Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

SİBEL YALÇIN DESTANI!....

POLİS: Teslim ol!
POLİS: Teslim ol!
SİBEL: Siz bizim teslim olduğumuzu nerede gördünüz?!

Daha 18 inde ömrünün baharında... Ölüm daha çok uzak yaşına... Umut onunla, sevinç onunla, gelecek onunla... Yükselsin diye erdemin bayrağı semalarımızda, on sekizinde, ömrünün baharında yüreğine doldurup umudu, düştü hasretin ardına...

Erken büyüyor çocuklarımız! 16 yaşında direnişçi, 18'inde bir kahraman!

Öyle bilge! Öyle insan!

Gözlerinde gökyüzünün yedi rengi...

Uyanıyor bir haziran sabahında İstanbul, uyanıyor Gazi, uyanıyor Armutlu... Okmeydanı uyanıyor! Gün dönüyor, varoşlardan akıyor hayat!

Taze bir bahar havası sokaklarda... Uyanıyor İstanbul, gencecik bir kızın; SİBEL'in zafer sloganlarıyla!

Bu haykırış, bu slogan, bu ses; tanıyor bu sesi insanlık! Binlerce yıl öncesinden! Anadolu köylerinden tanıyor... Baba İshak'tan, Demirci Kawa'dan, Köroğlu'ndan, Bedrettin'den tanıyor.

Pir sultan'ın sesi bu! Yüzyıllar öncesinden bugüne uzanan...

Bir ana nasıl korursa yavrularını kötülüklerden, bir güvercin nasıl çırpınırsa yavruları için; öyle koruyor yoldaşlarını. Onun mayasında vefa var, özveri var. Tereddütsüz kendini feda etmek var yolunu gözleyenlere. O, feda kuşağının evladı. Kaç gez geçti de ateş çemberinden, kaç kez sınadı da yüreğini kavgada, öyle aldı bu yükü omuzlarına.

Geri çekiliyor vuruşa vuruşa, gecekondular sıralanmış yolu boyunca.

Çiçekleniyor sokaklar, o vuruştukça.

Gözler aralamış perdeleri. "gir içeri" diyor gözler, "burası siper, burası vatan sana."

Sırtından sıvazlıyorlar SİBEL'i, gözlerimizden bir damla yaş olup akanlar. dört mevsime, yedi iklime sorduklarımız. Canımızdan çok sevdiklerimiz. Kulağına eğiliyorlar ve "sor bunların hesabını" diyorlar. "bir vakit orman kuytuluklarına atılmanın, dipsiz kuyulara salınmanın, ahlaksızlıkların, namussuzlukların... Sor bunların hesabını... Makineye kaptırılan kol için sor, üzerine kurşun yağan bedenler için sor".

Güç veriyorlar, damarlarına taze kan oluyorlar; akacaklarını bile bile...

"ASIL SİZ TESLİM OLUN!"

Biz hiç teslim olmadık ki! Pir Sultan, teslim olmadı ki Hızır paşa ya!..

Mahir, teslim olmadı ki!..

Bedrettin bir kez bile el pençe divan durmadı ki!..

Seyit Rıza darağacında kendi çekti ya ipini!..

Çiftehavuzlar'da, Bağcılar'da nazlı nazlı dalgalanan bayrağımız, Sabolarımız, Sinanlarımız, Niyazilerimiz hiç teslim olmadı ki!

Yazmaz tarih kitapları başeğdiğimizi zulmün önünde. Ölüme; yarine hasret bir sevdalı gibi sarılıp öylece ölürüz de başeğmeyiz yine de zulmün önünde...

Ey evladını yitirmiş analar! Ey şafak söktüğünde yolla dizilip, gecekondu sokaklarında çamura, toza bulananlar. Alnından akan terle toprağı işleyenler. Bir dilim ekmek için, gün doğumuyla gün batımını kör, karanlık mahzenlerde yitirenler. Ey işçiler! Gökkuşağının renkleriymişçesine tamamlayanlar birbirlerini. Anadolu'ya can katanlar, halklarımız...

Öpün, koklayın hasretle. Vatan diye kucaklayın şimdi o gülen fotoğrafı... SİBEL'i...

Selam sana Yoldaş selam... Selam silah elde düşenlere... Düşen Yoldaş der ki; "yola devam.. Ne güzel gülüyorsun"...

Alnında parlayan güneş, yolumuzu aydınlatıyor! Selam sana Yoldaş, selam! Devam, kavgaya devam...

Dinleyin kardeşlerim, yoldaşın türkü söylüyor. "Mutlaka kazanacağız, zafer bizimdir!" diyor!

Selam sana Yoldaş, selam! Ne güzel gülüyorsun... Selam sana Yoldaş, selam! Devam, kavgaya devam!

Haykır acını ey halk! Baş eğme haykır!
Bir yol kavşağındasın ve ancak
Yaraların haykırışlarla onarılır...
Bir yol kavşağındasın ve senin değişmek için çırpınıyor kaderin...
Kuşan alnında biriken o kara teri...
Sırtında şakırdayan kırbacı kopar
Soluk al, ışıldat o mazlum yüreğini...
Bak korlaştı acıların, kozalandı...
Ey halk! Parçala şu nankör suskunluğunu, başkaldır artık!
Sevginin ve öfkenin uğultusunu
Bağrına vura vura taşırken sana
Karşılık gözetmiyor bu gencecik insanlar!!!
Ne barbarın tehdidi, ne dişleri kıran elektirik
Dalga dalga yayılan o rüzgarı durdurabilir!
Bu direniş senin için ey halk!!!
Bu çığlık senin kollarınla, yıkılsın şu köhne dünya
Ve coşkuyla yeniden kurulsun diye çınlatıyor hayatı...
Bir yol kavşağındasın fakat mutlaka değişecek kaderin!
Bunu bekliyor şu ıslak çukurlarda üşüyen çocuk!
Bunu bekliyor gözevleri kurutulmuş analar!
Bunu bekliyor zincirin oyduğu bilek!
Bunu bekliyor açlık, kuraklık, ılık ılık akan kan!!!

Bunun için en genç yerimizi ölümle tanıştırdık!
Kuşan kendini artık biraz da gövdeni yüreğinle kırbaçla
Ey halk! Haykır acını! Bu kara dumanı dağıt

Namluların gölgesinde, binlerce yürek sahip çıktı SİBEL'e. Komutan, binlerce el üzerinde, sarı bir yıldızın ışığıyla uğurlandı. Halk, evladını bağrına bastı. Şimdi sokakları yakıp kavuran, sadece gökyüzüne asılı duran güneşin sıcağı değil. Bir halkın öfkesi yakıyor şimdi zulmün bağrını.

Delikanlılılarımız, genç kızlarımız, üzerine dünyanın en güzel türküsünün adı işlenmiş kırmızı fularlarını yüzlerine takıp, savurdukları ateş toplarıyla aydınlatıyorlar gecenin karanlığını.

Şimdi cenk mevsimidir. Dağların heybetini alıp ardına yürüyenler, zından karanlığına direnenler, Buca’da, Ümraniye’de destan yazanlar ve yeni destanlara bilenenler, Anadolu’nun her köşesinde zulmedenlerin düşlerini karabasanlara çevirenler binlerce SİBEL olup haykırıyorlar:

“ASIL SİZ TESLİM OLUN!!!"

Örse çekiç vuruyoruz, kızgın demir tavındadır
Dalga dalga geliyoruz, barikatın ardı vatandır
Bilek var vuruşmaya, soluk var harcanmaya
Cephe var savaşmaya, zafer yakında
Can var verilecek, kardeş var ayakta
Halkımıza can feda, zafer yakında!

Karanlığı deliyoruz, zulmü yere çalıyoruz
Devrim için yürüyoruz, barikatın ardı vatandır!
Bilek var vuruşmaya, soluk var harcanmaya
Cephe var savaşmaya, zafer yakında
Can var verilecek, kardeş var ayakta
Halkımıza can feda, zafer yakında!

Tut bayrağı çık sokağa, yüreğini koy barikata
Sar şehirleri, haykır öfkeni
Düşman yenilecek, zafer yakında...

-------------------

Biz buradayız...

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 1 Comment

One Response to : SİBEL YALÇIN DESTANI!....

  1. Darkohl says:

    Keşke hep birlik içinde bir olabilsek.. Hep bir ağızdan..

National Geographic POD