Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Bir Metalciğin Ankara Seyahati v.1: Yolculuk Öncesi Ruh Hastalığı!

Ankara'ya 351 km kaldığını Hereke'den geçerken anladım. Evet, siz de bu girişten yine bir "yollardan" yazısına girildiğini anlayabilirsiniz.

Ajandamıza karaladığımız saçmalıkların eşliğinde kahvemi yudumluyorum her zaman olduğunca keyfi bir şekilde... Yani anlayacağınız ben artık yoldayım, hatta baya bir yol katettim.

Bu zamana kadar neler yaptık? 14:00'da kalktı otobüs. Daha önceden ayırtmış olduğum cam kenarına yerleştim hemen. Bu konuda biraz prensip sahibiyim çünkü lavuk "koridor tarafına mahkum" kişiler bazen ultralavuk çıkabiliyor ve senin günler öncesinden ayırtmış olduğun, canın kadar sevdiğin, gözünün nuru cam kenarına senden önce gelip oturmuş olabiliyor. Gereksiz ve kasınç diyaloglar yaşamama isteğimin yanında bir "yolculuk öncesi ruh hastası" olduğum için erkenden (yarım saat kadar falan önce) geldim otogara. Tabi lafı açmışken "yolculuk öncesi ruh hastalığı"mı açmam gerek. Daha önce bahsetmiş olabilirim tabi, bilemem. "Yeniler için bir daha!" şeklinde bir kampanya ile gözlerinizi boyayabilirim tabiki. Neyse, yine uzatıyorum...

Ben yolculuklarda acaip pimpirikli bir adam olurum. Yanlış otobüse binmediğime emin olmak için, gideceğim yere varana kadar tatmin olmam. Gitmek üzere binmiş olduğum otobüs, beni gitmek istediğim yere indirene kadar hep diken üstündeyimdir. Tam bir ruh hastalığı dude! Yanlış yerde inmek, ineceğim durağı kaçırmak, otobüsü kaçırmak bu "yolculuk öncesi ruh hastalığı"na benim açımdan örneklenebilecek durumlar. Daha bol ama şimdi bu kadarı geliyor aklıma. Misal trenle Eskişehir'e gideceksem, ölsem gebersem yine uyumam. "Eskişehir'i kaçırırsam ne yaparım lan :S" şeklinde bir triple her istasyonda elim valizime gider...

Bir keresinde (bunu da anlatmış olabilirim :P) Osmaniye'ye servise gittim. Akşam 22:00 gibi kalkan otobüs, ertesi gün 13:00 civarı oradaydı ve ben gidene kadar gözümü kırpmadım. Çünkü otobüs Osmaniye'den sonra devam ediyordu. Otobüste uyuya kalsam belki Suriye'ye kadar gidicem amk :p

Neyse işte! Osmaniye'de işleri tamamladım, akşama tekrar bineceğim otobüse. Ama yorgunluktan ölüyorum tabi (salaklığına zemin hazırlayan adam v.1) Otogara gittim. Otogar dediğin yer zaten Hafız Bakkal kadar bir yer. (Hafız Bakkal'ı bilmeyenkler için: Çük kadar!) İki otobüs zor sığar. Benim gideceğim firmanın önünde bir otobüs duruyor. Gittim yanlarına, orada duran elemanlardan birine "İstanbul bu araba mı?" diye sordum. "Evet" olarak algıladığım birşeyler söyledi ve ben o dediklerini "evet" olarak algıladığım için otobüse bindim. Numarama baktım: Bayan yanı... Kehkek diye güldüm, "ne skimden bir firma lan bu" falan deyip oturdum yerime. Hatun rahatsız oldu ama ben daha fazla rahatsız oldum. Bu memleketler sakat memleketler. Aşiret reisinin kızı falandır; çükertirler adamı billah. Neyse. Otobüs kalktı, muavin geldi, biletimi sorduğunu düşündüğüm bir şeyler söyledi, biletimi uzattım. Anlayamadığım birşeyler söyledi ama söylediği, ancak benim anlayamadığım cümlelerin, kafamda "bir terslik var!" şeklinde akp ampulleri yaktığını hissettim. Netekim daha sonra uzun uğraşlar vererek adamı anlayabildim ve otobüsün aslında Gaziantep'e gittiğini öğrendim. Beni yarı yolda indirip, karşı yönden gelen, asıl bineceğim araca bindirdiler. Muavin 5 dakika geç gelse çük gibi kalacaktım yaban ellerde...

O gğn, bu gün "yolculuk öncesi ruh hastalığı" bende ileri boyutlara taşındı.

Neyse lan! Bu yolculuktan bahsediyorduk, nerelere gittik. Az daha Antep'e gidiyordum lan! :S RÖH

Yazıyla bağımsız not: Bu arada belirtmek isterim ki biz burada iki kişi yazıyoruz. Bir tanesi Özkan, yani Normal olanı ama burada Chopartypical olarak görünüyor. Bir diğeri canınızdan çok sevdiğiniz (Süper)Cem'ciğiniz. Yani ben ihi Yani her yazıyı benim yazdığımı düşünmeden önce yazının başlığının hemen altındaki "yumurtlayan" kısmındaki isme dikkat etmenizi istiyorum. Çocuğun kalbi kırılacak bak sonra :D Yazı stillerimizin farklılığı gözünüzü almıyor mu acaba? kehkeh ukala şey.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 4 Comments

4 Responses to : Bir Metalciğin Ankara Seyahati v.1: Yolculuk Öncesi Ruh Hastalığı!

  1. eFeNDi says:

    o farkı ben şeyde anlamıştım, özkan insanı ile senin farkı yani, şeyde, 129t yazısında. bu ne, ne şahane anlatım ceme nolmuş beyle falan filan demiş akabinde tesadüfen yazarı görünce, hee :p

    btw, herkeste vardır bu takıklık, oki biliyoruz ama söyleyeceğimdir. ben de, daha evden çıkarken çıkarırım kentkartımı/akbilimi falan. ineceğim duraktan yaklaşık 2 durak önce başlar kurtlar oynamaya belediyesel araçlarda vs.
    bi de en bi süperi, bilmediğim bir adrese gidiyorsam 5-6 metrede bir sorarım, hatta misal tabelayı görür yine sorarım, burası orası mı deyü.

    "so, what the f.ck am i trying to tell? answer: youre not alone" diyerek denenerik bitirim yorumumu.

  2. @efendi
    buda (süper)cem'e kapak olur :P


    @(süper)cem

    bende de birşeyi unuttum hastalığı vardır. Malum iş için bir yere gidiyorsam.
    1 notbook
    2 takım çantam
    3 kendi kol çantam
    4 kıyafet çantam
    5 varsa yedek parça

    bunlar olur genelde ve işi bitirip dönerken şayet yedek parçaları kullanmışsam dönene kadar birşey eksik diye yer dururum kendimi. cevabı bulur sonra yine bişey daha eksik olmalı derim. Ama genelde hep böyle diyorsam bişeyin eksik olması kaçınılmaz olur. nezaman birşey eksik desem gerçekten birşey eksiktir. ve s.keyim bişeyini der yola devam ederim.

  3. Pelin says:

    seni o dakika o halde görmeyi çok isterdim hea:D şöyle uzaktan izlerken yere yönelirdim artık heralde. rahat bir o kadarda kasınç bir adamın harikulade görüntüsü beni kendimden geçirirdi. oh yes dude!.

  4. sucuk yazısına cem bey diyerekten dalış yaptığımı bu notu okuduktan sonra farkettim efendim. güzel bir potmuş, "bu kızın beynini yds yemiş, durmayın üstünde çok" diyerekten de 3. tekil şahıs görevimi görürüm xD

    bir de cam kenarımı kapan hatunu ya döve döve ya da kusma tehditleriyle kaldırırım. teyze veya nineyse zamanlamama söverim.

Bu gadget'ta bir hata oluştu