Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Katil Devlet Yine Sahnede...


Efendim selamlar! Nasılsınız?

Sabah yine bir metroçük hengamesinden sonra iş yerine vardım. Giderken portakal aldım iki tane. Sabah sabah C vitamini pek güzel geldi, heyecanla başladım işime gücüme. Şirketimizin sinir küpü insanı, yine sabah haberlerini getirdi bize. PKK'lı teroristlere operasyon düzenleniyormuş Bostancı'da, çatışma varmış, falanmış filanmış. Dudağımın kenarıyla pihhh ettim, geçtim. Sonra arkamda daha sıçtığı bok denize düşmemiş olan minik bir insan bahsetti teröristlerle olan çatışmadan. Merak ettim, açtım haber sitesini.

"Terorist'in" "Kanımın son damlasına kadar çatışacağım!" diye bağırmasını manşet olarak atmışlar ilk sayfadan. Orada, daha haberin devamını okumadan anladım bir terör olayı değil, bir DEVRİMCİ olayıyla karşı karşıyaydık...

Haberin devamında "Devrimci Karargah Evleri" örgütünün evine baskın yapıldığı yazılıyordu... Çok şey söyleyebilirim bu konuda. Başıma iş açılır sonra. Kısaca şunu söylemeliyim: Devrimciler terörist falan değildir, hatta milliyetçi olduğunu iddia eden "emperyalist kucağı severler"den daha vatansever insanlardır! Onlara terörist diyendir terörün kaynağı. Alayına kafam girsin tek bir şahıs atlamadan...

Sinirlendim ya, gerçekten çok sinirlendim. Gel 1 Mayıs gel... Biji Yek Gulan ULAN!

Hayır, Kürt değilim.

Teröristte değilim.



Akşam
metroçükle eve dönerken tam orta kapıların önünde bulunan geniş alanda dikiliyorum. Sol yanımda teyzenin teki oturuyor. Bende direğe tutunmuş, Kataklysm dinliyorum. Derken teyzenin ayağı nasıl uzandıysa uzandı, benim pantolonuma çarptı. "Neyse", dedim, "olur böyle şeyler". Aradan birkaç dakika geçti. Teyzenin ayağı yine çarptı. Hummmf ettim kendi halimde, "neyse", dedim, "yine olur böyle şeyler"... Aradan bir kez daha geçti birkaç dakika. Teyze yılmadı, nasıl beceriyorsa yine becerdi, bir kez daha sürttü ayakkabısını pantolonuma. Bir bakış attım teyzeye, camdan dışarıyı izliyordu. Kataklysm dinliyordum bende. Bölmek istemedim müziği. Aslında bir teyzeye bağırmak istemiyordum. Aslında Kataklysm'i bölmek istemiyordum. Neyse. Aradan birkaç dakika daha geçti ve bu sefer ayağını çarpıp çekmekle kalmadı, ayağını dayadı, öyle bekledi 3-5 saniye kadar. Tabi bu durumda Cem insanı dayanamazdı. Dayanabilmesi mümkün mü? Değil. Bacağımı ayakkabısına doğru ittirdim, iyice yasladım pantolonumu ayakkabısına. Şaşkınlıkla ayakkabısını çekti. O sırada bende Kataklysm'i çıkartmıştım kulağımdan. "Teyze", dedim, "sürttür, biraz daha sürttür, daha kirlenmedi pantolonum!" "Ay pardon, çok özür dilerim" falan derken, "teyze!" dedim, "sus .mına koyim! Alnımda Cem Lostra Salonu mu yazıyor lan benim!" dedim. Teyze sustu ve çevremde 2 metre civarında bir boşluk oluştu. Bakışlarımdan çıkan alevlerden önümdeki kızın saçları yanmıştı ve yaşlı bir amcanın eve götürmek için aldığı patlamış mısırlar fırlıyordu "pıt" pıt" diye poşetten. Kızmıştım. ("Kızdıysan buz sok" derlerdi biz çocukken :/ )

Sonra kimse bir daha dokunmadı pantolonuma ayakkabısıyla.

Kataklysm dinlerken dikkatimi çekti. Ben çok severim dinlediğim parçaların sözlerini anlamaya çalışma olayını. Genel olarak death metal dinlediğim için ve toplamda 5 tane ingilizce kelime bildiğim için biraz zorlanıyorum aslında. Pilot, Death, Dead, Die, Satan, Hell, Heaven, God, is, a, lie... Bu kadar işte bildiğim kelimeler. Neyse, yine öyle pür dikkat dinliyordum Kataklysm'i. Tabi bu teyzenin pantolonuma bir parça bez gözüyle bakmasından çok önce oluyor. Neyse. Teyzeye geldik yine küfretcem bak, zor tutuyorum kendimi. Neyse. Baktım ki Kataklysm bir şarkıda DOMATES diyor. Aynı domates dermiş gibiymiş yani. Hızlıcana ve brutal vokalle söylenince domatesi gibi oluyor. Bence yani. Neyse. Dediği şeyin ne olduğuna baktım, o yüzden böyle savunma moduna geçtim ehu

No One Cores diyormuş. Ben denedim, hızlıca ve brutal olarak söylenince domates oluyor o. Gerçekten bak :/

Yeni bir projem daha var. "Canım Mahallem" adı altında bir fotoroman yapıyorum. Kısa birşey ama olm, hemen gaza gelmeyin. İçeriğini söylemeyeceğim size ama birkaç gün sonra burada görebileceğinizi umuyorum. Bence eğlenceli olacak. İşallah yani.

Bakmayın güldüğüme. Hala kızgınım, hala sövüyorum. Teyzeye değil. Ona da ediyorum ama o devede kulak kalır.

1 Mayıs'ta görüşürüz kızlar!...

Yazımı sonlandırırken Bostancı'da öldürülen devrimci örgüt üyesi insanın polis telsiziyle polise ve medyaya yaptığı konuşmayı yayınlıyor, ve soruyorum: Bu mu lan terörist? Yoksa adam gibi bir güvenlik önlemi bile almaktan aciz operasyon yapmaya kalkan devlet mi, yoksa onun güvenlik kuvvetleri mi?

“Müdür duyuyor musun sesimi" diye başlayan konuşmada terör örgütü üyeleri gazetecilere de seslendi :

Teslim olmayan bir özel devrimci kuşağına layık olmaya çalışacağım.

Devrimci karargah savaşçısıyım.

Yaşasın devrim ve sosyalizm. Yaşasın hakların kardeşliği. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının mücadele birliği.

Biz düşeceğiz fakat bizden sonra bu kavga mutlaka sürecek. Nasıl binlerce yıldan beri sürdüğü gibi. Thomas Mürchel'den, Şeyh Bedrettin'den, Mahir Çayanlardan, İbrahim Kaypakkaya'lardan ve Deniz Gezmiş'lerden beri sürdüğü gibi.

Bu konuşmaların ardından telsiz konuşmaları sona eriyor. Polis ekipleri ise telsizle konuşan teröristlere cevap vermiyor...

Sizsiniz lan terörist!

Ne demişti Sibel Yalçın destanında: ASIL SİZ TESLİM OLUN!!!

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 1 Comment

One Response to : Katil Devlet Yine Sahnede...

  1. The Dude says:

    fuck the police!(tepkim kisa ve ozdur)

Bu gadget'ta bir hata oluştu