Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Tatil ve Hatırda Kalanlar

Önce biraz müzik. Uzun yolculuklar için.




Merhaba sevgili dostlar. Malum Yazın geldiği şu günlerde, aklımda bu sene tatilin nasıl geçeceği düşüncesi var. Tatil bu nihayetinde kötüsü olmaz kanımca. Lakin "maksimal düzeyde nasıl keyif alırız?" asıl sorunun bu olması lazım sanırım. Sizi bilmem ama benim tatil anlayışım, çocukluğumda bütün tatillerimi ailemle geçirmiş olmamdan ötürü, ve ailemin çadırda yaşamayı seven bir yapıda olmalarından ötürü, tatillerimizin herzaman bir seferi'nin anıları şeklinde geçmesinden ötürü, bu yönde şekillenmiştir. Bundan hiç rahatsızlık duymadım, aksine inanılmaz keyifli ve mutlu günler geçirdim. Her yıl bir başka bir sahilde farklı bir berduşluk. Sırtımızda dünyanın yükü. İnsan bazen özlüyor. Yaz akşamlarını, gece yıldızları seyrederken, kumsalın güneşten yanmış sırtını serinletmesini özlüyor. Aradan zaman geçtikçe, yaş ilerledikçe kendi arkadaşlarıyla tatil yapma ihtiyacı hissediyor insan. Daha rahat, daha özgür. Bende bundan dört yıl önce bu düşüncelerle çıktım arkadaşımla İstanbul'dan Olympos'a.


(Üstte; Kadirin servisi. Artık bir hurda yolun kenarında duruyor. Altta; voleybol Dünya karması. Sağdaki Yeni Zelanda soldaki kel Alman)

İlk amacım Güneyi görmekti. Keşfetmek, yürümek istiyordum. Ayrıca doğayı ciddi anlamda seviyor olmamdan ötürü Olympos seçeneğini ilk sıraya koymuştum. Velhasıl kelam atladık gittik. Bir dostun sayesinde, Kadirin yerinde kalmak gibi bir güzellik yaşadık. Güzellik diyorum orada çok insan tanıdım. Güzel dostlardı, sıkı muhabbetler oldu, sıkı voleybol turnuvaları yaptık. İyi bira kazandım bu sayede. (Üstte; Kaldığımız odanın adı. Her odanın bir adı vardı ve her gelen kendinden birşeyler bırakmıştı. Altta; ikinci kattaki odaya uzaktan bir bakış)

Öyle ki akşam üstü odaya gelip çağırıyorlardı bira ısmarlamak için. Olympos'da diğer yerlerde bu sıcaklığı göremedim. Mesela kendimi sosyal zannederdim ama öyle olmadığını anladım. Akşam yemeğinde sıradayken insanlar bişeyler anlatıyor ama bir ingilizce bile yok, konuşamıyorum. Oturuyoruz yemeği aldıktan sonra bir masaya, karşımıza hiç tanımadığımız bir bayan oturabiliyor. Gayet sıcak, iki laf ediyor yada etmiyor. Ama kalkarken muhakak her dilde bir afiyet olsun alıyoruz. Kendimi insan gibi hissediyorum. Yıllarca kadın yada erkek gözetmeksizin, bir tepki gelecek, yanlış anlaşılacak diye yabanileştiğimizi, kendi kabuğumuza çekildiğimizi anlamam kısa sürmedi orada. (Kadirin yeri öküz barda bir gece. Ortada ateş yanar etrafında dans edersiniz. köpük partilerinde ateşin esamesi okunmaz.)

Düşünsenize bir kadının karşısına, başka masalar dururken gelip oturduğunuzu. Yada otobüste boş koltuklar varken bir bayanın yanındakine oturduğunuzu. Arızaya geçer yanınızdaki, biz hep böyle gördük. Bunda karşımızdakinin suçu yok aslında. Toplum böyle. Asansörde damacana seven bir toplumuz nihayetinde. (Üstte; Alt kat yemekhane üst kat bar. Güzel voleybol izlenirdi. Altta; Olympos'a giden her erkeğin atladıktan sonra ergen kabul edildiği kayalık.)

Bu toplum sonuçta Olympos'a da ulaşmıyacak değildi ya. Yıllardır milletin kulaktan kulağa anlattığı "olm her yer ..cık kokuyor" sözü buralarında istila edilmesine vesile olmuştu anlaşılan. En azından ben öyle gördüm. Heryerde cinsel aktivitenin varlığı hissedilirken, duayenlerden türlü ensest ilişkilerinde yaşandığı duyumunu almıştım. Birçok yabancı berduş gördüm garsonluk yapan, Ot çeken. Fakat olaylara nasıl baktığınız bu noktada önemli oluyor. Benim gibi dağ taş gezen biri bir çok şeyi görmüyor. Eğer bir kız arkadaşım olsaydı yanımda, "toplum"dan ötürü sıkıntılar yaşayabilirdim. Çünkü toplum orada gezen her dişiyi çiftleşmeye geldi sanabiliyor. Olympos esasen antik bir kent ve denize gitmek için bu kentin içinden geçmek zorundasınız. Güzel keyifli bir yol. Gittiğiniz zamana göre geceleri Ay ışığı olabiliyor yada olmuyor. Karanlıkta gitmek ayrı bir tecrübe. (Üstte; Sahile çıktığınızda solunuzda kalan kalenin tepesinden sahile bakış. Altta; Sıcaktan bunalanlar için mükemmel bir mekan.)

Tabi birde ücret gerçeği var ören yerinden geçerken. Denize gidiyorsunuz ama her geçişinizde "ören yeri gezi ücreti" alıyorlar. Alakayı yıllardır çözemedim. Ama bununda çeşitli çözümleri mevcut. İster ormandan gidin, İster saat dört gibi gidin para vermiyorsunuz. Ben hiç para vermedim. Bununla öğünüyor değilim. Asıl O Bilet kesen arkadaşların övünmesi lazım. Kumsala sıfır yanaşan Rus yüklü gemilerden inenleri götürüp Olympos'u gezdiren rehberlerle yaptıkları anlaşmalar için. Ben onlara ne bilet kesildiğini gördüm nede para alındığını. Bütün bu çirkinliklere rağmen sahile geldiğinizde gördüğünüz manzara muhteşem. Herşeyi unutturuyor insana. Keza ben sahile dik inen dağları, uçurumları çok severim. Aynı sadece belgesellerden gördüğüm Yeni Zelanda gibi.



(Üstte; Sazak koyu. Fotomontaj yok tekneler havada. Altta; Sazak koyuna giriş.)


Bu sene tatil açısından şanslı olacakmışım gibi geliyor. Bu Dağların yamacından geçen bir Likya yolu var ki hala aklımda. Bir cesaret edemedim. Sizinde yolunuz bir gün buralara düşerse Kadirin yerini Fotolardaki gibi aramayın, biz o sene döndüğümüzde neredeyse tamamı yandı. İşte azizim okadar musubet bir adamım ben. Takılma benimle. Diğer herşey kanımca aynıdır. Umarım ören yeri girişindeki büfede duran amca hala oradadır. Eğer oradaysa şanslı hissedin kendinizi. İki muhabbet edin keyifli adamdır. Birasıda markettekilerle aynı fiyattır. (turizim mekanı diye geçirmek yok! sözü kulaklarımda.)


(Üstte; Denize koşan dağlar. Altta; yine sazak koyu. Bu pozu vermek için kayalara tırmanırken şortum yırtılmıştı.)


Tabi benim gibi sizde beş yıldızlı otel odasında sıkışıp kalamayanlardansanız. Yolunuz muhtemelen güneye düşüyorsa seçeneklerden birisi Olympos.
Kimisi için bakir bir diyar,
Kimisi için Rus, Alman hatunlar.
Mutlu kalın ve bu sene biraz daha fazla tatile odaklanın.

POSTED BY Chopartypical
DISCUSSION 4 Comments

4 Responses to : Tatil ve Hatırda Kalanlar

  1. temmuz başı Ordu derim ben. Denişiklik olmaağ mı?

  2. Darkohl says:

    Vona diyeceğidin herhal..

  3. şu resimlerle kafamda canlandı tatil ve kaçış planlarım D:D:D: önce para lazım tabi bide :D

  4. 300 liraya manyak tatil yapabilirim.

    200 lirasını alkole harcayarak.

    dağlar evim, şarap besinim, daha ne olsun.

National Geographic POD