Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

yine de o şarkı hiç bitmesin istersiniz

Sanki, seri bir şekilde sola yönelmek her gün yaptığım bir şeymişcesine, hızlı hızlı indiğim merdivenlerin bir diğer etabını yine aynı hızda tırmandım. Parmaklarım birazdan bulacağım 5 kuruşu tutabilmek için gereken şeklini almıştı.

Seyrine koyulduğum yolumda aniden 2 kadın ve bir çocuğun -ki birisinin annesi olduğunu anlamak güç değildi, çimenlere atılıp koşmaya başlaması ve yağmış yağmur yüzünden minik bir gölete dönüşmüş çimenlerden sıçrattıkları sular, ramazandan beyinleri gidip gelen insanlara tiyatro etkisi yaratmıştı. Saliselik çektiğim azar seramonisine katlanmak zorunda kalan koyun sürüsünden bir kaç kaçığın kendilerine gelmeleri pek uzun sürmedi.

Böylece metrobüse binerken yarattıkları azameti yenilemeye ve hayatlarında tek gayeleri hep bir yere yetişmek olan insancıklar rolüne geri dönüverdiler.

Oysaki o an, tek başıma yürümenin vermiş olduğu yoksunlukla günlük yaşantım hakkında beyin fırtınası yaratıyordum iç dünyamda bir yerlerde.

Her sabah ya da mütemadiyen;
bir şekilde göz göze geldiğim, bacakları parantez olan ama giydiği kıyafetleriyle çantasına ve ayakkabılarına nasıl bu kadar başarılı bir uyum sağlayabiliyor bu diye, beni düşünmek zorunda bırakan enteresan gözlüklere sahip teyze,

önünden geçerken gördüğüm çalıştığı firma yüzünen, bilgisayar mühendisliğinden mezun olarak yazılımcı programcı tarzı bir şahış olduğuna kendimi inandırdığım ve hep aynı köşede bazen yanlız bazen de, değişkenlik gösteren arkadaş takımıyla mesai öncesi sigara içen genç,

aynı yerde her seferinde, bozuk paralarını sayarken yakaladığım, harçlığını simit satarak kazanan genç,

köşeyi döndüğüm vakit dışarıya koydukları ıvır zıvırların tozlarını en ince ayrıntısına kadar aldığını yakaladığım aktarcı genç ve bunun gibi kendinizi kasmasanız da bir şekilde muhakkak size, rastlantı tesadüf ya da olasılıkların neler olduğunu gösteren pek çok durumla karşılaşmanız, ister istemez cevap sız sorulara yönelmenizi sağlıyor.

Alışkanlıklar geride kalabiliyor, eskiyi özleyebilirsonuz, istediklerinizi elde edemeyebiliyor ve istemediklerinize de zorla sahip oldurulabiliyorsunuz. Kendinizle aynı bilince sahip olamayan bir çevreyle bile olmak gününnüzün geri kalan bazı kısımlarında anlık fütürsuzluklar yaratınca yadırganabiliyorsunuz.

Aslında sevdiceğim gibi rahat olmak var, kasmadan olabildiğince ama işte bunu görebilip yaşamak gerek ki anlam verebilesin. Onun gözünden bakabilmeyi başarmak var. Rahatlığın hangi rahatlık olduğu ise hayatın her anında gizli ve dolayısyla u can't touch this

POSTED BY Darkohl
DISCUSSION 0 Comments
Bu gadget'ta bir hata oluştu