Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Bence... v.Yollardan - Gidiş

* Bence; yolculuk söz konusu olduğunda (biliyorum ezberlediniz artık bunu, kusasınız falan geliyor muhtemelen ama, kendime şaşırıyorum lan! Adeta fobi oldu amk) su katılmamış -ağzından köpükler saçan bir köpek, Ajdar dinlemeye mahkum edilmiş bir metalci- bir ruh hastası oluyorum. "Yine mi lan?" deme okuyucu. Bi' dinle...

Otobüse bindim, yerime geçtim ve yine o beni için için kemiren "yanlış otobüs mü lan acaba?" sorusu beynimde sol şeritten 100 km hızla gelen bir ambulans sireni gibi dönmeye başladı. Saat 18:05'ti, yani otobüsün kalkması gereken saatten 5 dakika geçmişti. İşkil oğlu işkil! Hemen tası tarağı oracıkta bırakıp (tas tarak derken iki dergi, bi diskman) otobüsün kapısına yöneldim. Hemen gidip, otobüsün camına yapıştırılmış olan Ankara yazısını görmeliydim, yoksa olmayacağıdı. Netekim gittim ama kapı kapalıydı, şöför yerindeydi. Kendime bok sürdüremiyorum tabi, gidip soramam "bu Ankara otobüsü mü?" diye... Hiç bir şey olmamış gibi döndüm yerime. İçimde kopan fırtınayı bir ben, bir de Titanik ortadan yarılınca buz gibi suda taşşakları donan Leonardo Di Kapriyo bilir.

Oturdum yerime, içimdeki yangını çaktırmamaya çalışıyorum tabi bir yandan. İşicektim belki? falan gibi bir trip yerleştirdim yüzüme. Bıraktım müzik dinlemeyi falan, Penguen bile okuyamıyordum. O derece triplere daldım. Yolcu almak için duracağı ilk yer olan Kavacık'a gelir gelmez fırladım otobüsten, hemen ön cama koştum. Çaktırmamayı düşünmeden baktım, Ankara yazıyordu. Ohh dedim ama hala işkilliyim ya ek sefer koydularsa, şimdi biri benimle aynı bilet numarasıyla gelirse? falan diye. Korkunç amk. Ve okuyucu, inan, gerçekten yaptım bunu. Nasıl bir ruhsal rahatsızlıktır bu amk...

Muavin gelip, nerede ineceksiniz? diye sorduğunda dahi ürkerek "AŞTİ" dedim. "Bu İzmir otobüsü beyfendi" diyecek die ödüm çıtladı. Nolcak benim bu halim amk.

Doktor falan bakar mı bu duruma?...

* Bence; bakmaz.

* Bence; dünyanın en komik durumlarından biri, evlenince balayını Ankara'ya gidip kutlamak olurdu. Balayı olayı tırto bir şey, eyvallah ama hadi izin aldın, tatile çıkacaksın ve Ankara'ya gidiyorsun. Ne saçma lan. Her yere gidili, her yerin işe ayrar, dişe dokunur görülecek bir yeri var ama ya Ankara'nın? Bir s.ki yok afedersin. Acaip komik olur bence balayında Ankara'ya gitmek. Bildiğin saçmalık. Kuğulu parka mı gidicen? Saçmalığın daniskası.

* Bence; otobüslerde en arka koltuklarda oturmanın bazı avantajları var. (Zaten neden sevilmez arka koltuk yolculukları sevilmez, aklım ermez. Bindik bir klişeye, gidiyoz Evreşe'ye! samdıof LÖL İğrencim lan) Bi' kere arka koltuklardaysan kesinlikle "bebek" tehlikesinden uzak oluyorsun. Bebekli aileler ön taraflarda yer alıyor genelde. Bu da saçma, evet ama öyle, dikkat et. Misal otobüste bulunan en yakın bebek en az 8-9 koltuk önümde. Kulağımda kulaklık varken kıçını yırtsa s.kimde olmaz. Yakındaysa öttürebiliyor, o ayrı. Diskman falan sallamıyor terbiyesiz. Boklu.

Arka koltuğun bence tek büyük dezavantajı; otobüs yolculuğunun en keyifli anı olan çay servisi kısmının büyük bölümünü izleyerek geçirmektir. Ön sıradakiler kahvelerini yudumlar, keklerini yerler, sen midende guruldamalarla izlersin muavinin uyuntu hareketlerini.. Aslında muavinde sorun yoktur ama sen heyecanlısın bi kere. Gelmek bilmez o çay servisi sana ve tam "ahan geldi lan" deyip, gözlerini açarsın şeker görmüş Fırat gibi ve suyu biter muavinin... Döner arkasını gider su getirmek için.. Fırat'ın gözünden yaş akar, sen yediremediğin için ağlamazsın...

* Bence; korkunç durumlar sıralamasında zirveye hatrı sayılır bir yerden girebilecek bir durumda; hanio kahveyi alırsınızda, tam elinize aldığınızda benim canım memleketimin, canım yollarının, güzelim çukurlarına girer otobüsün lastiği ve zıplarsınız tüm otobüs ahalisi olarak senktornize bir şekilde ve elinizdeki kahve yada çay suyu böyle kımıldanır hafiften. İşte o andan sonra o kahveyi her dudaklarınızın yanına götürüp, minik bi "hüüppp" almak istediğinizde saatlerinizi alacaktır, çünkü o zıplamayı düşünüyorsunuzdur... Öyle amansız bir korkudur bir çukur beklemek. Yeminle çukura girse ve yansan bu kadar sancılı olmaz. Bi' kere yanarsın en fazla. Ama böyle ha girdi, ha girecek (çukura) diye kasarken her seferinde sancı veriyor, her seferinde acı veriyor, her seferinde yakmıyor mu be abi?!

* Bence; yolculuk öncesinde yenilebilecek en son yemekti kuru fasülye...... Üstelik benim gibi bağırsak problemi olan bir adam söz konusuysa... Osurmak konusunda gerçek bir duayenim. Tanıyanlar bilir :P Hayatının ve belki yeryüzünün en uzun osuruklarından birini sevdiceğimin yanında çıkartmıştım. Öyle de rezil bir adamım. Neyse. Bağırsaklarım problemli ya, ondanmış meğersem. Yani neyse işte, durum bu iken ben neden kuru fasülye yedim ki şimdi?... Resmen hatalar zinciri. Kasım kasım kasıldım adeta. Neyse, molaya az var sanırım.

* Bence; trafik kazarlarıçok (düşündürücü, ilginç, garip, farklı, huzursuz .... .... .... ) .... Birileri trafik kazası geçirmiş oluyorlar ve tüm trafik kapanmış oluyor. Ve o birileri yol kenarında can çekişirken, sen, hiç bir şey olmamış gibi geçip gidiyorsun oradan, trafikteki sıra sana gelince... Ve aslında hiç bir şey olmamış gibi geçişin ardından birisi orada can çekişiyor ve geçip giden, hiç tanımadığı bir insan için üzülüyor. Düşüncelere bile dalıyor. Ne acaip. Belki nefret ettiğim bir tipte insan, belki bir faşist, belki bir şerefsiz. Ama insan. Duygusallığı öldürmek gerek.

* Bence; yeter lan. Bakınalım accuk.

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN ,
DISCUSSION 2 Comments

2 Responses to : Bence... v.Yollardan - Gidiş

  1. ben muavinin koltuğa kıçını dayayıp servis etmesine hayranım. sana servisi bittikten sonra yan tarafa dönüp kafanı yasladığın koltuğa loplarını düşmemek için iki parça olarak yaslaması muazzam oluyor. hani bayan muavin olsa eyvallah işin fantezi kısmıyla takılıp derin düşüncelere dalarken yol bitiyor. konu erkek olunca ilginç ve şüphe su götürmez bir gerçeklikle karşı karşıya kalıyorsun. kimbilir belkide bazıları bundan dolayı çok asabi oluyor. bütün servis boyunca her kolduğa süttürmek zorunda yazık. birde cemin gittiği yol paralı yol ve otoban birde normalini düşün. Sana kalan, üzerine dökülmüş kahvenin zamanla geçen sıcaklığı ve bardaktan çıkmaya direnmiş bir yudum direnişci kahve damlası.

  2. Darkohl says:

    hayvansouaağğn ulan sevdiceğim ha. gurban olayım en angaralısından.

Bu gadget'ta bir hata oluştu