Say No to Fur!

Say No to Fur!
Fur is for animals.

Aleksandros Grigoropulos

Yorum yapmadan alıntılıyorum. Darısı bu ülkenin yargısız infazcılarının başına!

Atina'da 15 yaşındaki Aleksandros Grigoropulos'u göğsünden vurarek öldüren polise ömür boyu hapis cezası verildi. Karar üçe karşı dört oyla alındı ve hiçbir indirim uygulanmadı.

Yunanistan’da 15 yaşındaki Aleksandros Grigoropulos’un ölümüne sebep olan polis memuru Epaminondas Korkoneas müebbet hapis cezasına mahkûm edildi. Mahkeme hiçbir ‘hafifletici nedeni’ dikkate almadı.

Komşu da ‘yargısız infaz’a en yüksek cezayı verdi. Türkiye’deyse ‘yargısız infaz davaları’nda sonuçlar iç açıcı değil. Birçok dava beraatle bitti. Son yıllarda cezalar çıksa da mahkemeler sanıklar lehine indirim hükümlerini uyguladı. Türkiye’de arşivlere geçen ‘yargısız infaz’ olayında verilen en yüksek ceza 16 yıl sekiz ay...

Aleksandros’un ölümü
Atina’yı birbirine katan ve tüm dünyada da izlenen olaylar 7 Aralık 2008 tarihinde başladı. Grigoropolus ve arkadaşları Atina’nın Eksarhia semtinde iki polisle kavgaya girişti. Kovalamaca sırasında Korkoneas tabancasını çekip ateş etti. Mermi demir parmaklıklara ardından da Grigoropulos’un göğsüne isabet etti.

Grigoropulos’un ölümü başkent Atina başta olmak üzere tüm ülkede eşi görüşmemiş terör, şiddet ve yağmalama olaylarının fitilini ateşledi. İki hafta süreyle Yunanistan’a kaos hakim oldu.

Sloganlar Nazım Hikmet’ten
100 milyon avroluk hasarın meydana eldiği olaylarda 600 dükkân ve 600 otomobil tahrip edildi, onlarca karakol basıldı, çoğu polis 80 kişi yaralandı. Polisin kullandığı gözyaşartıcı bomba stokları tükendi.

Anarşist grupların başlattığı eylemleri öğrenciler sürdürünce okullar günlerce kapalı kaldı. Öğrencilerin hareketsiz durma emri alan polislere un ve yoğurt kâseleri fırlattıkları gösterilerde sloganları Nâzım Hikmet’in ‘Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak... Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa’ mısralarıydı. Bazı gösterilerde de halk polisleri dövdü.

Başbakan özür diledi
Dönemin başbakanı Kostas Karamanlis Grigoropulos ailesinden özür diledi. İki buçuk yıl sonra bile Atina şehir merkezi hala eski canlılığını kazanamadı.

Tüm bu olaylar olurken Korkoneas hakkında dava açıldı. Mahkeme sanığın korkutmak için havaya ateş açtığı iddiasını kabul etmedi. Duruşmalar yeni olaylara sebebiyet vermemesi için Atina’ya 180 kilometre mesafedeki Amfissa şehrinde görüldü. Sekiz ay süren ve 80 oturumun yapıldığı davanın karar gününde, Grigopolus’un anneanesi ile Saraliotis’in annesi arasında kavga çıktı.

‘Oğlumu fare gibi ezdiler...’
Grigopulos’un annesi Ermeni asıllı ünlü kuyumcu Cina Çalikyan “Oğluma ateş ettiler, sonra da bir şey olmamış gibi yaptılar. Oğlum onlar için yolda ezdikleri bir fareden farksızdı” dedi.
Davanın sonunda Yunan hâkimler üçe karşı dört oyla polis memuru Epaminondas Korkoneas’ı 15 yaşındaki Aleksandros Grigororopulos’un ‘katili’ olarak müebbet hapis cezasına çarptırırken, ‘hafifletici hiç bir sebebi’ göz önüne almadı.

‘Herkes potansiyel hedeftir’
Türkiye’de ‘yargısız infaz’ davalarında çıkan bilinen en yüksek ceza 16 yıl sekiz ay. Antalya’da 2008’de 18 yaşındaki Çağdaş Gemik motosikletiyle giderken ‘dur ihtarına’ uymadığı iddiasıyla vuruldu. Soruşturmayı yürüten savcılık, olayın ‘kasten adam öldürmeye’ girdiğini belirtti ve sanık Mehmet Ergin hakkında dava açmıştı.

Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi, ağustos 2009’da davayı sonuçlandırdı. Hakkında ‘müebbet hapis istenen sanığa ‘olası kastla insan öldürme’ suçlamasıyla 20 yıl hapis cezası verildi. Bu ceza daha sonra ‘iyi hal’den 16 yıl 8 aya indirildi. ‘Yargısız infaz’ davasında çıkan bu ceza insan hakları savunucularınca ‘olumlu’ karşılandı.

‘Meşru müdafaa’ beraatı
Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın araştırmasına göre 2007 - 2010 yılları arasında 40 kişinin polis kurşunuyla öldüğü Türkiye’de Gemik davası bir istisna.
Kamuoyunun yakından takip ettiği dosyalardan biri 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz öldürülmesiydi. Uğur ve babası 21 Kasım 2004’te evlerinin önünde açılan ateş sonucu hayatını kaybetmişti.

Uğur’a 13 kurşun, baba Ahmet Kaymaz’a ise sekiz kurşun isabet etmişti. Olayla ilgili dört polis hakkında dava açıldı. Polisler önce açığa alındı sonra dava başlamadan görevlerine iade edildi. Tutuklama olmadı ve Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi Nisan 2007’de dört polis hakkında ‘meşru müdafaada bulundukları’ gerekçesiyle beraat kararı verdi. Yargıtay da onadı.
11 Mayıs 2006 yılında Fatih’te 23 yaşındaki Aytekin Arnavutoğlu da ‘dur’ ihtarına uymadığı iddiasıyla vuruldu. Sanık polis Bayram Engin hakkında önce ‘ceza sorumluluğunun sınırının aşılması suretiyle adam öldürmek’ten 1 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Fatih Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlayan dava daha sonra ‘kasten adam öldürmek’ten yargılanması için ağır cezaya gönderildi. İki yıl süren yargılamanın sonunda mahkeme heyeti sanığa önce ‘kasten adam öldürmekten’ müebbet hapis cezası verdi. Daha sonra, suçun ‘olası kast’ kapsamında olduğuna hükmederek cezayı 20 yıl hapse, ardından ‘haksız tahrik altında’ işlendiğine karar verip beş yıla indirdi. Son indirim ise sanığın duruşmalardaki iyi halinden geldi, ceza, 4 yıl 2 ay hapise düştü.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) kolluk kuvvetlerinin neden olduğu ölüm olaylarıyla ilgili raporunda, “Bu ülkede yaşayan her meslekten her yaştan, her cinsten herkes kolluk kuvvetlerinin potansiyel hedefi durumdadır” yorumunu yaptı.

THİV Dokümantasyon Merkezi tarafından hazırlanan rapora göre, 2007 yılında 24, 2008’de 37, 2009’da 48 ve 2010 yılının ilk üç ayında da dört kişi ‘yargısız infaz’ sonucu yaşamını yitirdi. Raporda şöyle denildi: “Bu ülkede yaşayan her meslekten, her yaştan, her cinsten herkes kolluk kuvvetlerinin şiddetinin potansiyel hedefi durumundadır.”


Ve ek olarak bir okuyucu yorumu:

ağlamayan bebeğe meme vermezler - 12/10/201014:25

biz sustukça bu ülküde hukuk sistemide, sağlık sistemide, eğitim sistemide ve aklınıza insan gibi yaşamamızı gerektirecek ne geliyorsa hiçbiri yoluna girmeyecektir...Biz perde aralığından sinsice bakacağız sokağımızda olanlara, evimizdeki kutudan seyredeceğiz bize çok uzak ülke olaylarını, sanki hiç başımıza gelmeyecekmiş gibi, kendi ülkemize yabancı kalarak..biz hırsızları, sözünde durmayanları seçmeye devam edeceğiz...hiç birzaman hesap sormayacağız..bu halk hesabını sorar sandıkta falanda hikaye...zaten her yerde çok iyi kuralına uydurulan sonuçlara tanık olup ssusmaktada iyiyiz...polis, memura, öğrenciye, esnafa cezasını verecek, ama sokaklarda eli silah tutan uyusturucu, kadın pazarlayan, rastgele adam öldüren kişileri rahat bırakacak..bunun karşılığını alacak tabi...toplumca öğrendik hep devlete kızmayı, ama hiç onu sorgulayıp asağıya almak aklımıza gelmiyor..hep aynı seyi söylüyoruz " daha iyisimi var..bu gitsin gelende aynı olacak..."..ama onlara asıl ders vermesi gereken onları korkutup bize hizmet etmeleri gerektiğini neden secildiklerini hatırlatmakta bizim elimizde...ama anlıyorum artık hiçbirimizin umudu yok..yoksa bu ülke nelere şahit oldu, baska bir yerde bunlar olsaydı hersey daha farklı olurdu...topluca vazgeçtik düzeleceğine olan inançtan, kendimizden vazgeçtik..okadar güzel susuyoruz ki konuşmaya kıyamıyoruz...polisler nasıl dayanabiliyor tüm bu iskencelere, infazlara, joplamaya..bi aileleri vardır mutlaka onlarla iliskileri nasıldır acep...özel bir yöntemlemi hissizlestirilip devam ediyorlar yüce mesleklerini icra etmeye...Yana yakıla dua etmeye devam edelim, hedefini sasırmıs kursuna, raydan çıkmıs arabaya, açılmıs çukura, yanlıs iğneye, canı sıkılmıs memur tarafından içeri alınmaya, öğretmen olduğunu unutmus dayakçıya, gözü dönmüs bir serseriye (vs.vs.vs. gerisini siz ekleyin) denk gelmemek için sabah aksam dua edelim..baska ne gelirki elimizden..bize bu öğretiliyor her geçen gün daha büyük bir kararlılıkla....

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=1023338&Date=13.10.2010&CategoryID=81

POSTED BY (Süper)Cem
DISCUSSION 0 Comments

National Geographic POD