Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Gerine Gerine Azalmaz ki Bendeki Miskin Ruh!

* Efendim selamlar! Nasılsınız? Bence iyi gibisiniz? İyi olmanızı temenni eder, kötü olanlarınızın yanaklarını sıkarım. "Neden kötü oluyorsunuz ki lan hebe" şeklinde saçma bir cümle kurar, "yaşasın benden daha gerizekalı insanlar var" diye düşünmelerini sağlar, dudaklarında az da olsa bir tebessüm yaratırım. Bence olmayacak şey değil.

* Bence; "kitlesel teyze hareketi" içersinde kalmak gerçekten korkunç bir tecrübe oluyor insanoğlu için. Düşünün, bir insanoğlusunuz, süt gibisiniz, kıçınızın kılları kadayıfa dönmemiş; yani mutlusunuz lan işte? Gençsiniz çünkü. Ve birden karşınıza teyzeler çıkıyor. Hepsi yaşlı, hepsinin götü kocaman, gözlüklerinin üstünden beri bakıyorlar adama. Ve bunlar kitle halinde dolaşıyor? Aman yarebbim düşman başına... Dün akşam eve dönerken "düğüne giden teyzeler grubu" ile karşılaştım. Hem teyzeler, hem düğüne gidiyorlar, hem şişmanlıkta master ve doktora tezlerini hazırlıyorlar, hem de süslenmişler! Süslenmiş olmaları, normalde bir su aygırının manevra kabiliyetine sahip olan teyzelere kocaman bir sekte vurmuş ve onları dev bir tosbağa haline dönüştürmüştü. Her duraktan minik bir süslenmiş teyze topluluğu biniyor ve otobüste tek vücut halinde sallanıyorlardı. Ve olmazsa olmaz "belediye otobüsünde yolculuk eden teyze"nin hareket tarzını uyguluyorlar ve orta kapıdan bir adım dahi ilerlemiyorlardı. Otobüsün arkasına üç oda bir salon ev kurarsın ama ön tarafı mülteci kampı gibi. Herkes üst üste. Teyzeler kimseye geçit vermiyorlar. Abinin teki söylendi, "biraz ilerler misiniz?" diye üsteledi ve yine klasik bir "belediye otobüslerinde yolculuk eden teyze" repliği geldi: "birazdan inicez biz evladım"... Siz ineceksiniz diye biz binemiyoruz ama? Onu desen anında yersin çantayı. Tek vücut halinde ve aynı amaç için toplu halde dolanan teyzeler çok fenalar. Anında bir kaplan kadar yırtıcı olabiliyorlar. Bence dikkat edin.

* Eskiden metal fanzinler vardı, bilin? Hala varlardır gerçi. O sektör bitmez bence. Yani bir sektör olarak adlandırmamız mümkün değil, zira üç-beş kişi okuyor ve dergileri 3 ayda bir ancak çıkartabiliyorlar. Yok, biz de bulunduk bu tür mevzularda, oradan biliyorum. Neyse. Geleceğim konu farklı. Bence bu metal fanzinlerin olmazsa olmaz muhabbeti tırt grupları çok matah bir boklarmış gibi lanse etmeleri. Adamlar bir grupla röportaj yapmışlar, adını hiç duymamışsın falan; ama adamlar öyle bir sayfa dizaynı yapmışlarki "ABOREY!", diyorsun "bu adamlar çok taşşaklı bir grup mu lan yoksa acaba?" Konsere çağırsan 50 kişi toplayamayacak grubu öyle abartırlar, öyle överler, öyle coşarlarki behey! İnsan kendi grubunu o kadar övmez lan. Bence bu dergiler büyük gruplarla röportaj yapamıyorlar ve böyle myspace'den falan ulaşabildikleri tırt grupları abartarak "bakın biz sizin hiç bilmediğiniz grupları biliyoruz. çok metalciyiz" şekline giriyorlar. Bence kolpa bir şey bu metal dergisi çıkartma olayı. Kimse almaz bence. Yani ben bir kere aldım merak ettiğim için. Albüm kritikleri falan? Eee, bende yaparım onu?

* DEV RÖPORTAJ (Gazör Muhabir Bencettin)

- Sayın kırmızı balık! Gölde kıvrıla kıvrıla yüzdüğünüzü söylüyorlar?
+ Bu tamamen basının ve düşmanlarımın abartması!
- Peki balıkçı Hasan için ne diyeceksiniz?
+ Sadece arkadaşız...

* Bence; şu dünyada merak ettiğim şeyler sıralaması yapsam, ilk beşe girebilecek olaylardan bir tanesi "otoban kenarında içen amcaların kimler oldukları, ne iş yaptıkları" konusu olabilir. Her gün görüyorum onları çeşitli semtlerde. Genelde otobanların kenarlarında duruyorlar. Bir tuğla, taş, biriket üzerine oturmuş, yuvarlak masa şövalyeleri gibi takılıp bira içiyorlar. Abi ne ayaksınız siz lan? Gündüz, gece, akşam üstü, öğlen saati? Her daim var otoban kenarında oturup içen adamlar. Koca köprülü kavşak yapılmış, ortasında mecburi bir yeşil alan var ve çevresi tamamen otoban.... Bu adamlar o çevresi tamamen otoban olan yeşil alanda oturmuş bira içiyorlar gündüz saat 14:00 sularında? Nasıl lan? Neden orası? Neden bu saatte? İşiniz gücünüz yok mu? İşin gücün yoksa bira içecek parayı nasıl buluyorsun? İnanın çok işkilli ve meraklıyım. Gidip sormak istiyorum bir gün ama tırsıyorum. Bu saate burada bira içen adamın sağı solu belli mi olur amk? İmreniyorum onlara, bunu gizleyecek değilim! Bence çok ilgi çekiciler ve onları her gördüğümde içimden bir parça onların yanında olmak, onların dertlerini dinlemek, fazla varsa biralarından otlanmak istiyor... Ama tırsıyorum onlardan. Üç buçuk atıyorum resmen. Abiler "biriket" üstünde oturuyorlar ve içiyorlar lan. Şu cümleleri nasıl hayretler içersinde yazdığımı bi bilseniz... Ah bir bilseniz... Bence anlayamazsınız beni ve hissettiklerimi... Fena oldum lan.

* Şöförlerin direksiyon sallama tripleri vardır. Yani şöför eşittir direksiyon sallamak. Yani "mesleğin ne?" desen, "direksiyon sallamak" falan diyebilirler. "Akşama kadar direksiyon sallıyoruz" falan gibi cümleler kuruluyor civarda, duyuyorum. Sakın sizinde duymadığınızı söylemeyin bana! Tek bir kalemde siler, üzerinize bir torba çimento döker, her nalburun yanından geçerken cebime koyarak aşırdığım 17 kilo kumu ekler ve çişimle ıslatır, beton haline gelene kadar sokaktan bulduğum basit ve benim için hiç bir anlam ifade etmeyen çubukla karıştırırım. Sonra "ne oldu bana böyle?" deme sakın! Bunu inkar etmeden önce düşünecektin. Bence hakettin! Neyse! İşte bu direksiyon sallama mitini metroçük şöförleri paramparça etti hacitsu. Adamlar düz yolda gidiyorlar. Otobüsleri otomatik, FİTES bile atmıyorlar. Yolculuğa başlıyorlar, ne direksiyon sallamak var, ne FİTES atmak (bu pisket kaç fites abi?)... Sonra gelipte bana "akşama kadar direksiyon salladık amına koyim" falan demesinler sakın, "HASSSSSİKTİR LAN ORADAN YAVUŞAK" der ve elimin tersiyle kapıyı gösteririm o metroçük şöförüne. Gaza bas, frene bas. Başka olayınız yok! Sakın beni çok iş yaptığınıza inandırmaya çalışmayın! Yemez!

* Geçen gün aklıma geldi. Bence; teknolojinin en sikindirik icatlarından bir tanesi "ekran korucuyucu" denen o gerizekalı aletlerdi. Bir boka yaramadığını düşünmekteydim ve o yıllardan bu yana hiç bir şey değişmedi hislerim ve düşüncelerimde. Ben zaten dönek bir adam değilim. Tamam bazı döndüğüm şeyler var ama onları şimdi karıştırmanıza gerek yok! Ekranların üzerine konulur ve dünyanın bu ekran koruyucu sayesinde daha güvenli bir yer olduğu düşünülürdü. Çok şükür kurtulduk o sikindirik dönemden. Ben 11 yıldır bilgisayarcı olduğum için, bunların yoğun olarak kullanıldığı zamanları çok iyi biliyorum. O zamanlarda insanlar yukarıda belirttiğim gibi, bu sikindirik aletleri taktıklarında dünyanın daha güvenli bir yer olduğunu düşünüyorlardı. O yüzden ekranlarının kaç inç (") olduklarına bakmadan bir tane sikindirik ekran koruyucuyu yerleştiriveriyorlardı ekranın üzerine. Bilgisayarı tamire gidersin, her oynatışında iner aşşağıya, düzeltirsin, çünkü düzelmezsen kızarlar, dünyanın güvenliği buna bağlı çünkü, işine devam ederken yine düşer ve sen içinden bu sikindirik aletin tarihe karışmasını dilersin. Birkaç yıldır görmüyorum o sikindirik aleti, öyle mutluyum ki... Dünya ise hala aynı boktanlığında devam ediyor. O zamanlardan atılan sikindiriklik adımlarına devam yani. Onların ortadan kalkmaması hiç bir şeyi değiştirmedi. Herşeyi değiştiren senin o minik kafan dude!

* Al işte bi tane daha! Bence; geçen sefer dediğim gibi, yasaklamalıyız bu geçici dövme olayını! Daha geçen gün bir tane daha gördüm. GEÇİCİ bir dövme yapıp FOREVER yazmış abla. Abla! Sen yapma ablam! Güzel ablam! Aradaki tezatı benden başka gören yok mu lan?!

* DEV RÖPORTAJ II (Gazör Muhabir Bencettin)

- Evet sayın seyirciler! Bugün kuşlarla bir röportaj yapacağız. Evet! İşte bir kuş! Sayın kuş, duyduğumuza göre 'cik cik cik cik, cik cik cik cik de, cik cik cik cik de ötüyor"muş kuşlar?
+ Kardeşim ben kargayım, bulaştırmayın beni böyle işlere!

* Bence bu son verdiğim linke mutlaka bakın, mutlaka izleyin. Bu çocuklar ve girdikleri mod hakkında destan bile yazabilirim aslında. Özellikle o cik cik cik cik diyen hasta... Kabus gibi. Şimdi kocaman hatun olmuştur. Sevişiyordur bile. O çocukluktan en kaldı şimdi geriye he? Hey gidi. Ne safsın, ne de o elbisen var artık. Kendisine hasta dediğimi bilse üzülür mü acaba. Bence üzülür. Neyse.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 4 Comments

4 Responses to : Gerine Gerine Azalmaz ki Bendeki Miskin Ruh!

  1. çocukken bizim mahallede pek kuş olmamasının nedeni benim bu cik cik diye öten kuş şarkısını duydukça elime sapanı alıp sokağa çıkmam olsa gerek.
    ne pisikopat bişi lan bu.

    hele o kız

    manyak hasta liboş herşeyi derim ben ona. alınırsa alınsın.

    bizde çocuktuk lan hangi tezgahın oyuncusu olduk.
    delikanlıydık elimizi kaldırdıkmı herkes desdur çekerdi. baktık olmuyor en etkili çözüm en tiz sesten bir ağlama çekerdik.

    hem bana ne teklifler geldi yeşil çamdan

    hemde baba çam rolü.
    evet bildiğin sahne arkasında çam.

    karakterin zorluğundan değil çam ağacı çok yandığı için kabul etmedim. prensip meselesi

    kinciyim çam ağacına.

    birde bu klipteki çocuklar şarkıyı söylemiyor. pileybek durumları var.

    burdan devlete sesleniyorum söyleyenleri çıkartsınlar ortaya.

    bunlardan bir kaçı bu yazıyı okuyup kabul etsin torpille kamera karşısına çıktıklarını.

    biz biliyoruz hepsinin ailesinin trt de memur olduklarını.

  2. Darkohl says:

    Çok kıskanıyordum lan ben bunları, bunlardan neyim eksikti sadece anam babam trt de çalışmıyordu ya da yakınları yoktu o civarlarda. lanet kalleşler gf hiç bir bahaneyle gelmesinler reziller adeta.

    Hele son bölüm arıza :S

  3. eFeNDi says:

    in advance: tayyip back "pf!".

    *teyze güruhunun denge problemi olur, fix.

    **otoban çiminde içen (bir de uyuyan (bir milyon park-sahil varken, onca gürültünün içinde ne yapıyorsun be adam?))insanlara "ben" de her sabah güncellenen bi hayretle bakıyorum.

    ***2 saatlik konya-aksaray yolunda kafayı sıyırmanın eşiğine gelmiş biri olarak metrobüs şöferleriyle alakalı gram empati kuramıyorum.

    ****geçici dövmede üstüste yakaladığın ironilere ithafen: ":)".

  4. Gazör Muhabir Bencettin 'i hastalıklı dünyada daha sık görmek isterim ben. kendine özgü, bir o kadar da aykırı habercilik anlayışıyla hastalıklı dünya'nın taze seslerinden biri olabilir, başarı ve şöhretin gözünü karartmasına izin vermez, tarafsız habercilik ilkelerinden şaşmazsa sadık bir okuyucu kitlesi kazanacağına hiç şüphem yok :D

Bu gadget'ta bir hata oluştu