Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Bunun İçin mi Geldim Dünyaya?

Sakin ve sessiz bir gündü yine. Kendi halimize oturmuş geleni geçeni izliyorduk. Gün, tüm monotonluğuyla ilerliyordu. İşler iyi değildi ve itiraf etmek gerekirse bu benim pek umrumda değildi. Hatta arkadaşlarımı düşünürsem işlerin kesat olması daha bir işimize geliyordu.

Hafif bir meltem esiyordu. Okyanusta özgürce ilerleyen bir yelkenlinin tatlı hafifliğinde savruluyorduk bir sağa, bir sola. Pek bir şey konuşmamıza gerek yoktu, zira bulunduğumuz durum bizim için yeterli seviyede bir güzellikti.

Ben neden buradaydım ve neden diğerleriyle birlikteydim bilmiyordum. Beni neden buraya koymuşlardı. Neden bu ülkedeydim. Neden bu şehirdeydim. Burada mı doğmuştum? Hayır, aslında burada doğmadığımın farkındaydım. Bu bir gerçekti. Bu taş binalar arasında yaşama şansım yoktu zaten benim. Çocukluğumu anımsıyorum... Geniş bir kırın ortasındaydım. Rüzgarı hissederdik... Gözlerimi kapatır ve rüzgara bırakırdım kendimi. Bir çocuğun elindeki uçurtma olduğumu düşünürdüm. Gökyüzünde uçardım, yıldızlara dokunurdum gündüz vakti... Ani bir dalışla tam yere çakılacakken tekrar doğrulurdum gökyüzüne doğru... Çiçekler vardı etrafımızda, o zarif gelincikler, sarı tarla çiçekleri, bir kayanın hemen dibinden gizlenerek kendini gösteren bir menekşe ailesi...

Hayır, hayır... Ben, kesinlikle buraya ait değildim. Buraya, bu egzost kokulu, taştan canavarların arasına ne zaman ve nasıl geldiğim konusunda en ufak bir fikrim yoktu. Yanımdakilerin de haberinin olmadığına emindim.

Ama işte buradaydık. İsteksiz ve çaresiz... Buradaydık... Bu taştan canavarların, havasızlığın, beton dünyanın içinde, özümüzden ve yaşama sevincinden uzak, tüm yaşamsal renklerimizi kaybetmiş, canlılığımızı geride, o kırlarda bırakmış bir şekilde buradaydık...


Gerçi benim pek bir yaşamsal rengim ya da diğer arkadaşlarım gibi canlılığım yoktu. Standartlarıma bağlıydım. Zaten, gerçekten ve gerçekten burada ne işim olduğunu hiç bir zaman anlayamamıştım. Çevremdekilerden farklıydım. Onlardan biri olmadığım barizdi ancak bunu sadece dikkatli bir göz görebilirdi. Diğerlerinden o kadar çok vardı ki, ben arada görülemez kalıyordum. Yokmuşum gibi davranıyordu insanlar. İnsanlar buraya özellikle benim için gelmiyorlardı. Bir tanesi bile benim varlığımı fark etmiyordu zaten. Fark etmelerini de beklemiyordum aslında.

Derken bir hareketlenme oldu dükkanın önünde. İçeriye uzunca boylu, yapılı bir adam girdi. Uzun mantosuyla The Godfather filminden çıkmış gibiydi. Dükkanımızın tıknaz sahibine yaklaştı ve bir kaç kelime geçti aralarında. Patron bize doğru yaklaştı, uzandı ve bir demet papatya ile birlikte beni de aldı. "Durun, bir yanlışlık yapıyorsunuz! Ben buraya ait değilim! Ben bir otum, papatya değilim!" desem bile kimse beni duymadı. Yine görmezden gelindim ve iğrenç ve hışırtılı bir jelatine sarıldıktan sonra uzun mantolu adamın özensiz taşımasıyla uğurlandım son yolculuğuma. Adam çok sarsıyordu, midem bulandı.

Bir sevinç çığlığı ile kendime geldim. Bir bayanın elindeydik. Bir vazoya dolan suyun ardından etrafımızdaki iğrenç ve hışırtılı jelatin son bir ses daha yaparak aramızdan ayrıldı. Bize sevgiyle bakan iki yeşil göz gördüm sonra. Mutluluk vardı gözlerinde. Uzun mantolu The Godfather adamının yaptığı bu jestle kendinden geçmişti, duygulanmış ve gözlerine yansımıştı mutluluğu. Bize bakan bu irileşmiş yeşil gözlerden anlaşılıyordu bu.

Bir anda bakışları durulaştı, dikkatini tek bir yöne verdi. Bakışları ekşidi, sorgulayan bakışlarla süzdü bizi. Kadın elini uzattı, beni tuttu ve ait olmadığım kalabalığın arasından çekti aldı beni! Uzun yıllar sonunda biri benim farkıma varmıştı! Yıllardır beklediğim andı bu, bir kuzunun yürümeye başladığı anki kadar heyecanlıydım. Kadın ağır adımlarla ilerledi, bir dolabın açılma sesini duydum ve sonrasında koyu bir karanlıktaydım. Çöpe attı beni kaltak!

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 4 Comments

4 Responses to : Bunun İçin mi Geldim Dünyaya?

  1. heüheü heü güzel olmuş lan.

    kişiden yola çıkıp çiçeğe varmak.

    güzel bir kurgu tebrik ederim.

  2. Darkohl says:

    işte bu işte buuuğ sayın okurlar..

    bir kadın bir çiçek farklı bir şey beklenemezdi..

  3. çok beğendim ki bunu, pazarım anlam kazandı olm, sabahtan beri rastladığım en "oh yes tets vat aym tolkin ebaut" yazısı buydu. devam blogger!

  4. O halde ben de teşekkür ederim efendim :)

Bu gadget'ta bir hata oluştu