Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Mavi Pijamalı Süper Cem v.2

Mavi Pijamalı Süper Cem 'in ilk versiyonu için tıkızlayınız...


"Neyse" dedi, insan görünümlü olan ve babam olduğunu iddia eden uzaylı...

Mavi pijamalarımın paçalarından soğuk bir hava giriyordu...

İnsan görünümünde olan ve babam olduğunu iddia eden uzaylı, beni içeriye davet etti. Girmek istemiyordum aslında ama akbilini, anahtarını, her şeyini evde unutup mavi pijamayla sokakta kalan biri olarak pek yapacağım bir şey yoktu. Kabul ettim ve otomatik açılan kapılar arasından içeri girdim.

Etraf loş ışıkla aydınlatılmıştı. İnsan görünümünde olan ve gerçek ailem olduğunu iddia eden bu iki uzaylının fazla fantezi düşkünü olduğunu düşünerek gülümsedim.

Koltuğa oturdum ve insan görünümünde olan ve ailem olduğunu iddia eden bu fantezi düşkünü uzaylıların gelip karşıma oturmasını bekledim. Geldiler ve bana baktılar. Bende onlara baktım. Anlamsızca bakışmamız bir 40 saniye kadar sürdü. Boş bakıyorlardı. İnsan görünümünde olmalarına rağmen bu boş bakışları bana gerçekten uzaylı olduklarını düşündürttü. Ayrıca ağızlarını oynatmadan konuşuyorlardı.

"Sanrım bana yapmak istediğiniz açıklamalar var!" dedim. İnsan görünümünde olan ve babam olduğunu iddia eden şehvet düşkünü uzaylı "loş ışıklar annenin fikriydi" dedi, ağzını oynatmadan. Telepatik manyaklar olduklarını unutmuştum. Bu canımı sıktı.

"Neyse" dedim, "lütfen benimle konuşurken ağzınızı oynatın, ben alışık değilim bunlara" dedim. "Tamam" dedi insan görünümünde olan ve babam olduğunu iddia eden şehvet düşkünü uzaylı, ağzını oynatarak.

"Ben neden buradayım ve siz kimsiniz?!" dedim sert görünmeye çalışarak. "Hiç bir eşyanı almadan evden sadece bu mavi pijamanla çıktığın için buradasın ve biz senin biyolojik anne-babanız" dedi insan görünümünde olan ve babam olduğunu iddia eden şehvet düşkünü uzaylı.

"Madem" dedim, "siz benim gerçek anne - babamsınız....", "Öyleyiz!" dedi insan görünümünde olan ve babam olduğunu iddia eden şehvet düşkünü uzaylı, sözümü telepatik yollardan keserek ve ağzını oynatmayarak attığı çığlıkla. "Tamam" dedim, "anladık ama o zaman ben niye bir dünyalı gibi yaşadım, ben neden Türk oldum misal?" Derin bir nefes alarak arkasına yaslandı insan görünümünde olan ve babam olduğunu iddia eden şehvet düşkünü uzaylı. Gözlerini kapattı. Önemli bir şeyler söyleyecekti sanırım ve şu an söyleyeceklerini kafasında tarttığı için suskunca bekliyordu. Yaklaşık bir dakika boyunca öyle kaldı. Ağzından çıkan boş fıss sesi ile irkildi ve gözlerini açtı. Uyuya kalmıştı.

"Böyle bir durumda nasıl uyuyabiliyorsunuz?" diye sordum. İnsan görünümünde olan ve babam olduğunu iddia eden şehvet düşkünü ve uykucu uzaylı bana baktı uykulu gözlerle.. "Affedersin.. ne demiştin?" diye sordu. Sinirlerime hâkim olmaya çalışıyordum ama ben çenemi tutsam bile telepatik olarak beni anlayabilecekleri aklıma geldiği için kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Derin nefes aldım, içimden üçe kadar saydım. Gerçekliği tam olarak kanıtlanmamış olsa bile biz anne - babaya saygı gösterirdik, çünkü biyolojik ailem olup olmadıklarından şu an itibariyle emin olamadığım ailemden böyle öğrenmiştim. Eşeğimi sağlam kazığa bağlıyordum. Sorumu tekrarladım.

"Kek yaptım yavrum yer misin?" diye sordu insan görünümünde olan ve annem olduğunu iddia eden şehvet düşkünü uzaylı. "Şaka mı bu?!" der gibi gülümseyip tekrar insan görünümünde olan ve babam olduğunu iddia eden şehvet düşkünü uykucu uzaylıya döndüm.

"Asırlardır bir savaşın içindeyiz evlat..." diyerek başladı sözlerine. "Dünya bizim için ele geçirilmesi gereken bir yet ancak bu savaş insanlara karşı değil. Bu savaş ebedi düşmanımız Kayzonsosyatorya ile süren bir savaş ve bizler de onlar da dünyaya devamlı birkaç insan göndererek hem bilgi almak, hem burayı kendi çıkarlarımızca yönetip, kazanmak için uğraşıyoruz..."

Söyledikleri etkileyiciydi ve gerçekçi duruyordu. "Peki, bana bu anlattıklarından örnekler verebilir misin?" dedim, sıkı bir gülümsemeyle "kötü kalpli düşmanlarımızın bu alanda baya ilerde olduklarını söylemeliyim" dedi. "Örnek olarak Bush Ailesini onlar yollamıştı diyebilirim..."

Şimdi her şey anlam kazanmaya başlıyordu. Bir dünyalının olamayacağı kadar beyinsiz bir adamdan bahsediyordu! Ama burada, mavi pijamasının paçasından giren soğuk havayı taşşaklarında hisseden Süper Cem'in bu olaylarla ne alakası olabilirdi ki.. Bir müddet suskunluk oldu. İnsan görünümünde olan ve babam olduğunu iddia eden şehvet düşkünü uykucu ajan uzaylı tekrar horlamaya başlamıştı.

"yavrum üşüdüysen üzerine hırka vereyim" dedi insan görünümünde olan ve annem olduğunu iddia eden şehvet düşkünü uzaylı. Oralı olmadan düşüncelere daldım. Koltuğun arkasına yasladım başımı. Tanımlayamadığımız için UFO dediğimiz bu uzay aracını incelemeye başladım. Bizim 80'li yıllardaki evimiz gibiydi. Yerde bir halı, duvarda bir saat ve televizyon üzerinde dantel örtü vardı. Fiskos masasında duran çiçekler soluyordu.

"Yavrum susadın mı, su kola neyn getireyim mi sana?" dedi insan görünümünde olan ve annem olduğunu iddia eden şehvet düşkünü rahatsız uzaylı. O sırada insan görünümünde olan ve babam olduğunu iddia eden şehvet düşkünü uykucu ajan uzaylı da uyanmıştı.

"Peki" dedim, "neden ben, neden Türkiye?" İnsan görünümünde olan ve babam olduğunu iddia eden şehvet düşkünü uykucu uzaylı gülümsedi. "Bir gece rabbime yalvardım, bana Türkiye dedi" diye bir savunma yaptı. "Olmaz!" dedim sinirle.. "Kabul etmiyorum, beni rahat bırakın artık!" dedim. Kafam karışmış ve sinirlenmiştim..

O sırada "yavrum acıktın mı, yemek hazırlıyım mı sana?" dedi, insan görünümünde olan ve annem olduğunu iddia eden şehvet düşkünü rahatsız uzaylı.

"Sus anne, yeter artık!" diye bağırdım sinirle...

......

Kısa bir sessizlikten sonra, insan görünümünde olan ve annem olduğunu iddia eden şehvet düşkünü rahatsız uzaylı sevinç çığlıklarıyla fırladı ayağa. Aynı anda, insan görünümünde olan ve babam olduğunu iddia eden şehvet düşkünü uykucu ajan uzaylı elini alnına vurarak "hasssiktir yaa!" dedi...

"Noluyor .mına koyim" dedim ben...

İnsan görünümünde olan ve anne-babam olduğunu iddia eden bu şehvet düşkünü uzaylılar, oda içinde anlam veremediğim hareketlerle dolanıyorlardı. İnsan görünümünde olan ve annem olduğunu iddia eden şehvet düşkünü rahatsız uzaylı seviniyor; insan görünümünde olan ve babam olduğunu iddia eden şehvet düşkünü uykucu ajan uzaylı ise üzülüyordu. "Anne dedi" diye tekrar etti sevinç çığlığını insan görünümünde olan ve annem olduğunu iddia eden şehvet düşkünü rahatsız uzaylı...

"Noluyor .mına koyim" dedim ben...

"Yine ben kazandım!" dedi insan görünümünde olan ve annem olduğunu iddia eden şehvet düşkünü rahatsız uzaylı...

Mavi pijamalarımın içersinde terliyordum. "Noluyor .mına koyim" dedim..

İnsan görünümlü ve babam olduğunu iddia eden şehvet düşkünü uykucu ajan uzaylı yanıma geldi, suratından düşen bin parçaydı. Uykulu halinden eser kalmamıştı. "S.ktirgir lan buradan!" dedi.

"Noluyor .mına koyim" dedim ben ağzımı oynatmadan...
"Bir kere de ben kazanayım lan!" dedi...
"Noluyor .mına koyim" dedim ben..
"İlk önce "baba" demen gerekiyordu sefil dünyalı!" dedi ağzını oynatarak ve hatta tükürükler saçarak...
"Noluyor .mına koyim" dedim ben. Hiç bir şeye anlam veremeden bakınıyordum etrafa. Bush, Kayzonsosyatorya, dünyanı yönetmek falan derken her şey 1 Nisan şakasına dönmüştü.

Bir anda kendimi tekrar durakta buldum. Mavi pijamamın paçasından soğuk hava giriyordu. AKP flaması kopmuş, yerlerde sürünüyordu. Şaşkın, geç kalmış ve taşşakları üşür halde oturdum durakta.. "Noluyor .mına koyim" dedim. Mavi pijamalarımın paçalarından bir soğuk hava esti...

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

2 Responses to : Mavi Pijamalı Süper Cem v.2

  1. Pelin says:

    ne uzunu yahu bir çırpıda bitti sürüklenerek "Noluyor .mına koyim" dedim ben..
    kendimde galaksi rehberi okuyor havası buldum birden bire.
    diğer pijamayı istiyorum acilen.
    emir değil *gore

  2. puahah Rabbin Türkiye dedi he taş değil granit olmuş :)

    filamalarda gitti be kimbilir kimin kömürlüğünde kışı bekliyor.

National Geographic POD