Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Sadece Gökyüzü, Sadece Deniz, Sadece Sen ve Ben... Hepsi Bu...

Selamlar okuyucu! Nasılsın? Uzun zaman oldu gibi geldi bana... Yazmak ve aynı zamanda yazılmak istiyorum ama hayat şartları, zorlukları ve gariplikleri uzaklaştırıyor zihnimizi bu karalamacalardan. Ben böyle miydim, böyle mi doğdum? demiş bir meyhane şarkıcısı, şimdi hatırlamıyorum ismini..

Yine ben, bizzat kendim, küçüktüm ve aynı zamanda ufacıktım. Top oynar acıkırdım elbette ama bu şu an konumuz dahilinde değil. Neyse. Yani yaşını göstermeyen çocukların büyük gösterenlerden değil, tam tersinden, süt gibi olanlarından olduğum zamanlar, lise çağlarımız ve Kadıköy'ün bit pazarının Amerikan bölümünde mum satmaktayız. Maaşım haftada 5 milyon, ayda 20 milyon. Temiz para. Yaptığımız iş sabah erkenden gidip tezgahı kurmak, mum satmak ve akşam tezgahı toplamak. Hayat eksenimizde bu olaylar var; umutlarımız kadar boşlar... Ama umutlarımız kadar eğlenceliler...

Yine 5 milyon liramı kazanmak istediğim bir gündü. Şu zamanlardaki gibi saf ve mal bir adam olduğumdan, müşterilerin yalvar yakar, zorla indirim yaptırdıkları zaman farkını cebimden kasaya atardım çaktırmadan. Teyzenin birisi bir gün tek mum parasından daha düşük bir bedele iki mum almak için yırtınmıştı, zorlamıştı, "olmaz" demiştim, "patrona sormam lazım"... "Sen sor patrona, ben buralardayım, olmaz derse veririm gerisini" demiş ve alıp gitmişti mumları. Aklımdan "gelince patron kızdı" derim, "parayı alırım", diye geçiriyordum ama teyzenin kendisinden bir daha haber alınamadı elbette. Mallıkta son nokta. İnsanlar böyle işte, küçücük çocuğu kandırarak üç beş tasarruf etmeye çalışıyorlar. Ya da bizi sikiyorlar?

Üzücü be okuyucu. O kadının söylediği yalanı hiç unutmadım ama ders almayı da pek beceremedim sanki..

Malum, şimdi çok asiyiz, anarşiğiz, solcunun kralı, devrimcinin babasıyız ama hala maaş gününden 10 gün sonra alabiliyoruz maaşımızı. (Şanslıysak!) Yemek paramız yatmadığı için akşama kadar aç kalıyoruz.

Hadi ben sosyalistim ve bu yüzden malım. Hakediyorum bunları. Ama diğerlerinin suçu ne? Bir milyor tane adam tanıyorum açlıktan nefesi kokan ve bunların alayı ideolojik olarak benim gibi düşünse şimdiye kadar başbakan ben olmuştum. Alayına yakını sağcı bu adamların. Tayyib'i destekleyeni milliyetçi olanlardan daha çok. Hepsi "memleket iyiye gidiyor" diyorlar ama ay sonunu getiremiyor hiç birisi okuyucu? Peki bu adamlar neden hiç kızmıyorlar, neden hiç nefret etmiyorlar, neden isyan etmiyorlar okuyucu? Ben bunu çok, ama inan çok düşünüyorum. Düşünüyorum, bu insanları ne harekete geçirebilir diye. Ne yapmak lazım bu adamların birazcık, minnacıcık, benim lise çağlarımda olduğum kadar minnacık düşünebilmeleri için? Bilimsel bir çalışma yapıp, çaya ve sigaraya bir kimyasal karıştırarak bu insanların içindeki anatolia genini yok edebilir miyiz? Bu milliyetçiliklerini, körülüklerini, koyunluklarını, bağımlılıklarını ve vurdumduymazlıklarını biraz olsun azaltamaz mıyız?

Hepsi o teyze gibi basit düşünüyorlar. Minicikler. Öyle ufaklar, öyle zerreler.. Kendimi biraz zorlasam onları görmeyeceğim bile.

------------------------------------------------------------

Bir kitap okuyorum okuyucu. Tanrıların Arabaları diye. Yazar ütopyanın dibine vurmuş, güzel vurmuş ama, hiç mantıksız değil. Çok eski zamanların uygarlıklarının tanrı diye benimseyip taptığı varlıkların uzaylılar olabileceği yönünde bir ütopyası var. Arkeolojik araştırmalar ışığında, kalıntılar ve yapımı imkansız görünen yapılar ışığında mantıklı bir teori üretmiş. Uçan tanrılar, ateş topu halinde yer yüzüne inan yuvarlak kafalı ve insan görünümündeki tanrılar, tepesinde çıkıntısı olan yuvarlak bir araçla gökyüzüne yükselen tanrılar... Okurken eğleniyorum. Tabi bunlar arkeolojik yazıtlardan aktarılan bilgiler.. Neyse. Sonuç olarak ben uzaylı denen dalgaya inanmıyorum, uzayda yaşam olduğu muhabbeti bana pek inandırıcı gelmiyor. O yüzden bu adamın dediklerine gülüyorum. Komik oldukları için değil yani. Gayet güzel ve taşşaklı bir ütopya.

Not olarak God Is An Astronaut grubunun bu kitaptan esinlenerek gruba isim verdiğini belirtmeliyim.. Neyse..

Üyopya diyorduk.. Ama bana göre değil. Yazarın özellikle belirttiği bir nokta var. Eski yazıtlarda tanrılar hep "geri döneceğim" derlermiş ve o zamanların yaşayan uygarlıkları tanrılar tekrar gelsin diye adaklar adar, kurbanlar verir, ibadetler yaparlarmış.

Bu, bende farklı bir ütopya yarattı. Bu "tanrılar" uzaylı değil (çünkü ben inanmıyorum onlara) peki ne? Uzaylı değillerse ve yeniden geleceklerini iddia ediyorlarsa o zaman bunlar zaman makinesiyle geçmişe dönüp, geleceğe yön veren çatlak profesörlerdir! (AROG'daki Cem Yılmaz misali sdmofmsoıdf) Yine gelecek, çünkü gelecekte doğacak o adam. Düşünsene ne kadar mantıklı. O zamanlarda tanrılar hiç yüzlerini göstermezlermiş kitabelerde yazanlara göre. Zaten her dinde vardır böyle bir geyik. Tanrının yüzünü görmek yasaktır, tanrının yüzünü gören ölürmüş falan filan. Herifler zaten cahil, ver coşkuyu, herifler anında titrer zaten. Neyse. Neticede adam tanınmak istemiyor ve yüzünü göstermiyor? Cahilliklerini kullanıp, "yüzümü gören ölür" diye korkutuyor? Neden olmasın?... Adam gökten gelmiş olm?

Tabi sana boş bir muhabbet gibi oldu bu ama kitabı okusan ve uzaylılara inanmasan bana hak verirdin. Bence bu kitabı benim dediğim tarzda yazsa daha fazla tutardı bu kitap... fdpogıf Gerçi çok fazla satmış bu kitap yurtta ve cihanda. Yurtta sulh, cihanda sulh...

Selam saygı okuyucu..

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 1 Comment

One Response to : Sadece Gökyüzü, Sadece Deniz, Sadece Sen ve Ben... Hepsi Bu...

  1. tam güzel bir yorum iliştirmişken blogspot hata verdi gitti emeğim, inat yapar yine yazarım..

    diyordum ki, uzaylı dediğin var olsa da olmasa da farketmez bence ama var olması mevzususu üstüne düşünürken eğlendiğim bir mevzudur. bence varlıklarını kabul ettikten belli bir süre sonra işi uzaylı ticaretine döker, gemisine bineceği sırada ayağından çekiştirir düşürür, sokakta boynuna zil geçirip ayı misali oynatırız ya da özne-nesne yer değişikliği. ama sırf bş zamanlarımda böyle şeyler düşünmeme sebep olup beni eğlendirdikleri için resmen inanabilirim onlara!

    ayrıca "nasılsın?" sorusuna takar ve bu sefer cevap veririm efendim. kötüyüm yahu, haftaiçi gelse de okula gidip zıbarsak diye bekler oldum, dershane mevzusu öyle sikiyor beyin bünye birşey kalmıyor akşama. sınav sistemine blog ahalisi olarak kolumuz kafamız girse ne iyi olur, sevinirdim ben..

National Geographic POD