Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Dilek Ağacı

Mutlu mu sanıyorsun kedini?

İçinde büyüttüğün mutluluk duyglarıyla mı dileklerde bulunuyorsun?

Mutlu insan ne diler tanrısından?




Yoksa gerçekte nekadar nankör duygular taşıdığımızı hepimiz biliyoruz.

Tatminsiz ve bir o kadar benciliz aslında.

Bu bencil ve tatminkar olmayan hallerimiz bir cana malolsa bile tutamıyoruz kendimizi. Bitmek tükenmek bilmeyen isteklerimizle boğuyoruz karşımızdakini, yaşam damarlarında onarılmaz hasarlar açıyoruz.

Yaşın geldi diyor etrafındakiler. Nezaman bir evlilik yada ufak bir çoçuk konusu açılsa susuyorsun?
Aslında geldi de geçiyor değil mi?

Bunu sende benim kadar biliyorsun. Yapılması gerekenler listesinde sıralar öteleniyor sürekli. Her şey birbirine giriyor. Evinde anne ve babanın yanında oturmuyor, küçük bir Dünya yarattığın ufak odanda kendine suni teneffüs yapıyorsun. Ve en önemlisi etrafında olup biteni hiçbir şey yapmadan izliyorsun.

Öyle öğretildi sana. "Pişman olmak istemiyorsan hiçbir şey yapma". Sadece izliyor, içine kapanıyor ve dilek ağacı gibi karşındakinin bir çapuldan ibaret isteklerini benliğinde, bedeninde yaşatıyorsun. Yaşam damarlarına mal olsa dahi.
Kurumuş, Kangren olmuş dalların. Zamanın getirisi sadece biraz daha kuru dal olmuş bedeninde. Daha çok dilek, daha çok temenni adına, bir parça kumaş asılması, ibrişim kuşağa dönmüş bedeninde.


Yoruluyorsun belki insanları mutlu etmekten. İnsanlar sadece mutlu oldukları sürece yanında sanıyorsun.

Sence?

Belki de seni mutlu göremedikleri için kaçıyorlar, belki bir dilek için yerin kalmadı dallarında ne dersin?

Yoruluyorsun, yorgunsun. Baharı bekliyorsun ama tepki verecek halin yok.

Yorgunsun...
Fırtınaya yenik düşmesini izlemekten bir sandalın.
Yitecek mi yoksa gün görecek mi?
Karanlığın ardından eskisi gibi yüzecek mi?

Merak etmek dahi istemiyorsun.
Bu soruların cevaplarını.
Zaten bilinen o ki bir sandal ait olduğu denize gömülmeli.
Ait olduğu sularda yitip gitmeli.
Tıpkı artık iyi dilekleri yüreğine gömmen gerektiği gibi.
Karanlığının karanlığımda kaybolması gibi.

Umarım güneş bir kez daha doğduğunda yeni bir sandal yapacak kadar ormanın kalır.

Sen, Ben ve birde Dilek ağacı.
Bıraktığımız yük sırtında.
Kuruyor dalları,
Kırılıyor,
Kimse umursamıyor.







POSTED BY Chopartypical
DISCUSSION 2 Comments

2 Responses to : Dilek Ağacı

  1. özkan kafana votka şişesiyle vurasım geldi lan. :(

  2. Bir insan geleceği önceden nasıl bukadar öngörebilir?

    Nasıl elinden hiçbirşey gelmez?

    Nasıl bukadar uzaktan seyreder olanları?

    Kendime geçmite yapmadıklarım için çok kızıyorum şimdi.

    Aslında yaptım ama yapamadım demekki.

National Geographic POD