Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Karıştırma - Deneme - Ayrıştırma Süreci ve Kadınlar...

Efendim selamlar! Nasılsınız? Bizler de iyiyiz hamdolsun! (bayram ağzıyla konuşmaca)

Bayramın yatışsallığının yanında, bayramın getirmiş olduğu en kıyak mevzu olan (beleşe gelen etler haricinde :p) giyim sektöründe yarattığı indirim ve hareketlilik olayının tadını çıkartmaca yaptık biraz.

Alışveriş olayı garip bir mevzu hacı. Özellikle kadınlarla çıkmışsan. Zaten genel olarak sen alışverişe sap olarak çıkmış olsan dahi karşılaştığın alışveriş yapan kitlenin yüzde üzerindeki en büyük pasta dilimi yine hatun kısmının midesine inmiş oluyor!

Kadınların özellikle giyim reyonları arasında dolanırken kendilerini kaybettiklerine şahit oldum. Normalde tıklım tıklım olan otobüste, nefes dahi alamazken ufacık bir dokunma eylemi gerçekleşse ayının teki olduğunu haykırabilir hatun insanı; ancak alışverişteyse ve giyim reyonundaysa istersen kıçına şaplak at umrunda olmuyor! Çarp, it, salla, ayağına bas... Çeşitli şekillerde sabrını zorla, hiç bir şekilde sana kızmaz. Onu gerçekten kızdırmak istiyorsan giysi reyonu ile hatun kişinin arasına geç: Artık seri aduketlere, aparkatlara, taşşağa vurulan tekmelere ve bir dolu hakarete maruz kalmana ramak var!

Hayır, durup uzun uzun bakmak gibi bir halleri de yok. Seri bir şekilde yürüyorlar ve bakışları hep bir sonraki reyonda. Bir hastalık gibi. Yanından geçtikleri reyondaki giysileri sadece elliyorlar, kenarından kaldırıp bırakıyorlar, dağıtıyorlar ama gözleri hep bir sonraki reyonda. Elleyipte bozmadıkları bir reyon kalmayana kadar dolaşıyorlar mağazada. Bütün etüd çalışmalarından (yani giysileri ellemek ve reyon bozmak) sonra eğer akıllarında kalan bir giysi varsa tekrar onun yanına dönüp, -az önce bozduğu giysinin reyon görevlisi tarafından katlanıp yerine koyulduğunun ayrımına varamadan- tekrar elliyor, açıyor, reyon üzerine seriyor, bütün bedenlerini tek tek göz kararı üzerinde deniyor, sonra bütün renklerinin kendi bedenine olanlarını ayıklıyor -ki bu ayıklama sürecinde reyonun üzeri Türkiye'nin en büyük tepeleri sıralamasına ilk 10'dan girer- sonra tekrar tekrar defosu var mı diye kontrol ediyor, deniyor, bakıyor, deniyor, karıştırıyor, kontrol ediyor, renklerini araştırıyor, deniyor, karıştırıyor ve götüne kızgın demir sokulmuş bir insanın hüznü ile bakan mağaza görevlisini çağırıp tamamiyle saçma sapan bir şekilde "bunun şöyle bi modeli vardı, ondan yok mu?" diyor ve olmadığını öğrenince arkasında bıraktığı Everest'e acıklı bakışlarla veda ediyor...

Eğer rengini ve modelini beğenmişse ama fiyat konusunda kararsızsa ya da daha mağazanın ilk bir kaç reyonundaysa ve daha dağıtılacak onlarca reyon varsa o beğendiği giysiyi başkası almasın diye onu saklarlar. Omuzlarına asarlar. Yanlarında taşırlar. Almak ya da almamak mühim değildir. Kararlarını verene kadar o beğendikleri giysiyi koruma altına alma hissiyatı var. Anaçlıktan gelme bir durum gibi. Mağazanın altını üstüne getirirler ve eğer daha güzel bir giysi bulamamışlarsa onu alırlar. Daha iyisini bulmuşlarsa saatlerce yanlarında taşıdıkları o giysiyi buldukları en uygun yere sallayıp atarlar. Aldıkları reyona bırakma gibi bir alışkanlıkları yoktur. Öylesine bir yere bırakılabilir.

Bu karıştırma - deneme - ayrıştırma sürecinde etrafına verdiği zararlar çok büyük! Öncelikle gözü dönmüş olduğu için o reyona başkasını yanaştırmıyor. Giysi tepesi arasından aranırken kolları Sitirit Faytır'daki Dalsım gibi uzuyor. İnsanların ayaklarına basıyor. Ama bunların hiç birinden haberi yok. Başka bir boyutta geziniyor çünkü o an. Onun misyonu o reyonu dağıtmak ve bir bok almadan çıkıp gitmek. Çünkü daha dağıtılacak çok reyon var, çok mağaza var. Çevredeki tüm mağazalarda bu eylemler gerçekleşiyor ve en sonunda oldukça gelişmiş bir bilgisayara bağlı olan beyinleri, bu karıştırma - deneme - ayrıştırma sürecinin bir raporunu çıkartıyor ve en uygun fiyatlı, en güzel ve "en zayıf gösteren" kıyafetler listeleniyor. Sonra tekrar o mağazalara gidiliyor ve oldukça gelişmiş bir bilgisayara bağlı beyinleri tarafından organize edilen optik gözler sayesinde tepeler arasından o modeller renk ve beden seçimi yapılarak 10 saniye içersinde ayıklanıyor...

Bu alışveriş esnasında elbette moda akımının büyük etkisi oluyor. Hatun kişisi alışverişini yaparken kararmış gözlerinin ardında yer alan flaş animasyonlu bir barkovizyon, hatun kişisine "onun modası geçti, bunlar şu an çok moda" şeklinde hatırlatmalar yapıyor. Hatun kişisi bu karıştırma - deneme - ayrıştırma sürecini bu barkovizyonun uyarılarıyla, bilinçaltısal bir doğruda gerçekleştiriyor ve moda akımını yakından takip ediyor ve asla demode bir insan olmuyor.

Ancak oldukça gelişmiş bir bilgisayara bağlı beyinleri bulunan tüm hatun kişilerin kararan göz ardlarında flaş animasyonlu bir barkovizyon cihazı bulunmaktadır elbette. Bu yüzden genel olarak hatun kişilerin bir çok yerde, bir çok insanla "pişti" adını verdikleri "aynı kıyafeti giyme sendromu" yaşanıyor.

Hiç gelişmemiş bir bilgisayara bağlı beyin sahibi olan erkek insanları olarak bu tezatı anlamamakta ısrarcıyız: Hem hepiniz çok gelişmiş bir bilgisayara bağlı beyinlere sahipsiniz, hem flaş animasyonlu bir barkovizyon tarafından uyarılmaktasınız, hemde modaya düşkünsünüz. Ama herkesten farklı giyinmek istiyorsunuz? Modaydı hani?

Bizim bilgisayarlar sanırım yine çöktü.

CTRL + ALT + DEL!

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

2 Responses to : Karıştırma - Deneme - Ayrıştırma Süreci ve Kadınlar...

  1. bu alışverişin birde salı pazarı boyutu vardır ki bence tv lerdeki gibi pazarın girişine +16 sından bir tabela koymaları gerekir. keza bu yaştan daha küçük arkadaşların pazarda kocaman götlü ve bu göte ilaven kocaman göbekli ve bu göbeğe ilaven göbeğin üzerine kadar sarkmış kocaman memeli kadınlar tarafından hunharca ezilmesi dövülmesi ve aşşağılanması pek muhtemeldir.

  2. Darkohl says:

    Her zaman beterin beteri vardır, uzaktan bakıp dağnadığınız şeyler bir gün gelir ellerinizden tutar, uzaktan izler vay anasını çekersiniz.

    Kadınların genlerine yüklenmiş olan dürtüleri silemezsiniz, alışveriş mantığından hoşlanmayan kadın yoktur, kendisini diğerleri gibi göstermek istemeyen bir zihniyetten başka bir şey değildir o.

    80 tane ayakkabısı olsa gene de "bu kazağın altına giyecek ayakkabım yok" der. "Yoo benim 1 tane spor ayyakkabılarım var onlar süper hastasıyım onların hep onları giyerim ben" demeyin, eminim bir gün demişsinizdir ya da diyeceksinizdir.

    Bu bir nevi kadınların memesine götüne bakma gibi, fenerium un önünden geçerken takılı kalmak gibi, teknosaya dalmak gibi, FB-GS maçına gitmeyi istemek gibi ne bileyim bir D&R'ın taze kokulu kitaplarının bizi kucaklaması gibi bir dürtüdür.

    Biz kadınlar tüketim araçları çoğaldıkça dürtülerinde tazelendiğini biliriz. Yeter ki serbest olduğumuzu bilelim, yeter ki cebimizde milyorlarımız olsun hep koşarız yine koşarız. Koşmayan toptur.

    65 tane çantam, 25 çift ayakkabım 80 tane şalım var yine de daha fazlasını istiyorum.

    Daha çok gezeceğiz dur. İyi alışverişler.

Bu gadget'ta bir hata oluştu