Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Yaşamak İçin Hayaller / Hayaller İçin Yaşamak...

Derin bir nefes alarak uyandı...

Huzursuzdu...

Kalkmak istemiyordu. İşe gitmeyi hiç istemiyordu. Her gün bu lanet olası işkenceye katlanmak zorunda olmak onu artık boğuyordu. Sağına döndü. Geceden kalma makyajlı, platin saçlı karısının yapay ve botokslu yüzüne baktı tiksinerek. Nefret etmiyordu ondan. Sadece tiksiniyordu. Nefret etse bi an dahi duramazdı yanında. Bu yapaylık, bu "herkeste" gördüğü standartlık...


Derin bir of çekerek kalktı yataktan. Uzunca süren bir banyo keyfi yapmak isterdi ama zamanı yoktu bunun için. "Bu yaşamın ve bu servetin bana vermiş olduğu tek güzel şey sensin sanırım" diye düşündü içine girip saatlerce takılamayacağı jakuziye bakarak. Standart bir duş ve traştan sonra yine giydi medeniyet yularını. Yine giydi takım elbisesini. Yine giydi pahalı kösele ayakkabılarını. Yine... Yine... Yine... Her sabah aynı rutin. Her sabah aynı ruh hastalığı...

Lüks evinden çıkıp, son model arabasına doğru ilerledi. Yine işine gidecek, yine evraklar yığacaklardı önüne. "Melih bey, şunu imzalar mısınız?, Melih bey, İngilteredeki firmadan gelen anlaşma taslağı için avukatların incelemesi burada, Melih bey, Melih bey, Melih bey!"... Hep aynı ruh sıkıcı işler.
"Bu sıkıcı rutinlik için mi okuduk, bunun için mi çürüdü dirseklerim, bu platin saçlı karı, bu göt yalayıcı sekreter, bu maymun iştahlı yöneticiler, bu kan emici çocuklar için mi vazgeçtim ben yaşamaktan?" diye düşündü...

Oysa böyle miydi üniversite sıralarında dirsek çürütürken kurduğu hayaller. Özgür bir ruhtu kendisi; bir ruh eşiydi aradığı. Standartlardan uzak, doğal, doğa ile iç içe, gezerek ve tozarak, içerek, sevişerek,
ruhunu emerek yaşamak hayatı!... Bunun için, bu hisleri için çalışmıştı. Biliyordu çünkü bu hayallerin parasız gerçekleşemeyeceğini. Ama bu kapitalist sistemde hayallere yer yoktu. Elini uzatıyordun patrona maaşını alabilmek için; ve vücudunun yanında ruhunu da alıyordu bu kaotik boktan düzen!


Arabasının aynasını düzeltirken kendini görüp gülümsedi. Bu cillop kıyafet, bu sinek kaydı traş. Bu ARABA. Bu önünden ayrıldığı ve GÜVENLE UYUYABİLDİĞİ villa... Oysa üniversitedeyken "yaşıyordu".. Karşıydı düzene, nefret ediyordu bu bitkisel hayata girmiş tepkisiz, sorgulamasız, sırf PARA uğruna yaşayan insanlardan. Slogan atıyordu. Düşünüyordu! Yaşıyordu! İçindeydi bu hayatın.. Kızdığı şeyler vardı, sövdüğü şeyler vardı, sevdiği kadınlar vardı; öptüğü kızlar... Hayalleri vardı... Hayalleri vardı; hiç ulaşamayacağını düşündüğü... Neredeyse hepsine ulaştı ama olmuyordu işte.. Özgür değildi. Boğuluyordu bu standartlıklara boğulmuş bokun içinde! Kendisi olmuştu çünkü; geçmişte küfrettiği... Kendisi olmuştu çünkü; kaybettiği...

Kaçıp gitmek istedi çalıştığı plazanın önüne geldiğinde... Arabasını kenara çekip, anahtarı denize fırlatmak ve elbiselerini parçalayarak delicesine koşmak!..


Arabayı çekti kenara ve görevliye teslim etti anahtarı... Ne çok isterdi şu kaldırım kenarında oturmuş, bir şeyler satan adam gibi basit biri olmayı...

Sokak satıcısının yanından geçerken bir mendil aldı ve 50 liralık bir banknot bırakıp gülümsedi adama.. "Ne çok isterdim senin yerinde olmayı..." dedi içinden...

Kaldırımda oturan sokak satıcısı da gülümsesi pahalı giysiler giymiş adama. "Ne çok isterdim senin gibi biri olmayı" dedi içinden.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 1 Comment

One Response to : Yaşamak İçin Hayaller / Hayaller İçin Yaşamak...

  1. Bu melih bey geçen bayramda çocuklara 5 tl dağıtırken yanlışlıkla 50 tl veren ve bundan ötürü parasız kalan milletvekiline benziyor azizim. Aradaki 50 tl peşine düşme olayını saymazsak. şaka bir yana bunların hepsi bana nankörlükten başka birşey anımsatmıyor. insan oğlu nankördür. Bunun bilincinde olmalı ve bununla yaşamayı öğrenmeli. ancak ozaman az ile kanaat etmenin ve mutlu olmanın birbirinden uzak iki kavram olmadığını anlayabiliriz. Belkide ozaman az olacağını bildiğimiz kaynakların peşine, sadece mutlu olacağımızı düşündüğümüz için gideriz.

National Geographic POD