Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Dikkat Demokrasi Çıkabilir!

* Efendim selamlar! Nasılsınız? Bizi soracak olursanız, iyiyiz, idare ediyoruz. İş güç durumları işte, bilirsin? Bilir misin?


* Açıla açıla azalmazki bendeki demokratik ruh! Ey sevgili blogger, ey sevgili cemaati müslimin! Bir an kendimi teravi namazının vaaz veren müezzini hissettim. Neyse. Bu açılım dalgası ilginç haller almaya başladı. Açılımın asıl anlamı; "biz sizi yıllardır asimile ettik, süründürdük, ezdik, dışladık ama şimdi pişmanız, alın size demokrasinin "d"si, artık birkaç yere Kürtçe isim verebilirsiniz" gibi bir şey sanırım. Yani sağa sola Kürtçe isim vererek mi açılıyoruz? Bundan ayrı bir konu da var ki; bu da, açılımın, yani "demokratik" açılımın sadece Kürtlere özel bir durum olması saçma değil mi? Demokrasisizlikten kıvrınan bilyonlarca vatandaşız şu memlekette. Bu demokrasi şeysinin sadece Kürt vatandaşlara özel olması ırkçılık olmuyor mu? sdamfsd Öğrenciler ucundan yakalayamaz mı bu açılımı? Sigortasız çalışan işçiler? Tuzla tersanelerinde her ay iş kazasından sakat kalan vatandaşlar? Baklava çalan çocuklar? Yaşı büyütülerek idam edilen ruhlar? Daha sayayım mı? Geçen gün, adını hatırlayamadığım bir partinin (Abidik parti. Oy oranları Türkiye genelinde 0,001 falan olanlardan. Adını dahi duymadım sanki. Hayder falan gibi bir isimdi sanki. Neyse.) pankartını gördüm: Açılım dediğiniz buysa, bırakın kapalı kalsın! demişler. Pek güldüm..


* Dar yollarda teyze arkasında kalmak inanılmaz korkunç bir tecrübeymiş. Bunu da bugün yaşadım ve tecrübe edindim. Yani şimdi, yol dar, yanyana ancak dört kişi yürüyebilir ve önde bir teyze, iki gross tonluk poposuyla tüm yolu kaplamış. Duvarlara sürte sürte gidiyor. Ağaçları devire devire gidiyor. Uzaktan bakan ağaçların aldığı şekilleri görünce Lost'taki duman canavarı geliyor sanır, öylesine saldırgan, öylesine vahşi! Sağdan bakıyorsun yok, soldan bakıyorsun yok. Geçecek tek bir iğne deliği yok. İyice yanaşamıyorsun ensesine, geçiş için fırsat kollayamıyorsun, çünkü farkederse korkar ve anında çantayı yersin. "Pardon" diyorsun, duymuyor. Yolun genişlemesini beklemekten başka şansın yok. Nitekim bekliyorsun. Çünkü daha çok gençsin ve güzelsin. Önünde uzun yıllar var. Daha sevişeceksin. Halısaha maçlarında bir kaç yerini daha sakatlayacaksın. Otobüse bineceksin. Akbil basacaksın. Ay sonunda maaşın gecikecek falan? Daha hayatının baharındasın işte, yapılacak bir ton iş var ve sen tüm bunları, yolun tamamını 2 gross tonluk poposuyla kaplamış bir teyzenin yanından geçebilmek için feda edemezsin. Etmeyeceksin ey genç! Etme!

* Dev Röportaj! (Gazör Muhabir Bencettin)


- Sayın Evin Ana! Bugün Allah için ne yaptın?

+ Bir mantı yaptım, parmaklarını yersin!


* DVD arşivimi baştan aşağı kontrol ettim ve bir adet DVD'nin kayıp olduğunu gördüm ve Osmanlı padişahlarının çorbasını 3 saniye geç getirdiği için kafasını vurdurduğu hizmetçilerinin yaşadığı gibi bir burukluk kapladı içimi. Gözüm gibi severdim onları ben. Ama sahip çıkamadım. Bunca prensipli ağır abi triplerime rağmen eve gelen misafirlere verdim, arkadaşlarıma verdim, verdim oğlu verdim lan resmen! Ve işte, bir tanesi kayıp ve ben onlar için şu anda olanca şiddetiyle ızdırap çekiyorum. İçim hiç rahat değil, iki gündür gözüme uyku girmiyor. Tamam, abarttım, osura osura uyuyorum. Hatta şimdi yatarım ben.


* Geçen gün hastalıklı dünya ekibi olarak bizim amcoolunun düğününe gittik. Charmerian İstanbul dışında olduğundan gelemedi ama olsun. Ahanda!


* Aslında çok iştahlı girmiştim ve gidişhatım böyle olmayacaktı ama bir anda ağırlık çöktü üstüme ve böylece bitti gitti yazma iştahı. Öpücüklerle yolculuyorum buraya kadar dayanabilen tüm bünyeleri.


* Dev Röportaj! (Gazör Muhabir Bencettin)


- Sayın Ferdi Tayfur?! Huzurunuz kalmamış fani dünyada?

+ Huzur islamda!


* Geçen anketin sonucunda çoğunluk Tayyib'e sinirliymiş. Tabi öğrencilerin harçlarının yanı sıra bir çok etken var bu sinirde. Açabiliriz biraz, malum devir açılım devri :P Ama açmıyoruz, SOKAK ORTASINDA AÇILIR MI LAN!


* Sevgiler efendim.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

Kısa Kısa v.2

  • Ankara'da Gençlik parkı açılışında kumanya dağıtıldı. Hayır sandığın gibi değil. Ülkemde yaşanması her zaman mümkün olan, yaşanmama ihtimali tüyleri diken diken eden bir arbede sonucu yerlere dağıtıldı. Sonra ne mi oldu? Yerden toplanıldı ve yenildi.
  • Aynı açılışta Top'da dağıtıldı. Evet, polisler görevdeydi. Ama Dalgıç polisler. Dalgıcın ne işi mi var? O arbede de havuza düşen kişisel eşyalar için.
  • Arbede diye bir marka yaratasım var.
  • Meğer Basketbolu ne çok seviyormuşuz. Keza dağıtılan bütün toplar Basketbol topuydu. Hayır canım o kadar top dağıtıldı nerde oynayacak bu çocuklar demeyin. i.Melih bu, bilir işini. Hem her şeyi Devletten beklemeyin pota dediğin bir bisiklet jantına bakar.
  • O değil de topları Doktor Kadir dağıtsaydı anlamlı bir mesajı olurdu. Ama o şu an meşgul sanırım bu gazla Bolu tüneline varacaklar. Bize Kadıköy-Kartal yeterdi.
  • Eskiden yemek sofraya konmadan tadına bakmaya kalksam annem elime vururdu. Pis olurdum, terbiyesiz olurdum. Zaman geçtikçe içimde durduramadığım yemeğin tadına bakma isteğinin bir meslek olduğunu öğrendim evet ben doğuştan bir gurmeyim. Benden iyi gurme olur ama sen yinede bana gürme.

POSTED BY Chopartypical
DISCUSSION 0 Comments

Garbın afakını sarmış çelik zırhlı duvar

  • Yine yeni yeniden yenilenerek geldim hastalıklı cüceler.
  • Geçtiğimiz pazar acil olarak kaldırıldığım Hacettepe acilinde geçirdiğim sevimli dakikalardan sonra dağarcığıma yepyeni bilgiler ekleyerek, gözlerimin ferini bugün tamamıyle kendisine getirebilmiş bulunuyorum. Suratımın bir bütün olmasına rağmen o gözler ancak sevdiceğimin gözleri kadar küçülebildi. Bunca yaşımın sular seller gibi akıp geçmesine rağmen naneye olan alerjimi, geçirdiğim ürtiker sayesinde öğrenebildim. Daha önce hayatımda vücudunun her yerinde kocaman kabarcıklar beliren bir insan görmemiştim, buna rağmen kendimde gerçekleşince korku sayısı üzeri iki oldu. Geçmiş oldu.. Ayrıca buradan Hacettepe acil doktorlarına ve doktor olma yolunda ilerleyen avanaklara sesleniyorum: Hepiniz aynı kazanda pişirilmiş patateslersiniz. Şimdi çektirin gidin başımdan.
  • Dudak kurumalarına karşı ekstra tepkiliyim. Mamafih antipati gibi bir şey iyisinden hallice.
  • Ayaklarını tek hamlede temizleyebilen insan evladı; çık karşıma! (Özkan fırçanı kullanabilir miyim?)
  • Halüsinasyon çok kötü bir şey, narkoz rulez..
  • Tahtaya yazı yazarken saniyenin yarısı kadar bekleyip yazacağımı değiştirip öyle devam ediyorum yazmaya, takıntını dik alası. *bknz: söyleyememe, atlayarak..
  • Stres düşmanım. Göbek bile yaptım üstünde rakı bardağı bile diyelteceğim.
  • Türkiye'nin en akıllıları mühendisler doktorlar mı lan? Analar - babalar sözüm size; onları evimizin kocası çocuklarımızın babası olarak istemiyoruz. Varsınlar muayene etsinler, varsınlar bize ev yapsınlar, eletirink su döşesinler gardaş.
  • Bulduğu muhteşem çözüm sayesinde göçü engellemeye çalışan Tayyip kişisi, acaba sizce ben İstanbul'da yaşamak için vize alabilir miyim? Niteliklerim uygun mu kuzum?
  • Onu geç Unakıtan amcamın oğlu kadar olamadınız hiç biriniz. Reziller! Hastalık bulaşmış içinize sizin. Hiç biriniz akıl edemediniz çağın sözü olan "one minute" ün patentini alıp onu markalaştırmak. Genç olacaksınız, çağdaş olacaksınız, global olacaksınız ama Unakıtan kadar olamayacaksınız.
  • Meğer ülkemizdeki okuyucularda uzun yazılan yazılara karşı bir antipati oluşmuş. Korkuyorlarmış uzun yazıyı görünce. "Kim okuyacak şimdi bunu" diyorlarmış, "off" diyorlarmış. İçinde resim olmayan yazılar ise daha bir tükaka geliyormuş. Halbuki kısa kısa yazılsa ne de hoş olmazmıymış. Daha çok ilgi çekmezmiymiş. Zira katılmıyor da değilim katılıyor da -yüzüm gerildi..
  • Kışın yorganın altında muhabbet ediyorsun ya onu özledim bu sıcakta. pik.
  • Ahanda biraz önce ayaküstü Telekom'un görüntülü telefonuna sahip olduk ücretsiz beleş beleş dağıttılar. 24 ay boyunca hattını iptal edemeyeceksin! Aylık 19 lira ödeyeceksin 3000 ücretsiz kontörden yararlanacaksın ve Videofon'a sahip olacaksın. Üstelik ilk 6 ay boyunca ücretsiz kullanacaksın. İptal etmek istersen KDV dahil 400 lirayı ödeyeceksin. Bunun yanı sıra ücretsiz olarak internete girecek, televizyon izleyecek ve radyo dinleyebileceksin. Üstüne bir bardak soğuk su içtikten sonra hayırlara vesile olmasını dileyeceksin dediler gittiler. Bakalım bunun ne gibi bir kazığıyla karşılaşacağız. Aslında adamlar geldiklerinde ki amaçları internet hızını ücretsiz olarak yükseltmeleriydi. Bu da Telekom'un ücretsiz diğer bir servisi. Holey! Bir kaç gün içinde sizin de kapınızı çalabilirlermiş meğersem..
  • Hea bir de Fatih KISAPARMAK ne oldu sana kuzum, nerelerdesin?
Sevgiyle saygıyla öpmeyi unutmuşum sizi, hiç hatırlatmıyorsunuz.. kepaze olduk.

POSTED BY Darkohl
DISCUSSION 7 Comments

Buyrun, Buradan Yakın!

Efendim selamlar! Nasılsınız?

Artıkın uzun zamandır aklımızın kıyısında köşesinde ve bunun gibi bir çok köşesinde dolanan - çünkü aklımız çok geniş, çok büyük, harika bir aklımız var - bir mevzuyu daha halletmiş bulunmaktayız!

Saygılarımızla takdim ederiz efendim!

Bundan kelli www.hastaliklidunya.com şekli yaparak, hastalıklı dünyamızla alayınıza ulaşmaya devam ediyoruz. blogspot'tan daha kolay hemi?

Bi'de neredeyse tüm blogger camiasını rüyamda gördüm lan dün gece! " :S " Şeklinde bir ifadeyle uyandım ama çabuk geçti.

Sevdiceğim vardı, yanımdaydı, fiti fiti idi, yiring.

Özkan vardı, yani şopartypical, aynıydı, şımarıktı, öküz gibin yiyordu.

Cornelius vardı, neden olduğunu anlamadığım ve hiç yüzünü görmediğim halde rüyamdaydı herif. Naalaka lan dedim ama kimse duymadı. Bilgisayar ile alakalı bir durum vardı, elinde kasa taşıyordu falan. Yazılarındaki gibi geyik bir adamdı rüyamda da sdmıfosd

Mimi Wonka vardı, onun da pek yüzünü bilmem ama onu da gördüm. Kendisi kapalıydı rüyamda. Bildiğin kapkara giyinmiş, neredeyse çarşaflıydı ama göbeği görünüyordu? Bir "naalaka lan?" style daha asdmıofs Hangi üniversiteyi bırakıp, hangisine gireceğini falan anlatıyordu.

Hep birlikte Kadıköy'e gidip bira yuvarlamaya karar verdik ve Cornelius'un arabasına bindik. Bir pikaptı arabası. Eski tiplerden, önde bir koltuk, arkada bir koltuk daha ve arkada kasası olan aletlerden. Tam bir klasik, hastasıyım. Maviydi. Tebrik ettim kendisini zevkinden dolayı.

Ne işiniz vardı lan rüyamda sapıklar?!

Notingen: Blog bağlantı listesi boşaldı tabi alan adına geçince ehuah Onu da bi' ara yenileyecektim zaten, iyi olmuş. Sevgiler again!

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 5 Comments

"Dokunmayın Keleşime Yetimdir" Diye Oynayanların Bloğu!

* Oh beybi, selamlar alayınıza! Nasılsınız? İyisiniz işallah şu mubarek ramazan gününde? Beni soracak olursanız, ben de iyiyim. Harikayım. Muhteşemim. Acaip şekilim. Uykusuzum. Penguenim. (RÖHAHA Çok eğlendim.)

* Bence bu salının diğer salılardan bir farkı var. Ben ve diğer iş arkadaşım olan Mehmet'te garip bir şekilde pazartesi sendromu yerine salı sendromu var. Tüylerimizden diken diken oluyoruz, daha önce bahsetmiştim. Sevmiyorum salıları. Olumsuz bir gün. Sanırım pazartesiden sonra gelen gün olduğu için. Bizim kafalar accuk geç bastığı için, "ulan pazartesi? Sendrom? Bunalım? Ohooo mesai bitmiş, ayrına işallah" şeklinde oluyor sanırım. Salı sendromunun doğumu böyle gerçekleşiyor kanımca. Neyse işte! Bugün hiç hissetmiyorum salının sendromunu. Öyle güzel bir gün, güzel güzel esiyor, fazla iş yok, baksana buraya yazı bile yazabiliyorum! Bu salı, başka salı! Sevdim bu salıyı. Darısı tüm salıların başına..

* Hacitsu geçen maçta yine sakatlandım ben sanırım. Kaşla göz arası kıçımın sol lobuna bir darbe almışım. Kıçımın sol lobunun altında saklanmış o masum kas inim inim inletiyor beni şu an. Kıçını tuta tuta yürüyen bir adam oldum. Saçlar uzun; millet yanlış anlayacak diye korkuyorum.

* DEV PRODÜKSYON! DEV EKŞIN! HARİKA BİR MACERA "FİLİMİ"!!!

!!!! GEMİDE PANİK !!!!

- AAAAAAA
+ AĞĞĞĞĞĞĞ
* AHHHHHH
/ AMAANINNNN
( OHHHEAAAAAĞ
) BÖHHEEAEAAAEIIGHH
? RÖÖAAAAHH
¿ FEEEBEEEEE

* Acemi Porno Starın Replik Hataları

- .....
+ Oh! Oh! Yess! Oh!
- .....
+ mmmm Oh! Ahhh!
- .....
+ O yeah! Fuck Me! Oh! Oh yeasss!
- ABLA Bİ SUS MINA KOYİM YA! KONSANTRE BIRAKMADIN! ZATEN KAMERAMAN PİS PİS BAKIYOR!
* KESSS!
- Hocam söyleyin sussun biraz ya!
* Arkadaşım sen nasıl porno oyuncususun böyle ya!
- Ha bu sirk maymunu çok oynuyor sanki?
* Daha ne yapsın?!
- Hiç inandırıcı değil (hıh)

* Hocam şimdi bence burada bir parantez açmak lazım ama ard arda olmasın. Ben accuk mal olduğum için art arda olan parantezlerde cümlenin temel yapısını kaybedip, bir kamyoncunun 1.400 km yol aldıktan sonraki haline dönüyorum. Bu digiturk olayı iyi güzel, hoş, rana falan ama kumandasından mıdır, yoksa risivırından mıdır bilemiyorum, acaip yavaş lan! Bir kanal değiştirmek kabussal tecrübelere eşit tecrübelere denk gelen tecrübelerle tecrübeleniyor! Zaten sevmem zapping denen gavur icadını, bir de köşe başında oturup, yakasını bağrını açmış ve siklemez ve de siker bakışlarla etrafı keserken tesbihini çeken ağır abiler gibi ağırdan almıyor mu kanal değiştirme olayını! Tüylerimden diken diken oluyorum. Hiç mutlu olmuyorum. Ama kanal değişiyor, rönks! diye (evet bu efekti veriyor) piremiyer lig maçlarından birisi çıkıyor, tadından yenmez bi aletsin lan sen digiturk deyip kumandayı, risıvırı, üzerinde yattığım koltuğun ayaklarını ve yastık kılıflarını öpüyorum. O derece güzel bir şey futbol izlemek. Hem de yata yata! Hem de toşşakları kaşıya kaşıya! Hem de içkini yudumlaya yudumlaya! Hem de pazar günü lan! ÖFF! Nasıl heyecanlı. Hemen pazar olsa, yine öpsem kumandamı, yine kaşısam toşşaklarımı!

* DEV RÖPORTAJ (Gazör Muhabir Bencettin)

- Sayın küçük kurbağa? Kuyruğun nerede?
+ Arkadaşım yeter artık yahu, yeter yahu!!
- Pardon anlayamadım sayın küçük kurbağa?
+ Senin kuyruğun nerede peki?
- Benim kuyruğum yok ki?
+ E, ebenin hamu! Benim varmış gibi mi görünüyor! Yıllardır kafamı siktiniz, hala öğrenemediniz amk! Yüzüyoruz işte derede! Al işte! Bu mu yani!

* Sardım, sevdim, ben seni yedim!

* Görüşürüz okuyucu. Mavi Pijamalı Süper Cem'in üçüncü ve en boktan versiyonunu yazdım ama müsait olunca yazarım artık buraya. Sevgiler ihi

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

Meat Train filmine afiş olanların bloğu


Coming soon. :P

POSTED BY Chopartypical
POSTED IN
DISCUSSION 4 Comments

Bir Bacakta Yapıştırılmış Küba Purosudur Bence...

* Efendim selamlar!

Nasıl geçti habersiz o güzelim yılların lan okuyucu?
Bazen göz yaşı mı doluydu yoksa "yok yok, gözüne bir şey mi kaçmıştı?"

* Olm lan okuyucu! Öyle yorgunumki! Sanki bir yazıcı teknisyeni değil, fazla mesaiye kalmış bir orospuyum! O kadar yorgunum bedensel olarak. Ellerimi, zihnimi değil, bedenimi çalıştırıyorum sanki. Bknz: Yatarak Para Kazanmak Ve Yenge İnsanı diye bir şey yazmıştım lan önceden...

DEV ARAŞTIRMA!

* Otobüslerde gördüğüm her 20 kadından birisi kitap okuyor.

Bu kitap okuyan 20 kadından en az 4 tanesi Elif Şafak'ın pembe kitabı "AŞK"ı okuyor.

Kendimi saymazsam otobüslerde gördüğüm yüzlerce erkekte hiç bir kitap okuma belirtisi göremiyorum. Ara sıra mahallenin otobüslerinde arapça Kuran okuyanlar var ama neyse. Konumuz onlar değil.

Binlerce erkek insanı arasında yaptığım gözleme göre; son zamanların gözde romanı olan ve kitap okuyan her 20 kadından en az 4 tanesinin elinde görebileceğiniz Elif Şafak'ın pembe kitabı "AŞK"ı erkekler hiç okumuyor. Bunda kapağının pembe olmasının etkeni bir zürafa çükü kadar büyük. (evet lan gördüm, kocamanlar amk :s ) Pazarlama stratejisi itibariyle hedef kitle olarak tamamiyle kadınlar üzerinde durulmuş. Strateji tutmuş, kitap okuyan her 20 kadından en az 4 tanesi Elif Şafak'ın pembe kitabı "AŞK"ı okuyor ancak herkes korsan kitap okuduğu için bi' bok farketmeyecek büyük bir olasılıkla. Neyse. Bu konumuz dışı. Konumuza dönecek olursak, her kitap okuyan 20 kadından en az 4 tanesinin elinde gördüğümüz Elif Şafak'ın pembe kitabı "AŞK" bir hatun kitabıdır. Çünkü "ERKEK ADAM PEMBE KİTAP OKUMAZ!!"dır.

Bence bu kitabı kitlesel olarak satmak isterse bir de gri versiyonunu çıkartsın ve adını falan değiştirsinler. Neyse.

Bu kitabı okuyan çok insan gördüm ve hepsi kadındı. Bir de bizim chopar Özkoş'ta gördüm bu kitabı. LÖL Ona serbest...

CEVAP VERME LAN!

* DEV RÖPORTAJ (Gazör Muhabir Bencettin)

- Sayın tavuk!
Her piliç er piliç değilmiş? Ne diyorsunuz?
+ Irkçı söylemlere karşıyım! Hepimiz biriz, hepimiz gıdaklıyoruz!

* Rakının dibi mi vurdu gözlerine
Ne olur ayyaş ayyaş bakma öyle!

* İçesim var ve dolapta duran votka beni gıdıklıyor. Hepimiz bunun bilincindeyiz, bundan eminim. Ve ben, bence kendimi tutamayıp birazdan o votkayı mideye indireceğim. Bundan hiç bir pişmanlık duymayacak ve kendimle gurur bile duyacağım. Sapıkça bir kendinle barışıklık yaşıyorum!

* DEV RÖPORTAJ (Gazör Muhabir Bencettin)

- Sayın Çağla Şikel! Tostunuzu yediniz mi? Bekliyor musunuz?
+ Lütfen! Ben artık evliyim!
- Pardon yinge!

* Olm lan ne komik sdamıfds Bence var ya, çocukken yağtığımız salakça "adım fenasi, soyadım kerim" geyiğini bu belediyeler ve hükümet bize çatır çatır giydiriyor lan. Demokratik açılımdan falan bahsediyorlar, yerlere vuruyorum kendimi. Bizzat şu arkamdaki yere vuruyorum. Eğer bundan tatmin olmayan varsa, göstersin başka bir yer; oraya da vururuz icabında!

Kadir Topbaş'ın danışmanının eşi olduğu için polise gider yapanlar var. (bknz: Kasımpaşa'lı Başbakan'ın müritleri) Suçlu yada suçsuz olması beni bağlamaz. Bu konuyla ilgilenmiyorum. Zira ilgilensem bile ne bana, ne devlete ne de tüyü bitmemiş yetimlere bir yararım dokunamayacak. Zaten suçlu olsa bile halledilir bir şekilde (bknz: silinen 30 metrelik fren izleri, verilen taşşak kanseri raporları, yaş büyütülüp idam edilen Erdal...). Polise mukavemet denen şey sağcılara işlemiyor.

Ancak geçen gün yanılmıyorsam İzmir'de, solcu bir kaç eleman, sol görüşlü bir dergi dağıtmak isterken polis tarafından çeviriliyorlar. Kimlikler soruluyor, gösteriliyor. Polis "merkeze gelmeniz lazım" diyor. Elemanlar "neden?" diye soruyorlar, "geleceksiniz" diyor polis. Ve adamlar sebepsizce merkeze (götürürler merkeze, siktirirler herkese) gitmek istemedikleri için polisle arbede yaşanıyor. Ve şu an o insanlar 10 yılla yargılanacaklar...

Ve Çağlayan'da Avrupanın en büyük adalet sarayı yükseliyor! Her odasına ayrı ayrı sıçmak istiyorum şahsen sdmıofsd

* Ve tek suçları amerikan emperyalizmine karşı koymak olan üniversite öğrencileri hala içerideler. Ve hala davaları devam ediyor (30. yıl marşı yapak mı lan? sadmıofasd) Ve onların salınmasını isteyenler de içeri atılıyorlar. Ve onları, o zamanlar katletmeye çalışan faşistler ellerini kollarını sallayarak dolanıyorlar hala. Sadece bir tanesi üşüdü ama.

* Bence şu bahsi geçen deprem olsun artık. Kitlesel temizliği ancak doğa yapabilir. Doğa ile olan savaşımızda, biz doğanın anasını sikiyormuşuz gibi görünebilir, savaşı biz kazanıyormuşuz gibi görünebilir! Ancak ehr şekilde doğa kazanacaktır! Doğanın kaybedeceği bir şey yok, doğa bizim için var ve biz onu katletmeye devam ettikçe, o bizi daha derin darbelerle katledecektir. Kitlesel temizlik. Tadından yenmez görünüyor.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 3 Comments

SİBEL YALÇIN DESTANI!....

POLİS: Teslim ol!
POLİS: Teslim ol!
SİBEL: Siz bizim teslim olduğumuzu nerede gördünüz?!

Daha 18 inde ömrünün baharında... Ölüm daha çok uzak yaşına... Umut onunla, sevinç onunla, gelecek onunla... Yükselsin diye erdemin bayrağı semalarımızda, on sekizinde, ömrünün baharında yüreğine doldurup umudu, düştü hasretin ardına...

Erken büyüyor çocuklarımız! 16 yaşında direnişçi, 18'inde bir kahraman!

Öyle bilge! Öyle insan!

Gözlerinde gökyüzünün yedi rengi...

Uyanıyor bir haziran sabahında İstanbul, uyanıyor Gazi, uyanıyor Armutlu... Okmeydanı uyanıyor! Gün dönüyor, varoşlardan akıyor hayat!

Taze bir bahar havası sokaklarda... Uyanıyor İstanbul, gencecik bir kızın; SİBEL'in zafer sloganlarıyla!

Bu haykırış, bu slogan, bu ses; tanıyor bu sesi insanlık! Binlerce yıl öncesinden! Anadolu köylerinden tanıyor... Baba İshak'tan, Demirci Kawa'dan, Köroğlu'ndan, Bedrettin'den tanıyor.

Pir sultan'ın sesi bu! Yüzyıllar öncesinden bugüne uzanan...

Bir ana nasıl korursa yavrularını kötülüklerden, bir güvercin nasıl çırpınırsa yavruları için; öyle koruyor yoldaşlarını. Onun mayasında vefa var, özveri var. Tereddütsüz kendini feda etmek var yolunu gözleyenlere. O, feda kuşağının evladı. Kaç gez geçti de ateş çemberinden, kaç kez sınadı da yüreğini kavgada, öyle aldı bu yükü omuzlarına.

Geri çekiliyor vuruşa vuruşa, gecekondular sıralanmış yolu boyunca.

Çiçekleniyor sokaklar, o vuruştukça.

Gözler aralamış perdeleri. "gir içeri" diyor gözler, "burası siper, burası vatan sana."

Sırtından sıvazlıyorlar SİBEL'i, gözlerimizden bir damla yaş olup akanlar. dört mevsime, yedi iklime sorduklarımız. Canımızdan çok sevdiklerimiz. Kulağına eğiliyorlar ve "sor bunların hesabını" diyorlar. "bir vakit orman kuytuluklarına atılmanın, dipsiz kuyulara salınmanın, ahlaksızlıkların, namussuzlukların... Sor bunların hesabını... Makineye kaptırılan kol için sor, üzerine kurşun yağan bedenler için sor".

Güç veriyorlar, damarlarına taze kan oluyorlar; akacaklarını bile bile...

"ASIL SİZ TESLİM OLUN!"

Biz hiç teslim olmadık ki! Pir Sultan, teslim olmadı ki Hızır paşa ya!..

Mahir, teslim olmadı ki!..

Bedrettin bir kez bile el pençe divan durmadı ki!..

Seyit Rıza darağacında kendi çekti ya ipini!..

Çiftehavuzlar'da, Bağcılar'da nazlı nazlı dalgalanan bayrağımız, Sabolarımız, Sinanlarımız, Niyazilerimiz hiç teslim olmadı ki!

Yazmaz tarih kitapları başeğdiğimizi zulmün önünde. Ölüme; yarine hasret bir sevdalı gibi sarılıp öylece ölürüz de başeğmeyiz yine de zulmün önünde...

Ey evladını yitirmiş analar! Ey şafak söktüğünde yolla dizilip, gecekondu sokaklarında çamura, toza bulananlar. Alnından akan terle toprağı işleyenler. Bir dilim ekmek için, gün doğumuyla gün batımını kör, karanlık mahzenlerde yitirenler. Ey işçiler! Gökkuşağının renkleriymişçesine tamamlayanlar birbirlerini. Anadolu'ya can katanlar, halklarımız...

Öpün, koklayın hasretle. Vatan diye kucaklayın şimdi o gülen fotoğrafı... SİBEL'i...

Selam sana Yoldaş selam... Selam silah elde düşenlere... Düşen Yoldaş der ki; "yola devam.. Ne güzel gülüyorsun"...

Alnında parlayan güneş, yolumuzu aydınlatıyor! Selam sana Yoldaş, selam! Devam, kavgaya devam...

Dinleyin kardeşlerim, yoldaşın türkü söylüyor. "Mutlaka kazanacağız, zafer bizimdir!" diyor!

Selam sana Yoldaş, selam! Ne güzel gülüyorsun... Selam sana Yoldaş, selam! Devam, kavgaya devam!

Haykır acını ey halk! Baş eğme haykır!
Bir yol kavşağındasın ve ancak
Yaraların haykırışlarla onarılır...
Bir yol kavşağındasın ve senin değişmek için çırpınıyor kaderin...
Kuşan alnında biriken o kara teri...
Sırtında şakırdayan kırbacı kopar
Soluk al, ışıldat o mazlum yüreğini...
Bak korlaştı acıların, kozalandı...
Ey halk! Parçala şu nankör suskunluğunu, başkaldır artık!
Sevginin ve öfkenin uğultusunu
Bağrına vura vura taşırken sana
Karşılık gözetmiyor bu gencecik insanlar!!!
Ne barbarın tehdidi, ne dişleri kıran elektirik
Dalga dalga yayılan o rüzgarı durdurabilir!
Bu direniş senin için ey halk!!!
Bu çığlık senin kollarınla, yıkılsın şu köhne dünya
Ve coşkuyla yeniden kurulsun diye çınlatıyor hayatı...
Bir yol kavşağındasın fakat mutlaka değişecek kaderin!
Bunu bekliyor şu ıslak çukurlarda üşüyen çocuk!
Bunu bekliyor gözevleri kurutulmuş analar!
Bunu bekliyor zincirin oyduğu bilek!
Bunu bekliyor açlık, kuraklık, ılık ılık akan kan!!!

Bunun için en genç yerimizi ölümle tanıştırdık!
Kuşan kendini artık biraz da gövdeni yüreğinle kırbaçla
Ey halk! Haykır acını! Bu kara dumanı dağıt

Namluların gölgesinde, binlerce yürek sahip çıktı SİBEL'e. Komutan, binlerce el üzerinde, sarı bir yıldızın ışığıyla uğurlandı. Halk, evladını bağrına bastı. Şimdi sokakları yakıp kavuran, sadece gökyüzüne asılı duran güneşin sıcağı değil. Bir halkın öfkesi yakıyor şimdi zulmün bağrını.

Delikanlılılarımız, genç kızlarımız, üzerine dünyanın en güzel türküsünün adı işlenmiş kırmızı fularlarını yüzlerine takıp, savurdukları ateş toplarıyla aydınlatıyorlar gecenin karanlığını.

Şimdi cenk mevsimidir. Dağların heybetini alıp ardına yürüyenler, zından karanlığına direnenler, Buca’da, Ümraniye’de destan yazanlar ve yeni destanlara bilenenler, Anadolu’nun her köşesinde zulmedenlerin düşlerini karabasanlara çevirenler binlerce SİBEL olup haykırıyorlar:

“ASIL SİZ TESLİM OLUN!!!"

Örse çekiç vuruyoruz, kızgın demir tavındadır
Dalga dalga geliyoruz, barikatın ardı vatandır
Bilek var vuruşmaya, soluk var harcanmaya
Cephe var savaşmaya, zafer yakında
Can var verilecek, kardeş var ayakta
Halkımıza can feda, zafer yakında!

Karanlığı deliyoruz, zulmü yere çalıyoruz
Devrim için yürüyoruz, barikatın ardı vatandır!
Bilek var vuruşmaya, soluk var harcanmaya
Cephe var savaşmaya, zafer yakında
Can var verilecek, kardeş var ayakta
Halkımıza can feda, zafer yakında!

Tut bayrağı çık sokağa, yüreğini koy barikata
Sar şehirleri, haykır öfkeni
Düşman yenilecek, zafer yakında...

-------------------

Biz buradayız...

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 1 Comment

sadofsatlı jailde gördüm kara gözlerini

deathrow | holy shit!:
*bu bloğun resmi tarayıcısı firefox tur
*macera aramayın!
*sdofsad
Böjüğb':
*dhskajl

POSTED BY Darkohl
POSTED IN
DISCUSSION 4 Comments

Perseid

Gel kaçalım bu gecelik gidelim Şile'nin sahillerindeki ıssız köşelere, Olympos'un kayalıklarının tepelerine, gözümüzde karanlık çökünce güzelleşen her hangi bir yere veya ayaklarımızın götürdüğü yere.

Onca güzelliğin süzülmelerini izleyebileceğim yerlere götür beni.. Yağsınlar üzerimize çatır çatır.


Siz de gelin lan beraber izleyelim bari. Bi romantizm yaptırmadınız.


Sevgiyle ve saygıyla.

Hem Persler ne zamandan beri Arap olmuş ki?

POSTED BY Darkohl
DISCUSSION 4 Comments

Kara Koyun v.9

Kırklareli'ndeki TOKİ konutları inşaatında çalışan ve paralarını alamadıkları gerekçesi ile eylem hazırlığında oldukları öne sürülen 7 işçi, sabah saat 06.15'de şantiye alanına gelen çok sayıda polis tarafından yataklarında uyandırıldı ve daha sonra gözaltına alındı.

456 konutlu TOKİ konutlarını yapan yüklenici firmanın iflasını açıklamasını ardından ortada kalan çok sayıda işçi kendi imkanları ile şantiyeyi terk eti. Bazıları ise para kazanmak için yakın çevredeki başka inşaatlarda çalışmaya başladı. Paraları olmadığı gerekçesi ile 7 işçi ise şantiyedeki yatakhanede kalmayı sürdürdü.

Kırklareli'nin Lüleburgaz İlçesi'ndeki TOKİ işçilerinin geçen hafta konutların çatısına çıkarak eylem yapmasının ardından, aynı eylemi Kofçaz yolundaki Kırklareli TOKİ konutlarında çalışan işçilerin de yapacağı yönünde ihbar alan polis ekipleri, yaklaşık 70 polis ile konutlara çıkartma yaptı. Burada çevik kuvvet polisleri robocop kıyafetlerini giyinirken, bazı polisler ise yatakhaneye girerek işçileri uyandırdı ve 7 işçiyi gözaltına aldı. Polise direnmeyen işçiler daha sonra sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Hayrettin Yesin Karakoluna götürüldü.

Karakol bahçesinde çay ve simitle kahvaltılarını yapan işçiler Kasım Bozkayar, Salih Bozkayar, İsmail Bozkayar, İskender Şahin, Mehmet Yağız, Behçet Aslan ve Mehmet Şerif, "Bizler işgalci değiliz. Hakkımızı istiyoruz" dediler. İşçilerin polisteki sorgusu sürüyor. Ayrıca polis ekipleri, şantiye dışında bulunan diğer işçilerin eylem yapacağı endişesi ile konutların bulunduğu bölgede bekliyor.

Hey gidi lan! Polise bak, ne çalışıyor! İstihbarat desen o biçim, operasyon desen fevkalade! İşte görmek istediğimiz kahraman Türk Polisi!

Daha eylem olmadan eylemin kokusunu alıp, şu aciz suçluları, şu cahil köleleri, aç köpekleri göz altına alabiliyorlar! Helal olsun polisime.

Aynı başarıyı aylar öncesinden ihbar edilmesine rağmen Hrant Dink süikastında gerçekleştirememiş olmaları tamamen tesadüf. Aslında önlem almışlar onlar meğersem tamam mı? Ogün Samast'la fotoğraf çektirdiklerinde "bakın nasıl yakaladık katili" diye gülüyorlardı zaten. Evet?

Bu ülkede hakkını istemek yasak kardeşim! Asın onları, asın! Öldürün! Yaşamaya hakkı yok o pis fakirlerin! Koca firmadır, iflas eder kardeşim! İşçi, terörist, vatan haini, arsız insan sömürmüş koca firmayı. Gasp etmişler resmen koca firmanın hakkını. Utanmadan çatılara çıkıp hak istiyorlar! Domuz bağı yapıp öyle yuvarlayın kayalardan bu hainleri, bu koministleri, bu solcu köpekleri!

Nasıl olsa bizim memurumuz alışıktır 70'lerden, 80'lerden............Tariş'lerden, Aliağa'lardan, Seydişehir'den, İsdemir'den........

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 0 Comments

Gerine Gerine Azalmaz ki Bendeki Miskin Ruh!

* Efendim selamlar! Nasılsınız? Bence iyi gibisiniz? İyi olmanızı temenni eder, kötü olanlarınızın yanaklarını sıkarım. "Neden kötü oluyorsunuz ki lan hebe" şeklinde saçma bir cümle kurar, "yaşasın benden daha gerizekalı insanlar var" diye düşünmelerini sağlar, dudaklarında az da olsa bir tebessüm yaratırım. Bence olmayacak şey değil.

* Bence; "kitlesel teyze hareketi" içersinde kalmak gerçekten korkunç bir tecrübe oluyor insanoğlu için. Düşünün, bir insanoğlusunuz, süt gibisiniz, kıçınızın kılları kadayıfa dönmemiş; yani mutlusunuz lan işte? Gençsiniz çünkü. Ve birden karşınıza teyzeler çıkıyor. Hepsi yaşlı, hepsinin götü kocaman, gözlüklerinin üstünden beri bakıyorlar adama. Ve bunlar kitle halinde dolaşıyor? Aman yarebbim düşman başına... Dün akşam eve dönerken "düğüne giden teyzeler grubu" ile karşılaştım. Hem teyzeler, hem düğüne gidiyorlar, hem şişmanlıkta master ve doktora tezlerini hazırlıyorlar, hem de süslenmişler! Süslenmiş olmaları, normalde bir su aygırının manevra kabiliyetine sahip olan teyzelere kocaman bir sekte vurmuş ve onları dev bir tosbağa haline dönüştürmüştü. Her duraktan minik bir süslenmiş teyze topluluğu biniyor ve otobüste tek vücut halinde sallanıyorlardı. Ve olmazsa olmaz "belediye otobüsünde yolculuk eden teyze"nin hareket tarzını uyguluyorlar ve orta kapıdan bir adım dahi ilerlemiyorlardı. Otobüsün arkasına üç oda bir salon ev kurarsın ama ön tarafı mülteci kampı gibi. Herkes üst üste. Teyzeler kimseye geçit vermiyorlar. Abinin teki söylendi, "biraz ilerler misiniz?" diye üsteledi ve yine klasik bir "belediye otobüslerinde yolculuk eden teyze" repliği geldi: "birazdan inicez biz evladım"... Siz ineceksiniz diye biz binemiyoruz ama? Onu desen anında yersin çantayı. Tek vücut halinde ve aynı amaç için toplu halde dolanan teyzeler çok fenalar. Anında bir kaplan kadar yırtıcı olabiliyorlar. Bence dikkat edin.

* Eskiden metal fanzinler vardı, bilin? Hala varlardır gerçi. O sektör bitmez bence. Yani bir sektör olarak adlandırmamız mümkün değil, zira üç-beş kişi okuyor ve dergileri 3 ayda bir ancak çıkartabiliyorlar. Yok, biz de bulunduk bu tür mevzularda, oradan biliyorum. Neyse. Geleceğim konu farklı. Bence bu metal fanzinlerin olmazsa olmaz muhabbeti tırt grupları çok matah bir boklarmış gibi lanse etmeleri. Adamlar bir grupla röportaj yapmışlar, adını hiç duymamışsın falan; ama adamlar öyle bir sayfa dizaynı yapmışlarki "ABOREY!", diyorsun "bu adamlar çok taşşaklı bir grup mu lan yoksa acaba?" Konsere çağırsan 50 kişi toplayamayacak grubu öyle abartırlar, öyle överler, öyle coşarlarki behey! İnsan kendi grubunu o kadar övmez lan. Bence bu dergiler büyük gruplarla röportaj yapamıyorlar ve böyle myspace'den falan ulaşabildikleri tırt grupları abartarak "bakın biz sizin hiç bilmediğiniz grupları biliyoruz. çok metalciyiz" şekline giriyorlar. Bence kolpa bir şey bu metal dergisi çıkartma olayı. Kimse almaz bence. Yani ben bir kere aldım merak ettiğim için. Albüm kritikleri falan? Eee, bende yaparım onu?

* DEV RÖPORTAJ (Gazör Muhabir Bencettin)

- Sayın kırmızı balık! Gölde kıvrıla kıvrıla yüzdüğünüzü söylüyorlar?
+ Bu tamamen basının ve düşmanlarımın abartması!
- Peki balıkçı Hasan için ne diyeceksiniz?
+ Sadece arkadaşız...

* Bence; şu dünyada merak ettiğim şeyler sıralaması yapsam, ilk beşe girebilecek olaylardan bir tanesi "otoban kenarında içen amcaların kimler oldukları, ne iş yaptıkları" konusu olabilir. Her gün görüyorum onları çeşitli semtlerde. Genelde otobanların kenarlarında duruyorlar. Bir tuğla, taş, biriket üzerine oturmuş, yuvarlak masa şövalyeleri gibi takılıp bira içiyorlar. Abi ne ayaksınız siz lan? Gündüz, gece, akşam üstü, öğlen saati? Her daim var otoban kenarında oturup içen adamlar. Koca köprülü kavşak yapılmış, ortasında mecburi bir yeşil alan var ve çevresi tamamen otoban.... Bu adamlar o çevresi tamamen otoban olan yeşil alanda oturmuş bira içiyorlar gündüz saat 14:00 sularında? Nasıl lan? Neden orası? Neden bu saatte? İşiniz gücünüz yok mu? İşin gücün yoksa bira içecek parayı nasıl buluyorsun? İnanın çok işkilli ve meraklıyım. Gidip sormak istiyorum bir gün ama tırsıyorum. Bu saate burada bira içen adamın sağı solu belli mi olur amk? İmreniyorum onlara, bunu gizleyecek değilim! Bence çok ilgi çekiciler ve onları her gördüğümde içimden bir parça onların yanında olmak, onların dertlerini dinlemek, fazla varsa biralarından otlanmak istiyor... Ama tırsıyorum onlardan. Üç buçuk atıyorum resmen. Abiler "biriket" üstünde oturuyorlar ve içiyorlar lan. Şu cümleleri nasıl hayretler içersinde yazdığımı bi bilseniz... Ah bir bilseniz... Bence anlayamazsınız beni ve hissettiklerimi... Fena oldum lan.

* Şöförlerin direksiyon sallama tripleri vardır. Yani şöför eşittir direksiyon sallamak. Yani "mesleğin ne?" desen, "direksiyon sallamak" falan diyebilirler. "Akşama kadar direksiyon sallıyoruz" falan gibi cümleler kuruluyor civarda, duyuyorum. Sakın sizinde duymadığınızı söylemeyin bana! Tek bir kalemde siler, üzerinize bir torba çimento döker, her nalburun yanından geçerken cebime koyarak aşırdığım 17 kilo kumu ekler ve çişimle ıslatır, beton haline gelene kadar sokaktan bulduğum basit ve benim için hiç bir anlam ifade etmeyen çubukla karıştırırım. Sonra "ne oldu bana böyle?" deme sakın! Bunu inkar etmeden önce düşünecektin. Bence hakettin! Neyse! İşte bu direksiyon sallama mitini metroçük şöförleri paramparça etti hacitsu. Adamlar düz yolda gidiyorlar. Otobüsleri otomatik, FİTES bile atmıyorlar. Yolculuğa başlıyorlar, ne direksiyon sallamak var, ne FİTES atmak (bu pisket kaç fites abi?)... Sonra gelipte bana "akşama kadar direksiyon salladık amına koyim" falan demesinler sakın, "HASSSSSİKTİR LAN ORADAN YAVUŞAK" der ve elimin tersiyle kapıyı gösteririm o metroçük şöförüne. Gaza bas, frene bas. Başka olayınız yok! Sakın beni çok iş yaptığınıza inandırmaya çalışmayın! Yemez!

* Geçen gün aklıma geldi. Bence; teknolojinin en sikindirik icatlarından bir tanesi "ekran korucuyucu" denen o gerizekalı aletlerdi. Bir boka yaramadığını düşünmekteydim ve o yıllardan bu yana hiç bir şey değişmedi hislerim ve düşüncelerimde. Ben zaten dönek bir adam değilim. Tamam bazı döndüğüm şeyler var ama onları şimdi karıştırmanıza gerek yok! Ekranların üzerine konulur ve dünyanın bu ekran koruyucu sayesinde daha güvenli bir yer olduğu düşünülürdü. Çok şükür kurtulduk o sikindirik dönemden. Ben 11 yıldır bilgisayarcı olduğum için, bunların yoğun olarak kullanıldığı zamanları çok iyi biliyorum. O zamanlarda insanlar yukarıda belirttiğim gibi, bu sikindirik aletleri taktıklarında dünyanın daha güvenli bir yer olduğunu düşünüyorlardı. O yüzden ekranlarının kaç inç (") olduklarına bakmadan bir tane sikindirik ekran koruyucuyu yerleştiriveriyorlardı ekranın üzerine. Bilgisayarı tamire gidersin, her oynatışında iner aşşağıya, düzeltirsin, çünkü düzelmezsen kızarlar, dünyanın güvenliği buna bağlı çünkü, işine devam ederken yine düşer ve sen içinden bu sikindirik aletin tarihe karışmasını dilersin. Birkaç yıldır görmüyorum o sikindirik aleti, öyle mutluyum ki... Dünya ise hala aynı boktanlığında devam ediyor. O zamanlardan atılan sikindiriklik adımlarına devam yani. Onların ortadan kalkmaması hiç bir şeyi değiştirmedi. Herşeyi değiştiren senin o minik kafan dude!

* Al işte bi tane daha! Bence; geçen sefer dediğim gibi, yasaklamalıyız bu geçici dövme olayını! Daha geçen gün bir tane daha gördüm. GEÇİCİ bir dövme yapıp FOREVER yazmış abla. Abla! Sen yapma ablam! Güzel ablam! Aradaki tezatı benden başka gören yok mu lan?!

* DEV RÖPORTAJ II (Gazör Muhabir Bencettin)

- Evet sayın seyirciler! Bugün kuşlarla bir röportaj yapacağız. Evet! İşte bir kuş! Sayın kuş, duyduğumuza göre 'cik cik cik cik, cik cik cik cik de, cik cik cik cik de ötüyor"muş kuşlar?
+ Kardeşim ben kargayım, bulaştırmayın beni böyle işlere!

* Bence bu son verdiğim linke mutlaka bakın, mutlaka izleyin. Bu çocuklar ve girdikleri mod hakkında destan bile yazabilirim aslında. Özellikle o cik cik cik cik diyen hasta... Kabus gibi. Şimdi kocaman hatun olmuştur. Sevişiyordur bile. O çocukluktan en kaldı şimdi geriye he? Hey gidi. Ne safsın, ne de o elbisen var artık. Kendisine hasta dediğimi bilse üzülür mü acaba. Bence üzülür. Neyse.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 4 Comments

Forgive me father!

Türk kültüründe, yaşantısında, hayata bakış açısında veya yaşam standartlarında ne kadarlık yere sahip Golf?

Golf'ün zararları saymakla bitmez, rakı sofrasında muhabbeti bile geçemez, dedikodularda yer almaz, otobüslerde anlık kankaların muhabbeti değildir, can sıkıntısında kalkıp bir tur atmazsın sahasında, haz vermez, eğlendirmez, tatmin etmez, huzur vermez, promosyon ya da eşantiyon aracı olarak kullanamazsın, alsan alamazsın satsan satamazsın zannımca.

Sahayı sulamaya kalsan dünyanın tümünde susuzluktan bedenleri yırtılan insanların ihtiyacını karşılayabilecek kadar su harcaman gerekir.

İngiltere gibi su ile herhangi bir problemi olmayan ülkelerin müsait yerlerinden çıkardıkları can sıkıntısı saçmalatmacısıdır. Kriket gibi külliyen zamazingodur. Tüm dünya zararını bilir fakat kılını kıpırdatmaz aksini savunmak için. İnsanlık ve doğa için.

Ülkemizde ise su ile her gün başka bir orta komedisi yaratılmasına rağmen Antalyalarda turistlik sikindirik mekanlarda sayısı her sene artmaya devam etmektedir.

Doğallığı, insanlığı hatta iklimi bile bozar.

O göz boyayan çimlerini parlatabilmek için deli gibi kimyasallar kullanılır. Doğayla özümseştiği düşünüldüğünde ise 6 parmaklı bebeklere davetiye bile çıkartır.

Doğu Anadolu bölgesinde yetiştirilen bütün büyükbaş hayvancılığın dışkılarına ihtiyaç duyulur. Köylü yakacaksız kalır, dengeleri sarsılır, hayatlar bile sona erer.

Aklı beş karış havada insanlar yaratır, paraya susamış hatta aç, parasız yaşayamayan onsuz sağlığın hayatın olmadığına inanan kalleş ve kendini bilmez faşistler yaratır.

Suyu ve oksijeni yok eder. Nefes aldırmaz bronşit astım hastası yaratır. Alerjili bünyeler yaratır.

Ekonomisi hakkında konuşabilecek kadar bilgiye sahip değilim olmakta istemiyorum.

Golf sahalarına bir yenisinin daha eklenebilmesi için kalem oynatan her insanın ayrı ayrı ailelerinden her hangi bir tanesine illetli hastalık bedduası ediyorum. Lanet olsun size.

Golf sporuna ihtiyaç yok bence Türkiye'de. Sahalarına ise hiç gerek yok.

Bu yazıda onlara, ailelerinde, seslerini çıkartmayan sözü geçemeyen ve dediklerini yaptıramayan insanlara sevgi saygı yok, size var..

POSTED BY Darkohl
DISCUSSION 1 Comment

İç-me suyu

"Ülkemizde içme ve kullanma suyu; insanların günlük faaliyetlerinde içme, yıkanma, temizlik ve bu gibi ihtiyaçları için kullandıkları, muhtevasında bulunması gereken özellikleri TS 266 ile belirlenmiş olan sulardır. İçme suyunda hastalık yapıcı hiçbir mikroorganizma bulunmamalı; klorür, sülfat, çinko, nitrit, kurşun gibi kimyasal maddeler belirlenen miktardan fazla olmamalı; renk, bulanıklılık, pH istenen özelliklerde olmalıdır." (kaynak iski.gov.tr)


Peki İçme suyu nasıl arıtılır?

Önce yağmur yağar sonra topraktan süzülür, derelerden geçer. Bu derelerde manda vardır, inek vardır, yaban hayvanı vardır. Bazı kendini bilmez keneli maceracı şahıslar vardır. Bu saydıklarım nihayetinde canlıdır tuvaletleri gelir. Sıçarlar işerler.. hıhımm neyse konumuz bu değil. Ardından bu dereler baraja kavuşur ve sonra...

"Su kaynaklarından arıtma tesislerine gelen su, önce havalandırma havuzlarından geçer. Burada suyun içindeki istenmeyen tat ve koku uçurulur, oksijen konsantrasyonu arttırılır. Daha sonra suya koagülant denen pıhtılaştırıcı kimyasallar eklenir. Bu maddeler sayesinde sudaki kirleticiler yığınlar oluşturarak dibe çöker.
Suda kalan virüs gibi daha küçük kirleticiler hızlı kum filtrelerinde giderilir. Bu işlemlerden sonra klorlama yapılır ve su şebekeyle dağıtılır." (kaynak yine iski)

Tonlarca eziyet ve çetrefilli yollardan geçen su çeşmeyi açtığımızda genellikle şebekenin kötü olmasından dolayı berrak akmasada! İSKİ suyu berrak ve standartlara uygun verdiğini, şu testleri yaparak belgelemektedir.

1. Kaliform Bakteriler:
2. Sıcaklık:
3. pH:
4. Renk:
5. Bulanıklık:
6. İletkenlik:
7. Klorür:
8. Serbest Klor:
9. Kalsiyum:
10. Magnezyum:
.....
35. Antimon:
36. Selenyum:
37. Pestisitler:
38. Dezenfeksiyon yan ürünleri:

Arada .... olan kısmı İski'nin sitesinden bulabilirsiniz. ben yazarken sıkıldım.

Görüldüğü üzere yapılan testler ve arıtma işlemleriyle su evimize geldiğinde içilecek kıvamda oluyor. Ama nedense biz yine bir arıtma sistemi koyarak suyu içilebilir kılıyoruz. Masrafı seven insanlarız!

Bunların dışında çeşmeye bardağı dayayıp su içen kaç kişi var ?

yada düzeltiyorum çeşmeye bardağı dayayıp su içen ve bunların arasında aklından zoru olmayan kaç kişi var?

Tabi malümunuz herşeyin bir bedeli var. Temizlenen ve arıtılan suyunda. Bundan dolayı Biz bulaşık ve çamaşır yıkamanın dışında birde tuvalette bir yerlerimizi yıkamakta kullandığımız suyu, içmek için kullanamazken, İçilebilir hale gelmesi için yapılan maliyeti cebimizden ödemekteyiz. Yalan olduğunu söyleyen var mı?

Bakınız bir ara Malatya'da Belediye başkanı'nın karısı dahil millet sudan zehirlendi. İzmirde barajlarda siyanur oranın yüksek olması sadece su fiyatlarını düşürdü. Ankara'da durum kızılırmak olayıyla gündeme geldi. İstanbul'da melen çayına fabrikaların atıklarını boşalttığı anlaşıldı.

Bunun gibi daha bir çok fasa fiso olay gündeme geldi ve gelecektir.

Kısaca parayı veriyoruz, suyumuzu alıyoruz. Bana sorarsanız içilmesi için bir çok işlevden geçtiği halde hala içemediğimiz suya bu parayı vererek kazıklanıyoruz. Hoş İstanbul'lu olarak kazığın alasına alışmış bir milletiz. Osmanlı'da yağlı kazıklar meşhurdu. Bunlar sınırları zorlayıp kuru kuru veriyorlar. (ıslak olanı ayrı para). Bu İSKİ'nin S si yani Su.

Ha birde bu suyu kullanınca kurtulduğunu sanma sakın. Bu kirli suyun birde denize dökülmesi var. Canım belediyemiz bu işide üstlenmiş bulunmakta oda İSKİ nin K si yani kanalizasyonu oluyor. Onunda vergisi alınıyor. İstediğin kadar sıç aynı para kardeşim. Belediye bu paraları alıyor niye senin benim bokumu arıtıyor ondan.
Diyeceksin ki denizde kol gibi şeyler görüyorum. Sus onları karıştırma! 60 km plaj yaptı belediye. Temiz olmasa yapar mı?

Birde yüzen prezarvetifler var ki gerçekten düşündürüçü. Yani sizi bilemem ama ben derin düşüncelere dalıyorum. Millette ne malafat var diye. uzayıp gidiyor denizin derinliklerine doğru, boy veriyor sanki Şerefsiz.

Ne sevişken bir toplumuz arkadaş. Ben Beykozda okudum en çok oranın sahilinde saydığımı bilirim. İskele önünde balık tutuyorum! ve suda 14 tane başka balık. Çok talihsizim azizim çok. Hep bana denk gelir böyle şeyler. Zavallı hangi ateşli gecenin kurbanısın der kurtarıp atarım oltanın iğnesinden. Bazı kendini bilmezler var ki okuyunca yüzleri kızarıyordur şimdi, Prezarvatifi düğümleyip atıyor denize. Onları kınıyorum. Birde spermlerinizle uğraşmayalım. Pisikopat ruhlu insanlar.

Bunları anlatıyorum neden kanalizasyon arıtılıyor ya ondan! Düğümüğü bile açılmıyor şerefsizin.
Nasıl arıtmaysa.

Ve kalkıp Kadir Top baş açıklama yapıyor Suya zam yapılmasının nedenlerini. Gelin okuyalım.


İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, ''İstanbul'un her noktasını denize girilir hale getirmek, İstanbul'un doğasını ve çevresini güzelleştirmek, çevre kirliliğinden kurtarmak istiyorsak, bir miktar daha İSKİ'nin zam yapması gerekiyor'' dedi

Yani 14 değilde 5-6 tane prezarvatif göreceğiz artık.

Beni asıl düşündüren bu parklara dikilmeyip bir yerden? getirilen çimenlerin ve çiçeklerin sulanma şekilleri. Zaten bu yazıyıda onun için sizlerle paylaşıyorum.

İki tür sulama var. Biri bildiğiniz Fıskıye tarzında olanlar.



Diğeri damlama yöntemi.


Ankara gibi suyun az olduğu yerlerde kamyonla taşıyıp suluyorlar yeşil alanları, suyun kuyulardan gelip gelmediğini tartışabiliriz.

Peki İstanbul'da fıskıye ile sulanan alanların su kaynağı nerden geliyor?

Fıskıye malum basınçlı bir tazik lazım.

Şu bizim içilecek hale gelmesi için dünya kadar para veridiğimiz, şebeke suyu olabilir mi?

Eğer öyleyse ki bence öyle, Belediye nekadar zengin azizim. Keza araştırdım 1 m2 alan için günde 1o Litre su gerekiyor. Hani şu tahlillerden testlerden geçen havalandırılan süzülen klorlanan ve evimize içilebilir olarak gelen içme suyu.

Peki Belediye bu suya para Ödüyor mu?

Bilemiyoruz.

Ama ben ödeyen kendim dahil bir kaç keriz tanıyorum.

Canım memleketim.

İyi uykular.

POSTED BY Chopartypical
DISCUSSION 5 Comments

Sentez

Sabah kahvaltısıyla iyi gidiyor.

POSTED BY Darkohl
DISCUSSION 0 Comments

Close-to-complete Ideology and Religion Shit List

Taoism: Shit happens.

Confucianism: Confucius say, "Shit happens." 

Buddhism: If shit happens, it isn't really shit. 

Zen Buddhism: Shit is, and is not. 

Zen Buddhism #2: What is the sound of shit happening? 

Hinduism: This shit has happened before. 

Islam: If shit happens, it is the will of Allah. 
Islam #2: If shit happens, kill the person responsible. 
Islam #3: If shit happens, blame Israel. 

Catholicism: If shit happens, you deserve it. 

Protestantism: Let shit happen to someone else. 

Presbyterian: This shit was bound to happen. 

Episcopalian: It's not so bad if shit happens, as long as you serve the right wine with it. 

Methodist: It's not so bad if shit happens, as long as you serve grape juice with it. 

Congregationalist: Shit that happens to one person is just as good as shit that happens to another. 

Unitarian: Shit that happens to one person is just as bad as shit that happens to another. 

Lutheran: If shit happens, don't talk about it. 

Fundamentalism: If shit happens, you will go to hell, unless you are born again. (Amen!) 

Fundamentalism #2: If shit happens to a televangelist, it's okay. 

Fundamentalism #3: Shit must be born again. 

Judaism: Why does this shit always happen to us? 

Calvinism: Shit happens because you don't work. 

Seventh Day Adventism: No shit shall happen on Saturday. 

Creationism: God made all shit. 

Secular Humanism: Shit evolves. 

Christian Science: When shit happens, don't call a doctor - pray! 

Christian Science #2: Shit happening is all in your mind. 

Unitarianism: Come let us reason together about this shit. 

Quakers: Let us not fight over this shit. 

Utopianism: This shit does not stink. 

Darwinism: This shit was once food. 

Capitalism: That's MY shit. 

Communism: It's everybody's shit. 

Feminism: Men are shit. 

Chauvinism: We may be shit, but you can't live without us... 

Commercialism: Let's package this shit. 

Impressionism: From a distance, shit looks like a garden. 

Idolism: Let's bronze this shit. 

Existentialism: Shit doesn't happen; shit IS. 
Existentialism #2: What is shit, anyway? 

Stoicism: This shit is good for me. 

Hedonism: There is nothing like a good shit happening! 

Mormonism: God sent us this shit. 

Mormonism #2: This shit is going to happen again. 

Wiccan: An it harm none, let shit happen. 

Scientology: If shit happens, see "Dianetics", p.157. 

Jehovah's Witnesses: >Knock< >Knock<>

Jehovah's Witnesses #2: May we have a moment of your time to show you some of our shit? Jehovah's Witnesses #3: Shit has been prophesied and is imminent; only the righteous shall survive its happening. 

Moonies: Only really happy shit happens. 

Hare Krishna: Shit happens, rama rama. 

Rastafarianism: Let's smoke this shit! 

Zoroastrianism: Shit happens half on the time. 

Church of SubGenius: BoB shits. 

Practical: Deal with shit one day at a time. 

Agnostic: Shit might have happened; then again, maybe not. 
Agnostic #2: Did someone shit? 
Agnostic #3: What is this shit? 

Satanism: SNEPPAH TIHS. 

Atheism: What shit? 
Atheism #2: I can't believe this shit! 

Nihilism: No shit.

POSTED BY Charmerian
DISCUSSION 4 Comments

Kısa Kısa...

04 Ağustos 2009

7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren rahatsızlandı...

7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Bodrum Yalıkavak'daki yazlığında rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmış, ilk müdahalesi Unıversial Bodrum Hastanesi'nde yapılmıştı. Bu sabaha karşı ambulans uçakla Ankara'ya getirilerek GATA da gözlem altına alınan Evren'in, tedavisinin sürdüğü belirtildi.


Evren'in Kanaması Durduruldu
Alınan bilgiye göre, dün gece Bodrum'dan Ankara'ya getirilen Evren, GATA'da yoğun bakıma alındı. Yapılan müdahaleler sonucu Evren'in alt sindirim sistemindeki kanama durduruldu ve kan değerleri normale dönmeye başladı.

06 Mayıs 1972

Yusuf Aslan;

Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için şerefimle bir defa ölüyorum. Sizler, bizi asanlar, şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz.

POSTED BY Chopartypical
DISCUSSION 2 Comments

Bence, Sence, Bizce, Sizce, Onlarca, Yüzlerce, Binlerce Lan Adeta! sdmsdaf

* Bence; başlık harbiden kopuk oldu lan. Oturdum şu başlığı yazdım ve eşşek gibi kişnedim. Bence, taşşak ve eşşek tek ş ile yazılmasına rağmen, iki ş ile birlikte söylenince daha bir taşşaklı duruyor. Sizce de öyle değil mi a benim canımdan değerli okuyucularım!

* Bence; geçici dövme acaip tırt bir şey lan! Geçici dövme yapmak yasaklanmalı bile. Adeta! (:s) Komik yani ne bileyim. Geçiyor? Pis pis izi kalıyor geçmeye çalışırken falan? Bugün gördüm bir hatunda. Şimdi gözlerini kapat ve hayal et. Ama gözlerini tam kapatma, yoksa burayı okuyamazsın, çaktırmadan aralık bırak, ben bakmıyorum, görmemezlikten geleceğim. Tam kaparsan göremezsin. Abla, sağ elini kullanarak telefonu kulağına götürüyor. İşte o el kulak mesafesinde Maykıl Jordın'ın smaç basmaya giderken havada asılı kaldığı gibi kalıyor bir süre. İşte bileğinin o sırada görünen yerine "geçici" bir Orhan dövmesi yaptırmış. Orhan muhtemelen bunun sevgilisi. Ben Orhan'ın yerinde olsaydım iki tokat çakardım ablaya. "Beni geçici bir heves olarak mı görüyorsun hulen!" şeklinde bir Kadir İnanır bağırışı ve tokadı tam yerinde olurdu. (Bu arada Kadir İnanır'ın "beni seviyor musun?" diye sorup, karşısındaki ablanın inatla "hayır!" demesi ve Kadir İnanır'ın inatla sorması sonucunda karşısındaki ablanın "evet böühüü" şeklindeki U dönüşü ve Kadir İnanır'ın "yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar" edasıyla ablaya iki tokat asılması yüzyılın en müthiş sahnesidir. Sevelim sevilelim.) Geçici bir heves mi yoksa Orhan abim? Orhan abiye yanlış, bize yanlış! (Kadir İnanır falan deyince iyice moda girdim lan) Orhan abim orada kızsa, bağırsa yeridir. Geçici bir heves mi bizimkisi yerine Yeter ki sevgilim gerçekçi ol replikleri duymak isteriz biz.

* Bence'den Müthiş Bir Hizmet; Kamera Arkası!

Acemi Pornostarın Replik Hataları...

- Seninle çok iyi sevişebileceğimizi düşünüyorum...
* KEESSS!!!
- Hocam nooldu ya?
* Oğlum senaryoyu okudun mu sen!?
- Okudum hocam. Hemşire kılığına girmiş hatunla koridorda çarpış, o senin üzerine düşsün. Eşyalarını toplarken tanışma cümleleri kur, sonra oracıkta seviş?
* "Seninle çok iyi sevişebileceğimizi düşünüyorum" diye tanışma şekli mi olur evladım!
- Sonuçta sevişcez ama dimi?
* 0**köa93ö..932*4

* Bence; arada bir gidip geliyor benim kafa. Yani o hep oluyor ama demek istediğim düşünce bazlı gidip geliyor. Bazen bir sapıkmışçasına tribe giriyorum "bu kirli dünyaya bir çocuk getirmek istemiyorum" falan diye. Sanki ben doğurucam anasını satayım. Baksana dünyaya. Bok götürüyor. İnsanlar şerefsiz. Doğunca acıdan başka bir şey göremeyecek. Ama sonra diyorum ki; lan oğlum sapık mısın? Sana ne? Bir canlının yaşama ihtimalini neden elinden alıyorsun, sapık cani! Bir sürü acılar çekecek muhtemelen, erkek olursa okulda kızlara pandik atacak, şerefsiz olacak; kız olursa pandik yiyecek, orspu olacak (at gözlüklü kitle gözüyle bakmaca)... Bir canlının elinden sevişme güzelliğini almamak gerek. Büyüyecek, öpüşecek, evlenecek, iş bulacak, torun sevecek falan? Belki o da bizim gibi triplere dalacak -ki o zamanlarda dünya daha boktan olacak muhtemelen- "bu kirli ve boktan dünyaya bir çocuk getirmek istemiyorum" diyecek, sonra o da sıyıracak balatayı, benim gibi sapıtacak, bir sürü çocuk isteyecek, dışarı boşalmaya son! kampanyası başlatacak falan? Delidir, normaldir. Babasına çekmiş bizim evlat. O değilde, anasını babasını tanıyıp götü kalksın diye bir velet lazım lan. Ne karizma yapar he! "Süper Cem'in oğluyum/kızıyım lan ben! Bi de Darkohl var ama o ne demek bilmiyorum." Üff karizmaya bak.

* Bence; dünyanın en güzel insanları sıralamasına en üstlerden girebilecek olan insanlar, yollarda müzik dinlerken kopan insanlardır. Bayılıyorum o insanlara. Bende onlardanım. Gerçekten! Müziği dinlerken böyle şekilden şekile girerim, çalarmışçasına gaza gelirim, söylemeye çalışırım, yüz ifadelerim değişir, falan? İşte böyle insanları görünce seviniyorum. Bu insanlar (ben yapıyorum diye değil lan, valla bak) çok güzel ve egolarını yenmiş insanlardır. Bazıları ise onlara bakar, "allaaan maymununa bak lan" derler. Ama onlar hayattan ve dinleyebildikleri müzikten bile zevk alamayan, almak isteyen, belki alan ama hiç bir şekilde bunu tadını çıkartarak yaşayamayan, egosu şişmiş ve içine patlamış insanlardır. Bence müzik dinlerken kopmalı insanlar, eğlenmeli, yaşamalı o müziği. Tadından yenmez oluyorsa müzik; işte o zaman oluyor. Hadi bakayım air gitarcılar, göreyim sizi!

* Bence; yüz kişiye sorsak, "naber?" diye. Yüzü birden "iyilik?" demez. Bence demez.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 5 Comments

necmi abi'nin bidonu

Ve Bidonla cinsel ilişkiye giren Necmi abi'nin mail kutusuna da sperm mail gelir.



"Adnan Size Tavsiye ediyor.
Eşinizle veya Sevgilinizle Cinsel Hayatınızda Sorunmu Yaşıyorsunuz!
24 Saat Etkili Grinexi Şimdi Deneyin!
Cinsel Hayatınıza Renk Getirin!
Performansınız %100 artacak.
Bayanlarda ve Baylarda Etkilidir.Detaylar İçin TIKLAYIN!MALAZGİRTBalakatun257878454447"

Bir an düşünüyor Necmi abi. Performansı %100 artarsa hangi bidonla aşk yaşayacaktı.
Kendini ne bayan ne bay olarak nitelendirebildiği için bu durumdan vazgeçiyor.
Yatağında bidonuna sarılıp uyuyor.

Haberin gerçek öyküsü için tıklayınız.
http://haber.webim.eu/?i=25921

POSTED BY Chopartypical
DISCUSSION 5 Comments

Makat!



POSTED BY Darkohl
DISCUSSION 4 Comments

guzel turkce miz cici turkce miz supernova turkce miz.


-Asirlar sonra boyle bi konuylami geldin ha ibis yazar?

-Ama ben napabilirim ki konu cok buyutulmus ? 

-Nedir abi konu?

-Guzel turkcemi zi koruyalimmmm!turkce konusalimmmm! kültür emperyalizminee hayiiiiir! dil i olmayan bir toplum ne sanat yapabilir nede biliiiiim!

(Oha lan ortada bilim veya sanat varda bizim mi haberimiz yok? bu nasil bir feryadi figan mk bu ne scream diyip kultur emperyalizm ine destek cikasim var)

----------------------------------------------------------------------------------------------

Türkçemizi Doğru Kullanalım 
“Türkçemizi Doğru Kullanalım” grubunu kurarken 3 temel amacımız vardı. 1. “ w “, “ x “ , “ q “ gibi alfabemizde(abecemizde) olmayan yabancı kökenli harfleri yazışmalarımızda kullanmamak ve kullanan...vs vs vs 

Tüm arkadaşlarımı bu gruba üye olmaya ve arkadaşlarını da davet etmeye çağırıyorum....

-ben gelmicem :] 

-Dostum, konuştuğumuz dile sahip çıkmayı milliyetçilik olarak algılıyorsan çok yanlışsın. Kültür emperyalizmi dilimizi iğrenç bir noktaya getirdi. Duyarlı olmamız lazım. Batı ve Arap özentiliğine karşı konuştuğumuz dili savunmalıyız. Dilini kaybeden bir toplum ne sanat, ne de bilim yapabilir.

(bati ve 'arap' ozentiligine karsi cikmayi dusunen bu insanlar dillerinin %70 inin farsca ve arapcadan olustugunu bilmiyorlar elbet)

-yani ama ortada sanki bilim ve sanat varmis gibi davranmamizin bi alemi yok ki..bence turkce yetersiz bir dil muzige uygun bir dil de degil.İngilizce deki kelimeler le turkce deki kelimeler sayisinda ucurum var buda ne kadar genis dialoglara,ayrintilara giremedigimizin bir kaniti.Ama baska bir bakis acisiylada 'dilin icadı'nın kendisinide dunyayi ve evreni zihin temelinde algilayabilen,iletisim kurabilen canlilara gore ozurluluk yada kisitlilik bile sayabiliriz. Orn : Neanderthaller..

Kendine ait olan herseyi koruma psikolojisinin altinda hem 'ben' ci hemde milliyetci durtuler yatiyor diye dusunuyorum.

Cunki gelisi mi ve bilimi savunan insanin dil i din i irk i fln yoktur.Surekli gelismek durumunda,dogruyu ve gercegi oldugu gibi kabul etme zerafetine sahiptir.Oyle dusunuyorum..?

-Türkçenin İngilizceden çok daha gelişmiş bir dil olduğunu tarafsız yabancı dil bilimciler bile söyler. Ayrıca dünyada en çok konuşulan 5. dildir türkçe. İngilizce sadece Rock müziğin dilidir. Bunu evrenselleştirip müziğin dilidir diyemeyiz. İspanyolca'da flamenkonun dilidir örneğin... Bu arada sahip olduğumuz şeyleri korumanın neresi kötü... İnsan hayatına, sevdiklerine, ailesine, dostlarına, yani sahip olduğu şeylere sahip çıkar... Ayrıca hızla Amerikanlaşmak, dil birliğimizi kaybetmek çok önemli bir sorun. Bu gidişle taksimin rock barlarındaki gençlik 3 sene sonra çok sevdiği Bodrum'a gittiği zaman oranın köylüleriyle anlaşamayacak. İşin kötüsü, sizlerin anlaşamadığı köylüler ile yabancı turistler anlaşıyor. Çünkü köylüler çat pat ingilizce öğrenmişler. (Ekmek parası malum)

(oha konu nereye geldi? cuus? lan ben zaten bodruma gidemiyorum mk? parasizliktan disariya cikamiyorum ibis.İngilizce sadece rock muzigin dilidir ne demek abi ?)

-moruk turkcenin ingilizceden cok daha gelismis bir dil oldugunu soyleyen o dil bilimciler kimler abi merak ettim ?o bilimsel verilerde ne onlarida merak ettim.Zaten amerika somurgesi bi ulkeyiz hani x veya q insanlarin yazismalarina girince mi Amerikanlasma tehlikesi goruldu ?zihinlerdeki amerikanciligi napicaz ?Katil basbakanlari,millet vekillerini napicaz ?turkleri dunyanin en nimetli milleti goren ve dunyayi,insanlari,yildizlari,goktaslarini,tanriyi fln turk yapmaya calisan hasta zihniyeti napicaz ?abd yi buyuk ortak yapan ticari anlasmalari napicaz? ulkenin icinde abd ye ait topraklar var incirlik gibi.gercekten herseyin yaninda x ve q mu sorun yani bununlami ugrasicaz?Madem dilimizi korumaliyiz,diline tecavuz ettigimiz toplumlar nolucak ? kulturune tecavuz ettigimiz,kellelerini koparttigimiz toplumlar icin ne dusunucez ? icinde irksal ve toplumsal yanilgilar barindiran insanin bilimsel dusuncelerinden nasil bahsedebiliriz ki ? ayrica dunyanin duz tepsi oldugunu soyleyen tarafsiz insanlarda var ehua 


1) Turkce 5 zamanli bir dil İngilizce ise 12 zamanli bir dil.

2)Turkce nin %70 i farsca ve arapca dan olusuyor (yabanci kelimeleri attigimizda turkce diye bir dil kalmaz)

3)Turkce de genis zaman kipi nasil kullaniliyor,İngilizce de nasil?

4)Turkcenin en cok konusulan 5. dil oldugu konusu sallamasyon bir konudur cunku bir kazak la yada azeriyle yada turkmen le diger turk i cumhuriyetlerin insanlariyla konusamaz anlasamazsin.her yerde farklilasmis bir dil ama iki farkli irktan insan ingilizceyle anlasabiliyor.buradan da hangi diller hangi sirada bakalim gorelim hep sallamasyon hep sallamasyon bide bu sallamasyonlarin arasinda bilimden bahsetmek cus ya? http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_languages_by_total_number_of_speakers

5)Dunyanin evrensel ve en cok konusulan dil i olan ingilizce nasil olurda turkce den daha az gelismis olur?En cok konusulan en cok gelistirilendir.?

6)Turkce ozne-nesne-yuklem ile calisir İngilizce ozne-yuklem-nesne hangisi daha mantik li ? İngilizce de kistas zamandir Turkce de ise insan dir.Yani hareket eden sey birinde zaman birinde insan bu yuzden genis zaman kipinde turkce bastan assagiya hatali.

7) turkilizce gibi bisey e hayir demeni anlayabilirim evet ama buna karsi cikis noktasinda yanlislik var?sanki turkce cok super bir dilmis gibi ingilizceye saldirmak cahilce birsey cunku turkce ile ingilizce arasindaki farklar kor ebemin gorebilecegi kadar coktur.

Galiba muzigin gosterdikleriyle hayata bakmak ve sorgulamak bazi seylerden kolayca kopmama ve bunu sorun etmeme me neden oldu.Akorlar var daha basit ve daha zor,kotu hissiyat veya iyi hissiyat veren sesler,arabesk dusuncelere bogan yada daha iyi dusunebilecegin,hissedebilecegin sesler..

Birinci pozisyon  am (la minor) basmak var bide am7/9 yada am7bemol-5  ikisinide kullanabilirsin ama burada algida secicilik sozkonusu.Birinci pozisyon am(la minor) basmakta diretebilecegim hic bir etken yoktur,feodal bag yoktur tek dusunecegin sadece daha iyi sesler basmaktir.

Peki iyi dusunen insan olmanin onundeki engeller nelerdir? yada daha ileriye gidememe nin? daha iyi yi yapamamanin? 

Dinci bi rejime karsi yada fasist bi diktatorluge karsi veya feodalizm e karsi kapitalizm i savunurum.Neden mi ? cunku kapitalizm bu diger sistemlere gore daha ilericidir.

Birsey kotuyse kotudur,iyiyse iyidir.İyi olani gormeme engel olucak her tur bagdan nefret ediyorum.

POSTED BY Charmerian
DISCUSSION 4 Comments

Ama!..

Gözetmeni olduğum Grafik Tasarım Sertifikası sınavında 50 yaşında sertifika almak isteyen bir bayanın 80 ile geçip sertifika alabilmesinin tek sebebi benim. Bunu o da biliyor.

Sorulardan bir tanesinde Corel Draw'da herhangi bir kişiye ait kartvizit hazırlamaları isteniyor. Üzerinde logo isim adres telefon vb.. bilindik zımbırtılar yazılacak. Ama işin içinde tasarım olunca birazcık kasmaları gerekiyor tabi logo için. Gelin görün ki 50 yaşındaki bayanımız henüz heyecandan fareyi zor tutabilirken ondan logoyu tasarlayıp bir de bu sınavı aşabilmesini istiyoruz. Dakikalar geçiyor, o, çaresiz bakışlar içerisinde süzülürken, dayanamıyor alıyorum elime fareyi ve başlıyorum metin kutuları, kareler, daireler, hazır fırçalar bla. Herkes yaptığı işe odaklanmışken görmek istemiyor bu yaptıklarımı, zaten sesleri çıksa da susturulacaklarını biliyorlar.

Zaman geçip benden sonra sınava gelen diğer gözetmen ise sadece dış görünüşe aldanarak yardırıyor puanları 80, 75, 95, 90 o an yaptığım şaheserle uygulama sınavından ayaküstü çakıyorum 70'i. Anam yaşındaki ablanın ise göz pınarlarından bir iki damla seyrediyor çenesine doğru. Onlar yollarında ilerlerken ben de, diğer öğrencileri yolculuyorum, "geçmiş olsun, tebrik ederim".. Testten aldığı notun ortalamasıyla beraber 80 puan İyi ile geçiyor hanımefendi.

Arkasına bile bakmadan çekip gidiyor ardında bıraktığı şaşkınlıkla.

Sonuç itibariyle girdiğim her uygulama sınavında ya kopya vermekten ya da elimin hamurunu bulaştırmaktan asla vazgeçemediğim için bazen hak etmeyen insanlar bile sertifika alabiliyorlar. Eğer sistemde bir açıklık varsa bunu asla kaçıramam, hemen değerlendiririm. Kaçıranı kaçırsınlar. He n'oluyor, ortaya aldıkları sertifikaları hak etmeyen bir nevi "torpil"le geçmiş insanlar çıkıyor. Fakat umurumun ucunda bile değil. Madem Milli Eğitim Bakanlığı sınav yapmayı bilmiyor, yapmasın o zaman. Kopyamı da veririm yardımı mı da yardırırım. Varsın vara vara dağlar gelsin üstüme loy.

Bunlar gibi etrafta dolanan insan evlatlarının kaç tanesi gerçekten o sertifikaları, ne bileyim diplomaları, bilemedin belgeleri almaya hak kazanmışlar sorarım cevabını bildiğim halde. Hak etmediği halde testis kanseri olan adam var ülkemizde. Benim gibi reziller de olmasa..

O değil de sistem ezikse ben needeyim bro.

Varsa her hangi bir konuda sertifika almak isteyen numaram; 0123 456789.

Fakat sevgi, saygı çerçevesinde.

POSTED BY Darkohl
DISCUSSION 6 Comments

Kılıbık...


2006 yılında last efem şatbaksıma atılmış bir mesaj...

POSTED BY (Süper)Cem
POSTED IN
DISCUSSION 2 Comments
Bu gadget'ta bir hata oluştu