Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Önce Ben!...

Kozyatağı durağında çaresizdik. Gelmeyen meşhur 129T otobüsü yine aynı akıbeti yaşatmak istercesineydi ve usul usul esen soğuk rüzgarla birlikte kıbleye doğru bakmamak içten değildi. Böyle olunca penguenler gibi daha az rüzgar alıyorduk ve zaten otobüste oradan geliyordu; meraklı gözleri süzen havalı şoför amcam nezaretinde. Bir an düşündüm, gerçekten bazen başarabiliyorum bunu, zor oluyor ama üstesinden gelebiliyordum. Kuyrukta onca güzel bayan var, onlar da aynı benim gibi telaşlı, gelse de binsek hissiyatına sahiptiler. O an şoför olmak geldi aklıma. "Ne havalı, ne forslu bir iş hacı", dedim kendime. Bütün hatunlar sıraya girmiş, önce binme telaşı ve arabam ikarus. Vay anam vay. Sahi önümde kaç kişi var üç .. altı.. on dokuz.. hımm on dört kişi. Beş tanesi genç oturmaz.

- Taksim mi ?

- Evet sıranın sonu şurası yalnız.

- hımm peki

Uyanık davranıp araya kaynamak istiyorsan ses etmeyeceksin. Yıllardır buradaydım gibi davranacaksın.

Bu saf çıktı "neresi?" diye soruyor.

Artık her yerde uyanık olmak lazım azizim. Adamın malum yerlerinden kan alırlar saf olursan.

Ziktir on altı olmuşlar.

- Lan kim kaynadı araya hakkımı yiyen... varya... neyse.

On altıda iyidir normal gelirse otuz altı, körüklü gelirse kırk küsür tane koltuk var. On dakikada üç kişi kaynıyor, yirmi beş dakika beklesem...aaaa! Havuz problemi sanki. Hayatımız problem ulen! Neden çocukken bu denklemi öğretmezler. Havuzumuz mu var bizim. Lazım oluyor şimdi. Neyse bana sıra gelir elbet hacı. Yol uzun oturmak gerek. Sinir yok ayrıca doktoru dinlemeli. Evet, sinir yok...
......

Yuppi! geliyor lan galiba otobüs. Geliyor ulen. Len şoför amca, şimdi açarmışşın kapıyı, bizi alırmışsın beklemeden meğersem. Abi yeminlen olay budur biniyoruz galiba. Bu arada saydım yirmi altıncıyım. Teğet mi geçti ne.
.....

- di dıt

- arkası boş teyze ilerleyin

- para vereceğim evladım

- Yeni ameliyat oldum da ben (oturan gençlere bakarak), çok seri hareket edemiyorum.

- Gençler teyzeye biri yer versin.

- Pöff gel teyze otur şöyle.

- Saol evladım zahmet etme.

- Ne zahmeti teyze ilerde incem zaten (yeni binmedik mi ?)

....

- Şöför bey Taksim'e gider mi?

- Gitmez beyfendi.

- Ama önünde Taksim yazıyor otobüsün!?

- Niye soruyorsun o zaman kardeşim?

- Şöför bey Taksime gider mi?

- Taksime de gider maksime de gider. :s

- Anlamadım?

- Ne yazıyor otobüsün önünde kardeşim?

- Eee Taksim.

- ?

Bir anda vazgeçtim şoför olmaktan lan. Öyle ani gelişti ki karakteri bir yere oturtamadım meğersem. Şöyle kalanlardan güzel ne var, bari kıçımı oraya oturtayım. Arkada ters bir koltuk var ona oturmalı. Hem yaşlılar ters diye oturmak istemiyor hem göz göze gelmiyorsun, hem de arkaya gelene kadar zaten biri yer veriyor. Artık her yerde uyanık olmalı ve sinirlenmemeli. Doktoru dinlemeli. Kitabım nerde? Bu da neyin nesi, yaşlı biri geliyor. Buraya kadar kimse yer vermedi mi ? Of başımda dikildi. Lanet şansım. Tamam, ben bedeviyim de, sen de iki tel beyaz saçınla kendini kutup ayısı mı sandın. Tamam, pes ediyorum.

- Gel buyur amca.

- Niye zahmet ettin evladım gerek yok.

- Yok ben şimdi ineceğim zaten amca pöff.

- Berhudar ol evladım

Vay be, iyi birşey dedi sanırım. Neyse madem oturup kitap okuyamayacağız, birilerini itip cam kenarı kapalım. Kolu da şöyle attık mı tamamdır olay. Vay be sıcak oldu. Bu koku da ne ?

- Pardon camı biraz açar mısınız ?

- Tabii ki bayan

- Hıggg Hıggg

Bu nasıl bir sıkışma şekli rezil olduk kıza neyse.

- Açılmıyor sıkışmış.

- Arkalara doğru ilerleyin !

- Arkada yer kalmadı kaptan üst katı aç !

- Zırrrrrrr

Meşhur ses ilerleyin diyor kaptan. Uyanık olup cam kenarını almam iyi oldu. Sinir yok doktor demişti. İyi de arka kapı neden açıldı?

- yukarı çıkın beyler son bir kişi.

- Ya Allah!.

- Tamam kapatt kaptan!

- Kolum! kolum!

- Kaptan arka kapıyı aç kolu sıkışan var!

Sinir yok hapım nerede dayanamıyorum. Cebime bir ulaşabilirsem. Sakinleşirim şimdi az kaldı zaten. Şunun şurasında on altı durak kaldı. Göz açıp kapayıncaya kadar.

- Arka kapı kaptan inecek var !

Bu biraz evvel koştura koştura binmeye çalışan X - Man saçlı çocuk değil mi? Şimdi koştura koştura inmeye çalışıyor. Bu insanlar ne garip anlamak mümkün değil. Her şeyi ilk yapmak nasıl bir hazdır ki insanlara bu kadar kalori harcatır. Yine ara sıra yapabildiğim şeyi yapıyorum, düşünüyorum.

Okula ilk önce girmeye çalışırdık. Sonrada ilk önce çıkmaya.

Statta / Vapurda / Teknede / Tatil yolculuğunda / Askerde / Konser salonunda / Uçakta / Her nevi kuyrukta.. Açıkcası hayatın her noktasında bu mümkün. İşin bu kadar yaygın olmasındaki nedense, gerekli malzemelerin kolay bulunur olması. Türk kanı taşıyan iki insan ve bir hedef. Şartlar kendiliğinden oluştu zaten bakın. Dön baba dönelim.

Bakıyorsunuz adamların uçakları nehire düşüyor. Ölen yok, ezilen yok, altta kalan yok! Çünkü yarışma duygusunu damarlarındaki asil kandan alan bir Türk yok. Geçmişe bakıyorum bir sonuç çıkıyor. Viyana kapılarına dayanmış Osmanlı. Bakın dayanmış diyorum. Şimdi evrim süreci sonucunda otobüs kapılarına dayanıyoruz. Bu da bir gelişme tabi. Ne saçmalıyorum ben yine.
....

-Bayan siz böyle geçin. Burası boş, daha rahat edersiniz, ineceğim ben.

- Teşekkür ederim

- Düğmeye basar mısın rica etsem bilader?

- Aloo Kaptan inecek var. Durağı geçtin.

Hay senin .. sinir yok ilacım nerde? Peki ya cüzdan?

yinemi?...

"Bu devirde uyanık olmak lazım azizim yoksa adamın münasip bir yerinden kan alırlar saf olursan. Ve, sinirlenmeyeceksin. Unutma doktoru dinlemelisin."

POSTED BY Chopartypical
DISCUSSION 8 Comments

8 Responses to : Önce Ben!...

  1. Old School "Hastalıklı Tespitler"den bir tanesi olmuş dude! Takdir eyledim!

  2. özkan says:

    ohh yeah çok okuyan mı ,çok gezen mi, çok otobüse binen mi ?

    çok ezilen mi, çok sıradan olan mı , en çok kimdir halkın nabzını tutan ?

    gazetelerinde ki köşelerine tvlerinde ki programlarına avrupa arabalarıyla giden gazeteci yazarlar mi ?

    metrobüsle ilgili hastalıklı tesbiti olan kaç köşe yazarı var ?

    bir kerede işiniz için halka karışın ulan.

  3. bir defa, sadece bir kereye mahsus "ölü taklidi yaparsam gidicen mi be teyze" diyeceğimdir dibimde bakışlarıyla beni döven bir teyzeye. çok rahatsız bir durum otobüste yolculuk yahu.

  4. eFeNDi says:

    129Tnin efsane bir güzergahı var :s
    kozyatağından taksime 75 dk.da teslim ediyor yolcuları ayrıca, tebriğe şayan, o zaman tebrik ediyoruz.

    p.s.: tespitler başarılı .)

    ha bir de şey var. dolmuşların o kozyatağı cebinde abartı müşterikolik hallere girip bir türlü gaza basamaması. şöför insanı gidecek gibi yapıyor ama gözü hep üstgeçitte oluyor, hep ya biri gelirse ya biri daha gelirse derken böyle endişelerde dakikalar harcıyor, harcatıyor. doymuyor, doymak nedir bilmiyor.

  5. özkan says:

    @efendi eskiden hergün o köprüden geçip münübüsçülere küfrederek gelirdim evime ve bundan dolayı cehennemde yanacaksam şayet beni yakacak meleklere münübüsçüler gibi
    dı dı dıdıdıdıdıdııdıdıdıdıdıdıdııdıdıdı
    yapmak hakkım diye düşünüyorum.

  6. eFeNDi says:

    kendi alanımda "bir yemin ettim kiğ, döneğmem".so, şokumu burda sizinle paylaşıcim.

    bugün ne oldu biliyor musunuz?
    bugün ben -oki bi daha binmeyecek, yüzüne bakayacak vs. idim, ancak çok acil karşıya geçmem gerekti ve- metroküze "helo egen" dedim. ve? veee?
    mucize budur: ben-bu-gün-met-ro-büs-te-o-tu-ra-rak-gel-dim!! dahası tepemde dikilen biri bile yoktu. gözlerime kulaklarıma, hiçbir duyu organıma inanamadım.

    yoksa bir umut mu var? yoksa umut var mı? yoksa?

  7. ahahah seni şanslı azınlık seni :D

    bende bugün oturarak geldim. çok şahane bir duyguydu adeta :S

  8. eFeNDi says:

    metroküz ritmini bozmuyor* diyesim gelir gider.

    pies: karşıya geçen herkes arabasına birini alsa hem trafik rezil bir hal almaz, hem de bir sosyalleşme bir kaynaşma olur. pf

National Geographic POD