Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

CİYUV!

* Çok mantıklı bir adam değilim belki ama hatrı sayılır derecede mantıklı sallayabiliyorum. Açık öğretim fakültesinde yeniden dirsek çürütmeye başlayalı pek olmadı ve geçtiğimiz aylarda, açıköğretim fakültesi, para kazanmaya çalışırken ne kadar ders çalışabileceğimizi ölçmek adına sınav yaptı. Tabiiki çalışmak denen şeyden zerre haz etmeyen bir insan olarak en fazla üç tane test sorusu çözüp, sevdiceğimin binbir türlü zahmetlere katlanarak internetten bulup, benim için indirdiği geçmiş yılların sınav soru ve cevaplarını dudağımla çıkartmış olduğum sıkılmış bir "tırff" efektiyle bir kenara fırlatmış ve hayatıma alkol, kadınlar, müzik, film ve lanet olası sikik yazıcılar eşliğinde devam etmiştim.

Sınav tarihine kadar oldukça sakindim ve her sınav muhabbeti açıldığında kıçımın kenar ifadesini dudaklarıma yansıtarak gülmüş ve herzamanki pişkin puşt ifademle "hallederiz" demiştim. Zira sınav tarihi geldiğinde, işe gitmediğim bir cumartesi gününde bile sabahın köründe kalkıyor olmak beni derinden yaralamışsa da, sınav salonuna girdiğim anda o bildik rahatlama ve "hallederiz" tribi yerleşmişti bünyeme. Hiç bilmediğim konularda, hiç bilmediğim cevaplar türettim. Kendime yapabileceğim en büyük iyilik mantık yürütmekti ve yazının başında da belirttiğim gibi bazen oldukça mantıksız bir insan olabiliyorum. Özellikle adını bile hatırlamadığım bir dersin, hatırlayamadığım bir sorusundaki "Nakit İnekleri", "Yıldızlar" gibi a'lı, b'li saçmalıklı cevapları görünce mantık denen olgu, bir babanın çocuğunu dizine oturtup "annen bir melekti yavrum" demesinin çocuğun aklında yarattığı saçmalıklar halini alması kaçınılmazdı.

Bunca inekli, yıldızlı taarruza rağmen mantıklı bir insan gibi davrandım ve girmiş olduğum yedi dersin, altı tanesinden geçer not almıştım. Gerçekten mantıklı bir hareket. Bu kadar mantıktan bahsedince, mantı olsa da yesek lan! diyesim geldi.. Neyse.

* Baharın gelmesiyle kızlar içlerindeki sevişgenlik hormonları nedeniyle iyice açıldı saçıldı, erkekler olmayan beyinlerini daha fazla kaybedip sadece çükleriyle düşünmeye başladı ve tüm bu yeteneklerden mahrum yaşlı insanlar ise gerçek anlamda balatayı sıyırmaya başladı. Yaşlılar çıldırmak üzere. Sevişememek onları delirtiyor; GÖREBİLİYORUM!

İşim nedeniyle İstanbul kazan, ben kepçe, devamlı yollarda olan bir insanım, malum. Son üç gündür her bindiğim otobüste kavga var, kendi kendine bağıran bir amca/teyze var. Delirmek üzereler. Kime sataşacaklarını şaşırmışlar. Hatta gördüm, yeminlen gördüm, amcanın teki teyzenin tekine kafa göz giriyordu, zor tuttular dsamıofsa. Bir İstanbul beyfendisi olduğunu iddia ediyordu ama "beyfendi yeter" diyen amcacıklara bile hayvan, köpek gibisinden yardırmalarda bulunuyordu. Tam deli. Seviştirmek gerek bi şekilde yoksa adam birilerinin kulağını kopartır yakında.

* 30 yılı görmeden alamayacağız sanırım şu kupayı sdmıofsad. Bu sene olur diyordum, yine olmadı. Sanırım lanetlendik. Tüm Türkiye arkamızda bu kupa finallerinde ama ters anlamda arkamızda. sdamfıoasd. Gassaray gassaray cinbonbon'lusu, Sekiztaş'lısı, Trabzon'lusu, Gayseri'lisi fark etmiyor, Fener gol yediği anda tüm yurttan GOL sesi yükseliyor en içten duygularla dsfmfsad. Çok ilginç. Bu kadar antipatik olmanın nedeni nedir diye düşünüyorum. Eziklik diye bir ampul yanıyor kafamda; söndürüyorum hemen, ampulü sevmem.

* Bazen olur ya hani, her zaman olmaz ama, bazen olur; rüzgarla birlikte havalara uçmuş, gökdelenlerle yarışan ve sanki bir daha hiç yere inmeyecekmiş gibi gururla uçan market poşedinin o gururla uçan halini görüpte yüzünü sevimli bir gülümseme kaplamayan adamla işim olmaz. Çok ciddi değilim tabi bu konuda ama işim olmazmış gibi geliyor şu an. Market poşedinin havadaki kendinden geçmiş hali, kendinden geçip dans eden insanlar gibin sanki. Mutluluk kokusu var, huzur var.

* Hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum, bilsem zaten ben merak etmezdim ama yine de gereksizce merak edip etmediğinizi düşünmüş bulundum ki gerçekten düşünüp düşünmemeniz pek umrumda değil; gözlük reklamlarında oynayan tiplerin dudakları hep bir Aysun KAYACI kafası yaşıyor. Hep böyle bir seksapel katma havası var, hep böyle bir dışarı doğru "müüüü" ediyor, hep böyle bir aralanmış ve ıslatılmış. Tamamiyle rahatsız edici bence. Gözlüklere mi bakıyoruz, dudaklara mı? Yoksa yandaki fotoğraf gibi memişlere mi? Töğbe yarebbim. Bu reklam piyasası insanın ahlakını bozuyor. Benim suçum yok, gerçek!!

* Teknik servis çantamdan çok muzdaribim. Çok ağır amk. Darası, yani boş ağırlığı kafadan 2 kilo çekiyor. İçinde bomba patlatsan dışarıdan hissedilmesin, tribine girmiş bir gövdesi var. Ve çok ağır, çok bunaltıcı. Ancak eski servis çantam kadar kötü değil tabi. Eski servis çantam direkt muhasebeci çantası gibiydi. Servise gidiyorum, kapıdan giriyorum ve müşterinin yüzündeki ifadenin "eyvah maliyeden geldiler" şeklinde alarmlar verdiğini görüyorum. Tipimden değil, direkt çantamdan böyle anlaşılıyordu. Muhasebeci kafasında yaşıyordum servisleri. Input sensör ile Output sensor arasındaki mesafenin milisaniye başına gecikmesini servis formunun borç kısmına, fuser ısısının derece bazındaki yüsekliğini veya düşüklüğünü servis formunun alacak kısmına yazmaya başlamıştım. Bir gün patron çağırdı ve formları gösterdi bana, "ne bu lan?!" dedi, boynumu eğdim önüme, "çantamı değiştirin" diyebildim gözümden süzülen yaşları tutmaya çalışmayarak...

Şimdi muhasebeci değilim belki ama bomba imha ekibi imajı vermediğim söylenemez.

* Son olarak; insanlar çok acaip lan! Ölüyorlar. sadmıfsa. Yani tamam, birden bakınca ölümleri kadar normal bir şey yok elbette ama, ölüme yaklaştıklarında, daha ölmeden hemde, gidip mezar satın alıyorlar falan sdmıfs. Gömülüp, çöplerini bu dünyada bırakıyorlar. Yeryüzü milyarlarca bir boka yaramayan bedenle dolu zaten ve yeryüzü daha milyonlarcasını da içinde barındırıyor. Ve aradan binlerce yıl geçip, işgüzarın teki bir yerleri kazıyor, "antik çağlardaki bir mezarlığa ulaştık" diyip kafatasını falan çıkartıp müzeye koyuyor samdfosd. Hani sanatçılar öldükten sonra ünlenir ya; değerini bilemedik tribi yaşar "sanatseverler"; işte öldükten sonra sonsuza kada ünlü olabilme şansı için kendilerini gömdürüyorlar belki. Ya da ölmekten ve yok olmaktan bu kadar çok korktukları için, kendilerini bir boka yaramaz hissettikleri için yeryüzüne bir mezar taşı bırakıp, dünyadan ruhen ayrılsa bile bedenen kalmak istiyorlar. Bilemiyore. Ben mezarım olsun istemem şahsen. Bir uzay filmdeki ışın tabancasının ateş edildiğinde çıkarttığı sesmişçesine kaybolmak isterim ortadan. "CİYUV!"

Hadi yeter lan. İyi dikiz kendinize canlar.

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 2 Comments

2 Responses to : CİYUV!

  1. sıradan bir insan gibi başlayıp yazıya ilginç istekleri olan bir adam olarak ölmek.. çelişkiler desin cem ;)

  2. yok yok, ufkum geniş :)

Bu gadget'ta bir hata oluştu