Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

En Son Neler Okuduk...

Gün içinde benim kadar belediye otobüslerinde yolculuk etseydiniz, eminim siz de benim kadar çok kitap okurdunuz. Normalde evde oturup kitap okuyabilen bir insan değilim ama belediye otobüslerinin bana bir tek bu konuda yararlı olduğunu söylemeliyim. Kulağımda müziğim ve çantamda her daim bulunan bir kitapla beraber bulduğum boş bir koltukta dolaşırım İstanbul'u.. Genelde sırf kitap okuyacağım diye ineceğim durağı kaçırırım ama olsun. Yürümek iyidir hem değil mi?

En son neler okuduğumdan bahsedeceğim biraz... Bu son bir iki aylık süre içersinde şunları okuduk efendim! Ancak genel olarak kitapların tarihleri ya da yazarları hakkında bilgi veremeyeceğim. Linkleri verdim, girin bakın amk! Her şeyi devletten beklemeyin. Yapacağım son şeydir yazara bakıp kitap almak...

Bunny Munro'nun Ölümü

Nick Cave'i ve onun Bad Seeds'ini bilirsiniz sanırım? Bu hastalıklı bünyeye sahip adam şimdi bir de kitap yazmış. Daha önceden bir kitabı daha varmış ama ben bu kitabıyla öğrendim aslında onun aynı zamanda bir yeraltı yazarı olduğunu...

" "Sonum geldi" diye geçirir içinden Bunny Munro, yakında ölecek kimselere özgü, ani bir farkındalılıkla..."

Bunny Munro kapı kapı dolaşıp kozmetik ürünleri satan bir alkolik ve seks bağımlısı bir insandır ve romanın kahramanı elbette kendisidir. Vajina hayranı (Özellikle Avril ve Kyle'ninkiler), dağılmış bir adamın küçük çocuğuyla beraber geçirdiği günleri anlatıyor kitabımız. Okuduktan sonra size bir şey katıyor mu? Bilemiyorum. Ama okurken eğlendiğiniz, utandığınız ve düşündüğünüz bir çok nokta var. Nick Cave'in karanlıklarla dolu şarkılarından sonra beklenebilecek nitelikte bir kitap. Şahsen ben sevdim. Özellikle kapağı oldukça hoşuma gitti.

Hafta Sonu

Siyasi karakterlerin anlatıldığı kitapları seviyorum. İçinde gerillalık olanlar özellikle hoşuma gidiyor, elimde değil.

Almanya'nın eski radikal sol örgütlerinden birinin üyesi olan ve müebbet hapse mahkum olmuş bir devrimcinin aniden gelen bir afla serbest bırakılmasından sonra, kız kardeşi onu normal hayata adapte edebilmek amacıyla eski arkadaşlarıyla bir haftasonu yemeği organize eder. Bu davete katılan birkaç kişinin ve eski bir "terörist"in sakin öyküsü...

Yazar burada olaylara farklı bir bakış açısından bakmayı denemiş. Tüm bunların gereksiz ve boşa kürek çekmek olduğunu göstermek istemiş sanki. Yaptıklarından pişman bir devrimci portresi çizmiş en sonunda. Yıllarca içerde yattığından ne için savaştığını bile unutmuş bir insanın çıkmış posasıyla halk arasında tutunma çabaları... Ne yapacağını ve nereden başlayacağını bilememenin vermiş olduğu sıkıntılı hayal kırıklığı...

Cahillikler Kitabı

"Bilmedikleriniz ve Yanlış Bildikleriniz" diye iddialı bir girişle başlıyor kitap. İddialı girişinin yanında oldukça eğlendirici ve bilgilendirici bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Bazı yerlerde fazlaca bilimsel muhabbetlere girdiğinden boyumu aştığını ve kastığını söylemeliyim. Ama genel olarak okurken eğlendiğim, şaşırdığım ve sonuç olarak beğendiğim bir kitap oldu. Çok fazla işinize yarayacak bilgi olmayabilir içinde, bu konuda sanırım okuyan herkes hem fikirdir. Gereksiz bilgiler çoğunlukta. Ama yine de eğlenceli ve okunabilir.

Yalancı Tanıklar Kahvesi

Yine bir devrim zamanı ve devrimci genç hikayesi. Devrim zamanlarında yaşamış ve devrimci olma gayreti içersindeki "ağa oğlu" bir gencin düşüncelerinin, davranışlarının ve ilişkilerinin anlatıldığı bir roman. Kitabın kahramanı Muhsin, devrim mücadelesinde izlenebilecek yolun illegal olması yönünde düşünüyor ancak hiç bir yasadışı örgütle bağlantısı yok. Ankara'da baba parasıyla yaşayan ve hiç okula uğramayan bir öğrencinin darbeye gidene kadar başından geçen olaylar anlatılıyor.

Yazar burada devrim mücadelesine yine farklı bir pencereden bakmış. Bunu karakterler aracılığı ile anlatmış olsa bile devrimci mücadelenin yanlış bir yol izlediğini, bu ülkenin gelenek ve göreneklerinin, yaşam koşullarının, dini inançlarının göz ardı edilerek devrim yapılamayacağını anlatmak istemiş sanki. Haksız sayılmaz aslında. Kitabın kahramanlarından Felsefe hocası Nedim Hoca bu konularda uzun uzun anlatıyor, uzun uzun öğretiyor. Güzel bir kitap. Genellikle kasmıyor ve akıcı bir şekilde ilerliyor.

Güneş, İşte Buradayım..

Bukowski ile yapılmış söyleşileri barındıran bir kitap. Aslında ben bu kitabı yıllar önce almıştım. Bukowski hiç okumamıştım ve okumak istiyordum. Kitapçıda dolaşırken ismi yüzünden aldım bu kitabı. Samimi, mutluluk veren bir isim sanki.. Bazen herhangi bir iş günüdür, yorgun ve bezginsindir. Bir tramvay durağında oturursun gelecek tramvayı beklersin. Arkana yaslanırsın ve güneş kendisini gösterir, yüzüne çarpar umutla. Güneşe karşı gerinirsin, içine bir huzur dolar, ister istemez gülümser dudakların ve sinirlendiğin zaman bile kendisini gösteren gamzen çıkar ortaya.. Ve dersin; güneş, işte buradayım...

Böyle bir ana denk geldiğim her zaman aklıma bu cümle gelirdi bu kitabı aldıktan sonra. Gerçekçi olmak gerekirse kitabın Bukowski ile yapılmış söyleşilerin bir toplaması olduğunu alırken fark etmedim hehe. İsmine tutuldum ve aldım sadece.. Sonra içeriğini kontrol ettiğimde fark ettim söyleşilerden oluşma bir kitap olduğunu.. Bir yazarı ilk kez okumak için ideal bir yol olmadığını fark ettim sonra. Ve bıraktım rafa. Ve yıllar sonra aldım elime...

Genel olarak söyleyebileceğim şey: tek düze! eheh.. Nasıl olabilir ki? Söyleşilerde neler konuşulabilir yani? Neredeyse söyleşilerin büyük çoğunluğu aynı klişe sorularla başlıyor ama Bukowski büyülüyor insanı konuşmalarıyla. Her soruya aynı cevabı farklı şekillerde veriyor. Hayat dersi veriyor, felsefe yapıyor, belki hiç istemese bile olmamasına rağmen berduş bir filozof görüntüsü çiziyor önümüze... Alıntı yapmak isteyeceğim bir çok yeri var kitabın ahah.. Kitap karalamayı seven bir insan olsam bir çok yerin altını çizerdim ve bu kitabı benden sonra okumak isteyecek bir kişi olursa bana hakikatlı bir küfür ederdi sanırım..

Bir kaç yerinde aynı şeyleri okumaktan sıkılsam bile genel olarak tarzını ve yazdıklarını sevdiğim bir yazar/şair olan Bukowski'nin hayatına dair bir şeyler okumak hoşuma gitti. Beni düşündüren bir kitap oldu. Gerçekten sevdim!..

Uyurgezer

Ah... "Arkasında ya da önünde övgüler yazan kitapları alma!" Bu sözü bir kez daha bana hatırlatan bir kitap oldu.. Genelde kitapları hızlı okurum ama bunu çok çok hızlı okudum. "Bitsin artık!"

Londra'da eski zamanlarda geçen fantastik bir öykü. Bir sihirbaz ve onun Uyurgezer lakaplı yardımcısının öyküsü. Sihirbaz aynı zamanda boş zamanlarını dedektiflik yaparak geçiren bir adamdır. Uyurgezer ile birlikte şehre karşı olan bir süikastı çözümlemeye çalışırlar...

Klasik filmler ve kitaplarda rastladığımız sikko repliklerin tamamını barındırıyor muhteviyatında... : "Bir dava, Bayan Grossmith, bir dava!"

vaşingtın post: Tuhaf, sıradışı ve mükemmel, demiş bu kitap için. Ama ben sadece tuhaf demekle yetiniyorum. Sevmedim ve kesinlikle tavsiye edemem.

Şimdilik bu kadar efendim.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 3 Comments

3 Responses to : En Son Neler Okuduk...

  1. Dreamtime says:

    Lan bi senin gibi entellektüel olamadım ulan!!

    Şaka bir yana kitaba ayıracak bir zamanım yok.Evde bir sürü kitap okunmayı bekliyor :( Bu nedenle takdir ettim seni Cemciğim.

  2. bir yılı daha kitap okumadan deviriyorken. Dün izlediğim film, zaten üç kuruş olan aklımı aldı götürdü. hoş sen yarısında horlamaya başlasanda 3-5 sefer sıkılmadan izlenebilecek bir filmdi. Fransızlardan beklenmiyecek bir perfonmans olmuş. ayrıca ilk gördüğümüz kadın monica evet. ama sonraki o değilmiş, haklıymışsın. ama dedimya fransızlardan beklemezdim diye özür dileriz Mademoiselle, çekomastük.

  3. Nick Cave'in kitap yazmasına hiç şaşırmadım.Merakta ediyorum.

Bu gadget'ta bir hata oluştu