Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Eksik Birşey mi Var Hayatımda?

Önce biraz müzik...



Bölüm 1 : Bir varmış bir yokmuş...

"Uzun yıllar önce, köhne fakat umutların hep yeşil kaldığı bir cafe'de iki genç, mutsuz giden hayatlarına mutluluk katmış,
birbirini sevmeye başlayarak."


O an bu poz belkide onlar için bir anlam ifade etmiyordu.
Zamanla, belki de onlar için en anlamlı anılardan oldu.
Bir başlangıcın portresi başka nasıl çizilebilirdi.
Bu en güzel başlangıçtı.
Yaşamları boyunca akıllarda kalacak en güzel hatıra.

Oysa zaman çok nankör. Yalnızda değil ayrıca, çok yakın bir dostu var, adı alışkanlık.
ikisinin sonucunda elinizde kalan, anılar. İster iyi, ister kötü.
Hani sizin "benim hayatım" başlığı altında topladığınız anılar.

Aslında hayat dediğiniz şey anılarınızdan başka nedir?

Bu üçlü (zaman, alışkanlık ve anılar) bir zehir.
Enjekte edilir sürekli size.
Normal koşullarda hiçbir zaman faliyete geçmeyecek bir zehir.

Sadece bir durumda faliyete geçer sizi dağıtmak için.
Bu öyle bir durumdur ki tarifi imkansız.
Yeter ki bu üçlünün odak noktasındaki iki kalp uzaklaşsın birbirinden.

Düşünün sevdiğinizden ayrıldığınızı. Birlikte geçirdiğiniz onca zamanınız, birbirinize duyduğunuz alışkanlıklarınız, hatırladığınız anılarınız.

Ben buna intikam diyorum. Zamanın bir intikamı.
O an anlarsınız ki aslında zaman herşeyin ilacı olmuyor.
Hatta daha korkunç yaralar açıyor size.
Nihayetinde içinde bulunduğunuz kötü durum da bir anı.
Bir kısır döngü içine giriyorsunuz.
İçinizdeki düğüm nefes almanızı engelliyor.
Ağlamak bir erkek için ne mümkün.
Başlarsanız kimsenin sizi durduramayacağına ne şüphe.

Belkide bu iki genç için, ufukta keder göründüğünde, yollarının bukadar keskin ayrılmasını gerektirecek durumların varolduğunun henüz bilincinde değildiler.
Oysa bu durum, hücrelerine yayılmış olan zehrin daha kolay etki etmesini sağladı.
Bölüm 2 : Hikaye zamanı...


Bir gün iki genç için işler yolunda gitmiyor. Önce ara vermekten, sonra gitmekten bahsediyor genç kız.
Erkek olan sinirli, kızıyor bu dengesizliğe,

- Tamam arama bundan sonra

diyor kapıyor telefonu.
Öyle ya bunca zamanlık birliktelik saygımız bitti diye çöpe atılacak değil ya, arayacak mutlaka diyor.
Ama aramıyor kimse.
Cuma geçiyor cumartesi geçiyor pazar oluyor.
Bu sessizliğin tınısına iki gün dayanabiliyor.
Alıyor eline telefonu arıyor genç kızı.
Kız teli meşgule alıyor.
Türlü hatlardan deniyor, sonuç sürekli ulaşılmazlık.
Attığı mesaj ise nafile sonucsuz kalıyor.
Evine gitmeye, yüzyüze konuşmaya karar veriyor.
Ailesinin onu istemediği olasılığını düşünüyor. Ailesi ayrılmasını istiyor diye geçiriyor içinden.
Bu yüzden ona destek olmasının gerektiğini düşünüyor.
Kızın oturduğu sitede güvenlik üst düzeyde olduğundan onu arabayla almıyorlar içeri.

- Evde kimse yoksa giremezsiniz.
- Çantasını unuttu almam lazım.
- Kartınız var mı?
- Hayır
- Nasıl açmayı düşünüyorsunuz kapıyı.
- Şifreli değil mi? (3 hafta önce şifrelerin iptal edildiğini bildiği halde)
- Hayır artık değil.

Anlıyorum diyor dönüyor.

Düşünüyor farklı bir yol arıyor siteye girmek için. C kapısında şansını denemek istiyor.
Bu sefer arabayı dışarı çekiyor, yürüyerek ilerliyor içeri.
Kapıda bir selam çakıyor güvenliğe.

- Selamın aleyküm
- Aleyküm selam

Geçiyor içeri kimse birşey demiyor. (Bir hafta önce eve giderken iki genç bu bekçiye "Artık bizi durdurma. Biz bu arabayla sürekli geliyoruz." dediklerinden, Bekçi'de genç, bir göz aşınalığı yaratmıştır)

Sevinçli ama karamsar, mutlu ama endişeli. Yüzünde binbir türlü endişe ile yürüyor.
Biliyor ki telefonu açmayan, kapıyı da açmaz.
Ev giriş katında bahçeden girmeye karar veriyor, balkona süzülüyor. İçeri bakıyor kimse yok. Loş bir ışık hakim mutlu yuvalarında.
Evi tekrar arıyor cebinden, ev yine meşgul çalıyor.
İlgisini salona çelmek için cama taş atıyor. Biliyor ki böyle sesleri duyunca, hep takip etmiş sesin kaynağını aramıştır sevgilisi.

Uzaktan biri sesi arıyor meraklı gözlerle. Camdaki gölge içeri yansıyor.
Yeni fönlenmiş saçlarını düzelterek aralıyor perdeyi kim bu edası ve endişesiyle.
Bir elinde ise evin telefonu.

- Ne işin var git burdan.
- Kapıyı aç.

Bu "Kapıyı aç" aslında çok uzun bir cümle onun için.
Keza perde aralanınca genç kızın arkadasında bir başka genç giriyor kadraja ağır ağır.
O andan itibaren herşey slow motion, herşey üst üste.
Karakterler karışıyor, ben neyim, o kim, burası neresi.
Toparlanmaya çalışıyor.
- Aç dedim Camı kırarım.
- Git dedim.
- Açmazsan kırarım dedim.
- Git burdan istemiyorum seni.
Dışlanmışlık, yıllanmışlık damarlarından kaslarına akan.
Öfkesinin bir zamanlar en güzeli sandığı gözlerinden, bir zamanların en uysal limanı sandığı teninden, taştığını anlayınca açıyor genç kız kapıyı.
- Kim bu adam?
- Kimsin sen?
- Kimsin sennn?
Ses çıkmıyor adamdan. Sadece bir tebessüm panik durumunu örtmeye çalıştığı.
Kolidorda üzerine yürürken tekrarliyor.
- Kimsin sen?
O andan itibaren tutamıyor kendini, saldırıyor, yaralıyor.
Hiçbir darbesi yüreğindeki darbeye benzemiyor. Vurdukça hissizleşiyor, hissizleştikçe soruyor kimsin sen?
O ise vurmasın diye ellerini tutmaya çalışıyor, cevap vermiyor, yatağa daha da sıkı kapanıyor.
Genç kız evde istenmeyene yumruklar atıyor bir yanda, diğerinden daha yürekli.
Bu duruma daha fazla dayanamayacağını anlıyor genç.
İkinizide öldüreceğim diyor mutfaktaki bıcaklara doğru yol alırken.
Çekmeceyi açıp eline gelen büyük bıcaklardan birini seçtiğinde çığlık atıyor genç kız.
Sevdiği adamı korumak için onun önünü kesiyor.
Ne acıdır ki uzun zamandır karşısına, böyle güzel çıkmamış genç kızın düz fönlü saçları, parmakları arasından kayıyor, onu bir kenara doğru sürüklerken.



Bir hafta önce okşadığı düz fönlü saçları orada bırakıyor, koridora çıkıyor.
O an bir gürültüyle kapı kapanıyor, yatak odasına kilitliyor diğeri kendini, Genç kızı orada bırakıyor.
Ne sorgu, ne açıklama, nede bir engel. Genç kıza dönüyor.


Kızın boğazında, yitik gençin yaşlı ve yorgun eli.
Soruyor, sorguluyor beş yılın karşılığı nedir diye. Kapının diğer yanı sessiz. Kapının diğer yanı garip.
O an kırmak istiyor kapıyı. Ama onu orda kendi sesizliğine ve hiçliğine gömmeyi tercih edip çıkıyor evden.
Parmakları arasından kayan saçların bıraktığı parfüm kokusunu içine çekip dolduruyorken gözlerini.
Yürüyor şuursuz ve bitkin.
Ağlamak bir erkek için ne mümkün.
Başlarsam, kimsenin durduramayacağına ise ne şüphe diyor kendine, uzaklaşıyor.


Bölüm 3: Mazi kalbimde bir yaradır.

İnsan, Yaptığı hatalardan ders almalı der büyükler. Ama bu sözde eksik birşeyler olduğunu öğrendim kısa süre önce. İnsan, ilk olarak hatalarını kabul etmeli. Kafamızda yarattığımız ufak senaryolarla gerçeği değiştirebileceğimize inandığımız sürece hangi hatadan ders alabiliriz.


Çok değil dediğim gibi kısa süre önce çok içtim. Sarhoştum, sinirliydim. Sitenin güvenliğini aşmak için tellerden atladım. Ev bastım. Evet bunların hepsini yapan bendim, benim yıllarca yalanlarla yaşayan nefsimdi.

Bunlara siz inanıyor musunuz bilmem ama inanmak isteyen insanlar var.

Oysa benim için kimin ne dediği umrumda değil. Keza Gerçeğin peşinde koşması gereken ben değilim. Koşmak isteseydim kanıtlarda benden yanaydı zaten.

Beni üzen sevdiğini söylemekten, sevdiğini korumaktan aciz bir adam. Beni üzen bu adamı seçen kadına adanmış Beş yıl. Beni üzen beş yıl içinde bir yalan, bir yalan içinde beş yıl.

Şimdi biraz kişiselim sadece. Yazılarımda kişisel olacak bir süre. Yazabilirsem tabi. Bundan dolayı hepinizden özür diliyorum.

O adamdan ayrıca özür diliyorum. Erkek tabi, kadın isterse gider. Ama ben sevdiğim kadına hiç el kaldıramadım. Haliyle fatura Ona nasip oldu.

Bu durumu arkadaşlarla daha fazla vakit geçirerek, yıllarca ertelenen gece alemlerine katılarak aşacağıma şüphe yok.

Şüphe duyduğum tek sey bir insana artık nasıl güveneceğim.

Coldplay

Oh no, I see,
Olamaz, görüyorum

A spider web is tangled up with me,
Bir örümcek ağına sarıldım

And I lost my head,
Ve aklımı kaybettim

The thought of all the stupid things I said,
Söylediğim bütün aptalca şeylerin düşüncesi

Oh no what's this?
Olamaz bu ne

A spider web, and I'm caught in the middle,
Bir örümcek ağı ve ben ortasında yakalandım

So I turned to run,
Koşmak için döndüm

The thought of all the stupid things I've done,
Yaptığım bütün aptalca şeylerin düşüncesi

I never meant to cause you trouble,
Sana hiç sorun yaratmak istemedim

And I never meant to do you wrong,
Sana hiç yanlış yapmak istemedim

And I, well if I ever caused you trouble,
Ve ben, tamam eğer sana sorun olduysam

Oh no, I never meant to do you harm.
Hayır, amacım sana zarar vermek değildi

Oh no I see,
olamaz görüyorum

A spider web and it's me in the middle,
Bir örümcek ağı ve ben ortasındayım

So I twist and turn,
Kıvırdım ve döndüm

Here I am in my little bubble,
Şimdi burda küçük kabarcığımın içindeyim

Singing, I never meant to cause you trouble,
Söylüyorum, sana hiç sorun yaratmak istemedim

I never meant to do you wrong,
Sana hiç yanlış yapmak istemedim

And I, well if I ever caused you trouble,
Ve ben, tamam eğer sana sorun olduysam

Oh no, I never meant to do you harm.
Hayır, amacım asla sana zarar vermek değildi

They spun a web for me,
Benim için bir ağ ördüler
They spun a web for me,
Benim için bir ağ ördüler

POSTED BY Chopartypical
POSTED IN , ,
DISCUSSION 9 Comments

9 Responses to : Eksik Birşey mi Var Hayatımda?

  1. Bi yerde bırakmak gerekiyor herhalde, herkesi kendi haline bırakmak ne istediğini anlaması için. Yaşanan yıllarında bir anlamı kalmıyor zaman akıp gidiyor ne de olsa

  2. mgntwmn says:

    coldplay i duymasam okumayabilirdim yazını:)
    hepimiz farklı şiddetlerde de olsa yaşamışızdır bu aldatılmışlık hissini. geçer, zaman herşeyin ilacı gibi zırvalıklar etmeyeceğim. bu psikolojide ne kadar boş gelir bu sözler! eskiden biten ilişkilerin ardından ilişkide ve sonrasında geçen zamana ben de üzülürdüm. nasıl değiştim bilmiyorum ama artık zamanla ilgili üzüntü olmuyor biten ilişkilerin ardından. sen kendi yaşadıklarına ve gerçekliğine bakmalısın. bir sürü tecrübe edinmiş, bir sürü güzel anı biriktirmişsin belli ki. bu senin gerçekliğin, onun için yalansa bence o geçen 5 yılına yansın:)

  3. haklısın wimparella bir yerde bırakmak gerekiyor.

    bende onları orada bıraktım.
    benim aldığım saç düzleştiricisiyle, parfümüyle, yattığım yatak odasında bıraktım.

    İnsan önce ne istediğini bilmeli. Hoş bir yerden sonra insan istediğinin adını koysa kaç yazar.

    Bundan sonra bana dönecek olan benden de şüphe duymalı.

    Bu bağlamda en iyisi into the wild kardeşim.

  4. @mgntwmn: öyle, insan güzel anılar yaşıyor. Güzel anılar yaşamak, mutlu olmak için bir birlikteliğe başlıyor zaten. Mutsuzken karşındakine verebileceğin şeyler çok sınırlı.

    Ben aslında hala onu onun kendisini düşünmediği kadar düşünüyorum. Onun için istanbul macerası bitti gibi. Bu büyük bir hata. istanbuldayken orayı, ordayken istanbulu özler insanoğlu. Bu tatminsizlikten geliyor. Onun şimdi kaçıcak bir yeri var. ama ben istanbul ve anılarla yüzleşmek zorundayım.

    esasen önceki yazıma bakarsan (Dilek ağacı) bütün bunları tahmin ettiğimi göreceksin.

    ama insanın basireti bağlanıyor.

    ve dipnot iyiki coldplay koymuşuz azizim o zaman.:)

  5. mgntwmn says:

    iyi ki hissetmişsin önceden. hissetmeseydin o havaya kalkan bıçak bir yere uğramadan iner miydi acep:)
    ah ben en çok işte kendinden çok onu düşünmelere uyuz oluyorum. sana değil, kendime çemkiriyorum burda:)

  6. herkesin bir yarası var azizim.
    en çok hoşuma gidense burada bunları paylaşıyor olmak.

    aslında başından aldatılma olayı geçmemiş kimsenin bu yazıyı tam anlamıyla okuyacağını sanmıyorum.

    keza biliyoruz ki bana dokunmayan yılan bin yıl yaşar. :)

    bu arada bıçak eğer kapı kapanmasaydı hedefini bulacaktı.

    iyiki kapanmış iyiki ben napıyorum demişim.

  7. Üzüldüm. İnsanın neler hissettiğini anlayabiliyor olması acısını artırıyor sanırım. Kafası karışık bir gençken her şey daha kolay gelirdi bizlere.

    Ama birilerine hayatını adamışken ve kalan ömrünü bu adanmışlıkla geçirmeye razı olmuşken, bir anda her şeyin hiç de senin düşündüğün gibi olmadığını anlamak, ya da en az benim onu sevdiğim kadar seviyor beni diyerek deli gibi güvendiğin, sırtını dayadığın kişinin,seni hiç de düşündüğün kadar sevmediğini görmek ve belki de hiç sevmemiş olduğunu düşünüp kendi kendini yemek fecidir. İnsan kendine dönmeli böyle anlarda, "biz"li cümleleri "ben" yapmak zaman ister.

    Ama her şey daha iyi olacak merak etme, her zaman öyle olmuştur çünkü.

    Sevmekten vazgeçmemek lazım.

  8. zaman, kalbim kadar yavaş olduğu sürece zorlanacağım kesin.

    şu bir gerçek, hayatımın en güzel günlerinde onunda payı vardı.

    Şuan yaptığı hataya değil ama verdiği karara saygı duyuyorum.

    Benimde hatalarım vardı muhakkak.

    Bu bir seçimdi ama bu seçim ikimizin de yüzüne bulaştı.

    ne derler; dar alanda kısa paslarla pozisyon bulduk, genel anlamda oyunun hakimiydik,ama bir kontra atakla golu yedik. Artık önümüzdeki maçlara bakıcaz.

  9. Şizofreni kötü bir hastalıktır. Bir haftada her şeyi yok edebilecek kadar derin darbeler vurabiliyor insana. Ya da şizofreni yerine başka bir hastalıktır bu. Bilemiyorum tam. Herkes hakettiği gibi anılır, diyor ve olayı noktalıyorum.

National Geographic POD