırmıyorum bak, kendimi ayırmıyorum. Bana da sorsan bende süpercem koyalım derdim. Altına bloğun adresini yazmaya çalışırdım çaktırmadan. Reklama bak lan ÖFF! Ne harika. Heyecanlandım bir anda. Günlük tıklanma sayım bir anda binlere çıkardı. ÖFF!

Sanırım dünyanın en iyi altıncı kahvesini yapacağım birazdan.

Yani ben bu kadar yazdım yazdım yazdım ama bu kadar kim okuyacak okuyacak okuyacak. Ne sikimden bir blogger oldum ben böyle. Kendime çeki düzen vermeliyim artık. Önce biraz daha karizmatik ve orijinal bir isim bulmakla başlayabilirim. (Süper)Cem olur evet. Yazım stilimi değiştirmeliyim. Biraz yabancı kelimelerle süslemeliyim ve cümlelerimi düşünerek yazmalıyım. Böylece insanların okurken yüzünde oluşan "HÖNK" ifadesini silebilirim. Ben hiç düşünmeden bir kerede yazıyorum ama okuyan insanlar eminim ki üç kerede okuyup anlayabiliyorlardır bazen beni. Anlaşılmaz ve bir o kadar uzak bir insanım. Ne de antisosyal bir yaşam tarzım var yarebbim. Kendime çeki düzen vermeliyim.

Sosyal devlet bana bi çeki düzen verebilir mi acaba? Buzdolabı istemiyorum! Azıcık çeki düzen verseniz olur. Tamam, olur, sadece çeki-verseniz de olur. Haha! Ne de eğlendim lan bu sapıkça boktan espriyle. Yeter ya.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 5 Comments

5 Responses to : Ortaya Karışık...v5 = Sosyal Devlet Bizi Diskoya Götür!

  1. Valla ben nedenini bilmemekle birlikte sonuna kadar okudum. Saydığın grupların bir tanesinin adını bile duymuşluğum yok ama inat ettim :p

  2. Yalçın says:

    sosyal devlet benimde azıma ver yada yok lan kulanım arkasını sik bi orası kaldı zaten sikilmedik onuda sik rahatlayak

  3. Dreamtime says:

    hail to crossfire!

  4. ozkan says:

    ey sosyal devlet :

    bize buzdolabı beyaz eşya istemez zaten evlenemiyoruz sayende. sen bana bir gitar ver Gibson Les Paul olsun. fender teli olsun.Marshall amfim olsun.metal muff distortion pedalı unutma sakın. cem kardeşimede madem bişi yapıcan bir pelerin filan ver tabi Fender Jazz Bass gitar setinin yanında.gerçi naapcak diye sorarsan asacak duvarına pelerini daha çok kullanıcak biliyoruz ama olsun bir umut.ayrıca bize full akbil ver bazen ihtiyaç oluyor.birde herzaman geçeçek genç türkcell şifresi.yalçın kardeşime de çiftleşeceği bir hayvanat bahçesi :)

  5. Pelük says:

    decimor un yeni albüm pek feci oluyor laan. gönderem sana yeni şarkıları. acuk kendimize gelelim 65

National Geographic POD