Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Bir Metalciğin Ankara Seyahati v.4 : İstanbul, İstanbul! Geldimde Ne Buldum?!

Efendim selamlar! Nasılsınız?!

Beni soracak olursanız sevdiceğimi evine bırakıp yine geldim bu tren garına! Nasıl olabilirim yani?! Gördüğünüz üzere gelirken otobüsle geldim ama dönerken trenle dönüyorum. Çünkü en birinci neden otobüsün saatleri pek uygun değil. Yarın pazartesi ve iş günü olduğu için direkt işe gideceğim. En uygun saatler trene tekabül ediyor!

Önceden treni ucuz olduğu için kullanırdık ama artık gerçekten "önceden" olmuş o işler. Otobüsle aynı para artık. Çay + kek servisi yok, molası yok, güler yüzlü bir muavini yok, beleş suyu yok... Yok oğlu yok amk! Yani saatsel problemler olmasa hiç işim olmazdı trenle! TCDD! Gözümden acaip düştün, haberin olsun! Aslında baya olmuştu düşeli. Önceden ucuz diye binerdik ama şimdi bir ucuzluğu da kalmamış. Otobüs biletiyle aynı paraya geldi tren bileti. Hem daha uzun sürüyor, hem yukarıda saydığım gibi promosyon tadında artıları yok. Eh neden trene binelim ki biz şimdi? Ancak benim durumumda olanlar ve hala old school bağlarını çok kuvvetli tutanlar kullanır sanırım :P Önceden tren yolculuklarını yemekli vagonda bira içerek bitirirdim. O zamanlar uygundu fiyatlar. Şimdi bir şişe bira 6.5 YTL! Laila mı lan burası! Sittirin, gözüm görmesin sizi!

Neyse.

Gözlerimden uyku akmasına ve bütün yolculuğu uyuyarak geçirmeyi düşünmeme rağmen sizi de düşünüp ajandamı karalıyorum ey okuyucu! Gerçekten kendine cefakar bir blogger bulmuşsun, kıymetini bil! ewq

Daha önceden ayırtmış olduğum tekli koltuğuma oturdum, koltuğu geriye yasladım. Treninde bu olayını seviyorum aslında. Tekli koltuk var. Gerçi artık otobüslerde de var ama pahalı o :P

Çiftli olması gereken cam, dışarıdan kırık. Yani beni şu an tek cam koruyor. Eğer sapığın teki ben uyurken dışarıdan taş atarsa -ki ben çok şahit oldum bu olaya-, -ki bu zaten dışarıdaki camın nasıl kırıldığını açıklıyor- o orspu çocuğuna şimdiden ana avrat sövüyorum.

Önümde tam bir keko var. Geldi, koltuğu geriye yaslamaya çalıştı. Bir insan bunu beceremez mi lan? Çat diye hemencicik beceremeyebilir tamam ama bu kadar mı uzun sürer. Malcan! Yardımcı oldum ben ama bu asrın hatası olabilir. Oldum olası haz etmiyorum yolculuk kankalarından zaten, bilirsiniz. Zira bu yardımımdan bir dakika falan sonra eleman bana döndü "yaaağ 'telefon sim kartı yerleştir' diyor, naapçam" dedi. ÖFF!.. Kapat aç düzelir dedim. Bir dakika sonra gülüşerek yaptığı telefon konuşmasından bunu becerebildiğini anladım. Tabi yine benim yardımım sayesinde. 5 dakika sonra, ben size bu satırları bu uykulu halimle karalarken telefonu çaldı bunun. Ama insan gibi çalmıyor! Avaz avaz bağırıyor alet! Sanırsın Davos Fatihi! Öyle gazlı, öyle içten, öyle kurulmuş saat gibi bağırıyor! Ve tam benim sinirlenme sınırımda açtı telefonu.. Okkadarda fazla çaldırdı yani. Sapık. Bir daha öyle çalsın bak ben ne yapacağımı biliyorum. Hala gülüyor. Malcan.

Önümdeki keko tekli koltuktan kalktı, başkasının ayırtmış olduğu ikili koltuklardan birine uzandı. Lan ne acaip adamlar var.

Şimdi diskmani takıp uyku moduna girmeyi düşünüyorum. Uyku - osuruk - horlama üçgeni haricinde birşeyler olursa uyanınca yazarım.

İyi geceler de lan okuyucu!

---

Gün aydı.. Saat kaç acaba, hiç fikrim yok... Gece baya uyudum ama hep uyanarak geçti. Uyudum uyandım, uyudum uyandım, uyudum uyandım...... Biraz daha uyudum, sonra yine uyandım.... Bol bol osurdum sanırım! oh mis. Şimdi Söğütlüçeşme'de inip metrobüse bineceğim! Haydin geçmiş olsun...

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 3 Comments

3 Responses to : Bir Metalciğin Ankara Seyahati v.4 : İstanbul, İstanbul! Geldimde Ne Buldum?!

  1. Pelin says:

    bu masal da böyle bitmiş..

  2. abi çok osuruyon nasıl bir götmüş meğersem.

  3. Dreamtime says:

    bu ayılar kolay yetişmiyor.osuruğu da o biçim olur :P

Bu gadget'ta bir hata oluştu