Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Bir Fasondur Millet, Paçoz Düşlerimde.

"İnternet' te geziniyorum gözlerim kapalı". Adını bilmediğim insanları dinliyorum. Dinliyorum da nerede, kiminle yaşadığımı yüzüme bir tokat gibi vurmasına engel olamıyorum.

İnternetimde en son donanıma sahip insancıklarım var. Donları dolce gabbana, makyajlı, allı, pullu. İçleri tamamen boş, saçları jöleli. Akıyor jöle kafatasından içeri. İçi ancak böyle doluyor.

Öğretilen bir bıyıkla en koyusundan vatansever olunduğu. Yada Öğretilmesini arzuladığı bu. En kolayından, suya sabuna dokunmadan. Hazır kendiliğinden de çıkıyor meret. Bir elimde de tesbih olursa vatansever kim imiş seyret.

"İnternette geziniyorum gözlerim kaplı" Galyana gelen insanlarımı izliyorum. İzliyorum din elden gidiyor derken ağızlarından çıkan salyalar ile ateist oğlanları. Kelle isteyen bir kelleyi. Kendi bokunda çürüyen bir sakalı. Yılın bir günü yardım diye kesilen büyük başları. Geriye ne kaldı bulamıyorum.

Sahi fakir hala fakir değil mi? Şu anda 345 gün öncesinden aldığı eti yemekle mi meşgul ? Yada öyle birşey kapısının önünden geçti mi? bilemiyorum.

"İnternette geziniyorum gözlerim kapalı" Fason insanlarım arasında paçoz düşler üretiyorum. Piramit'in ne olduğunu bilmeyen bir tarih öğretmenim. Vatan için dökülen kanlara helal olsun demekle yetinen ve bunu söylerkende Vatan teriminin sadece topraktan ibaret olduğunu düşünüyor olmasından kaygı duyduğum VATANdaşlarım var.

"İnternette geziniyorum gözlerim kapalı" Bir duyum eksik diğerlerinden farklı olarak. Sadece bir duyum. Bilmediğim okadar çok şeye rağmen hala yorum yapmaktan çekinmiyor olmam sizden biri olmam yüzünden.
Sizden...
Tam anlamıyla içinizden...





POSTED BY Chopartypical
DISCUSSION 2 Comments

Hastanın Şarkısı: Krabathor – About Death

Efendim selamlar. Nasılsınız?!

Bu hafta, geçen haftalarda sevgili Darkohl hanfendinin bizim için paylaştığı Hypnos - Lovesong parçasının asıl adamı olan Bruno amcanın bir diğer efsane grubundan bir parça paylaşmayı istedim.

Krabathor, death metal dünyasının gelmiş geçmiş en saygıdeğer gruplarındandır gözümde; ve bir çok death metal fanı da benimle aynı görüşleri paylaşıyordur muhtemelen. Krabathor, death metalin gelişiminde büyük katkılarda bulunmuş ve death metal severlere Çek Cumhuriyeti'nin adını duyurmuş üstad gruplardan birisidir.

Bu parça benim Krabathor denince ilk aklıma gelen parçadır. Buram buram death metal kokan, sert, agresif ve ruhlu bir albüm olup, kanımca Krabathor'un en taşşaklı albümü olduğunu düşündüğüm Orthodox albümünün kapanış parçasıdır ve bir kapanış parçası olarak düşünüldüğünde tema ve müzik olarak gerçekten ne kadar sağlam bir bitiriş olduğu tüm müzik eğitimi veren okullarda ders olarak gösterilmelidir. Girişi, nakarat bölümü, vokaldeki "hisseden" tınılar parçanın gerçek bir death metal kimliğine kavuşmasını sağlayan en büyük etkenler.

Afiyetle dinleyiniz ve death metal ile kalınız...




Your eyes are able to wake me up
There is something nice
There is something pursuing me
And something what can hurts
You show me how to go so close
I am little bit scared
You tell me don't be afraid
Death can be treacherous
Let's start this way, Let's start this pain
Let's start this love, Let's start this wrath
Let's start this dream, Let's start this scream
Let's start this luck, Let's start this strike

About Death-death breathes in breath
About Death-death infects your blood
About Death-death still cares for you
About Death-death gives you lust

I don't like to be deceived
I don't like to be a liar
If I'll believe
Won't you want to kill me?
I will hold out my hand
I'll feel the glow
I'll step into your soul
I'll feel death inside

Let's start this way, Let's start this pain
Let's start this love, Let's start this wrath
Let's start this dream, Let's start this scream
Let's start this luck, Let's start this strike

About Death-death breathes in breath
About Death-death infects your blood
About Death-death still cares for you
About Death-death gives you lust

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 5 Comments

Deviant'dan Seçmeler


Baliklar icin Gozlem Kulesi by ChoPartyPiCal on deviantART

POSTED BY Chopartypical
POSTED IN ,
DISCUSSION 3 Comments

Toz Bulutu Ve Yeni Pazar Açılımları.

İzlanda'daki yanardağın patlamasının ardından oluşan volkanik kül bulutunun Türkiye'nin hava sahasını da etkilemeye başladığı şu günlerde saçlarınızın daha da yıpranmaya başladığını düşünüyorsanız çözümünüz Kolidor. Toz, Kir saçınızı mahvetmesin. Dermotolojik olarak, inşaatta çimento tozuna bulanmış 300 amele saçında denenmiş olup, toza, kuma, kirece karşı etkili olduğu Şereflikoçhisar Bilimadamları derneği tarafından test edilmiş ve onaylanmıştır.


Kolidor...


Amelelerden ilham aldık herkes için tasarladık.

POSTED BY Chopartypical
DISCUSSION 1 Comment

Haftasonu Aktiviteleri


İş munasebeti vesilesiyle iki haftadır İzmir'de bulunmaktayım. Haliyle kendimize ayıracağımız biraz vaktimiz vardı. Bunu Foça'da balığa giderek değerlendirmek istedik. İyide yaptık. Güzel balık vardı. Sizinde yolunuz düşerse, 300tl ücrete 14 kişilik bir tekne kiralayabilirsiniz.
Yeminizi önceden almayı unutmayın. Sülünez, boru kurdu, ile melanur,kupes,izmarit tutmanız yüksek ihtimal. Ben bir süre daha buradayım. Mutlu kalın.

POSTED BY Chopartypical
DISCUSSION 5 Comments

Memleketimden İnsan Manzaraları... v.II

Efendim selamlar! Nasılsınız lan! Beni soracak olursanız, gördüğünüz gibiyim. Bu aralar pek takılamıyorum buralara. Takılmak istiyorum ama motivasyonsuzmuşçasına takılmadan geçiyorum..

Yine biriktirdiğim memleket insanları var. Onları anlatayım istedim yine. Old skool bir milletiz gerçekten.


* Yolda yürüyorum, bir kaç tane adam kendi aralarında konuşuyorlar. Bir tanesi tam yanlarından geçtiğim anda "Halamın oğludur ama harbi orospu çocuğudur" dedi sdamfasıofsd. "Halamın oğludur ama" diyerek halasını ayırıyor hesapta ama "harbi orospu çocuğudur" diyerek halasını Ankara Genelevlerindeki teyzelere çeviriyor bir anda.

* Amcamınoğlunun çocuğu oldu. Minicik bir şey. Çüklü. Doğum sonrası hastane ziyaretine gidiyordum. Önümde iki kadın yürüyordu. Karşımızdan bize doğru gelen bir kadın gördüm aralarından, sonra kafamı başka bir yana çevirdim ve tekrar önüme döndüğümde o iki kadının arasından gördüğüm kadın bi' anda yok olmuştu. Açı nedeniyle görememiştim elbette ama ota boka hikayeler yazıp kendini eğlendirebilen bir adam olarak bir korku filmi yazmaya başladım kafamda kendimi eğlendirmek için. Dandik uzakdoğu filmlerindeki gibi bir anda görünüp, bir anda kaybolan hayaletler style geyikler çevirerek önümdeki iki kadının yanlarından geçiyordum ki, kadınların teki "
seninle konuşmuşsa ruhu gelmiştir dedi bana bla bla..." dedi. Hulen?! Az önce kendi kendime doğaçlama sıçarken, önümdeki kadınların da hemen hemen aynı şeylerden bahsetmesi ilginç oldu. Ama daha ilginci insanlar hala bunlara inanıyor lan dsmfoısdoıfs. Seninle konuşmuşsa ruhu gelmiştir, yok konuşmamış sadece sevişmişse azmışsındır, karşında oturmuşsa seni anmıştır, arkandan parmaklamışsa mezarda ters dönmüştür, falan? sdamıofsa. Ulen ne acaip milletiz. Ölünce görcem ben sizi bakalım münker mi var yoksa kahverengi bot giymiş tırtılgiller mi? sdmıofsamo

* Ehliyetim yoktur. Aslında sınavı kazandım ama biraz maddi saçmalıklardan, birazdan çok daha fazla üşengeçlikten hala almadım ehliyeti. 2007 den beri dsaoıfsda Bu yüzden şirkette benim uzakta bir yere servise gitmem gerekirse bana bir tane şöför ayarlamak durumunda kalıyorlar. Ve ben şöför olmadığımdan yollara falan dikkat etmem normal olarak. Kitap okurum, geyik yaparım, uyurum falan, ne bileyim. Yine böyle bir durumda, şirketteki arkadaşlardan bir tanesini verdiler yanıma. Her kavşakta yolu bana soruyor, buradan mı girecektik, şuradan mı geçecektik.
Ne bileyim olm ben, şöför sensin, deyip topu kendisine bırakıyordum ama en sonunda azıcık dellenmiş olacağım ki, "olm ben araba kullanan adam olsam yolları bilirim. Ama ben kullanmıyorum. Tabelalara bakıyorum, mağazalara bakıyorum, ağaçlara bakıyorum, bak kızlar yürüyor, kızlara bakıyorum" şeklinde saçmaladım. Tüm arabeskçi mimiklerini topladı ve utangaç bir küçük emrah gülümsemesi ile "Yüzüne bakıp götünü kaldıracağıma, götüne bakıp çükümü kaldırırım, diyorsun yani" dedi tüm alakasızlığıyla. Sessizce gömüldüm koltuğuma, diyecek bir şey bulamadım sdmaıofs. Nasıl mantalite lan bu sdmıofs. Oğye! Kimlerle çalışmak durumunda kalıyorum.. Balayında tesettür otele gidecek bunu diyen adam sdamofsdf

* İsmi lazım olmayan bir bankaya servise gittim. İçerde telefon çekmediği için kapının önüne çıktım ve telefonla konuşuyordum. Amcanın teki bankadan içeri girerken cebindeki bi tomar parayı yere düşürdü ve farketmeden devam etti. Arkadan bir kişi seslendi amcaya, amca geri döndü, eğildi, paraları aldı, "çok olunca böyle oluyor tabi" dedi dsmıofsdmıfos. Amına koyim amca ya sdamıofmsdıofs.

* Ankarada sevdiceğimle birlikte yürüyorduk amaçsızca. Havadan sudan geyikler esnasında bir tane adamın iki tane türbanlı kadınla konuşmasını gördük. Yanlarına yaklaştığımızda "lütfen hadi, rica ediyorum" diyordu adam. Kızlar "ay bilmem ki komşular ne der" tribindeki genç kızlar gibi utangaç gülümsemeler eşliğinde
istemem yan cebime koy cevapları veriyordu. Yanlarından geçtik ama durum komik olduğundan dönüp bakmaya devam ettik. Adam tüm pişkinliğiyle iki tane türbanlıya yazıyordu ve iki türbanlı bu olaydan aşırı derecede memnundu. Adam bir anda karşı kaldırıma fırladı, taksinin kapısını açtı, hadi buyrun falan derken "lan adam taksiciymiş", dedim ben ama türbanlı ablalar taksiye binince taksi şöförü başka yerden çıktı geldi. Abi ayak üstü çapkınlığın kraliyet armasını soktu gözümüze. Helal olsun dedik sevdiceğimle birlikte.

Memlekette durumlar böyle efendim. Literatürünüze yeni cümleler, yeni kalıplar katmış olan Türk halkına minnettarlığınızı buradan iletebilirsiniz. sdmıofsd götüne bakıp s.kimi kaldırırım dedi ya adam sdamofasıdmofs. Of.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

Hastanın Şarkısı : Saska - Süyemen Tez Ayt

Sevgili Hastalıklı Dünya okurları;
(bayılıyorum bu girişlere)

Geç kalınmışlık artık yavaş yavaş bünyemize yapışmaya başladı. Hepimiz ayrı bir tembellik örtüsü altında yatmaya başladık. Sevdiceğim ve ben bir o yana bir bu yana savruup duruyoruz. Özkoşcuğum desen, o şehir senin bu şehir benim hayatını kurtarma telaşı içerisinde. Charmerian dostumuz Önderciğimiz ise küçük bir kaza geçirerek ayağını önce burkarak daha sonra da kırmak suretiyle sakatlamış bulunmaktadır.

Velhasıl kelam hastaların şarkıları da hastalık yazılar da, takip edilecek bazı mevzular da ertelenmiş ve öylece kalakalmıştır.

İşte böyle zamanlarda denk geldiğinde hemen telafi çalışmalarına girişiyoruz ara ara. Bunlardan bir tanesi için kolları sıvıyorum şimdi. Özkan tatil hayalleri kurmaya başlayadursun ben de size bahar kadar, tatil mutluluğu kadar eğlenceli bir şarkıyı takdim edeyim.

Hayatımın kadını, çocukluğumdan beri yaşamıma tatlılıklar katan hatun; hikayesi olan adıyla Dodo, kafa kağıdı ismiyle Özlem şarkıyla tanışmamı sağlayan. Vidyoyu pek sevimli buldum, ayrıca şarkının tınısıyla ve tarzıyla da gerçekten eğlenceli bir durum çıkıyor karşımıza.

Saska, Deneysel Orta Asya müziği yapıyormuş. Sokkur Saska albümünün 7. parçası Süyemen Tez Ayt (Seviyorum Çabuk Seç) bu haftalık yazılarımızın arasında kulaklarımızın arasında dolanıp duracak. Yorum yapanlar kah Replikas kah Gevende tadı bıraktığını söylüyorlar. Tarz ve yapısal olarak pek fazla bu gibi grupları dinleme fırsatım olmuyor dolayısıyla bilmiyorum tabii. Geri kalan tadlar ise sizi ilgilendiriyor. Afiyetle dinleyiniz efendim.

Vidyonun ilk 20 saniyesi gayet sessiz, şaşırıpta ses ayarlarıyla oynayıp kendinizi iyive şaşırtmayın.



Çavuşça
kel kel dese kelmes kelme dese keler
anam kiyim tikti atam dombra şaldı
süyemen süyemen süyemen tez ayt
ingil mingil ayaklı seksen sekiz tayakli
anam kiyim tikti atam dombra şaldı
süyemen süyemen süyemen tez ayt
bolsa kündiz boladı bolmasa tün boladı
anam kiyim tikti atam dombra şaldı
süyemen süyemen süyemen tez ayt


Türkçe
gel derim gelmez gelme derim gelir
annem elbise dikti babam dombra çaldı
seviyorum seviyorum seviyorum çabuk seç
tıngır mıngır ayaklı seksen sekiz toynaklı
annem elbise dikti babam dombra çaldı
seviyorum seviyorum seviyorum çabuk seç
olsa gündüz olur olmazsa gece olur
annem elbise dikti babam dombra çaldı
seviyorum seviyorum seviyorum çabuk seç




*kusura bakmayın ama şarkının kendisini bulamıyorum dolayısıyla alternatif olarak albüme adını veren(bu öbeğe de bayılırım "albüme adını veren parça")parçanın tınılarını dinliyoruz. Eğer sahip olan biri varsa ve bizimle paylaşmak isterse övünç duyacağım. Lütfen paylaşmasını öğrenin.

POSTED BY Darkohl
DISCUSSION 0 Comments

Tatil ve Hatırda Kalanlar

Önce biraz müzik. Uzun yolculuklar için.




Merhaba sevgili dostlar. Malum Yazın geldiği şu günlerde, aklımda bu sene tatilin nasıl geçeceği düşüncesi var. Tatil bu nihayetinde kötüsü olmaz kanımca. Lakin "maksimal düzeyde nasıl keyif alırız?" asıl sorunun bu olması lazım sanırım. Sizi bilmem ama benim tatil anlayışım, çocukluğumda bütün tatillerimi ailemle geçirmiş olmamdan ötürü, ve ailemin çadırda yaşamayı seven bir yapıda olmalarından ötürü, tatillerimizin herzaman bir seferi'nin anıları şeklinde geçmesinden ötürü, bu yönde şekillenmiştir. Bundan hiç rahatsızlık duymadım, aksine inanılmaz keyifli ve mutlu günler geçirdim. Her yıl bir başka bir sahilde farklı bir berduşluk. Sırtımızda dünyanın yükü. İnsan bazen özlüyor. Yaz akşamlarını, gece yıldızları seyrederken, kumsalın güneşten yanmış sırtını serinletmesini özlüyor. Aradan zaman geçtikçe, yaş ilerledikçe kendi arkadaşlarıyla tatil yapma ihtiyacı hissediyor insan. Daha rahat, daha özgür. Bende bundan dört yıl önce bu düşüncelerle çıktım arkadaşımla İstanbul'dan Olympos'a.


(Üstte; Kadirin servisi. Artık bir hurda yolun kenarında duruyor. Altta; voleybol Dünya karması. Sağdaki Yeni Zelanda soldaki kel Alman)

İlk amacım Güneyi görmekti. Keşfetmek, yürümek istiyordum. Ayrıca doğayı ciddi anlamda seviyor olmamdan ötürü Olympos seçeneğini ilk sıraya koymuştum. Velhasıl kelam atladık gittik. Bir dostun sayesinde, Kadirin yerinde kalmak gibi bir güzellik yaşadık. Güzellik diyorum orada çok insan tanıdım. Güzel dostlardı, sıkı muhabbetler oldu, sıkı voleybol turnuvaları yaptık. İyi bira kazandım bu sayede. (Üstte; Kaldığımız odanın adı. Her odanın bir adı vardı ve her gelen kendinden birşeyler bırakmıştı. Altta; ikinci kattaki odaya uzaktan bir bakış)

Öyle ki akşam üstü odaya gelip çağırıyorlardı bira ısmarlamak için. Olympos'da diğer yerlerde bu sıcaklığı göremedim. Mesela kendimi sosyal zannederdim ama öyle olmadığını anladım. Akşam yemeğinde sıradayken insanlar bişeyler anlatıyor ama bir ingilizce bile yok, konuşamıyorum. Oturuyoruz yemeği aldıktan sonra bir masaya, karşımıza hiç tanımadığımız bir bayan oturabiliyor. Gayet sıcak, iki laf ediyor yada etmiyor. Ama kalkarken muhakak her dilde bir afiyet olsun alıyoruz. Kendimi insan gibi hissediyorum. Yıllarca kadın yada erkek gözetmeksizin, bir tepki gelecek, yanlış anlaşılacak diye yabanileştiğimizi, kendi kabuğumuza çekildiğimizi anlamam kısa sürmedi orada. (Kadirin yeri öküz barda bir gece. Ortada ateş yanar etrafında dans edersiniz. köpük partilerinde ateşin esamesi okunmaz.)

Düşünsenize bir kadının karşısına, başka masalar dururken gelip oturduğunuzu. Yada otobüste boş koltuklar varken bir bayanın yanındakine oturduğunuzu. Arızaya geçer yanınızdaki, biz hep böyle gördük. Bunda karşımızdakinin suçu yok aslında. Toplum böyle. Asansörde damacana seven bir toplumuz nihayetinde. (Üstte; Alt kat yemekhane üst kat bar. Güzel voleybol izlenirdi. Altta; Olympos'a giden her erkeğin atladıktan sonra ergen kabul edildiği kayalık.)

Bu toplum sonuçta Olympos'a da ulaşmıyacak değildi ya. Yıllardır milletin kulaktan kulağa anlattığı "olm her yer ..cık kokuyor" sözü buralarında istila edilmesine vesile olmuştu anlaşılan. En azından ben öyle gördüm. Heryerde cinsel aktivitenin varlığı hissedilirken, duayenlerden türlü ensest ilişkilerinde yaşandığı duyumunu almıştım. Birçok yabancı berduş gördüm garsonluk yapan, Ot çeken. Fakat olaylara nasıl baktığınız bu noktada önemli oluyor. Benim gibi dağ taş gezen biri bir çok şeyi görmüyor. Eğer bir kız arkadaşım olsaydı yanımda, "toplum"dan ötürü sıkıntılar yaşayabilirdim. Çünkü toplum orada gezen her dişiyi çiftleşmeye geldi sanabiliyor. Olympos esasen antik bir kent ve denize gitmek için bu kentin içinden geçmek zorundasınız. Güzel keyifli bir yol. Gittiğiniz zamana göre geceleri Ay ışığı olabiliyor yada olmuyor. Karanlıkta gitmek ayrı bir tecrübe. (Üstte; Sahile çıktığınızda solunuzda kalan kalenin tepesinden sahile bakış. Altta; Sıcaktan bunalanlar için mükemmel bir mekan.)

Tabi birde ücret gerçeği var ören yerinden geçerken. Denize gidiyorsunuz ama her geçişinizde "ören yeri gezi ücreti" alıyorlar. Alakayı yıllardır çözemedim. Ama bununda çeşitli çözümleri mevcut. İster ormandan gidin, İster saat dört gibi gidin para vermiyorsunuz. Ben hiç para vermedim. Bununla öğünüyor değilim. Asıl O Bilet kesen arkadaşların övünmesi lazım. Kumsala sıfır yanaşan Rus yüklü gemilerden inenleri götürüp Olympos'u gezdiren rehberlerle yaptıkları anlaşmalar için. Ben onlara ne bilet kesildiğini gördüm nede para alındığını. Bütün bu çirkinliklere rağmen sahile geldiğinizde gördüğünüz manzara muhteşem. Herşeyi unutturuyor insana. Keza ben sahile dik inen dağları, uçurumları çok severim. Aynı sadece belgesellerden gördüğüm Yeni Zelanda gibi.



(Üstte; Sazak koyu. Fotomontaj yok tekneler havada. Altta; Sazak koyuna giriş.)


Bu sene tatil açısından şanslı olacakmışım gibi geliyor. Bu Dağların yamacından geçen bir Likya yolu var ki hala aklımda. Bir cesaret edemedim. Sizinde yolunuz bir gün buralara düşerse Kadirin yerini Fotolardaki gibi aramayın, biz o sene döndüğümüzde neredeyse tamamı yandı. İşte azizim okadar musubet bir adamım ben. Takılma benimle. Diğer herşey kanımca aynıdır. Umarım ören yeri girişindeki büfede duran amca hala oradadır. Eğer oradaysa şanslı hissedin kendinizi. İki muhabbet edin keyifli adamdır. Birasıda markettekilerle aynı fiyattır. (turizim mekanı diye geçirmek yok! sözü kulaklarımda.)


(Üstte; Denize koşan dağlar. Altta; yine sazak koyu. Bu pozu vermek için kayalara tırmanırken şortum yırtılmıştı.)


Tabi benim gibi sizde beş yıldızlı otel odasında sıkışıp kalamayanlardansanız. Yolunuz muhtemelen güneye düşüyorsa seçeneklerden birisi Olympos.
Kimisi için bakir bir diyar,
Kimisi için Rus, Alman hatunlar.
Mutlu kalın ve bu sene biraz daha fazla tatile odaklanın.

POSTED BY Chopartypical
DISCUSSION 4 Comments

Koala adam

Bu hafta hayatı boyunca bir koala gibi yaşamayı amaç edinmiş ve ayrıca Velázquez'e de ilham kaynağı olmuş koala adamın sürrealist duruşunu sizlere sunmaktan kıvanç duyacağız.

Velázquez bu çalışmasında, ağaçları seven ve onlarsız yaşayamayan bu yaratığı, ormanın egzotik, erotik, didaktik(?) bir objesi olarak betimlemiş.


Resimde koala adam ağaca tırmanmış, bakışıyla olaya hakim olduğunu kanıtlamak istercesine resmedilmiş.

Otoriteler, izleyecilerden bu bakışlarında ne cevherler gizli senin, ey hayvan oğlu hayvan tepkisini yakalamak için Velázquez'in yoğunluğu daha çok yüze verdiğini söyler.(ve aslında ayıp eder. Okadarda değil ulan)
Antik sanattan baroğa kadar pek çok aşamada Velázquez'in ilham kaynağının bu hayvan olduğu söylenir.
İyi seyirler.

POSTED BY Chopartypical
POSTED IN ,
DISCUSSION 4 Comments

Hastalıklı SK : Son Durum...

Efendim selamlar! Nasılsınız?

Bizler takılmacaya devam işte. Ovye.

Öncelikle belirtmeliyim ki; menajeri olduğum Hastalıklı SK çocuğu koyarak 6.lige yükselmiştir. Taraftarlarımızla bu başarıyı çılgınca paylaştık geçen hafta. Hepsine bira ısmarladım. Sınırsız ;)

Aslına bakarsanız lige ilk başladığımda rakiplerimi analiz ettim ve zor geçebilecek bir lig olacağını düşünmüştüm. Ama zamanla aslında hiçte zor geçen bir lig olmadığını ve alayına çocuğu koyabileceğim konusunda yoğunlaştı düşüncelerim. Ve gelgelelim son hafta skor tabelasına baktığımız zaman aslına bakarsanız ligin iki takım için kolay geçtiğini, diğerleri için ise bi sikim ifade etmediğini gördük. İki takımdan birisi olan benim Hastalıklı SK. +1 gibi sikko bir averajla şampiyon olarak bir üst lige yükseldi. Ama ikinci olan Çakırlar JK, playoff maçları oynadıktan sonra muhtemelen yanıma gelecektir. Beni tek yenebilen takım olduğundan dolayı bu yükselişi hakediyor.


Gelelim Nike Halısaha liginde mücadele eden Hastalıklı'ya.

Efendim. Şimdi. Şey. Acaip güneş vardı bi kere. Hem maç altı kişilikti; ki biz hiç altı kişi oynamadık yıllardır. Sonra saha ufaktı. Sonra üst filelerden gol yedik, hakem golü saydı. Beleşe penaltı verdi falan. Sonra bizim gözleri göremeyen arkadaşımızın gözlükle oynamasına izin vermedi. O gözlükle oynasa var ya; ÜFF ne pis yenerdik he. Evet.

Öhm. Yok, tamam, olmadı. Biz rakip bekliyorduk adamlar terminatör gibi çıktı. Bi gram yağ yok adamlarda. Köpek gibi koştular, sert ve iyi oynadılar. Muhtemelen bir çoğu amatör takımlarda oynuyorlar. Sıcaktan ve yukarıda saydığım sikko bahanelerden etkilenen takım bi türlü oyunu oturtamadı ve güzel bir fark yedi sdaoıfsdaofas. Olsun lan. msdıofsd :(

Adamlar çok gençti olm msaoıdmas. Yaşlanmışız, onu gördük şu geçtiğimiz pazar günü. 20 dakika sonra açılıyor bizim ciğerler ama işte işin trajik yanı, maç 30 dakikaydı :( smadıofmsdı.

Neyse. Bir maçımız daha var ve matematiksel olarak şansımız devam ediyor. ( 2 + 2 = 4 ) Biz önümüzdeki hafta oynayacağımız Napoli maçını yenersek ve ondan sonraki hafta Napoli, Kareas'ı yenerse iş averajlara bakar. Tabi işin iki tane sikko boyutu var. Birincisi bizim averaj kafadan -6 sdmıofsmofsa. Çok yedik lan :( İkincisi biz Napoli'yi yensek bile, bizim BİLE yendiğimiz Napoli, bizim 6 fark yediğimiz takımı nasıl yenecek? sdamofsdaf Şaka gibiyiz. Ne günlere kaldık yarebbi :(

Neyse. Öyle işte.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

Kaldır(ım)

Kalbim İstanbulda bir kaldırımdı, bebek.

Yenileniyordu sürekli taşları,
Her bahar yeni amelelerle sevişiyordu.

Kalbim bir kaldırım mühendisine vuruldu, bebek.
Yine, yeni, yeniden ihalebaz bir serseri,
Annem derdi seni ne doktorlar istedi,
Kalbim bir kaldırımdı,
O ise bir zengin, bebek.

Kalbim tamamıyla onundu,
İstanbul gibi yenileniyordu,
Var olanı söküp yeniden yapıyordu,
İstanbul kazandı,
Kalbim, dozer kepçesi bebek.

POSTED BY Chopartypical
DISCUSSION 9 Comments

Absolute Vodka Rock Edition

Selam hastalıklı bünyeler,

Geçenlerde sevdiceğimle yine bir içki alışverişi sırasında Demşah abinin dükkanındaydık. Her zamanki gibi şarapçıydık o gün.

Hani bir anlık görüntü yakalama mimiği vardırya insanlarda, bir bakarsınız sonra kafanızı çevirirsiniz ve aynı nanosalise içerisinde tekrar kafanızı o görmüş olduğunuz yere doğru çevirirsiniz. Yani aslında sadece yaklaşık 25 derecelik bir açıyla kafanızı döndürmüş olursunuz ama gözleriniz aslında oradan hiç ayrılmaz. İşte böyle bir "an" içerisinde gördüğüm harikulade bir görüntüden bahsetmek için yazıyorum sırf bugün. Niye, çünkü istiyorum onu, canım çekiyor.

Absolute Vodka'nın her zaman yaptığı şekillerden bir tanesine daha şahit oluyor gözlerim. Bir önceki senesinde pırıl pırıl gözlerimi kamaştıran Disco ve Masquerade, şimdi ise var gücümle death metal'e vurup bünyeyi headbang'e bırakmamamı istiyor. Adrenalin salgılatılıyor bildiğiniz gibi değil.

Uzaktan bakışıyoruz bir süre, üstüne giydiği deri kıyafetiyle fethediyor benliğimi, bu nasıl bir çekicilik. Üstündeki vamp çivileri ise bir başka sertlikte. Sevdiceğime bakıyorum gamzesine yapışasım geliyor. "Demşah abi" diyoruz "dokunabilir miyiz en azından" uzanıyor, uzatıyor ellerimiz arasında muhteşem bir güzellikte kaydırtıyor kıvrımlarından. Hissettğimiz sertlik ise bir başka derinlikte, tarifi; yaşanmaz anlatılır cinsten. Sorulması gereken en son soruya geliyoruz. "Günahı nedir bunun?" Aldığımız cevap tabii ki tatmim etmiyor. Unutuyorum hemen, hiç sormamışcasına ne de olsa tatlı bir sürprizden ibaret. 45-50 lira aralığında hatırlıyorum ederini. İçince afiyet olacak cinsten.

Burdan duyuruyorum, kendisine sahip olduğum anda alacağım her yudumunda death metal dinlemek istiyorum.

Sarhoş olmayacağımı kim söyledi ama sevgi saygı çerçevesinde.

notum: Absolute Mango sayfasını özellikle seçtim koydum bilginize.


POSTED BY Darkohl
DISCUSSION 14 Comments

Estonya'lı Defansif Ortasaha

Efendim selamlar!

Sınavdan geldim ve şunu belirtmeliyim ki "sınav nasıl geçti?" sorularıyla ilgili bir şey duymak istemiyorum. Ben geçtim sadece. Sınav geçmedi. Cevaplarını bilmediğiniz sorular var ortada. Cevapları bilmediğimden ötürü sınavın nasıl geçmiş olabileceği hakkında hiç bir fikrim yok gerçekten. Gönül isterdi hepsini bileyim, bir pazarlama uzmanıymışçasına, bir cumhuriyet savcısıymışçasına koyaydım o hayat belirleyici yuvarlakların içine kurşun kalemimi; ama değil, öyle değil. Basit bir yazıcı teknisyeniyim ve ders çalışmaktan zerre haz etmiyorum.

Ama sanmayasınız şimdi yenilgiyi kabul etmiş, 8 senede bir sınıf atlayabilecek bir öğrenci potansiyeli ile karşı karşıya olduğunuzu! Tek kelime ders çalışmamama rağmen ben bu sene bu sınıfı geçeceğim. Çok pis iddialıyım. Cesurum. Bence geçerim. Hiç bir dayanağım yok, tamamiyle işkembeme güvenip giriyorum sınavlara ama geçebileceğimi biliyorum. Kendi taktiklerim ve pratiklerim var. Teorinin pratiğe dönüştüğü andayım şu an. Başarılı olacağım ve çok şekilli bir Fenerbahçe formam olacak.

Şu taksicilere çok gülüyorum bazen. Katliam gibiler. Katil gibiler aynı zamanda ve bunların her ikisini aynı karede bizim yüzümüze vurabiliyorlar genelde. Trafikte nerede makasa dalan, nerede zıngabak diye önüne çıkan, nerede zınk diye duran bir araç varsa, hepimizin bildiği gibi o yüzdelerin 80 ile ölçülebilecek kadar büyük bölümünde; sarı bir araçtır ve tamamiyle rastlantısal olmayarak tepesinde TAKSİ yazıyordur. Hal böyleyken yani bu adamlar bu kadar katliamcı katillerken, nadiren de olsa, bir taksinin önüne atlayan herhangi bir sivil araç olduğunda, bir taksici kural dışı olarak sıkıştırıldığında; o taksicinin kornaya asılıp sinirlenmesi beni çok güldürüyor. İlahi adalet diyorum sırıtan dudaklarımın arasından. Roller değişince bu adamlar çok masum insanlar oluyorlar bi anda. Ya da öyle olduklarını sanıyorlar. Ya da öylelermiş gibi görünmeye çalışıyorlar. Bilmiyorum ama tezatın has taşşaklısı ile karşı karşıya oluyoruz o anlarda. Ben çok gülüyorum.

Hastalıklı Spor Kulübünün Nike Halısaha Liginde eşleştiği takımlar ve fikstür belli oldu. İlk maçımız yarın Kareas ile olacak. Amacımız basmak, koymak ve bilimum futbolla alakalı edepsiz kelimeyi uygulamak. Forma rengimiz yok ama olsaydı Pembe - Turuncu yapardım. Farkımız olsun. sdmfoıs. Rezil lan. Gözlerini kapat bi düşün allaasen? sdmofs. Çok kötü. Neyse. Öyle bir şey yok tabi. Tüm Hastalıklıları bekleriz icabında.


Geçen gün Edirnekapı'dan Metroçük'e binmeye çalışırken şunu keşfettim. -bu arada Edirnekapı, karşıya geçen metroçüklerin ilk durağıdır. İnsanlar boş gelen otobüse ilk buradan doluşur- İlkel toplumlarda kadının yeri neyse bizim kadar gelişebilmiş toplumlarda da metroçükün yeri odur.

Bu dediğimi anlayamayan, çözümleyeyemeyen, runtime error çizgisine gelen insanların bir gün üşenmeyip akşam iş çıkış saatinde Edirnekapı'ya gidip, 34A numaralı otobüsü beklemesini ve geldiği anda ortaya çıkan hengameyi görmesini isterim.

Aynı bekaret gibidir boş gelen metrobüs. Herkes ilk giren olmak ister. Saldırının, birbirinin üzerine basmanın, dirsek temasıyla iteklemenin, ayakkabıya basıp zaman kazanma düşüncesinin altındaki tek gerçeklik ilk giren olma isteği. Bakire bir genç kızın peşine düşmüş abazalar ordusu gibi. Hepsi "ilk" olmak isterler ve şimdi hepsi yaşını başını almış, büyük bölümü "ilk" olmuş adamlar, şu an metroçük için ilk olma savaşına giriyorlar.

Bir süredir annem buradaydı. Sabah kalktığımda kahvaltı vardı, kızarmış ekmek kokusu sarıyordu bünyemi gözümü açar açmaz. Çayımı yudumluyordum sabah haberlerini izlerken. Akşam eve geldiğimde sofra hazır oluyordu ve on numara yemekler yiyordum. Odama geliyordum, yatağım toplu oluyordu.

Ama şimdi yok ve ben 1 ay civarı alıştığım bu lüks hayatı çok sevmiştim lan :(

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 3 Comments

Bizdeki Din Anlayışı ve Şu Drum Sololar

"Hayatı, işlerini halledebilmek için araya süreki aracılar koymakla geçmiş bir toplumun, Tanrısıyla olan ilişkilerinde de bir aracı kullanması kadar doğal birşey yoktur" filozof, gazeteci spor yazarı, yorumcu, bestekar, güzellik uzmanı, şair Kılcal Uluç.



Bir Sahne düşünün Tayyeap ve Deniz Baykalın paylaştığı... (Deniz baykala dikkat! )



POSTED BY Chopartypical
POSTED IN ,
DISCUSSION 1 Comment
Bu gadget'ta bir hata oluştu