Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Mavi Pijamalı Süper Cem v.3


İlk versiyonlar için; bknz:
Mavi Pijamalı Süper Cem
Mavi Pijamalı Süper Cem v.2


Yaşadığım bunca saçmalığın ardından paçalarından soğuk hava giren mavi pijamalarımla kala kalmıştım o durakta... Gece ayazında büzüşmüş bir dilenci pipisi kadar kötü hissediyordum kendimi. En çokta iki salak uzaylı tarafından kandırılmam koymuştu bana. Bu salak uzaylılar yüzünden kendi ailemden bile şüphe eder duruma gelmiştim...

Tüm bunlar beynimde ve benliğimde dolanırken gelen acı bir fren sesiyle irkilip kurtuldum dalıp gittiğim o karanlık düşüncelerden. Fren sesinin geldiği yöne baktım, bir minibüsten inen iki kişi, direkt olarak üzerime doğru koşuyorlardı... "Noluyor amısına koyim!" dedim ben. Normal şartlarda aslında kaçmazdım ama gün itibariyle hiç bir şey normal gitmiyordu ve benim kendimi normal hissetmemenin haricinde üzerime koşan lavukların yüzünde hiç bir sevecenlik ifadesi yoktu. Beni bu sıkıntıdan kurtarmaya değil, yeni sıkıntılara, yelkenimi parçalayıp okyanusa salacaklar ve beni dalgalar arasında bir sağa bir sola süzülen bir ceviz kabuğu gibi yalpalayacaklarmış gibi bir görüntüleri vardı. Özellikle atletik olanının...

Ne olduğunu bilmediğim bir durumda, bunca saçmalığın üzerine kaçmaya başladım. Korkudan topuklarım kıçıma vuruyor, yerli "tam tam"larının çıkarttığı o muazzam ritmi yakalıyordu... (Yami yami yami yami yaaağmi)

Hiç ardıma bakmadan koşmaya çalışıyordum ama göz ucuyla arkama baktım ve ardımda bıraktığım toz bulutunun içinden uzanan siyah bir el gördüm...

"Noluyor amına koyim!" diye düşündüm yine ve hızımı arttırmaya çalıştım. Yaklaşık 200 metre civarı daha koştukran sonra ardımdan gelen siyah el enseme yapıştı. Korkuyla dolan gözlerim arkama döndüğümde heyecanla dolmaya karar vermişti. Bu siyah ellerin sahibi 100 metrede tüm rakiplerinin eline veren dünya rokertmeni Usain Bolt'tu! O an olan tüm her şeyi unuttum ve siktirettim! "Vay Bolt Abi!" dedim. "Şat dı fak up maddaffakağ" dedi ve kollarımdan tuttu. "Sinirlenirsin tabi amk!" dedim, "Sen 100 metrede dünya rekoru kırarsın ama 200 metreyi geçince sıçızlarsın tabi!" dedim. "Bu yollar senin bal dök yala pistlerine benzemez koçum! Nasıl verdim ama eline" diye ekleyip bir Bülent Ersoy kahkahası patlatmayı ihmal etmedim tabi.

Sinirlenmişti. Yanındaki diğer elemanda gelip bize yetişti ve o da diğer koluma girdi. Sürüklüyorlardı beni ama o sırada benim aklım "noluyor amına koyim!" demekten bile aciz bir şekilde Usaim Bolt'taydı. "Abi ne iş ya?" dedim, duymamazlıktan geldi. Yüzüme bile bakmıyordu. Diğer elemana döndüm ve ağzımdaki baklayı çıkarttım; "Noluyor amına koyim?" dedim. "Sus, sorma bir şey" dedi. "Bolt'un burada ne işi var?" dedim, "Ek iş yapıyor" dedi. "Oha lan!" dedim içimden gelen en derin şaşkınlıkla, "O kadar madalya kazandı, onları bozdursa bu mahalleyi satın alırdı!" dedim. Diğer eleman gülümsedi. Gülümseyince sevimli bir insan olduğunu düşündüm. Zaten şişman insanların genel olarak sevimli insanlar olabilecekleri yönünde batıl bir inancım var. Bu inanç lise yıllarında yoktu elbette. Lise yıllarında yanımızda olan o tombul insanlar genelde agresifti ve vücutlarının kocaman olmalarının vermiş olduğu güvenle etrafındaki insanları sikertiyordu. Neyse. Gülümsedi ve "O madalyaların hepsi çikolata çıkmış!" dedi, ardından kocaman bir kahkaha attı. Kahkahasında Bülent Ersoy'dan ziyada bir Recep İvedik havası vardı...

"Vay amısına koyim!" dedim ben ve anıları depreşmiş olan Bolt kolumu sıktı, "Şadap" dedi. "Çikolatalar güzelmiydi bari" dedim, diğer elemanla birlikte yine kopya gülüşlerimizden bir demet sergiledik...

Acı bir frenle duran minibüsün yanına geldik. Türk insanının o en muazzam özelliği yine baş gösteriyordu -ki baş göstermek ayrı bir özelliğimizdir- ve yoğun bir kalabalık toplanmıştı. Minibüsün başında beyazlar içersinde iki adam daha duruyordu. Sağımda Bolt ve solumda sevimli görünüşlü şişman abiyle biz yaklaşınca kalabalığın içinden iki adam çıktı ve "evet, işte buydu!" dediler. "Noluyor amısına koyim?" dedim ben.

"Tamam, giydirin" dedi beyaz gömleklilerden yaşlı olanı. "Noluyor mına koyim" dedim ben. "Tamam, sakin ol, herşey geçecek" dedi, yine o yaşlı olan beyaz gömlekli. Şu anda sakin olmamam için gerekebilecek ve hayal edebileceğim tüm ortamlar ortadaydı oysa. Mavi pijamalarımla sokakta kalmış, uzaylılar tarafından kandırılmış ve madalyaları çikolata çıkan bir dünya şampiyonu tarafından yaka paça yakalanmış ve beyaz gömlekli ve aynı zamanda yaşlı olan bir adam bana sakin olmamı söylüyordu. O kadar çok şey düşünüyor ve söylemek istiyordum ki; "noluyor mına koyim, siz kimsiniz?" diye haykırdım ansızın "evet, işte bu" diyen adamlara dönerek. Sesler dudaklarımdan istemsiz ve bi o kadar cansızcana çıkmıştı.

Aslında daha cümlemi bitirmeden tanımıştım adamları. Bir tanesi taksici, diğeri durakta yanımda oturan elemandı. (bknz: M.P.S.C.vol.1)

Herşeyin bu iki ibnenin başının altından çıktığını tahmin etmeliydim aslında ama şu an "herşey" diye nitelendirdiğim olaylar zinciri olan "şey"in ne olduğu hakkında pek bir fikrim yoktu.

Çok koşmuş ve yorulmuştum. Mavi pijamalarımın paçalarından giren soğuk hava taşşaklarımdaki terle buluşuyor ve kızgın kumlardan, buz gibi, taşşak donduran serin sulara atlarmışçasına bir his yaratıyordu. O an aklım hikayelere gitti. Bir romanda bu gibi durumlara "rüzgar bedenimi yalayarak geçiyordu..." şeklinde bir cümle kurulabilirdi. Bunu düşünmek tahrik etti beni bunca hengamenin içinde. Başka şeyler düşünüp -misal beni kandıran uzaylılar- bedenimdeki fizyolojik değişiklikleri bastırmak için harekete geçtiğim anda peşimden koşanlardan şişman olan bir giysi giydirdi bana.

Tecrübelerim ve filmlerden gördüklerim, bu beyaz ve düğmeleri arkada olan ve kollarında uzun uzun bez ipler bulunan gömleğin deli gömleği olduğunu söylüyordu.

Madalyası çikolata çıkmış dünya rekortmeni, beni yaka paça minibüse bindirmeye çalışırken bir anda ellerinden kurtuldum; "BİR DAKİKA!" diye bağırdım. Anlamadığını varsayarak Usain Bolt için de, bir başbakan edasıyla "VAN MİNÜTSS!" dedim, tüm vicdanımla, erdemimle, yüreklilik ve mavi pijamalarımla... Ben bağırdım ve herşey bir anda durdu. Üzerime yönelen meraklı bakışlar bi an çok sert çarptı yüzüme ama hepsinin muzaffer bir "VAN MİNÜTSS!" nedeniyle olduğunu fark ettim. Duruşumu bozmadan "NOLUYOR MINA KOYİM!" diye bağırdım avazım çıktığı kadar ve bi o kadar suçlar bir ses tonu takınarak. "EVDEN ACELEYLE ÇIKTIĞI İÇİN Bİ İNSANIN ÜZERİNE BU KADAR GELİNİR Mİ LAN!" dedim ve "BEN DELİ FALAN DEĞİLİM!" diye eklemeyi de ihmal etmedim.

Bütün kitle muzaffer bir komutan gibi bağırmamın etkisiyle olduğu yerde dondu kaldı. Hep bir ağızdan üzülmüş ve şaşırmış bir vurguyla "yaaağğğ" diye bir efekt verdiler oynattıkları ağızlarına ve dağılmaya başladılar. Hiç birşey olmamış gibi... Bir anda deliydim, bir anda deli olmadığımı söylediğim için akıllı... Madalyası çikolata çıkmış dünya şampiyonu gömleği çıkarttı ve dostça bir edayla sırtıma vurdu. Sevimli olduğunu düşündüğüm şişman sırtımı sıvazladı... Beyaz gömlekli ve yaşlı olan doktor "kusura bakmayın" dedi... Bu zamana kadar tek ses çıkartmamış diğer beyaz gömlekli doktor hiç ses çıkartmadan arkasını döndü gitti...

Hiç bir şey olmamış gibi yani... "Noluyor amısına koyim" diye geçirdim içimden; yüreğimde derin bir sızı...

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

2 Responses to : Mavi Pijamalı Süper Cem v.3

  1. Darkohl says:

    kıçın açık yatarsan taşaklarını üşümekten asla kurtaramayacaksın mavi pijamalı süper cem.

    ayrıca deli değil ama pekte akıllı sayılmaz :G

  2. kediyle inatlaşmalar...:D

National Geographic POD