Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Moritanya'da Olaydım Şimdi, Ne Güzel Olurdu!...

Efendim selamlar! Nasılsınız? Afiyettesiniz işallah?

Beni soracak olursanız, güzel bir yemek yedim, güzelce şarabımı yudumluyorum. Dünya içince güzel lan! Abarttığımı düşünenlerle şu andan itibaren görüşmek istemediğimi açık açık söylüyorum. İnsanlar, tüm insanlar içse bence dünya daha güzel bir yer olurdu. Düşünsenize, herkesin kafası çıtır, çakır, misler gibi muhabbet ediyorlar. Çok içmicen ama, duracağın yeri bileceksin, sonra güzel olmuyor. Tadında içtiğinde alkol bence dünyanın en güzel şeyleri arasında ilk beşe rahatlıkla girer. Bi kere insanın zihini açıyor! Gerçekten lan! Alkol aldığım zamanlarda olayların hiç görmediğim boyutlarını görüyorum, algılarım inanılmaz çalışıyor. Normal insan zekasına erişebilebiliyorum bile! msdoıfas

Ki böyle zamanlarda müzik dinlemek bana inanılmaz haz veriyor. Konserlere gittiğimde domuz gibi içmem bu yüzden. Konsere gidiyorsan içeceksin arkadaş, yoksa çıkmıyor zevki. Yok, yine çıkar ama, böyle öküzcene içeyim, algılarım iyice açılsın, yorgun kaslarım gevşesin falan; öküzler gibin pogo yapayım, kafa göz gireyim sevgili metaldaşlarıma falan. Konser dediğin olay böyle güzel. Ama bunu diyince aklıma geldi; hatunlara bu konuda çok üzülüyorum. Pogo yapmanın hayvani zevkini yaşayamadıkları için gerçekten üzgünüm. Hayvani zevkler tatmak iyidir. Zira hepimiz direkt olarak maymundan geldiğimizi iddia edemesem bile bi çeşit hayvandan evrildik. Yani en azından ben böyle olduğunu düşünüyorum şu minik beynimle. Ancak, gelgelelim, biz erkeg insanlar konser meydanlarında birbirimize en içten sevgilerimizle kafa göz girerek bu "ne idiğü" belirsiz hayvan atalarımızla bir empati kurabiliyoruz, bir sinerji yaratıp onlar gibi davranabiliyoruz. Ancak hatun kişiler sadece kenarda durup papağan kuşu gibi kafa sallayabiliyorlar. EY HATUNLAR! Biz papağandan gelmedik! Biraz atalarınıza yaraşır şekilde eylenin lan bence! :s Neyse.

Müziği kafam tatlıyken dinlemek güzel oluyor çünkü daha önce bahsetmiş olduğum gibi algılarımın hassaslığı on numara açılıyor. Tüm gitarları, tüm davulları, tüm egzantirik vokalleri ben yapıyormuşummuşçasına hissedebiliyorum. Beynimin içinde hayatımda hiç bir zaman öğrenemediğim notalar dönüyor. Sanki ver elime gitarı, o an Bill Steer gibi gitar çalarım, Dave Culross gibi davul çalarım. Ama gerçek anlamda elime baget ya da pena versen eşşekler gibi sıçarım lan sdmofs Hiç beceremiyorum valla. Hatta, yıllar önce bir arkadaşımın gaza gelip almış olduğu gitar vardı. Nijerya'ya çalışmaya giderken bana bıraktı gitarı. Görebileceğiniz en boktan gitar. Yani gitar çalabilenler söylüyor öyle olduğunu, ben anlamam. Bana sorsan; ÜFF GİTARA BAK derim. HARİKA GİBİ DURUYOR LAN diye eklerim en fazla. Neyse işte. Aradan yıllar geçti, en fazla 5 kere elime almış ve 5 saniye sonra bırakmışımdır. Geçenlerde bi bakayım lan şuna dedim, ne var lan, çalarım ki ben bunu! dedim. August Rush filmindeki çocuk gibi yatırdım gitarı kucağıma, tellerine vurmaya başladım ve en alttaki en sikko sesi çıkartmaya çalışan tel koptu amına koyim. Kaldı elimde. Diğer 5 telle çalmaya devam ettim. Yani çalmaya derken, bu sizi aldatmasın. August Rush filmindeki çocuk çalabiliyordu ama ben, şahsen, bizzat biraz daha anasını ağlattım elektro gitarın. Sonra koydum kenara. Duruyor öyle. Yani alkol algılarımı açıyor olabilir ama kesinlikle yetenek konusunda sıçışların en kralını yaşamama engel değil...

Şu bizim böyyükşeğer belediyesine diyecek söz bulamıyorum. Benim bildiğim kadarıyla belediyeler halka hizmet amacıyla kurulmuş organizmalardır. Şehirdeki yada ilçedeki yol bakımı, temizlik blah blah gibi bakım işlerini yaparlar falan filan? Belediyeler hizmet için vardır yani? Ya da ben öyle biliyorum. Neyse. Ama bizim buralarda belediyeler en kral ticaret kafasına sahip adama ticaret dersi vermiş adamlardan kuruluyor. Her şeyden para kesiyorlar, her şeyden para kazanmaya çalışıyorlar. Tamamen ticarethane mantalitesi. En büyük soygunları ulaşımdan elbette. Geçenlerde bahsetmiştim, aylık mavi kartın ücreti 110 Lira ve bir ayda 200 basım hakkı tanıyorken 160'a düşürüldü. Ki bundan birkaç yıl önce böyle bir sınır da yoktu. Aylık ücretini veriyordun ve ücretsiz olarak işini görüyordun ya da dolaşıyordun. Parasını verdin sonuçta, ne yaparsan yap. Ama şimdi ticarethane mantalitesine ters düşüyor tabi böyle gezmek tozmak falan. Onların kafalarında belirlemiş oldukları standartlara uyman lazım. Onların dilediği kadar gezebilir, onların uygun gördüğü kadar para ayırabilirsin kenara.

Şimdi ayın 28'i ile takip eden ayın 5'i arasındaki zamanlarda doldurulabilen mavikartlar artık 1'inden 1'ine doldurulabilecek. Yani arada kalan 3 günde bile gözleri var. Kimilerinin erken bitiyordu mavi kart kontörleri ve 28'inde doldurup devam edebiliyorlardı seyehatlerine. Şimdi erken bitme durumlarında öpe öpe tekrar akbil denen saçmalığı doldurmak zorunda kalıyorsunuz. Cebinizdeki her kuruşta gözleri var adamların.

Açıköğretim fakültesine tekrar kayıt oldum bu sene. Aralık 15'te pasonu gelip alabilirsin dediler, gittim, Ocak'ta gel dediler, gittim, 15'inde gel dediler, gittim, şimdi "Şubat 15 gibi bi arayın" diyorlar. Her gidip gelmem bir maliyet zaten ama bunu geçtim bile ben. Öğrenci mavi kartı 60 lira. Öğrenci kartını yani pasosunu alan insanlar 110 yerine 60 lira verecekler. Böyühşeğer belediyemiz kelle başından 50 liranın hesabına aylardır sallıyor pasoların teslim zamanını. Aylardır sömürüyor insanları.

Belediyecilik anlayışı A.K. partisinden sonra iyice değişti, bir haller oldu. İnsanlar "ay ne güzel metrobüs, ay ne güzel çöpçü abi, ay ne güzel çim dikiyorlar, ay ne güzel asfalt yapıyorlar" diye kendilerini kandırıp, bu dolandırıcı zihniyete oy vermek için kendilerini kandırıyorlar. Metre karesi 2 bin liraya gelen asfaltı döküp, altı ay sonra kazıyorlar ve tekrar asfaltlıyorlar. Kar yağdıktan sonra insanlar seviniyor "ay ne güzel dozer yolladılar mahallemize, yolları açıyorlar, yaşasın belediyemiz" diyorlar ancak o dozer o asfaltın anasını ağlatıyor; tabi bunu düşünen yok... Şu okumamış diye üzüldüğümüz halk aslında master, doktora derecesine kadar gitmiş durumda Tabi koyunlukta..

Bi de bu aralar şu dikkatimi çekiyor. Çok değil, daha bir iki ay öncesinden milleti korkudan öldürdüler, insanlar haremlik selamlık oldular domuz gribi olmayalım diye. El tokalaşmak abes, öpüşmek ise gerizekalılık seviyesine ulaştı. Haberlerde "bugün domuz gribinden 3 kişi daha öldü" diye anlatıldı her akşam ama nedense hiç birinin adı ve yeri açıklanmadı. "Halkı paniğe sevk etmek istemediler" tabi; ki aslında bu şekilde halkı paniğe sevk ettiklerinin gayette bilincindeydiler. Neyse. Kara kış çok pis geldi, bokumuz bile dondu, çıkamadı büzükten kaç gündür ama hiç yok haberlerde domuz gribi falan? Noldu lan bu domuz gribine? Kimse ölmüyor mu artık domuz gribinden? Öpüşebilir miyiz artık? Atış serbest mi hacılar? LAN BU KADAR MI MAL YERİNE KOYUYORSUNUZ İNSANLARI!

Çok sinirlendim.

Takmaya başlamışken şu dizilere de takayım bari. Bi' dizi vardı ATV'de. Kapalıçarşı diye. Dizi zihniyetinden nefret ederim, ki bu diziyi de izlemiyordum zaten. Arada yemek falan yerken denk geliyordu bakıyordum. Sıkı bir metalci olduğunu bildiğimden dolayı sempati duyduğum başrol oyuncusu olan Nejat İşler diziden atılmış. Sebep? Sete alkollü geliyormuş, disiplinsizmiş.

Yine yemekten yemeğe denk geldiğim bi dizi vardı. Gençlik dizisi style. Neydi lan adı dsıofs. Dur google'a soralım. Kavak Yelleri. Orada oynayan bi karakter vardı Efe isminde, elemanın oyunculuğunu beğeniyordum, izlerken, izlediğim kadarıyla eğlendiriyordu beni. Geçenlerde gördüm," lan bu eleman nerde" dedim ablama, o da atılmış. Disiplinsiz ve başına buyruk birisiymiş.

İkisinin de diziden atılma şekilleri aynı; ikisini de öldürmüşler.. sdmıfs

Bildiğim bir şey varsa, o da sanatçı kişiliğin özgür ruhlu olmasının gayet normal olduğudur. Sanatçı olmak bile bi garip Türkiye'de amk. Belli kalıplara sokulmuş, asker gibi emirlere uyacak, disiplinli olacak, patronun/set amirinin/yönetmenin sözünü dinleyecek falan? Bu ne lan?! Sikindirik manken oyuncularla, posası çıkmış ve açlıktan ne yapacağını şaşırmış eski yeşilçamcılarla ya da ünlü olmak uğruna hangi yönetmenle yatacağını şaşırmış çıtırlarla devam eder bu dizi sektörü. Arada bir iki tane sanatçı ruhlu iyi oyuncu çıkar, onları da itinayla "öldürürüz".

Halaluyah!

Hasta kalınız efendim, sevgiler..

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 1 Comment

One Response to : Moritanya'da Olaydım Şimdi, Ne Güzel Olurdu!...

  1. Ufff! Bu ne tempo ustam. Arada bi soluk alsaydın, yoruldum yazıyı okurken, koş koş diyen biri var gibi hissetim kendimi.

Bu gadget'ta bir hata oluştu