Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

minibüs'cünün seyir defteri

Sabah yine işe kalktı Yatar Cemal. Ne bütün gün Minibüs koltuğunda oturmanın ona vermiş olduğu kambur sırtı, ne bu koltukta oturmaktan pastıma kıvamına gelmiş götü, ne de bu göte geçmiş Grammer marka koltuğun amblemi Onun umurundaydı. Bu koltuğu özel olarak taktırmıştı yatar Cemal. Anlayacağınız customize'ydi minibüsü.

Hayat Ona sürekli oyun oynadığı için, basar dururmuş gaz pedalına Yatar Cemal. Bu ara gazları hayattan alınmış bir intikamdı onun için. Kornası ise insanlardan. Çok seri basardı kornaya. Bununla ilgili Minibüsçüler Derneğinden alınmış bir başarı belgesi bile vardı. Gerçi arası çok iyi değildi Dernekle. Fazla müşteri kapmak uğruna köşelerde şuursuzca beklediğinden takmışlardı bu lakabı Yatar Cemale. Bu beklemeleri Yatma olarak adlandırırlardı minibüsçülük litaratüründe. Çoğu kez bunun yüzünden yolcularla da dalaşmıştır Yatar Cemal. Çoğunu dövmüştür. Dövemediğine küfür etmiş, arkası itina ile ezilmiş, Adana yapımı, yumurta topuklu ayakkabısını hunharca fırlatmıştır.

Aslında hikayesi Ortaokul yıllarında başlamış. Okulda fordçuluk adına yazdığı kompozisyonlar gelecekte ki kariyerini belirler nitelikteymiş. Bütün hikayeleri Otobüste geçmekte, Toplu Ulaşımın sekse giden yol olduğu kurgusuyla taciz dolu satırlar yazmaktaymış.
"Otobüs Istanbul'un düz yollarında bir çukur bulur, bu çukur ve sarsılmadan dolayı kızların memeleri göbeğine kadar iner, bu bölümde ivmeli hareketlerle sallanır ve kız tahrik olur. Ama sallanan memelerden dolayı değil, yazarın ona koltuğundan kalkıp yer vermesinden. Kız nerden bilebilir ki oturduğunda ağızının, yazarın dalgametresiyle aynı rakımda olacağını."

Velhasılı kelam okuldan atılmış Cemal, bir akşamüstü okulda elektirkler kesildiğinde Asumana yaptıkları yüzünden. Atılmasında Asumanın babasının müdür yardımcısı olmasının rolü var mıdır bilemiyoruz. Buna rağmen Cemal kendisini çabuk toparlamış ve bir Halk Otobüsünde muavin olarak iş hayatına atılmış.

Halk Otobüsü deneyimi Ona toplu taşıtlarda oluşan gizli boşlukları keşfedebilme yetisini kazandırmış. Öyleki 15 metre arkadaki bir kişilik boşluğu görebiliyormuş artık. Bozuk paralarla uğraştığından finansal yönden Ülke yönetimine aday olabilecek birikime ulaşmış. Sahi Unakıtan'dan neyi eksikti Cemal'in, sadece büyüdükleri ortam farklıydı. İnsanlarla olan sosyal iletişimi yüzünden halkın da nabzını tutabiliyormuş hem. Onları azarlıyor koyun gibi güdüyormuş bazen. Halk Onun bir sözüne bakıyormuş ilerlemek ve O istedi diye birbirinin üzerine çıkmak için. Fakat birşeyler eksikmiş hayatında. Halkın lideri olmak, Kral olmak sanki Muavinlikle elde edilecek birşey değilmiş artık. Kararını vermiş ve para biriktirmiş. Bir Otobüs olmasada Minibüs alacakmış kendisine. Bu yeni Dünyada Alem buysa Kral Cemal olacakmış.

O yıllarda Magirus marka Minibüsler modaydı. Haliyle Cemal'inde tercihi bu yönde oldu. Fakat Fabrikadan çıkan Magirus'ü öyle alıp kullanmak olmaz. Çünkü Fabrikadan çıkan Minibüs eksiktir yanlıştır.



Bu yüzden Sanayi de ilk iş olarak Önünü kaldırdı. Bir Minibüs'ün önü nekadar kalkarsa o kadar statü kazanır. Önü kalkık bir Minibüs ile tepeden bakmanın racon açısından büyük önemi vardır.






Sonra Halogen Far gerekir. Fabrika bu konuyu da atlamıştır. Minibüs'ün önüne mümkünse paranızın yettiği kadar Far taktırmanız gerekir. Burda Önemli olan konu farın yanıp yanmaması değil orda olmasıdır. Bu yüzden Taktırdığınız far değil Onun kapağı bile olsa kafidir. Yeter ki Halogen yada Hella yazsın.

Tabi Cemal bununla yetinmedi. Kendisinin Edebi bir geçmişi vardı. Bunu kullanmasa olmazdı. Minibüsün çeşitli yerlerine yazılar yazdı. En ilgi çekeni "Ağaçtan düşen yaprak kurumaya, gönülden düşen unutulmaya mecburdur" oldu. Bu yazısı şiir dalında Minibüs Nobeli aldı.


Ünü günden güne arttığından müşterileri de özel olmuştu ve bu özel müsterilere farklı davranmak gerekirdi. Öyle de yaptı.

Normal lambaları söktü, içeriye mor lambalar taktı. Böylece akşamları içerisi kerrane gibi oluyor, hayalini kurdugu "Toplu ulaşımda sekse giden yol" için bir adım daha atıyordu. Aynı lambalardan fren pedalınada taktırdı frene bastıkca ne güzel yanıyor insanlar aşka geliyordu. Sonra bu adımlara ek olarak Müzik açılımınıda ekledi. Pahalı yanar döner ekranı olan bir kaset çalar... herneyse.



Zamanla Fabrikanın ön konsolda yaptığı yanlışları düzeltti. Direksiyon, Sinyal kolu ve bütün materyallere kemik süsü veren yapışkanlardan yapıştırdı. Böyle daha güzeldi.








Böylece zaman içerisinde minibüs'ü tam anlamıyla evi gibi oldu. Herşeyi vardı ve göz alıcıydı. Bunların içerisinde 2 araba teybi, 9 dikiz aynası, 6 tabanca, 12 tesbih, 1 Minibar, 1 tropikal bitki, 2 balta, Gümüşlük seti, Televizyon ve son olarak Akvaryum bulunuyordu.



Kendine özgü tarzı ve kendine özgü müşterileri vardı. Fakat kış büyük bir problemdi. Müşteriler rahatsızdı fakat onun da çözümünü buldu Cemal. Minübüs'ün içine soba kurdu.






Artık herşey istediği düzene girmişti Cemal'in. Rüyalarına giren "Alem buysa kral Cemal" sloganları gerçek olmuştu. Aslında bundan dolayı biraz Artist görüyordu kendisini. Geçmişten gelen birikimler vesaire hayat ona çok şey öğretmişti. Vitesi değiştiriş tarzıda bundandı.Hayat okulu dedikleri tam olarak buydu. Zamanla bu birikimlere, yokuşta motorun çekişinden içerideki yolcu sayısını bulma ve eldeki paradan ücretini vermeyeni belirleme sonra mevcut aynalardan parasını vermeyeni kesme şeklinde eklemeler olmuştur.

Kral'dı Cemal. Kornasıyla, ara gazıyla, tarzıyla...
Ve yine sabah işe kalktı Cemal. Pastırmayı andıran götü ve o göte kaynamış grammer armasıyla. Kapıyı açtı Bismillah dedi. Bütün gün karı kız keseceği aynaları tek tek koltuklara göre düzelterek geçip giderken kapımızın önünden, yine okul harçlığımı vermeyi unuttu şerefsiz.

POSTED BY Chopartypical
DISCUSSION 6 Comments

6 Responses to : minibüs'cünün seyir defteri

  1. sinemis says:

    nasıl bir yaratıcılıktır bu arkadaşım yaw! Koptum okurken..
    "Pastırmayı andıran götü ve o göte kaynamış grammer arması"

    Ellerine sağlık :P

  2. Pelük says:

    Bir götten sallamasyonla insan ancak bu kadar çok şey öğrenebilir. Literatürüme ne çok kelime kattım ertesi gün unutacağım.

    İlk kez bir minübüsün önünde o kadar fazla far olduğuna dikkat ettim ayrıca hiç dikkatimi çekmemiş ehu.

    Her şeye rağmen çiçek abbası tek geçerim :G

  3. çiçek abbasın ki ford du değil mi ?
    ne demişler alırsın ford olursun lord.

  4. forever çiçek abbas tabi, o su götürmez bir gerçek!

    analizler yerinde, hoş, güzel. fazlası var eksiği yok. peki ben neden böyle film eleştirmenleri gibi gıcık konuşuyorum? hiç bir fikrim yok. neymiş? neyseymiş..

  5. http://herbokubilenadam.blogspot.com/2009/10/ayn-yazlar-5.html

  6. listede yer bulmak çok güzel.

    minibüse binenler nasıl
    anlaşılıyor :P

    herşey için teşekkürler hbba.

National Geographic POD