Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Dinime Küfreden Müslüman Olsa...


Efendim selamlar! Nasılsınız?

Basketbola oldukça ilgiliydim. Maçlara falan gitmezdim belki ama Fenerbahçe'yi futbolda ne kadar izliyorsam, o kadar takip ederdim basketbolda da.. Fenerbahçe'nin sponsorluk anlaşması mahiyetinde isminin yanına ülker ekini almasından sonra vazgeçtim basketboldan ve takip etmekten. Neticede Fenerbahçeliyiz. Adımızın yanına başka bir ad, hele hele böyle bir ad kabul edemiyoruz, sindiremiyoruz. Neyse işte; bunlar basketbol konusuna bir giriş olsun dedim.

Geçen sene lig finalini Fenerbahçe ile Efes Pilsen oynadı ve Efes Pilsen ligi kazandı. Maçlar bitti ve doping testlerinde Efes Pilsen oyuncusu Kerem Gönlüm dopingli çıktı. Maça doğrudan etki eden bir doping vukuatı sümen altı edildi, oyuncuya ceza verildi ama doğrudan etkilenen maç ile alakalı bir değişme olmadı...

Geçen hafta Galatasaray Cafe Crown ile Fenerbahçe ülker maçı vardı. Maçta kavga, su şişesi, olay herşey vardı elbette. Türk insanının muazzam seyircilik potansiyeli... Burada Galatasaraylı ya da Fenerbahçeli olması fark etmiyor. Sahaya girip oyuncuya saldırma cürretini gösteren insanların forma rengini değil, psikolojik, sosyolojik ve ekonomik durumunu araştırmak lazım önce...

Asıl mevzu Galatasaray kulübünün yapmış olduğu şike olayı. Galatasaray oyunculularından Cemal Nalga diskalifiye edildiği Cibona Zagreb maçından sonra ceza almıştı. Çok zeki olan Galatasaray kulübü Almanya'da oynanan iki hazırlık maçında Galatasaray oyuncusu olan Tufan Ersöz'ün formasını Cemal Nalga'ya giydirerek hem oyuncunun formunu korumasını sağlamaya çalışmış, hem de oyuncunun adını maç listesine yazmayarak iki maçlık ceza indiriminden yararlanmak istemiştir.


Ligler başlamış ve Galatasaray takım yöneticileri tarafından Federasyona sunulan belgelerin gerçeği yansıtmadığı ve sporcunun, verilen cezasını tamamlamadan, Teknosa Türkiye Kupası eleme grubu müsabakalarında ve Beko Basketbol Ligi normal sezon ilk beş hafta müsabakalarında cezalı durumda oynadığı anlaşılmış...

Her fırsatta bizi ve camiayı çirkeflikle, şikecilikle suçlayan Galatasaray kulübünün durumu budur. Yıllardır söyleriz ama kendimiz dinleriz. Çünkü herkes anti-Fener formasından başka forma giymiyor bu ülkede. Çünkü bu ülkede "Fener şampiyon olmasın da kim olursa olsun"dur. Çünkü bu ülkede "Fener'i yenelim de şampiyon olmasakta olur"dur. Dinime küfreden müslüman olsa derler ya; işte alın size kapak olsun bu olay ve bu Federasyon kararı...

TBF Yönetim Kurulu Kararı

15-17 Eylül 2009 tarihlerinde düzenlenen İstanbul Cup Uluslararası Basketbol Turnuvası kapsamında 16.09.2009 tarihinde oynanan ‘Galatasaray CC – Cibona Zagreb’ müsabakasında diskalifiye edilen Cemal Nalga’nın, TBF Disiplin Kurulu’nun 24.09.2009 tarihli toplantısında 5 (beş) maç müsabakalardan men cezası ile başlayan süreç içerisinde;

17.11.2009 tarihinde Federasyonumuza ulaşan bilgiler üzerine yapılan tahkikat sonucunda Galatasaray CC takımının resmi yazılı dilekçesinin ve ekli belgelerin aksine adı geçen sporcunun 24-26 Eylül 2009 tarihlerinde Almanya’da; EnBW Ludwigsburg ve Deutsche Bank Skyliners takımları ile oynanan hazırlık müsabakalarında Galatasaray CC sporcusu Tufan Ersöz’ün formasını giyerek ve Tufan Ersöz’ün ismi altında oynamak suretiyle fiilen ve resmi müsabaka kâğıdında bu oyuncunun adıyla kaydedilmiş olarak yer aldığı belirlenmiştir.

Bu tespit ile Galatasaray CC takım yöneticileri tarafından Federasyonumuza sunulan belgelerin gerçeği yansıtmadığı ve sporcunun, verilen cezasını tamamlamadan, Teknosa Türkiye Kupası eleme grubu müsabakalarında ve Beko Basketbol Ligi normal sezon ilk 5 (beş) hafta müsabakalarında cezalı durumda oynadığı anlaşılmıştır.

Oluşan bu yeni durum üzerine ilgili organizasyonların sorumluluğunu üstlenen kurul olarak Yönetim Kurulumuzca ‘Yarışma Yönergesi’nin 26.3 ve 26.4 maddeleri kapsamında konu TBF Disiplin Kurulu’na sevk edilmiş ve bu kurulun görüş ve mütalaaları doğrultusunda;

a) 15.11.2009 tarihinde oynanan ‘Galatasaray CC – Fenerbahçe Ülker’ Beko Basketbol Ligi müsabakasında yapılan itirazın usül ve esas yönünden geçerli olması sonucuyla maçın sonucunun Fenerbahçe Ülker takımı lehine hükmen (20-0) galibiyet ve Galatasaray CC takımına sıfır (0) puan, Fenerbahçe Ülker takımına iki (2) puan verilecek şekilde tesciline,

b) 10-12 Ekim 2009 tarihlerinde Konya’da düzenlenen Teknosa Türkiye Kupası Eleme ‘C’ Grubu müsabakalarında cezalı durumda oyuncu oynatmış olması sebebiyle ‘Galatasaray CC – Pınar Karşıyaka’, ‘Tofaş – Galatasaray CC’ ve ‘Mersin Büyükşehir Belediyesi – Galatasaray CC’ müsabaka sonuçlarının Pınar Karşıyaka, Tofaş ve Mersin Büyükşehir Belediyesi lehine hükmen (20-0) galibiyet ve Galatasaray CC takımına sıfır (0) puan, rakiplerine ikişer (2) puan verilecek şekilde tesciline, bu sonuçlarla Teknosa Türkiye Kupası Eleme ‘C’ Grubu puan durumunun yeniden tanzim edilerek ilan edilen kupa statüsü gereği ilk iki sırada yer alma hakkını kazanan takımlara Teknosa Türkiye Kupası Sekizli Final müsabakalarına katılma hakkı verilmesine,

c) Beko Basketbol Ligi’nde Cemal Nalga’nın cezalı durumda oynadığı ‘Galatasaray CC – Oyak Renault’, ‘Kepez Belediyesi – Galatasaray CC’, ‘Galatasaray CC – Erdemir’ ve ‘Banvit – Galatasaray CC’ müsabakalarının sonuçlarının Oyak Renault, Kepez Belediyesi, Erdemir ve Banvit lehine hükmen (20-0) galibiyet ve Galatasaray CC takımına sıfır (0) puan, rakiplerine ikişer (2) puan verilecek şekilde tesciline, bu sonuçlarla Beko Basketbol Ligi puan durumunun yeniden tanzim edilmesine,

d) Cemal Nalga’nın cezalı olduğu dönem içerisinde oynadığı hazırlık maçlarında başka bir sporcunun formasını giydirerek takımda yer vermesi, bu sporcunun adını gizleyerek resmi müsabaka kâğıdına başka bir sporcunun adını kaydettirmesi, soruşturma dönemi içerisinde Federasyonumuza sunulan resmi belge ve yazışmalarda gerçeği yansıtmayan beyanlarda bulunması ile sportmenliğe aykırı davranışlarda bulunan, gerçeği yansıtmayan sahte evrak ile Federasyonumuzu ve kamuoyunu yanıltarak basketbol sporuna, kupa ve lig organizasyonlarına zarar veren Galatasaray CC takımının bu dönem içerisinde oynadığı resmi lig maçları sayısı kadar olan toplam beş (5) puanın (mevcut ve gelecekte kazanacağı puanlar dikkate alınarak) silinmesine,

Yönetim Kurulumuzca oybirliği ile karar verilmiştir.

TBF Disiplin Kurulu Kararı

1. Galatasaray CC takımı sporcusu Cemal Nalga’nın, cezalı olduğu dönemde diğer bir sporcu Tufan Ersöz’ün forması ve ismi altında oynamış olmasının tespiti nedeniyle TBF Yönetim Kurulu tarafından sevk edilen dosya TBF Disiplin Kurulu’nca incelenmiştir.

Olay, TBF Disiplin Kurulu’nca, sportmenliğe aykırı davranışlarda bulunarak, gerçeği yansıtmayan sahte evrakla Federasyon ve kamuoyunu yanıltarak, basketbol sporuna ve lige zarar vermek, ceza süresini beklememek gibi suça esas fiiller dikkate alınarak değerlendirilmiş ve TBF Disiplin Yönergesi’nin ilgili hükümleri kapsamında; sporcular, idareciler ve antrenörler için TBF Disiplin Yönergesi’ndeki cezalara hükmedilmiş, Kulüp açısından ise hükmen mağlubiyet ve puan indirme cezaları öngörülerek yetkili TBF Yönetim Kurulu’nun takdirine sunulmuştur.

Bu kapsamda;

a.) Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısının ve Basketbol Şube Sorumlusu Yiğit Şardan’ın Kulübü temsil ettiği ve şubenin sorumluluğunu taşıdığı, bu görevini icra ederken, (böyle bir olayı sonradan öğrendiği kabul edilse dahi) birinci dereceden sorumluluğunun ve görevini layıkıyla yerine getirmemesi sebebiyle talimatlara aykırı durum hâsıl olduğundan Disiplin Yönergesi 35. Maddesi çerçevesinde kendisinin 6 (altı) Ay Hak Mahrumiyeti ve 10.000 TL Para Cezası ile tecziyesine,

b.) Galatasaray CC Genel Menajeri Ali Türsan’ın şubede taşıdığı sorumluluk ve görev alanı içerisinde, üstüne düşen sorumluluğu (böyle bir olayı sonradan öğrense dahi) layıkıyla yerine getirmeyerek mer’i talimatlara aykırı durumun hasıl olmasına yol açması nedeniyle, Disiplin Yönergesi’nin 35. Maddesi gereğince 6 (altı) Ay Hak Mahrumiyeti ve 5.000 TL Para Cezası ile tecziyesine,

c.) Galatasaray CC Menajeri Mert Uyguç’un taşıdığı sorumluluk çerçevesinde takımda idari olarak birince derece sorumlu olmasına rağmen sözkonusu sahtecilik olayına doğrudan katıldığı ve sonrasında TBF’na verdiği 29.09.2009 tarihli Kulüp antetli yazısında da talimatlara aykırı ve Fedarasyonu aldatan tutumuna devam ederek TBF’ye sporcu Cemal Nalga’nın oynamadığı yönünde ıslak imzalı dilekçe vererek hukuka aykırı fiile devam ettiği anlaşıldığından kendisine Disiplin Yönergesi’nin 23.1 Maddesi gereğince 2 (iki) Yıl Hak Mahrumiyeti ve 10.000 TL Para Cezası ile tecziyesine,

d.) Galatasaray CC Antrenörü Okan Çevik’in görevini kötüye kullanarak, sporcu ve yöneticiler üzerinde baskı kurarak, sahtecilik ve Federasyonu kandırmak suçunu bilerek kasten işlediği tahkikat sonucunda ve imzaladığı müsabaka tutanaklarında açıkça belirlendiğinden, kendisinin Disiplin Yönergesi’nin 23.1 Maddesi gereğince 3 (üç) Yıl Hak Mahrumiyeti ve 10.000 TL para cezası ile tecziyesine,

e.) Galatasaray CC Yardımcı Antrenörü Cengiz Karadağ’ın, olayı birinci dereceden organize eden, üstü durumundaki baş antrenörün baskısı altında olmakla birlikte, bilerek sahtecilik ve Federasyonu kandırmak suçuna katıldığı kanaatiyle, kendisinin Disiplin Yönergesi’nin 23.1 Maddesi çerçevesinde 1 (bir) Yıl Hak Mahrumiyeti ve 5.000 TL para cezası ile tecziyesine,

f.) Galatasaray CC Teknik Danışmanı Koray Mincinozlu’nun olaydaki rolü itibariyle birinci derecede sorumluluk taşımamakla birlikte Kulüpteki teknik danışman konumu ve tecrübesi ile olaya zımnen muvafakat ederek iştirak etmesi neticesi ile kendisinin, Disiplin Yönergesi’nin 23.1 Maddesi gereğince 2 (iki) Yıl Hak Mahrumiyeti ve 5.000 TL Para Cezası ile tecziyesine,

g.) Galatasaray CC Sporcusu Cemal Nalga’nın profesyonel bir sporcu olarak ve bilerek cezalı olduğu dönemde diğer bir takım arkadaşının forması ve ismi altında müsabakaya iştirak ederek sportmenliğe aykırı, sahtecilik ve Federasyonu kandırmak suçunu işlediği anlaşılmakla birlikte, genç sporcunun antrenörün baskısı altında bu suçu işlediği de gözetilerek, kendisinin Disiplin Yönergesinin 23.1 Maddesi gereğince 2 (iki) Yıl Hak Mahrumiyeti ve 10.000 TL Para Cezası ile tecziyesine, ayrıca suçun bir bütünlük ve devamlılık içerisinde işlendiği dikkate alınarak Disiplin Yönergesi’nin içtima hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına,

h.) Galatasaray CC Sporcusu Tufan Ersöz’ün, sahtekarlık ve Federasyonu kandırmak suçuna bilgisi dahilinde iştirak ettiği anlaşılmakla, diğer taraftan antrenörün ve kulüp yetkililerinin baskısı altında olduğu da dikkate alınarak, Disiplin Yönergesi’nin 23.1 Maddesi gereğince kendisinin 1 (bir) Yıl Hak Mahrumiyeti ve 5.000 TL Para Cezası ile tecziyesine, ancak sporcunun olaya müdahale yetkisinin sınırlı olması dikkate alınarak, süre cezası açısından, Disiplin Yönergesi’nin 14. Maddesi kapsamında cezanın 2/3 oranında indirilerek netice olarak 4 (dört) Ay Hak Mahrumiyeti ve 5.000 TL Para Cezası ile tecziyesine,

karar verilmiştir.

2. 15.11.2009 tarihinde oynanan ‘Galatasaray CC – Fenerbahçe Ülker’ Beko Basketbol Ligi müsabakasında çıkan olaylarla ilgili olarak TBF Disiplin Kurulu;

a) Galatasaray CC takımına yönelik 4 (dört) maç seyircisiz oynama ve 40.000-TL para cezası ile,

b) Fenerbahçe Ülker sporcusu Tarence Kinsey’e 2 (iki) maç müsabakalardan men ve 3.000-TL para cezası ile,

tecziyesine karar vermiştir.

3. 15.11.2009 tarihinde oynanan ‘Beşiktaş Cola Turka – Efes Pilsen’ Beko Basketbol Ligi müsabakası sırasında çıkan seyirci olayları ile ilgili olarak soruşturma halen devam etmektedir.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 8 Comments

8 Responses to : Dinime Küfreden Müslüman Olsa...

  1. -benim altım nonda üstüm baroş
    -benim üstüm hayrettin altım kemalettin.

  2. Darkohl says:

    Çok gıcık oluyorum gerçekten her iki tarafında birbirine böyle anlamsızca sataşmalarına, bir laf atıyor diğeri karşılık veriyor ve bu bu şekilde süregelip gidiyor.

    Kazandığınız hiç bir şey yok.
    Ortada sadece gerilen bireyler var, yok yere. Dünyayı kurtarmıyor, ekonominizi de düzeltmiyor, aşırı fanatikliğe giderse aile bağlarını bile bozabiliyor. Tek sebebi takım taraftarı olmak.

    O ona atlamış, o ona saldırmış, pet şişe girmiş, gözüne parmak sokmuş, dirsek atmış.. filan. "E bazen agrasif olmak gerekiyor ama" diyor biri,televizyonda duydum. sana agrasif olununca tozu dumana katıyorsun ama, sen yaptığın zaman tatmin oluyor, haz duyguların yerden göğe yükseliyor, nası koyduk çocuğu ama

    Bırakın bu ayakları bu işe bu şekilde gönül vermeyen insanlar olarak sizi hiç anlayamayacağız, politikanız bize hep yabancı gelecek.

    Karalama çabaları hiç bir zaman sonuç vermeyecek.Böyle gelmiş böyle gidecek.

  3. süpercem says:

    Bu sataşma değil ki.. Ortada olan bir gerçeğin yansıması...

  4. Darkohl says:

    Savunmaya geçmeyiniz Süpercem :p

    Ortada olan bütün gerçekler gün yüzüne çıkartılsa kim bilir şu anda ne durumda olurduk.

    Bir zaman sonra hepsi unutulacak işte. Şimdi var, yarın olmayacak. Yarın başka bir takım da aynı şeyleri yaptığı zaman alışılmış olduğu için lafı bile edilmeyecek belki, he abi biliyoruz alıştık diyecek insanlar. Çünkü çok sevimli bir Türk milletine sahibiz.
    Yutmakta üstümüze yok, mide alabildiğince geniş.

    Mesela sen bunu buraya yazmasaydın, duyurmasaydın ilgisini çekmeyen insanların haberi bile olmayacaktı.

    Hatırlarsan ilk başta okumak bile istemedim o alıntıyı.
    İlgisizlik diz boyu çünkü.
    Tamamen bireysel, biliyorsun, bana çok saçma geliyor bu tip mevzular.

    Keşke herkes üzerine düşen görevi yapsa da kimse durup duruken küfretmek zorunda kalmasa :]

  5. Canselmo says:

    Darkohl'a katılmaktayım. Tribün olaylarını tamamen es geçiyorum zaten, Saraçoğlu'nda olay çıkar, Sami Yen'de olmuyor mu diye savunma yaparlar, Sami Yen'de olay çıkar, Saraçoğlu'nda olmuyor mu derler, kan davası gibi, saçmalık.. Ülke insanının ortalama zekası ve şiddete meyiliyle ilgili bir durum. GS, FB, BJK fark yapmıyor.
    He ama Cemal Nalga olayında bi' dur derim. Orda bütün GS camiasını suçlayamazsın. Zaten üst düzey yöneticilerin, Yiğit Şardan'ın falan böyle şeylerden haberinin olması imkansız. Hem yapacak adam değiller, hem de o kadar salak değiller. Kaldı ki GS kulübü hiçbir şekilde "Ama şöyle oldu, böyle bi' şeydi.." demeden sorumluları yolladı, hatta hiç alakası olmadığı halde Yiğit Şardan gibi başarılı bir yönetici bile istifa etti.
    Ben GS'li olarak çok utandım olan bitenden. Ama az da olsa tesellim: Olaydan sonra GS yönetiminin tutumudur. Doğru şeyleri yapmışlardır, sorumluluğu kabul edip, bu dangalaklığı yapanların kulüple ilişiği anında kesilmiştir.

    Hadi bir Fenerli olarak GS'ye kızdın Cem'ciğim; ama bütün camiayı da çirkeflikle suçlama yahu. Baştan sona doğru davrandılar bu olayda, takdir ettim. En başta olmasaydı keşke tabii. Kavun değil ki anlayasın..

  6. Canselmo says:

    Anlatım bozukluğuma sıçayım ama ya.. :(

  7. Yönetimin habersi olmadan teknik direktör ve iki oyuncunun kendi kafasına göre yaptığı bir şey olması imkansız be Canselmo.. Eh bu rezalet üzerine bir kaç kelle gerekir elbette..

    Benim kızdığım noktayı belirttim zaten. Ben bu gibi boktan durumların hep üzerimize atıldığını söylüyorum. Ama boku karıştırınca kokusu da hemen çıkıyor işte... Tüm kulüplerde var bu boktanlıklar, bu şikecilikler, bu şaibeli manyaklıklar. Ama nedense tüm camialar ortak olarak birleşip ve Fenerbahçe'nin üzerine gelirler ortada bir şey olmasa dahi...

    Anelka elle gol atar; tüm büyükler "temiz bir lig istiyoruz" pankartıyla çıkar. Bundan çok değil, 1 sezon sonra aynı golü başka bir büyük takım daha atar ama kimsenin temiz lig isteği kalmaz ortada. Ben buna kızıyorum. Hepimiz bu boktanlığın içersindeyiz. Başlıkta oradan geliyor zaten. Dinime küfreden müslüman olsa.. Yok Cemal Nalga olayından sonra istifa etmişlerde, çok gururlu davranmışlarda. Çokta sikimde yani?! Mevzu bu olayın olmamasında.. Baştaki Aziz ya da Yıldırım ya da Adnan.. Çok mühim değil.. Her camianın önce kendi bokunu karıştırması lazım başka kulüplere sataşmadan önce... Yazının temelinde yatan budur.

  8. Canselmo says:

    Hacı ben ilk paragrafına katılmıyorum. Yönetimin HER ŞEYden haberinin olabilmesi diye bir şey söz konusu değil. Zaten yapılan sahtekarlık büyük olsa da yapıldığı ortam ve şartlar çok göz önünde de olmadığından kimsenin fark etmemesi çok doğal. (Yönetim derken, üst düzeyden bahsediyorum bu arada. Birkaç yöneticinin haberi varmış tabii ki, onları da yollamışlar.)

    Sizin durumunuza gelince.. GS-FB arasındaki bariz rekabetin dışında, sizin BJK'lisi dahil millete antipatik gelmenizin sebebi bence Ali Şen ve Aziz Yıldırım denen başkanlarınız hacı. Ben GS'liyim, elbet Fener'i sevmeyeceğim. :) Ama şüphesiz ki hemen her kulübün başkanında bulunan o mafyavari hava, bahsettiğim iki isim söz konusu olunca daha da ön plana çıkıyor. Ali Şen de Aziz Yıldırım da çok konuşan, ortam geren adamlar. Al işte daha bu senenin başında Aziz Yıldırım başladı, 3 sene şampiyonluk, Arda'yı istemeler, ortam gerecek açıklamalar.. Öyle olunca diğer takımların ve taraftarların da tepkisini çekiyorsunuz durduk yere. Belki bir Fenerli olarak kabul etmeyebilirsin bunu; ama ben çevremde de şahit oldum buna. Parlama hemen yani başkanınıza laf ettim diye, aman diyeyim. :) Ben sadece hem kendi bakış açımda, hem de çevremde gördüğümü söylüyorum. Sonuçta Fener, Galatasaray, Beşiktaş bunlar sadece spor kulübü değil; aynı zamanda birer marka. Ve Aziz Yıldırım, her ne kadar işin bu marka tarafının ekonomisini çok iyi yönetebiliyorsa, halka ilişkilerini de o kadar kötü yönetiyor.

    Bence olay budur.

National Geographic POD