Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Hasssiktir Ordan! Vakaları....

Askeri Araç Devrildi : 1 Şehit

Hassiktir ordan derim ben adama! Çanakkale'de ölenler neydi o zaman? Her önünüze gelene şehit demek ne güzel değil mi? Kapsamlı bir milliyetçilik dalgası yaratmanın has bir yolu. TDK sözlüğünde "Kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda ölen kimse" diye geçiyor ama aslında asıl anlamı "Din yolunda canını veren kimse"dir.

Kamyon devirene bizim askeriye de "cenabet" derlerdi. Tabi burada "Kamyon devirme"nin anlamı gece rüyanda hatunlarla sevişip, boşalmak anlamına gelir. Askerlikte adettendir bu eylem. Ama elin oğlu kamyonu deviriyor, bir asker trafik kazasında öldüğü için "şehit" ilan ediliyor.

Ayaklarında çarıkla, ellerinde patlamayan silahlarla istiklal mücadelesine çıkmış anadolu gençleri şu an, şu haberi duysa ne biçim üzülürlerdi.

Yapmamak lazım bunu. Ben yaptım o boktan askerliği. Gördüm, mallığın en has alası orada var. Canlı canlı yaşıyor o fıkralarda anlatılan adamlar. İnanamıyorsun. Gözlerini imkansızın ötesinde bir şey görmüşçesine açıp kapatıyorsun ama gördüğün inanılması güç görüntü kendini ispat etmek istercesine gözünün önünde neon ışıklı bir kerane tabelası gibi yanıp sönüyor. Bu adamlar askerde nöbette uyudukları için tüm karakolun ölümüne neden oluyorlar, ölüyorlar ve öldürüyorlar. Bu adamlar şehit falan değil. Bu adamlar salak. Kızmayın, üzülmeyin. Bunlar gerçekler. Bu habere bu başlığı atan kadar salak bu adamlar. Trafik kazasında şehit olunuyorsa milyonlarca şehidimiz var hergün. Çanakkale'den daha fazla. Ama yok eğer kıyafetinin üniforma olması gerek diyorsan; neden bir nesil yok oldu şehitlik uğruna? diye sormazlar mı adama?

Mevzu o değil. Ölene elbet üzülürüz. Malum genlerimiz bozuk, duygusalız. O adamın orada ne işi vardı diye sormayız misal. Sadece üzülürüz. "Suçu neymiş abi, neden askermiş?" diye sormaya yemez götümüz, yetmez nefesimiz.

Demokratik açılım karşıtlığından ziyade Kürt karşıtı olan zihniyet: "Abi Kürtler ne yapmış bu ülke için?"

Bir "hassiktir ordan" vakası daha işte. Kürtler ne yapmış? Bilmem. Peki sen ne yaptın? Farklı bir şey yapmadın sen ondan. Ben de yapmadım. Hayır, Kürtleri eleştirirsin, etnik milliyetçilik yapıyorlar dersin, diyecek bir çok şey var, Kürtlerin eleştirilecek milyonlarca noktasını çıkartabiliriz, bu değil mevzu. Onlara verilecek cevapta var, onu ayrı yerlerde tartışırız. "Kürtler bu ülke için ne yapmış?" işte bu soruya takılıyorum ben her şeyden evvel. Biz ne yapmışız ki? Ben Şile, Alacalı nüfusuna kayıtlı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Cem Kılıçarslan olarak ne yaptım ki bu ülke için? Daha fazla amelelik, daha fazla koyunluk, daha fazla sürünmek? Sanmıyorum ki onlar benden daha az sürünüyor. Ben de onlar kadar sürünüyorum, onlar da benim kadar sürünüyor. Bu ülke için kim ne yapmış? Kaç tane bilim adamı çıkartmış üniversitelerimiz? Kaç tane teknolojik buluşumuz var? Otu boku taklit eden üreticilerimiz neden elektronik hiç bir şey taklit edemiyorlar? Taklit ettikleri boktan elektronik parçaların bile çipleri neden bu ülkede üretilemiyor? Neden salak astroloji fallarından başka uzay araştırmaları ile ilgili bir arpa boyu yol alamıyoruz? Neden? Neden? Neden? Bunların tek suçlusu Kürtler ise alayının amına koyim! Ama yok tek suçlu onlar değil ise haçen götünüzü kollayın yiğitlerim!

Bu ülke, açılımları 1970 ve 1980 yıllarında yaptığı gerici darbelerle çoktan kapatmıştır zaten. Ülkenin bir 30 yıl geri gitmesinden ziyade, aydınlık ve okuyan gençliği yok edildi. Zindanlarda, işkence odalarında 30 yıllık geleceklerinin önüne kara bir korku yerleştirildi. Tüm bunların dışında, ülke bireysel ve devlet olarak askeriyeye bağımlılıkla ve korkuyla yaşamaya alıştı. Her sesi çıkanın kafası ezildi. Bilim ve sonucunda ulaşılacak aydınlık, direkt olarak, kasıtlı ve aleni olarak yok edildi. Korkularından hiç bir açılım yapamadıkları gibi, bok ettikleri ekonomiyi iyice dışa bağımlı hale getirdiler. Amerika'dan Demirel ithal ettiler, Özal ithal ettiler. Devleti ve ekonomiyi onlara emanet ettiler.

Ve aradan yıllar geçiyor, aydınlarımı yakılmış, işkence ile bastırılmış, katledilmiş, hiç bir buluşumuz, bilimsel anlamda gelişimimiz yok. Bu durumun failleri belli iken "Kürtler bu ülke için ne yapmış?" denmesi koskocaman bir HASSİKTİR ORDAN! ı hak ediyor. Bu ülkeyi bu hale getirenler gelişim düşmanı darbeciler ve onların destekçisi siyasilerdir. Hesabı onlara kesin.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 7 Comments

7 Responses to : Hasssiktir Ordan! Vakaları....

  1. biliyorsun ben senle hiç bu konuda anlaşamıyorum. ama anlasamamak bizi hamken olgunlaştırıyor. hani diyorsunya kürtler bu ülke için naapmış sorusu saçmadır, Türk dediğin naapmıştır bu ülkeye. Ben türk yada değilim bilemiyorum kurtuluş savaşında bu topraklarda sülalemin esamesi okunmuyordu. Şimdi burda ahkam kesmem söz konusu değil ama nette dönen rakamlar var bunun nedeni kürtler bu ülkede çok şey yapmıstır sözünden çıkan rakamlar. bu rakamların sonucunda kürtler hiç birşey yapmamışlardır sonucunu çıkarıyorlar. nedeni budur. şimdi hep beraber gerçek olduğunu bilemediğimiz rakamlara bakalım.

    Çanakkale Savaşı Kurtuluş Savaşı’nın kıvılcımı, Kurtuluş Savaşı ise Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran savaş olmuştur. DTP’nin son 2009 Mahallî Seçimlerde İl Genel Meclisi Üyeliği bazında birinci olarak çıktığı on ilin Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları’nda verdikleri şehit sayıları:
    İller Çanakkale Savaşı Kurtuluş Savaşı
    Diyarbakır 49 497
    Muş 7 105
    Ağrı 0 35
    Iğdır 0 11
    Van 36 343
    Hakkâri 0 21
    Şırnak 0 8
    Siirt 40 153
    Batman 0 8
    Mardin 7 182
    Toplam 139 1363

    Bir de rast gele seçtiğimiz on Anadolu şehrinin aynı savaşlarda verdiği şehit sayılarını inceleyelim:
    İller Çanakkale Savaşı Kurtuluş Savaşı
    Kastamonu 2425 5160
    Konya 2488 4787
    Ankara 1772 4219
    Balıkesir 2779 4043
    Afyonkarahisar 95 3273
    İstanbul 1648 3177
    Bolu 1405 3206
    Kütahya 1487 2488
    Sinop 1488 2438
    Antalya 183 2132
    Toplam 15,770 34,923

  2. birde çıkarılan isyanlar var.

    Babanzade Abdurrahman Paşa isyanı (1806- Musul)
    Babanzade Ahmet Paşa isyanı (1812 – Musul)
    Zaza isyanı (1820)
    Yezidi isyanı (1830- Hakkari)
    Şerefhan isyanı (1831- Bitlis)
    Bedirhan isyanı (1835- Botan)
    Garzan isyanı (1839- Diyarbakır)
    Ubeydullah İsyanı (1881- Hakkari)
    Bedirhan Osman Paşa ve kardeşi Hüseyin Paşa isyanı (1872-Mardin- Cizre)
    Bedirhan Emin Ali isyanı (1889- Erzincan)
    Bedirhaniler ve Halil Rema isyanı (1912-Mardin)
    Şeyh Selim Şehabettin ve Ali isyanı (1912- Bitlis)
    Koşgari isyanı (1920- Koşgiri)
    Nasturi isyanı (1924- Hakkâri)
    Jilyan isyanı (1926- Siirt)
    Şeyh Sait isyanı (1925- Bingöl-Muş-Diyarbakır)
    Seit Taha ve Seit Abdullah isyanı (1925-Şemdinli)
    Reşkotan ve Reman isyanı (1925- Diyarbakır)
    Eruhlu Yakup Ağa ve oğulları (1926-Pervani)
    Güyan isyanı (1926-Siirt)
    Haco isyanı (1926- Nusaybin)
    I. Ağrı isyanı (1926)
    Koçuşağı isyanı (1926- Silvan)
    Hakkâri-Beytüşşebab isyanı (1926)
    Mutki isyanı (1927- Bitlis)
    II. Ağrı isyanı
    Biçar harekâtı (1927- Silvan)
    Zilanlı Resul Ağa isyanı (1929- Eruh)
    Zeylan isyanı (1930- Van)
    Tutaklı Ali Can isyanı (1930- Tutak-Bulanık- Hınıs)
    Oramar isyanı (1930- Van)
    III. Ağrı harekâtı (1930)
    Buban aşireti isyanı (1934- Bitlis)
    Abdurrahman isyanı (1935-Siirt)
    Abdulkuddüs isyanı (1935-Siirt)
    Sason isyanı (1935-Siirt)
    Dersim isyanı (1937-Tunceli)
    PKK terörü (1984- Devam ediyor)


    bana göre bu rakamlar sonucunda kürtler bu ülkeye ne vermiş diye söylemler çıkıyor.

    şehit olaylarıyla ilgili bir anımı anlatmadan geçemiyeceğim. bayburttan erzincana gideceğiz muhafız askerim. bayburttaki alayda tamir edilemeyen askeri kamyonlar toplanır erzincandaki büyük fabrikaya götürülür. burda komple bakımdan geçer boyanır paklanır. yeni gibi olur. sonra teslim alınır bayburta geri götürülür. fakat bu kamyonlar dedemle kardeş olabilecek yaşta oldukları için daha yolda bozulur. bayburt erzıncan arasında kelkit, köse ve degirmendere denilen yerlerden geçersiniz. uçurumdur her yer. ve freni bosalan bu kamyonlar burdan aşşagı defalarca uçmuştur. sırf bu yuzden hic bir ast subay rutbelı asker bu kamyonları kullanmaz. genelde en dusuk rutbelı uzman cavuslara verılır bu iş. hatta kamyon bayır assagı en onden gıder bosalırsa frenı bızı almasın önune diye. simdi o ucurumda olen askerlerin sehitmi yoksa niyazımı olduguna siz karar verin.

  3. Ankara'sına kadar girilen yurdun batı kesimlerinde şehit oranının çok daha fazla olması gayet normaldir bence.

    Orada milliyetçilikte kimseye toz kondurmayan Trabzon yazmıyor, Rize'de, Artvin'de yazmıyor. Bir baksak oradan da 3-5 kişi çıkacak belkide, bilemeyiz. Uzaklığın bu konuda çok etkili olduğu yadsınamaz bir gerçek. O rakamları da incelersek belki daha sağlıklı bir çözüme ulaşırız. Ben araştırmadım, araştırmayı düşünmüyorum.

    Kurtuluş savaşında herkes öyle ya da böyle bir şeyler yapmıştır; elinden geldiğince..

    Bu isyanlarında alt yapılarını incelemeden bir şey diyemeyeceğim. Şeyh Sait isyanını biliyoruz, dinci ağırlıklı bir Kürt isyanı, eyvallah. Dersim isyanı denen şey duyduğum kadarıyla yapılmış bir baskılar ve katliam neticesinde alevlenen bir isyandır. Önder daha iyi bilgilendirebilir bizi bu konularda.

    Bizim, yani kendisini Türk olarak adlandıran kitlenin ya da kendisini Kürt olarak adlandırmayan kitlenin isyan etmemesinin en büyük nedeni milliyetçiliktir, şovenizmdir, kendi ırkının ismiyle kurulmuş bir cumhuriyete karşı duydukları saygıdandır. Yoksa hepimiz en az Kürtler kadar çok çekiyoruz bu ülkeden ve politikalarından. Şimdi IMF protestocuları için de Kürt ya da terörist derler.. Bu işler böyledir. "Zaten ilk biber gazını göstericiler sıkmıştır polise. Bu yüzden çıkmıştır olaylar. Polis dövülmüştür, polis kendisini korumuştur. Kürtler bu ülkenin içine etmiştir, biz onların milliyetçiliklerinin kurbanıyızdır."

    Vermiş olduğun kamyon örneğinde de olduğu gibi: birileri bizi çok fena sikiyor bro! Bu kadar basit sikmesinler bari, azıcık kasalım kıçımızın büzüğünü!

  4. Ayrıca dayanamadım baktım. Trabzonda 1bin kişi falan, Rize'de 300 küsüre, Artvin'de 200 küsür...

    Çok büyük farklar değil bunlar ama asıl olan bu listeyi yapmanın bile bölücülük olduğudur. "Bakın, siz bu kadar, biz bu kadar şehit verdik" Burada bile kendimizi ayırıyoruz.. :)

    Ayrıca "cumhuriyetten önce de,cumhuriyetten sonra da türk devletinin doğu'ya (özellikle de alevi kesime) yaptıkları baskılar nedeniyle şehit sayıları batıdan doğuya azalmaktadır.düşünün,yıllar boyunca sülaleniz o devletten baskı görüyor,sürülüyor.. Siz olsaydınız savaşlarına katılır mıydınız." demiş birisi bu başlıklardan bir tanesinde. Pek haksız sayılmaz.

    Maraş'ta daha 40 yıl önce bile katlediyorlardı Alevileri. Daha anca yeni yeni alışıyor insanlar öldürülmemeye ve baskı görmemeye...

    Asimile çabalarının sonuç vermediği her yerde böyle şeyler olmuştur.

    Hatta bir yerde Kürtler için, sırf Kürt halkını yok saymak amacıyla "dağ Türkleri" denildiğini okumuştum... Asimilenin bu kadarı olur mu? Kim kendine bunu yakıştırabilirdi ve isyan etmezdi?

  5. Bence asker disfircasini yutup bogulsa da, sehit olmali.. Sehitlik mertebesi kaybedilen canin bedelidir bence, insanlari canlarinin bedeli yetenekleri ve sanslarina(sansizliklarina ya da) bagli birer fonksiyonla hesaplanmamali.

  6. Bir de oranlar sayilardan daha anlamlidir.

  7. 'şehitlik mertebesi kaybedilen canın bedelidir' cümlesi 'vatandaş' olmuş insanların düşüncesidir diye düşünüyorum.Bence şehitlik mertebesi diğer bütün kutsal kavramlar gibi biz sömürülen sığırlar için var.Şehitlik mertebesi çocuğu ölmüş,ve sürekli ölen anne-babaların nezdinde yönetilen sürü içinde,kaybedilen canın en ucuz ve en basit bedelidir ve sömürüye en karlı geri dönüşümdür,bu yolla asırlarca uyutabilirsin bir toplumu ki biz bunun en canlı kanlı örneği bir toplumuz.Nihayetinde kan ve can üzerinden sürdürülen bir sistem söz konusu.Bir orospu çocuğu karakterli puşt ta askerde ölebilir,bir tecavüzcü,bir sapık,annesini döven bir psikopat,beyinsiz bir dallama vs vs..burada sıçar şehitlik konusu.

    Kurtuluş savaşı ve isyanlarla ilgili söyleyebileceğim şeyler ise:
    kürt isyanlarının tarihçesini pek bilmiyorum.Dersim isyanın ise bir kürt isyanı olarak algılanmasına ve algılandırılmasına şiddetle karşıyım.Dersim garip bir yerdir ve garip insanlar yaşar..Şeyh said ayaklanmasında Dersim lideri Seyit Rıza isyanları birleştirmeyi önerir ve şeyh said görüşmeye gittiği Seyit Rıza nın yemeğini yemez..çünkü onlar kızılbaştır!
    Dersim neden isyana girdi diye sorarsanız bu gerçekten burada bir kaç cümleyle doğru aktarılabilecek birşey değil.Ama şu bilinmeli ki kızılbaşlar tarihlerinde hiç bir katliam bulunmayan bir toplum buna karşın tarih boyunca katliam gören bir toplumdur.
    İsyan bastırmak ayrı birşeydir ama Dersimde yapılan şey çok çok farklı birşeydir..İsyan bastırmak için çocukları mağaralara doldurup havaya uçurmazsınız,hamilelerden süngülerle bebek çıkartmazsınız,genç kızlara,kadınlara,gelinlere tecavüz etmezsiniz,çocukları ailelerinin ve tüm köylünün cesetlerinin altında gizlenmeye mecbur bırakmazsınız,orada sadece deliler ve yaşlılar hayatta kalacak şekilde herkesi yok etmezsiniz,herneyse bu katliam ayrıntılarını saatlerce yazabilir ve anlatabilirim.Oraya gittiğinizde size kapısını açmayacak ve yokluğun içerisinde nasıl hizmet edeceğini şaşırmayacak insan göremezsiniz neden mi ? çünkü asırlarca unutulamayacak aşşağılık ve pisliklerle dolu bir katliam yaşadılar ve artık gördükleri insanlara tanrıya sarılır gibi sarıldılar ve hala sarılıyorlar.

Bu gadget'ta bir hata oluştu