Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Bir Kenenin Pürüzsüz Vücut Aşkı...

Bir uçan kene olmasına rağmen, bayılıyordu kadın vücuduna. Tüm sene yaz aylarını bekliyor ve sahilde güneşlenen savunmasız ve pürüzsüz ciltlerle dolduruyordu arzularını .. Tek zevkiydi bu onun, bir uçan keneydi ancak tüyleri alınmış bir bacak onu en normal erkek insanı kadar heyecanlandırıyordu.


Yine, her sabah olduğu gibi gelmişti uğrak plajına. Güneşlenen kadınları seyre koyuldu konduğu bir gölgeden. Muazzamlardı. Denizde su topuyla oynayanları izledi, su toplarıyla beraber zıplıyordu memeleri. Saçlarından vücutlarına damlayan suları izledi. Ahenkle ve yavaş yavaş akıyordu sırtlarından kalçalarına doğru. Bir belgesel gibiydi bu plaj onun için. Tanrılar tarafından oynanan ve sunulan bir belgesel..


Öğle saatini biraz geçiyordu ve artık karnı acıkmaya başlamıştı. Pürüzsüz bir cilt bulacak ve ufak bir dokunuşla hem tatminini yaşayacak, hem karnını doyuracaktı.


Umarsız bir sarhoşlukla uçmaya başladı çıplak bedenler arasında. Kıllı erkekleri olanca hızıyla geçiyordu. Hem çirkin, hem tehlikeliydi onlar çünkü. Civarda karnını doyurmaya çalışan ve kadın vücudunun güzelliğinden zerre anlamayan diğer uçan kenelerin sonlarını görüyordu. Önce konuyorlar, sonra aceleyle hortumlarını saplıyorlardı kıllar arasındaki bedene. Acıyla irkilen beden, bir tokat olarak iniyordu üstlerine ve sonları, ayakları gökyüzüne bakar halde kumlara gömülmek oluyordu. Erkeklerden uzak dururdu. Kıllılarındansa ölesiye uzak dururdu.


Genelde yalnız bedenleri tercih ederdi. Arkadaşının üzerine konmuş bir uçan keneyi katletmeye çalışan yardımseverler de olurdu çünkü. Öğlene kadar gölgede vücutları izlerken, avlanmanın bir çok ayrıntısını da öğrenmişti. Erkeklerden ve kalabalık gruplardan uzak durmak en önemli maddelerdi. Erkek insanı hortumu yediği zaman sert bir ses çıkartır ve ani bir refleksle seni ezebilir, ancak narin bir bayanın yapabileceği en tehlikeli şey çığlık atmak olabilirdi. Ama genelde onlar en güzelini yapar; muazzam kalçalarından başlayan minik bir kas refleksiyle titrerlerdi.


Uzun uçuşunun sonunda, herkesten uzak, pürüzsüz ciltli ve bikinisinin üzerini çıkartmış güneşlenen bir tanesini gördü. Hemen dalışa geçip bacağının yanına kondu. Ses çıkartmadan izledi pürüzsüz güzelliği. Sekercesine zıpladı ve baldıra kondu. Çok istiyordu ama adeti değildi, hortumunu hiç bir bedene hemen sokmazdı. Önce bedenin tadını çıkartmalı, yakından izlemeli ve koklamalıydı; hissetmeliydi hücrelerine kadar.. Ufak bir sekiş sonrasında omuzlarındaydı. Bir vücuttaki en sevdiği yerlerdendi omuzlar. Ayrı bir havası vardı. Hele şimdiki bedende olduğu gibi, bir bayana göre fazlaca atletikse daha çok seviyordu. Kişisel bir zaaf gibiydi bu onun için, bir anlam veremiyor ve bir neden sunamıyordu bu omuz saplantısı hakkında..


Bir sıçrayış daha yapıp kalçalarına geldi. Burası son duraktı. Burada da biraz takılır ve emeceği kanı buradan alırdı. Pek kan olmayan bölgelerden biriydi belki ama en güzel kas irkilmesini burada yakalıyordu. Ufak bir irkilme ve titreyiş... Uvv..


Son izleyişlerini yaptı ve gerinerek sapladı hortumunu. İlk kan damlası ağzına geldiğinde hissettiği sert bir irkilme sesi ve inen darbenin etkisiyle, bedene girmiş olan hortumunun kendi gırtlağını parçalayıp, herşeyi karanlığa gömmesiydi...


Göğe doğru yükseliyordu döne döne.. Bedeniyle değil, ruhuyla..


Aşağıda, kumsalda, yüzlerce pürüzsüz bedenden bir tanesi, dört ayağı gökyüzüne bakan cesedini kuma gömüyordu. "İbneymiş .mına koduğumun çocuğu..." diyebildi gökyüzü bitip, artık karanlık hakim olduğunda...

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 3 Comments

3 Responses to : Bir Kenenin Pürüzsüz Vücut Aşkı...

  1. Darkohl says:

    her seferinde escinsellere olan fikrini baska sekilde dile getiriyorsunya, ben bunu anliyorum buradan.
    soz ben seni kollarim, bacaklarim da

  2. bazı erkeklerinde! vucudunda kıl yok ne diyeceğiz üstad. :)

  3. çok egzantrik bir yazı olmuş :)

Bu gadget'ta bir hata oluştu