Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Hasta Adam: Beş Kelimelik Şarkı Sözü

Hastalıklı bir geceydi. Gerçekten iyi içmiştim ve başım ağır siklet bir boksörün kum torbasından farklı sayılmazdı. Tüm bilimadamlarını göt edebilecek kadar alkol vardı vücudumda. Sudan bile çoktu. Vücudumun en az %40'ı alkoldü. Sapsarı işiyordum ve köpüklüydü. Bir bardağa koysak asidi kaçmış bir biradan ayırt edilmesi mümkün değildi. Parası olmadığı için bira içemeyen fakir birisi sidiğimi içerek kafayı bulabilirdi. Çişimdeki alkol oranının %80 civarında olduğunu tahmin ettim. Aslında önemsizdi.

Az önce çıktığım bardan meydana doğru yürüyordum. Son dinlediğim parça vardı aklımda ve istemsiz bir biçimde mırıldanıyordum. Lanet olası bozuk bir plak gibiydim. Çünkü parçanın sadece bir bölümünün sözlerini biliyordum ve dönüp dolaşıp aynı sözleri tekrar ediyordum. Arada attığım dudak soloları ve gerçeği ile tamamiyle alakasız olduğuna tüm mal varlığım adına bahse girmekten çekinmeyeceğim yanlışlıkta bas gitar notaları basıyordum sikko parmaklarımla ve bunlar olmasa o beş kelimelik parça sözünü tekrarlamaktan çatlayacağıma emindim. Çok yediği için çatlayan bir japon balığı gibi. Bırakmalıydım bu şarkıyı.

Saat 12'ye geliyordu ve ben, nedense kendimi metroya yetişmem gerektiği konusunda ikna etmiştim. Eve gitmem için en son kullanılması gereken araçlardan biriydi metro. Bakırköy dolmuşları bile daha normal kaçabilirdi kafanız yeterince güzelse. Hele bu saatte. Ama ikna yeteneğimin gücünün yanı sıra ikna olmamda kendime hiç bir engel tanımamıştım ve muhteşem ikna yeteneğimin anlamsız kollarına bırakıvermiştim kendimi ve ağzımda tekrarladığım beş kelimelik şarkı sözü ile metroya doğru yürümeye devam ettim.

Çevreyle pek ilgilenmiyordum. Çevreninde benimle pek ilgilenir hali yoktu. Aramızdaki bu soğuk ilişkinin nereye varacağını düşünmeden bakınmaya devam ettim. Kafamı çevirdiğim bir ara sokakta bir bira firmasının aracı bira fıçılarını bırakıyordu. Arka arkaya. Tek bir hamleyle kamyondan çekiyor ve asfalta indiriyordu; sertçe... Umarsız bir nefretle koşup hiç bir şey söylemeden omuzla daldım adama ve yere yıktım şerefsizi. Ne olduğunu anlayamamış gözlerinin hiç bir şey anlamasına izin vermeden dizimi göğsüne, sol elimi yakasına ve sağ işaret parmağımı gözüne bastırdım. "Ne yaptığını sanıyorsun lan sen?!" diye bağırmaya başladım. Kendimi kaybetmiştim. Çevreden meraklı bakışlar hissediyordum ama ilgilenemeyecek kadar meşgul ve sinirliydim. Beş kelimelik şarkı sözü aklımda değildi.

Gözüne sokmuş olduğum sağ işaret parmağımı çıkarttım ve sağ elimle de yakasına yapıştım. Sarsmaya başladım lavuğu. "Senin gibi işini doğru düzgün yapmayan ve işine saygı duymayan orospu çocukları yüzünden bu lanet biraları asitsiz içiyoruz biz!" diye bağırdım ve kalktım üstünden. İçimi kustum adama. O siktiğimin fıçılarına daha nazik davranmayı öğrenmeliler. Çünkü bu dünyadaki en güzel nimetin saygıya ihtiyacı var! İçimi de, taşınması da saygı isteyen bir iş olmalı! Milyonlarca alkoliğe yapılan bir hakaretti bu yapılan ve birisi bunun hesabını sormalıydı. Biralar asitsiz gelmemeliydi! Yoksa sidiğimden farkı kalmıyordu elbette.

Biraz daha bağırıştan sonra arkamı dönüp metroya doğru yürümeye başladım. Sinirim geçmemişti. Neden metroya gittiğimi bilmiyordum, beş kelimelik şarkı yine aklıma gelmişti ve çişim vardı. Yalnızdım. Ve etraf güzel kıçlı hatunlarla doluydu. Her şey üzerime geliyordu sanki. Üstelik biraya yapılan bu saygısızlık gerçekten canımı sıkmıştı. Birayı bulan kişi -eğer varsa- cennetten başka bir yerde olamazdı. Buna emindim. Belki orada da devam ediyordu üretime. Dünyayı bize cennet eden adam, cenneti de cennete çeviriyordu. Kesin böyleydi. Varsa eğer; cenneti cennette yaşamak isterdim. Keza yoksa hepimiz ölsekte ölmesekte çoktan cehennemi boylamıştık zaten. En azından içince bir cennet sunuluyordu sana. Tabi içmeyi bilmeyenler tarafından cehenneme çevrilmezse..

Son metronun kalkmasına bir kaç dakika kalmıştı ve ben metronun merdivenlerinden çılgınlar gibi koşuyordum. Akbil makinalarının başında duran güvenlik görevlisi o an gözüme vapur iskelelerinde kapının önünde saniyeleri sayan görevli gibi göründü. Her an "kapattık abi" diyecek ve arkasını dönüp uzaklaşacakmış gibi bir his vardı ve hiç durmadan bastım akbilimi. Akbilini basarsan kalman garantiydi. Geri ödeme yapmazlarsa olayın kralını çıkartabileceğim konusunda civardaki herkesi beş saniye içinde ikna edebilirdim. Ama benim olayım geri ödeme değil, o metroya binmekti. İşime yaramıyordu ama binmek istiyordum.

Koşar adım daldığım metroda bir anda gözler bana çevrildi. Çok hızlı girmiştim içeriye. Dizlerimin üstüne çöktüm ve nefes nefese kalmış olmanın o dayanılmaz sıkışmasını atlatana kadar bekledim metronun zemininde. Kendime gelince boş bir yer gördüm ve oturdum. Oturacak bir çok yer vardı sanırım. İçerideki tiplerin bir çoğunun kafası güzel görünüyordu. Adam başına ortalama 3 bira içilmiş olsa kafadan 150 tane 50'lik bira vardı burada. Benim ardımdan giren 3 kızdan sonra kapı o her zamanki iğrenç sesiyle kapandı ve makinistin anonsu duyuldu. Kızlar karşımdaydılar. İkisi oturmuştu ve dünyanın en güzel poposuna sahip olanı ayaktaydı. Metrodaki açısı uygun tüm şanslılar çaktırmadan kıza bakıyordu. Çişim vardı. Ayağa kalktım. Kızın yanına yaklaştım. "Az sonra tüm metro senin yüzünden çılgınlık sınırlarına ulaşacak. O yüzden geç otur şuraya, aramızdaki tek şanslı, koltuk olsun" dedim ve metronun yanaştığı Osmanbey durağında attım kendimi dışarı. İşemem gerekiyordu. Eve nasıl gidebileceğimi bilmiyordum. Ve tüm metronun onaylayan bakışlarını hissettim ensemde merdivenlerden yukarı doğru koşarken. Beş kelimelik şarkı sözü vardı yanımda...

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 6 Comments

6 Responses to : Hasta Adam: Beş Kelimelik Şarkı Sözü

  1. şarkının sözleri;
    1 koynunda
    2 memeleru
    3 eruk
    4 dikeni
    5 gibi

    gibimiydi? :P

    abi bu yaz festivale gideceğizya siyah ayakkabı boyası alalım gözlerimi fotodaki çocuk gibi yapmak istiyorum.

  2. Dreamtime says:

    Kullanmadığım keçeli kalemler var.Ödünç vereyim özkoş bey :D

  3. Darkohl says:

    Hepsi sidik torbanın suçu.
    Fotoğraftaki elemanı da gözleriyle görmüş bir insan olarak, yazıya ne kadar da uyum sağlamış olduğunu farkettim.

  4. keçeli kalem diyorum ozaman :)

    pembe olmasın ama.

  5. Yordu bu yazı beni. Okurken koştur koştur yaptırtıyor adama. Bu ne tempo böyle.
    Ustamsın.

  6. Teşekkürler, biraz spora ihtiyacın var sanırım :sdıoıd

Bu gadget'ta bir hata oluştu