Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Kamil


Ve hikayesine kaldığı yerden devam etti Kamil. Hayatı bir hengame içerisindeyken dahi kendine ayıracak bir vakti vardı muhakkak. Ve o bu zamanı, kalabalığın arasında kumsala Ayıbalığı gibi yatarak geçirirdi. İnsanların ona bakıp gülmesinden keyif alırdı. "Onları güldürebilmek aslında zor zanaat" dedi bana bakıp. Biraz afallamış olmamı yüzümden okumuş olacak ki "Evlat sen mutlu olmanın yolunu arıyor gibisin. Bak etrafına insanlar mutlu gülüşüyor ve denize giriyor. Kimisi tatile gelmiş, kimisi zaten buralı ama yaz geçer ve herkes işine geri döner. " Biraz duraksadı, içinde bulunduğu denizden daha soğuk birasını hoşnut bir ifade ile yudumladı ve devam etti.

" Mutlu olmanın en güzel yolu karşındaki insanı mutlu etmektir evlat. Bu çok önemli. Sadece kendini düşünmek anlık mutluluklar getirir. Tatminsizlik ne kötü birşeydir."


Kendimi ve kız arkadaşım Eda'yı düşündüm. İlişkimizi, hayatımızı, birbirimizi ne bencil düşüncelere hapsetmiş olduğumuzu görmek içimi ürpertti. Sırf kendi istediği otelde kalmaya yanaşmadığım için gelmeyi kabul etmemiş, bende inatla keyfin bilir diyerek kendimi bu koyda Kamil'in ağaçtan kulübelerine hapsetmiştim. Doğayı seviyor onu yaşamak için yakın olmak istiyordum.

Şimdi sakin kafayla nasıl bir aptallık ettiğimi daha iyi anlıyorum. Umarım o da bu davranışından dolayı pişmanlık duyuyordur.

Tam bu sırada bir grup ufaklık sahilden koşarak geçti, geride her şeyi ıslanmış bırakarak. O ise hiç istifini bozmadı. Gayet sakin yudumladığı birasına bakıp "Bu birayı Egenin tuzlu suyuyla beraber içmek herkese nasip olmaz. Veletlere bak içine su kaçırdılar" dedi ve bir kahkaha patlattı.

Normalde çok içen bir insan değildi Kamil. Oysa sesi çatallı, giyimi tam bir şarapçı gibiydi. Bütün gün sahil kenarındaki atölyesinde ahşap tekne yapar, ağaçlarla uğraşmayı çok severdi.

- Öğrendiğime göre üniversite diplomasına sahipmişsin hangi bölüm kamil abi?

- İstanbul Üniversitesi İşletme mezunuyum evlat.

- Neden bu barakada kalıp, bu ağır işleri kendine uğraş ediyorsun?

- İşler vardır sana mümkün görünür başkasına ise çok ağır. İnsan asıl sevmediği işlerin ağırlığında kaybolur bilir misin?

-Bilmez miyim kamil abi.

Biliyordum aslında yaptığım işi nasıl sevmediğimi. Her gün işe geri geri adımlarla giderdim. Bilgisayar tamiri yapıyor ve seviyordum aslında elektronik cihazlarla uğraşmayı. Fakat, keza uğraştığım insanlar, keza piyasanın bizim gibi teknik elemanlara amele ithamlarıyla yaklaşımı bıktırmıştı beni bu işten. Adam yerine konmuyor hırpalanıyordum ve Kamilin dediği gibi, bana basit görünen bu iş, aslında bedenime dahi ağır geliyordu.

"Mutlu olmak için sevdiğin işi yapmalısın evlat yoksa senin için mutluluk yine geçici olacaktır. Tıpkı bu insanlar gibi tatilin bittiğinde, içinde yaşadığın mutsuz ve arsız dünyaya geri döneceksin."

Konuşurken sözlerini özenle seçmesi ve cana yakın davranışı insanların etrafında toplanmasını sağlıyordu. Aynı zamanda çok komikti. İnsanlar ona bakarken bile gülebilecek nedenler bulabilirdi. Asıl adının Cemil olduğunu söyleyenler var. Gemide filmindeki Kamil karakterini sevdiğinden Kendine Kamil dermiş.

Kendi Dünyasında ufak bir baraka bir atölye ve insanlara kiraladığı derme çatma kulübelerle mutlu görünüyordu.

Biraz irkildi ve sonra sudan çıktı.

"Bu kadar aylaklık yeter evlat tekne kalafat bekler. Teslimat tarihi yaklaşıyor. Hadi hoşçakal." dedi. Sonra kumsalda top oynayan çocukların oyununa ufaktan karışarak, atölyesine doğru yol aldı. Geride son verdiği konuşmasında yeni başlangıçlar bırakarak.


POSTED BY Chopartypical
DISCUSSION 3 Comments

3 Responses to : Kamil

  1. Aslında "mutlu olmak için sevdiğin işi yapmalısın" olayı bir yere kadar. Bu işi sevmediğimi söyleyemezdim ben. Eğleniyorum yazıcıların sorunlarını çözdüğüm zaman bi çok kere... Ama sistem, maddi yetersizlikler, teknisyenlik profili gibi durumlar bitiriyor insanın içindeki ritmi..

    Sevdiğim işi yapabilecek olsaydım kesin futbolcu olurdum hehehe...

    Sevdiğin işin yanı sıra, sevilebilecek insanlarla çalışmak mühim. İnsanı benliğinden çıkartabiliyor çalışma ortamındaki diğer iş arkadaşların. Çekilmez kılabiliyor herşeyi... Huzurlu ve eğlenceli bir ortamda eminim bir çok işi gönül rahatlığıyla yapabilirdik.. Tabi bir de işin maddi boyutu var. Benim aldığım maaşın 3-4 katını beğenmeyip işi ret edebilme özgürlüğüne sahip insanlar var. Ne güzel. Ve biz, piyasamızın rezilliği ve basitliği nedeniyle 11 yıldır aynı yerde sayıp, hayaller kuruyoruz. Güzel günler göreceğiz, diyoruz. Parmak arasından çıkıyor başparmak, "çaktırmadan baksana" diyor gaipten bir ses.....

  2. o ses istediği kadar çaktırmadan bak desin. sen bu konuda tecrübelisin azizim. Umut bir ipte sallanan bir kelle bile olmuş geçmişte, bizim geleceğe dair en büyük ihanetimiz umutsuz anılmak olacaktır yeni nesillere.

  3. Darkohl says:

    bu fotoğrafını seviyorum özkoş adeta seni anlatıyor

National Geographic POD